The Last of Us İnceleme

The Last of Us’la kimi hangi kefeye koyacağınızı öğreneceksiniz! Sizler için bu güzel yapımı mercek altına aldık.

Yeni doğan bir bebek babasının kucağında ne kadar mutluysa, dünyaya geldiğinden beri görmediği birinin kucağında da bir o kadar kuşku ve korku içerisindedir. Babasına olan imanı, yani inancı, bebeğe hiçbir zarar görmeyeceğini söyler, kucaktan düşme ihtimali olmasına rağmen yüzü güler! Bizler imanlarımızda sıkıntı mı yaşıyoruz acaba? Zira kıyamet senaryoları üretmekte pek bir başarılıyız…

Naughty Dog’un PlayStation 3’e özel olarak geliştirdiği yeni dijital sanat eseri The Last of Us çıkışını yaptı. Oyunun Türkçe altyazı desteklediğinin de altını çizelim unutmadn. Duyurulduğu andan raflarda yerini alıncaya kadar her oyuncuya sunulan içeriğiyle ilgileri üzerine çeken oyun, birçok merci tarafından şişirilmiş durumda. Aman dikkat! Burada oyun sanıldığı kadar güzel değil demek istemiyorum. Bilakis üzerinizde uzun süre etki bırakacak harika bir yapım. Öyle ki normalde sitede bize ulaşım sırasına göre oyunları inceliyoruz, elimdeki incelemeleri bırakıp The Last of Us’a öncelik verdim… Peki ne oldu da The Last of Us önceliğimiz oldu ve neden bazı mercilerce şişirildi?

the-last-of-us-ellie-joel

Habitatın insanlığın üzerine çöktüğü bir dünyaya yolculuk yapıyoruz The Last of Us’ta. 2013’te vahşi mantar salgını boy gösterir. Dünya üzerinde yaşayan insanların yarısından çoğu bu olay sonucu ölür. Geriye kalan insanlar ise küçük koloniler halinde belli başlı bölgelerde yaşam mücadelesi verir. Bizim hikayemiz ise bu belanın açığa çıktığı günlerde başlıyor. Salgının ciddi anlamda hissedildiği ilk anlardaki o telaşı neredeyse her hücremize işleten oyun, dakikalar sonra bizi salgından 20 yıl sonrasına götürüyor. İki insanın kaderinin düğümlendiği o yıllara üçüncü kişi olarak biz de dahil oluyoruz. Naughty Dog, Uncharted 3’te olduğu gibi film vari bir oyunla karşımızda. Konu çok klişe de olsa işleyiş, sunum ve değerler açısından akranlarına göre çok daha başarılı.

Oyunda ana karakterimiz (!) Joel iyi bir aile babasıdır. Ama salgın her şey gibi onu da değiştirmiştir. Salgından yıllar sonra gayrimeşru işler yapan Joel, Ellie adlı minik bir hanımla beraber ölümcül ve gerçekten acımasız bir maceraya atılır… Senaryo cephesinde atmosfer ve adları dışında karakterlerimiz hakkında pek fazla bilgi vermek istemiyorum. Zira yaptığım bir araştırmaya göre buradan ileriye bir adım atarsam spoiler verebilirim, o nedenle daha fazla ileri gitmiyorum.

the-last-of-us-america

2033 Amerika’sında askeri sınıfın yönetimi altında yaşayan kolonilerin yanı sıra anti militarist milisler, haydutlar ve virüs kaparak (enfekte olmuş) insanlıktan çıkan yaşam formları arasında amansız bir mücadele var. Bu arada düşmanlarımızı böylece öğrenmiş oldunuz. Öyle bir dönem ki Joel’ın Ellie’den, Ellie’nin Joel’dan başka dostu yoktur. Milisler ile askerler dışında en canımı sıkanlar haydutlar ve hastalıklılar. Haydutluk, yamyamlık yaptığı ve keyfi insan avladıkları için fikir bakımından zaten canımı sıkan bir olgudur. Bu yüzden film, dizi ve oyunlarda bu yapıya sahip insanları görünce gerim gerim gerilirim. Peki ya virüs bulaşanlara ne demeli? Mantar sporları kapan biri tarafından ısırıldığında veya bu sporlara direk maruz kalanlar bir süre sonra virüsün etkisiyle tamamıyla aklını yitiriyor ve saldırganlaşıyor. Virüs kapan insan çok uzun bir süre sonra tüm vücudu mantarlara kaptırıyor. Ortada insandan çok iki ayaklı mantarlar dolaşmaya başlıyor… Daha çok sese duyarlı olan bu canlılar, oyunda bizi en çok zorlayacak düşman türü dersem yanlış yapmış olmam. Eğer zombiler sizi geriyorsa bu mantar zombileri de sizi bir hayli gerecek…

Oyunda yakın dövüş, ateşli ve patlayıcı olmak üzere çeşitli birçok silah kullanabiliyoruz. Bu silahları geliştirmek de mümkün. Silahları geliştirebildiğimiz gibi karakterimizin yetilerini de atmosfere daha dayanıklı hale getirebiliyoruz. Bunun için çevreye serpiştirilmiş ilaçları toplamamız lazım. Silahlar için de çeşitli araç ve gereçleri topluyoruz. Kimi silahları anlık geliştirirken kimileri için de sanayi tezgahlarını bulmanız gerekiyor. Ayrıca elinizdeki bazı eşyaları birleştirerek çakı, sağlık paketi, molotof kokteyli gibi mühimmat da üretebiliyorsunuz. Oyunda tatminkar bir karakter geliştirme ve üretim sistemi var.

the-last-of-us-zombie

Ve her zaman her şeye sahip olmuyorsunuz. Yani bu özellikleri de oynayışınıza göre ayarlıyorsunuz. Ben hızlı ilerlemek için karakterimin can barımı ve seslere olan duyarlılığı artırdım. Silahlarda da mermi kapasiteleri ile hızlı doldurma gibi özelliklere ağırlık verdim. Böylece düşmanlarla çatışmalarım kısa ve daha eğlenceliydi. Son olarak Naughty Dog’un Uncharted serilerini oynayanlar, kontrollerde ve oyun dinamiklerini kullanmada pek bir zorluk yaşamayacak. Adeta daha önce The Last of Us oynamış gibi hissedecekler kendilerini. Bu yüzden oyuna en zor seviyede başlayabilirler.

Düşmanlarınızı çatışmaya girerek haklayabilirsiniz ama o atmosfere gizlilik daha çok yakışıyor. Zaten her düşmanla karşılaştığınızda silaha davranırsanız mühimmatsız kalıyorsunuz. Oyun da sizi gizli ve sessizce ilerlemeye itiyor. Bu arada yapay zeka size göre davranıyor. Eğer düşmanı çok fazla şüpheye düşürmezseniz daha çok hataya açık oluyorlar. Ama silahlar, düşmanı da tedirgin ettiği için daha öldürücü hareket ediyorlar. İçerisinde bulunduğunuz haritada düşmanlarınıza yaklaşabileceğiniz birçok yol mevcut. Silahlı çatışmalara nazaran yakın dövüşler daha heyecan verici. Uncharted serilerinde olduğu gibi düşmanları döverken çevreyle de etkileşime girerek duvarları, masaları ve benzeri birçok alanı son darbeler için kullanabiliyorsunuz. Tabi bu tür dövüşler ses çıkartıyor. Ama düşmanı sessizce haklamak isterseniz, insan veya mantar kafa fark etmez, arkadan yaklaşarak yakalayıp boğma ya da el yapımı çakınızla boğaza bir dokunduruş yapma gibi seçenekleriniz de mevcut.

the-last-of-us-ellie-joel-2

Trilyonu bulan ölüm sayısı şehirleri harabe bir hale getirmiş. Şehirler neredeyse ormanlara dönmüşmüş durumda. Hal böyle olunca oyun boyunca düşmanlar kadar habitat da yaşamanıza engel oluyor. Suyla dolan temeller, sporlarla boğulan binalar, harabe olan ulaşım yolları size çoğu zaman zorluk çıkartıyor. Bu gibi durumlarda etrafta önünüze çıkacak engelleri aşacak merdivenler, Ellie ile yardımlaşarak açabileceğiniz kapılar veya tırmanabileceğiniz yükseltileri tespit etmeniz gerekiyor. Eğer bu işte biraz gecikirseniz hem oyun hem de Ellie dikkatinizi çözüm yoluna geçiyor.

Oyunda Ellie başta olmak üzere zaman zaman önünüze çıkacak olan diğer karakterler ile oldukça etkileşim içerisindesiniz. Karakterler de çevreyle etkileşim içerisinde. Ellie’nin hareketleri çok sempatik, komik, çocuksu, temiz, sevgi dolu… Dost ve düşman karakterlerle iletişim içerisinde olacağınız birçok olay gelişiyor oyunda. Oyunun bir bölümünde çok absürt bir ses duydum. Etrafıma bakındım nereden geliyor diye, emin olmadım ve olduğum yere çöktüm. Fakat Ellie ayaktaydı ve dudaklarını büzüştürüp ıslık çalmaya çalışıyordu. Oysa ben o sesi farklı bir yaratığa ait olduğunu sandım. Ellie döndüğümde ıslık çalmaya çalıştığını söyledi… Daha böyle niceleri beklenmedik anlarda tebessüm etmenize veya duygu selinde boğulmanız sebep gelişmeler yaşanıyor.

the-last-of-us-crafting

Karakterlerine saygı duyduğunuz ve sevdiğiniz dizi veya filmlerdeki gibi The Last of Us’ta hızlı bir şekilde sizi içine çekiyor ve hikayenin akışına kapılarak gerçek dünyadan kopmanıza vesile oluyor. Fakat bu güzel ortam çok kısa bir süre sonra mahvoluyor. Çünkü düşman yapay zekası sizin yanınızdaki dost karakterleri görmüyor veya duymuyor diyebilirim. Siz saklana saklana düşmana ilerlerken bir anda Ellie düşmanın yanına doğru koşuyor, koşarken çevredeki herhangi bir şeyi devirerek ses çıkartabiliyor ama düşman adeta Ellie yokmuş gibi davranıyor. Oyunda Ellie’ye zaman zaman yanımızda yer alan dost karakterlere komut versek çok daha iyi olabilirmiş. Başlarına buyruk davranmaları koca oyun boyunca yer yer içerisine girdiğiniz kıyamet atmosferini bir anda yerle bir edebiliyor. Ne yazık ki The Last of Us yapay zeka açısından sınıfta kalmaya meyilli belirtiler gösteriyor.

Yapay zeka kadar grafiklerin de beni şaşırttığını söyleyebilirim. Bu zamana kadar çıkan videolar ve yayınlanan görseller Uncharted 3 ve 2’den daha iyi duruyordu ama ne yazık ki beklediğim kaliteyi göremedim. Bu demek değil ki grafikler kötü. Birçok konsol oyununa nazaran The Last of Us başarılı grafikler sunuyor ama Naughty Dog sınırları zorlamak yerine daha önceki oyunlarında sunduğu kaliteye varamamış. Grafikler ve efektler kalite bakımından kimi haritalarda Uncharted 1.5 iken kimi haritalarda Uncharted 3’ü tadında. Ben bu işi anlamadım…

the-last-of-us-multiplayer

Oyunda haritaların daha büyük ve keşif duygusunun daha tatminkar olması gerekiyordu diye düşünüyorum. Ne yazık ki derinlik hissi başarılı verilse de, Crysis 2’den sonra bu oyuncular koridor sisteminin kurnazlıklarını yutmaz oldu, hareket alanınızın kısıtlı olduğunun her zaman bilincindesiniz. Birkaç düşmandan sonra da istediğiniz kadar ses çıkartın herhangi bir sorun yok. Neden Left 4 Dead’teki gibi akınlar olmuyor? Ayrıca yolunuzun üzerinde çok az sayıda girebildiğiniz bina mevcut, çevreyle etkileşim ise yapımcıların izin verdiği derecede kısıtlı denilebilir. Sadece dolaplar, çekmeceler ve haritanın %100 diplerine yerleştirilen teçhizatlar ne yazık ki kıyamet sonrası bir dünyada yaşam mücadelesi vermeye çalışan oyuncular için yeterli keşif duygusunu aşılayamıyor. Oyunu ilk defa oynuyorum ama neredeyse tüm teçhizatların yerlerini elimle koymuş gibi buluyorum.

Neredeyse birbirinin aynı iki farklı oyun modu bulunan multiplayer’ın üzerinde çok durulmamış gibi ama işleyiş bakımından da ilgi çekici. Fireflie ya da Hunter’ları seçerek çoklu oyuncu bölümüne geçiş yapıyorsunuz. Seçtiğiniz oluşumun bir askerisiniz ve erzak için belli bölgelerde araştırma yapıyorsunuz. Ama o bölgelerin sahipleri olduğunu iddia eden karşı tarafla çatışmaya girmek zorunda kalıyorsunuz… Her oyun bir gün demek ve her geçen gün grubunuza yeni şahıslar katılıyor. Haliyle ihtiyaçlarınız artıyor. Her oyunda düşman hakladıkça ve çevreye serpiştirilen erzakları topladıkça hem güne tekabül eden erzağınızla grubunuza katılan kişileri hayatta tutuyor hem de karakterinizi, silahlarınızı ve savaşçı sınıflarınızı geliştirebiliyorsunuz. Senaryodaki içeriklere nazaran daha fazla silah çeşidi, düşman haklama animasyonu ve karakter geliştirme seçenekleri olan multiplayer kısmen başarılı denebilir. Bu arada hafta başlarında yeni gelişmeler olduğu gibi bir oyunu terk ettiğinizde erzaksız dönüş olarak sayılıyor, koruduğunuz grupta aç ve hasta kişiler belirmeye başlıyor.

the-last-of-us-america2

Yapay zekadaki talihsizlik, grafiklerdeki yer yer kalite düşüşleri, keşif hissiyatının yeterince verilememesi ve multiplayer’da silahlı çatışma sığlığı gibi nedenler oyunun puanını nezdimde bir hayli düşürse de son zamanlarda oynadığım tadı damağımda kalan yegane oyun olarak enler listemin ilk sıralarına oturuyor The Last of Us! Karakter tasarımları, karakterlerin kişilikleri, karakterler arası diyaloglar, gerçekçi dövüş/savaş dinamikleri, karakter gelişimi, üretim sistemi, anlık aksiyonlar ve mini bulmacalar ile hikaye akışı birleşince ortaya epik bir oyun çıkmış. Her PlayStation 3 sahibinin bu oyunu edinip, benim yaşadığım tecrübeyi yaşamasını öneriyorum. Asla pişman olmayacaksınız.

Son olarak The Last of Us’ın eğlenceli bir oyun olduğunu söyleyemem. Vaat edilen eğlenceden çok insanların ölümcül bir virüs ile mücadele ettiği atmosferi gerçekçi ve duygusal bir şekilde sunmak. Oyun bunu başarıyor. Hayatımda izlerken içerisine etki edebildiğim bir film olacağını düşünmezdim. The Last of Us beni gerçek dünyadan aldı ve bir süreliğine dijital dünyaya hapsetti. Hala ‘Keşke bitmeseydi.’ diyorum. Hatta bir an sadece oyuncu olmayı ve bu oyunu sindire sindire günlere yayarak oynasaydım dediğim dahi oldu. Uzun lafın kısası affetmeyin, koleksiyonunuza The Last of Us için bir yer açın.

[easyreview title=”SONUÇ” cat1title=”Puanı: 85″ cat1detail=”

Platform: PlayStation 3

Ekran: BenQ XL 2410T

Sponsor: Sony, PlayStation Türkiye

The Last of Us’ta bazı değerlerinizi yeniden ölçüp tartacaksınız, yeri gelecek duygusal patlamar yaşayacaksınız. Bu yapısıyla The Last of Us’ın oyundan öte bir şey olduğunu söyleyebilirim. Oynayın, oynatın.” cat1rating=”8.5″]

 

Oyun bittikten ya da oyundan sonra izleyin: I Am Legend, World War Z, 28 Days/Week Later, Children of Men.

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Talha Turhal

Tarih ve tarih konulu oyunların aşığı. Bu devrin adamı değil. Teknolojiyi hem seviyor hem nefret ediyor.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir