Mirror’s Edge Catalyst İnceleme – Xbox One

Koş Faith Koş! Bu repliği hatırlıyor musunuz? En azından Faith’siz olanını muhtemelen, Koş Lola Koş filmini izlediyseniz hatırlıyorsunuzdur. Evet, evet… O film! Her neyse, Mirror’s Edge Catalyst için her ne kadar durumlar biraz farklı olsa da, koşuyoruz, sevgili okur. Peki, nereye koşuyoruz?

Oyunun iyi yönlerinden bahsedip, sonrasında ‘açtım ağzımı, yumdum gözümü” yapmadan biraz eleştireceğim.

Şimdi şunu belirteyim; oyunu oynarken ilk Mirror’s Edge oyunundan koşmak ve kötü adamları pataklamak dışında yeni bir şeyler bekliyordum. Aslında, biraz öyle de oldu. Sevgili EA ve DICE, Mirror’s Edge Catalyst’e ilk oyundan farklı olan, aslında oyunun çehresini biraz değiştirebilen, taze kan, ileriye sıçrama gibi terimleri kullanabileceğim aksiyonlara girişmiş. İyi de yapmışlar. Mesela nedir bunlar; ilk oyunda yaptığınız neredeyse birçok hareketi artık yetenekleri aktif ederek elde ediyorsunuz. Ah! Şaşırdınız değil mi? Bazı okurlar; “O ne ya?” derken, bazı okurlar da; “Ah, anladım ben! Anladım!” diyorlardır. Hemen şöyle açıklayayım; örneğin ilk oyunda skill roll denilen hareket ikinci oyunda aktif etmeden kullanamayacağınız bir hareket olarak karşınıza çıkıyor. DICE’ın gelişim göstermek veya gelişim olarak adlandırdığı bu sistem, Mirror’s Edge Catalyst oyununu oynadığınız süre boyunca toplayarak, kötü insanları pataklayarak ve görevleri tamamlayarak elde edeceğiniz ‘experience’ın kullanımıyla ilgili olarak oyunda yer ediniyor.

Oyun-Fest-Mirrors-Edge-Catalyst-Faith-Yetenekleri

Her 1000 XP topladığınız zaman 1 Upgrade Point kazanıyorsunuz ve bu yetenek puanlarını ‘Movement, Combat ve Gear’ bölümlerinde Faith’in yeteneklerini geliştirmek için kullanabiliyorsunuz. Aslında çok basit bir işleyişi var. Bana sorarsanız, fevkalâde olmuş. Bazı okurlarımız, ‘Ne gerek vardır ki?’ diye düşünebilirler. Ha, herkes istediğini düşünmekte özgür. Ancak, DICE, bu sistemi neden eklediklerine dair şöyle bir açıklama yapmış: “Faith’in karmaşık adımlarını oyuncuların öğrenmesi ve bunlarda usta olabilmeleri için bir yol sağlamak istedik. Bu ayrıca oyunculara dövüş sırasında daha fazla derinlik sağlıyor.” Aslında doğru, Mirror’s Edge oynarken çok fazla adım ve dövüş seçeneği yoktu ve bunu artırdıktan sonra birden oyuncuya sunmak kafa karışıklığına sebep olabilirdi. Şimdi ise, daha basit bir şekilde adım adım bunları öğrenirken Faith’in tamamen bir kahraman olma sürecini de gözlemleme şansına sahip oluyoruz.

Koca bir paragrafın ardından derin bir nefes al ve sonrasında okumaya devam et, sevgili okur… Şimdi biraz yorulabiliriz.

Sunduğu yeni hikâye ve özellikleri ilk oyunla karşılaştırdığınızda Mirror’s Edge Catalyst, yeni olarak görünen, eklendiği için oyunun hayranlarını pek bir sevindiren bazı öğelere sahip. Yine de hikâye her zaman tüm ayrıntıların üzerinde durmuyor Neden, anlamış değilim. Yukarıda belirttiğim gibi, yetenek geliştirme sisteminin oyuna eklenmiş olması beni de çok sevindirdi. Ancak, oyunu oynarken bir an durup, arkama yaslanarak bir kez daha düşündüğüm zaman zihnimde Mirror’s Edge Catalyst için, o ana kadar oynadığımda gördüğüm anları canlandırıyorum. Oyunu oynadığım ilk gün, oyun boyunca karşılaştığım farklı özellikleri size sıralayayım: geliştirilmiş bir harita, yetenek sistemi ve küçük ben buradayım demek için elini bile kaldırmaya tenezzül etmeyen bazı ekstra özellikler. (Ah, bir de açık dünya vardı. Bakın bu önemli, ama buna sonra değineceğiz.) Aslında, Faith’in yeni bir hikâyesiyle karşılaşmak, beni sevindirdi. Çünkü Mirror’s Edge’i oynarken hissettiğim o duygu, ne yazık ki, oyun bittiğinde yarım kalmıştı. “Eee? Şimdi ne olacak? Kardeşini kurtardı…” diye kendi kendime konuşurken, Lisa Miskovsky’nin o muhteşem yorumuyla Still Alive şarkısı çalmaya başladı. Ama Solar Fields’ı da unutmamak gerekiyor.

Oyun-Fest-Mirrors-Edge-Catalyst-Harita

Yukarıda ne demiştik? Açık dünya… Evet. Mirror’s Edge oynarken Glass’ın o muhteşem ortamında dolaşmak beni mutlu ediyordu. Hem tasarıma verilen özen ve hem de oyunun hikâyesiyle, müzikleri bir araya geldiği zaman, içinden çıkmak istemediğim bir atmosferdi. Nihayet, DICE, Mirror’s Edge Catalyst içi oyuncuların özgürce dolaşabileceği bir Glass yaratmış. Arkadaşlar, çatılarda oradan oraya koşuşturup, bir an aksiyonun içine girdikten sonra tekrar o ferahlığa çıkmak benim için muhteşem bir duyguydu. Yazıyı yazmaya başlamadan önce, oyunu oynuyordum ve o gazı alıp geldim. Muhtemelen siz bunu okurken, ben yine oyunu oynayacağım.

İlk oyunla karşılaştırmayı tamamlamadan önce bir diğer özelliği de belirteyim. Faith, dövüşürken artık silaha ihtiyaç duymuyor. Çevikliği, yumrukları ve tekmeleriyle tam aranan bir kişi olarak karşımıza çıkıyor. Gabriel Kruger denen baş belasının birliklerinin silahları kendilerine bağlı. Aslında bir bakıma gelişen teknolojiyi de oyunda hissettirip, Faith’in silah kullanması engellenmiş. Oynarken bir süre sonra, “Faith, güçlü olduğu hareketleri kullanarak düşmanlarını zaten alt etmesini iyi biliyor. Silah neymiş, aman.” diyebiliyorsunuz. Aslında oyundaki yeni dövüş teknikleri, silah kullanılmasını bile gerektirmiyor. En azından Faith için böyle olduğunu belirtebilirim. Çünkü dövüş yeteneklerinin neredeyse hepsi, düşmanları kolayca alt etmenize yarıyor. Örneğin; karşınızda iki düşman varsa bir tanesinin başına okkalı bir tekme attığınızda yanındaki kafadarına çarpmasını sağlarsanız, ikisi de hasar alıyor. Bu duvarlar için de geçerli.

Oyun-Fest-Mirrors-Edge-Catalyst

Gelelim, o Time Trial ve yan görev olaylarına…

Sakin sakin (!) görevlerinizi yaparken, geçtiğiniz yerlerde bir anda Time Trial’lere rastlayabiliyorsunuz. Bunları kabul ederseniz, dünya genelindeki diğer oyunculara bir meydan okuma sergileyerek, onların eriştiği dereceden daha iyi bir dereceye erişmeye çalışıyorsunuz. Bu aslında oyuncular arasındaki rekabeti kuvvetlendirmek için oyuna eklenen, benim de eğlenerek oynadığım trial’lerden oluşuyor. Tek yapmanız gereken, parkuru diğer oyunculardan daha iyi dereceyle tamamlamak.

Ana görevi yapabilmek için etrafta aylak aylak koşarken karşılaştığım bir başka güzel şey ise yan görevler oldu. Çevrede, bazı köşelerde ya da direkt açık alanlarda bekleyen, kişilerden (ama biz onlara NPC diyelim) görevler alıyorsunuz. Bu görevleri tamamlamak da, sizin elde edeceğiniz yetenek puanlarını toplamanızı kolaylaştırıyor.

Son görüşe yazmam gereken başlık biraz uzun olacaktı. Bundan dolayı ben de direkt sizlere aşağıdaki sonucu sunuyorum.

Mirror’s Edge’in doğası gereği, görevleri tamamlamak için var gücünüzle koşmanız gerekiyor. Oynarken göreceksiniz, Faith’in uyandığı o hücre, aslında dışarı adımınızı attığınızda karşılaşacağınız durumun ne kadar içler acısı olduğunu gösteriyor. Elbette, benim şu an yazdığımın hikâye anlamında bir giriş olduğunu düşünebilirsiniz. Ama “Mirror’s Edge Catalyst. Daha ne ekleyelim?” diyen DICE’ın yetenekli ekibinden çok daha profesyonel bir yapım bekliyorduk.

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Deniz Kocatürk

Amiga 500 ve Atari'yle oyunlara ilgisi artan Deniz, eve bilgisayarın gelmesiyle birlikte hem oyunlara, hem de bilgisayarın kendisine daha çok vakit ayırmaya başladı. Aradan yıllar geçti ve bu ilgi sayesinde kendisini yazı yazmaya verdi ve basın kanadına geçti. Amatör olarak başladığı bu işe profesyonelleşerek devam ediyor.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir