Song of the Deep İnceleme

Su altını her zaman ilgi çekici buluruz değil mi? Ancak küçük karakterimiz Merryn, su altının ne kadar tehlikeli olabileceğini bizlere gösteriyor.

Denizlerin o masmavi suları; bazılarımız için bu sıcak günlerde (bu ifadeyi yazarken hava tam 38 Derece) serinlemek için eşsiz bir tercih iken, bazılarımız için uçsuz bucaksız keşif imkanları sunan, bilinmeyeni aydınlatan büyüleyici bir dünyadır. İnsanların bu masmavi sulara duydukları ilgiden haberdar olan oyun geliştiricileri, sanal ortamın imkanlarıyla deniz temalı oyunları bizlere sunmuştu. Hepsinin farklı birer hikayesi vardı. Kiminde para peşinde koşan bir korsanı oynamış, kimisinde ise kayıp gemileri bulma çabasında bir araştırmacı dalgıç olmuştuk. Song of the Deep ise bize; türünün diğer örneklerine kıyasla daha masum ve daha içten bir hikaye sunmaya çalışıyor.

Genel olarak side-scrolling tasarımındaki oyunlara ayrı bir ilgi duysam da, hele ki sualtı teması işlenmişse saatlerimi bu yapım başında geçirmekten kendimi alıkoyamam. Aquaria ve Depth gibi oyunlar başta olmak üzere hem PC’de hem de mobilde bu temalı oyunları severek oynadığım için Song of the Deep’i bir süredir takip ediyordum ve çıkışını merakla bekliyordum. Ratchet & Clank serisiyle tanıdığımız Insomniac Games imzasını taşıyan oyunun altı gün önce de Steam üzerinden satışa sunulmasıyla birlikte hemen oyunu edinip bilgisayar başına kuruldum ve özlemini çektiğim o masmavi dünyaya nihayet kavuştum.

song of the deep 1

İlk paragrafta belirttiğim gibi oyunumuzun içten ve masum bir hikayesi var. Balıkçı bir adam ve küçük Merryn; deniz kıyısında yaşayan, birbirlerini çok seven bir baba-kız çiftidir. Merryn diğer çocukların aksine fazla oyuncağı olmayan, mutluluğu babasıyla beraber vakit geçirmekte ve onun anlattığı deniz hikayelerinde bulan bir kızdır. Zengin değillerdir, hatta bazen yemek bulmakta bile zorlandıkları günler olur, ancak Merryn babasıyla geçirdiği her günün kıymetinin fazlasıyla bilincindedir. Babası bir gün, her zaman olduğu gibi teknesiyle denize açılır ve Merryn, onu beklemeye koyulur. Zaman gelir ve geçer, ancak babası bir türlü gelmez. Beklemekten yorulan küçük kız uykuya dalar ve rüyasında babasını görür. Babası suların altında mahsur kalmıştır ve kızının yardımını beklemektedir. Merryn uyandığında ne yapacağını düşünür ve evlerinin yanında bulunan hurdalarla kendisine ufak bir denizaltı hazırlayıp babasını kurtarmak için denizlere açılır.

İlk sinematiği izledikten sonra klavye ve faremiz yardımıyla küçük denizaltımızı yönlendirmeye başlıyoruz. İsterseniz menü aracılığıyla yönlendirme metodunuzu kontrolör olarak değiştirebilirsiniz, ancak ben klasik ikileden yana tercihimi kullandım. Burada değinmek istediğim noktaların ilki oyun kontrollerini zapt etmekte yaşadığım sıkıntılar olacak. Kontrol kolaylaşsın diye klavye fare ikilisi tercih edilse de yönlendirme; doğru hassassiyet ayarını bulup alışıncaya dek gerçekten sinir bozucu oluyor. Öyle ki ilk dakikalarda denizaltını sürekli olarak etraftaki kayalıklara çarpıp durdum. Ancak çevredeki doğal ögeler ile etkileşimin hasara neden olmadığını fark edince rahatlayıp yalpalaya yalpalaya ilerlemeye devam ettim.

song of the deep 2

Doğal ögeler ile etkileşim hasara yol açmıyor dedik diye güvendeyiz sanmayın. Etrafta bizi bekleyen pek çok tehlike mevcut. Merry’in babasından dinlediği hikayelerde duyduğu deniz analarını andıran canlılardan dev yengeçlere kadar pek çok farklı düşman oyun sırasında karşımıza çıkıyor. Bunlarla savaşmak için gemimizin ön tarafında bulunan kanca benzeri yapıyı kullanabiliyoruz. Bu savaşlar hakkında belirtmem gereken iki olumsuz görüş var. Birincisi fazlasıyla kolaylar: Oyunu ilk olarak orta seviyede oynadım ve pek dişli bir rakip bulamadım kendime. Bunun üzerine seviyeyi arttırıp denediğimde farkı hissetsem de gene de o beklediğim rekabeti bulamadığım düşüncesindeydim. İkinci şikayetim ise bu dövüşlerden kaçınmak çok mu çok kolay. Düşmanın geldiğini görünce hemen ilerleyebileceğiniz ikinci bir yol bulup düşmanı arkanıza alabiliyorsunuz. Sizi bir süre takip etseler de peşinizi kısa sürede bıraktıkları için şiddete hiç başvurmadan ilerlemeye devam edebiliyorsunuz. İlk başlarda gereksiz yere böyle bir sinsiliğe başvurduğumu düşünüyordum ama zaten eğlenceli olmayan dövüş sistemini kendime hatırlatınca doğru olanı seçtiğim konusunda ikna oldum.

Oyunda dikkate almamız gereken sol alt kısma yerleştirilmiş iki bar mevcut. Bunlardan ilki olan can barı; denizaltımızın sağlığını temsil ediyor. Çevredeki canlılar ve çeşitli engeller canımızı düşürebiliyorlar. Canımız düştüğünde Merry’nin sol altta bulunan ifadesi birden üzgün bir hal alıyor. Hatta ölüme yaklaştığımızda üzgün ifade yerini korkuya bırakıyor. Tehlikeden uzaklaştığımızda ise canımız tekrardan dolmaya başlıyor ve Merry korku dolu ifadesini bir yana bırakarak kararlı bir yüz ifadesi takınıyor. İkinci barımız olan enerji barı; RPG oyunlarda görmeye alıştığımız mana ile aynı şekilde işliyor. Kanca saldırısından ayrı olarak enerjimizle daha güçlü saldırılar gerçekleştirebiliyoruz. Bu enerjimiz de bittikten sonra kendiliğinden tazeleniyor ve tekrar kullanılmak için hazır oluyor.

song of the deep 3

İlerleyişimizi devam ettirmek için bazen çevredeki nesnelerle etkileşime geçmemiz, veya onları hareket ettirmemiz gerekiyor. Bunu yapmak için kancamızı kullanıyoruz. Kancamız bazen kapıları açmaya yarayan kolu hareket ettirmemizi sağlarken bazen de yolu tıkayan tahta blokları kırmamızı sağlıyor. Ancak bazen bu bloklar tahta yerine metal gibi daha kuvvetli, kancamızın gücünün yetmediği maddelerden yapılmış olabiliyor. Böyle durumlarda deniz mayınlarını kancamıza bağlayıp patlatmak istediğimiz noktaya denk getirerek engeli imha edebiliyoruz. Tabi mayınımız bir şeye temas ettiği gibi patladığı için oldukça dikkatli taşımamız gerekiyor. Yukarıda bahsettiğim kontrol karışıklığı yüzünden bu iş bazen saç baş yoldurucu olabiliyor.

Ayrıntılı olmasa da denizaltımızı geliştirebileceğimiz bir sistem oyunda mevcut. İlerleyişimiz sırasında karşımıza çıkan ve deniz solucanlarını andıran bir yaratığın aracılığıyla denizaltımıza çeşitli geliştirmeler satın alabiliyoruz. Oyun boyunca topladığımız altınlarla alınan bu geliştirmeler arasında; kanca gücü arttırıcı, hız geliştirmesi gibi seçenekler mevcut. Geliştirmelere oyunun ilk aşamasında fazla gerek olmadığı için pek dikkat etmedim. Aslında para toplamaya üşendim desem daha doğru olur. Ancak ileriki bölümlerde ilerleyebilmek ve sürekli ölmemek için geliştirmelerin gerekli olduğunu anlayıp etrafta ne kadar para varsa toplamanın derdine düştüm.

song of the deep 4

Oyunun grafiksel anlamda önümüze koydukları ilk başlarda yeterli düzeydeymiş hissini veriyor olmasına rağmen, oyun ilerledikçe bazı şeyler kendini yinelemeye başlıyor ve bunların en başında düşmanlar geliyor. Oyundaki ilk bölümlerde farklı düşman yaratıklar karşınıza çıkarken ilerleyen bölümlerde bu yaratıklar ufak farklarla tekrar önünüze sunuluyor. Kimileri renk olarak farklı iken kimi biraz daha büyük cüsseli olabiliyor, ama dediğimiz gibi tasarım açısından hemen hemen aynılar. Ancak genel olarak sualtı dünyasına baktığımızda tatmin edici bir görselliği karşımıza çıkarıyor. Mavinin doğal bir şekilde ağırlıkla kullanıldığı geniş bir renk paletine sahip oyunumuz. Ayrıca bana çizim şekilleri nedeniyle Pixar yapımı animasyon filmlerini anımsatan renkli ve karamsar ara sahneler; gayet hoş bir şekilde tasarlanmış.

Song of the Deep’in bana göre en kuvvetli olduğu yanı kulağa hitap eden kesim. Ana menüde tercih edilen müzik insana öyle bir huzur veriyor ki oyuna geçmeden önce birkaç dakika bu müziği dinleyerek övülecekler listeme ilk maddemi not aldım. Notumu biraz erken mi aldım bilemedim ama oyun ilerledikçe fikrim değişmedi, hatta tam tersine kuvvetlendi. Yeri geldiğinde sakin, yeri geldiğinde aksiyon ve gerilim dolu olan parçalar oyun atmosferini sağlamlaştıran unsurların başında geliyor. Müziklere ek olarak, oyunda bir de dış ses faktörü bulunuyor. Hikayeyi anlatan, çevredeki unsurlar hakkında bilgiler veren bayan dış sesimiz; o anki duyguya uygun olarak takındığı ses tonuyla takdiri hak ediyor.

Oyun hakkındaki olumlu ve olumsuz görüşlerimizi birkaç cümleye sığdırmakta fayda var. Song of the Deep; içten bir hikayeye ve kaliteli müziklere sahip, oynayacak olanlara eğlenceli saatler vaat eden bir yapım. Kolay dövüş sistemi, bazı tekrar eden tasarımlar ve istikrarsız kontrol sistemine sahip olsa da eğer AAA kalitesinde oyunlardan sıkıldıysanız ve farklı bir şeyler arıyorsanız, bu oyuna şans tanımaktan kaçınmayın. Steam üzerinden 24₺ fiyat etiketiyle satın alabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Gökhan Uçar

Yazılım Mühendisliği öğrencisi, kendi çapında okur, video oyun ve havacılık sevdalısı bir özgür insan.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir