Apotheon İnceleme

Apotheon vesilesiyle Olimposlular ile aramızdaki meseleleri hallediyoruz. Siz de geri kalmayın.

Sekizinci nesil konsollarla beraber grafiklerdeki sıçrayış hiç olmadığı kadar yüksek oldu. Artık gözlerimiz gerçek ile dijital arasındaki farklarda yanılır hale geldi. Kalite bu kadar artmışken iki boyutlu bir oyun ne vaat edebilir oyunculara? Hayır, bunu demeyelim. Zira yılın sürprizlerinden birini tanıtacağım sizlere, Apotheon!

Daha önce AutoCraft, Capsized ve Nexuiz gibi yapımlardan tanıdığımız Alientrap ekibinin yoğun uğraşları sonucu bizlerle buluşan Apotheon, Antik Helen mitleriyle yoğrulmuş harika bir oyun. İki boyutlu oyunda, bir savaşçıyı yönetiyor ve Yunan Tanrıları’na karşı amansız bir mücadeleye girişiyoruz. Birçok kişi Apotheon için God of War’un iki boyutlusu diyor, evet, çağrıştırıyor olabilir ama açıkçası Apotheon daha fazla içerik sunuyor diyebilirim. Kısacası siz sağa sola kulak asmayın, incelemeyi okumaya devam edin.

Apotheon-1

Oyunun hikayesi Zeus’un insanları kollamaktan elini çekmesi ve bu da yetmiyormuş gibi insanlığa belalar musallat etmesi ile başlıyor. İşte bu belalar sonucu açığa çıkan yıkımın sebebini bulmak ve aynı zamanda öç almak için Nikandreos adlı karakterle yollara düşüyoruz. İlk olarak yaşadığımız yer bir istilaya maruz kalıyor. İstilacıları altetmeyi başardığımızda ise Hera ile karşılaşıyoruz. Ve asıl mevzu bundan sonra başlıyor… Akabinde Olimpos’ta fink atmaya başlıyoruz. Yerin altı, karalar, denizler ve semalar demeden farklı birçok mekanda koşuşturuyoruz.

Oyun iki boyutlu, lakin içerik ve sunum açısından çok başarılı. Bu başarıları izaha ilk olarak tasarımdan başlayalım. Oyunun grafikleri tamamıyla antik yunan çömlekçiliğindeki boyamalardan esinlenerek geliştirilmiş. Ağırlıklı olarak kırmızı figür akımından etkilenildiğini söyleyebilirim. Yani arka planda siyah tonlar gözükürken karakterimiz dışında çevre kırmızı tonlardan oluşuyor. Karakterimizdeki farklılık ise onun mavi tonlardan oluşması. Bu hem Atina’yı çağrıştırıyor hem de düşmanlara göre farklı bir gruptan olduğumuzu gösteriyor. Açıkçası oynanış ve içerik dışında böylesine kültürel bir sunumun seçilmesi beni mest etti. Yani türü sevenlerin dışında farklı kültür ve medeniyetlerle ilgilenenler için ayrı bir tad var Apotheon’da.

Apotheon-2

Grafik tasarımı dışında dövüş sistemi, çevreyle etkileşim ve silah çeşitliliği yönünden de Apotheon oyuncuyu tatmin ediyor. Çevredeki birçok nesneye zarar verebiliyorsunuz. Sandıklar, çömlekler kırıp gizli eşya ve para bulabildiğiniz gibi bazı gizli geçitlere geçmek için duvarları da yıkabiliyorsunuz. Savaşırken çevredeki masalar, sandalyeler, raflar kırılıp dökülüyor. Meşaleler, tavandan asılı şamdanları savaş anlarından birer silah gibi kullanabiliyorsunuz. Birçok oyunda göremeyeceğiniz bu etkileşim, düşmanlarla çatışma anlarını iki boyutlu bir oyuna göre çok daha gerçekçi kılıyor.

Yine vurguluyorum, iki boyutlu bir oyun için dövüşler çok heyecanlı geçiyor. Yapay zeka harika. Bir ok ya da mızrak atacaksanız kalkanını kaldıran düşman, elinizden çıkan menzilli herhangi bir silaha göre zıplayıp takla atabiliyor. Siz kalkanınızı düşürdüğünüzde ya da düşmandan uzaklaştığınızda ise hemen ok ya da mızrak atmaya çalışıyor. Canı azalınca can iksiri içiyor… Aralardaki düşmanlar kadar bölüm sonlarındaki ana düşmanlar da zeki ve daha çok bulmacalar ve akıl gerektiren fikirlerle yenilebiliyorlar. Yoksa çok zorluyorlar.

Apotheon-3

Silah çeşitliliği üç gruptan oluşuyor. İlki yakın temas silahları: Kılıçlar, mızraklar, topuzlar vs. İkinci grup mezil silahları: Ok, cirit, sapan vs. Üçüncü grup silahlar da bomba ve tuzaklar: Yunan ateşi, kapan, dinamit vs. Savaş teçhizatlarınız arasında kullanırken çok eğleneceğiniz silahlar da var. Örneğin fırlattığında geri size dönen disk gibi. Ben inceleme için oyunu normal zorluk seviyesinde oynadım, bitince hardcore mod aktif oldu. Hasar sisteminden dolayı denemeye kıyamadığım birçok silahı yeniden denemek için oyuna baştan başlamayı düşünüyorum. Bunun dışında savaş anlarında zırhınızı güçlendiren, hızınızı artıran, canınızı dolduran iksirler mevcut. Dilerseniz bunları toplamak yada bulmak yerine kendiniz de yapabilirsiniz. Evet, oyunda zanaatkarlık sistemi de var. Bazı teçhizatlarınızı belli başlı malzemeleri toplarsanız kendiniz de yapabiliyorsunuz.

Apotheon, basit iki boyutlu bir oyun değil. Karakter eski aterilerdeki gibi soldan sağa doğru gitmiyor. Düzenli bir harita sistemi, çevreyi son derece iyi kullanmalıyız gerekiyor, yer yer bulmaca ağırlıklı zorluklarla da karşılaşıyoruz. Büyük bir haritamız var, birçok bölümden oluşuyor ve bu bölümlerinde kendi içerisinde alt bölümlere sahip olduğunu düşünürsek devasa bir oyun alanından söz edebiliriz. Ayrıca senaryo ilerledikçe bazı bölümler de değişiklik gösteriyor… Bölümlerin en dikkat çeken yanlarından birisi de Antik Helen ve Yunan kültürüne ait öğeler hakkında zaman zaman bilgilendiriliyorsunuz. Böylece oyun oynamak bir yana bilgi hazneniz de zenginleşiyor.

Apotheon-4

Oyunda ne yazık ki çevrimiçi bir içerik yok. Lokal çoklu oyuncu desteği kesinlikle çevrimiçi olmalıydı. Aynı bilgisayarda iki arkadaş olarak çeşitli haritalarda çeşitli teçhizatlar edinerek birbirinizle savaşabiliyorsunuz. Kendilerine de ileteceğim, geliştirici ekip bir sonraki oyunda kesinlikle multiplayer savaş arenaları, co-op desteği gibi içerikleri eklemeliler. Şu haliyle oyun 15 saat beni oyaladı. Çevreyi de çok didiklemedim, atladığım bazı gizemler kalmış durumda. Açmadığım başarımlar da mevcut.

Son sözleri söylemek gerekiyor artık. Apotheon oyun hayatımda nezdimde iz bırakan ve oynarken hakikaten keyif aldığım nadir yapımlardan bir tanesi. “God of War’un iki boyutlusu”, “bedava ve flash olup buna 10 basan oyunlar var onları oynarım” sakın kulak asmayın. Steam’deki 24 TL’lik cüzzi fiyatının misli misli size içerik ve eğlence sunan harika bir bağımsız yapım Apotheon. Kesinlikle oyun kütüphanenizde bulunması gereken bir oyun.

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Talha Turhal

Tarih ve tarih konulu oyunların aşığı. Bu devrin adamı değil. Teknolojiyi hem seviyor hem nefret ediyor.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir