Yonder: The Cloud Catcher Chronicles İnceleme

Yonder: The Cloud Catcher Chronicles İnceleme

Son günlerde dikkatleri üzerine çeken Yonder’i sizler için oynadık.

Hayatta kalmak için sürekli bir şeyler icat etmek zorunda kaldığımız, her yanız zanaatkarlık kokan oyunlardan uzun süredir kaçıyordum. Bu kaçış Yonder: The Cloud Catcher Chronicles ile durdu. Öyle ki oyun duyurulduğunda dikkatimi çekmiş “len bunu oynayabilirim, Nintendo yok Zelda’da oynayamıyoruz” demiştim öyle de oldu. Ama karşımda hiç beklemediğim bir içerik buldum. Bu oyunda stres yok, sürekli bir huzur, sürekli bir tebessüm halindeyim. Normalde bu tür oyunlarda bir gelirim, bir stres hali falan olur. Oysa Yonder gerek yapısı gerek dinamikleri gereği hiç de akranlarına benzemiyor. Şimdi gelin biraz daha detaya girelim.

Gemea bir dönemler harika bir bölge iken kara güçlerin etkisi altına girerek mutsuzluğun kol gezdiği bir yer haline gelir. Bir zamanlar bu toprakların çocuğu olan sizler/bizler, işte bu kötülüğü bölgeden def etmek için yeniden çağrılır bölgeye. Ancak geçmişimize ait bilgiler de pek azdır. Bebekliğimizden bize hafızamız namına kalan tek değer “Celestial Compass” yani pusulamızdır. Gemea’nın bize ihtiyacı olduğu anı rüyamızda görürüz ve bir mesaj alırız. Sonra atlarız bir gemiye denizlere açılarak asıl evimizi bulmak ve bizle iletişime geçen güçle bağlantı kurmak için süzülürüz mavi ufuklara… Hikaye aslında çok derin değil, hikayeyi devam ettirirken de öyle sizi oyundan koparıp alıp kendi içine çekmiyor, “vay be” kelimeleri havada uçuşmuyor, ağzınız açık kalmıyor. Zaten kimsenin bu cüzzi fiyatlı bağımsız oyunun da bir Oscar alır beklentisi içerisinde olduğunu sanmıyorum. Hikaye bir yemeğin tuzunun olması gerektiği kıvamda oyunla bütünlük sağlıyor. Ve bu sınıfı geçmek için yeterli.

Gemea’da gözlerimizi açtığımızda güler yüzlü ama minik sorunları olan insanlar bizleri karşılıyor. Onların çevre ile yaşadıkları problemlere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Zamanla yaptığımız görevler ile kendimize ait araç ve gereçler kazanıyoruz. Onlar gibi, ki hikayeye göre biz de buranın çocuğuyuz, çevrede yer edinmeye başlıyoruz. Kendimize ait çiftliğimiz oluyor. Çiftlik ne demek? Hayvan demek. Evet kendimize ait hayvanlarımız da oluyor. Ancak bu yazıldığı kadar kolay değil, beklendiğiniz kadar da zor değil. Ne demiştim yukarıda, tedirginlik yok bu oyunda. Kolaylıkla görevler alıyor ve kolaylıkla bu görevleri başarıyla tamamlıyorsunuz. Zanaatkarlık işleri de oynadığınız birçok oyuna nazaran kolay. Bunca işi yaparken de tebessüm edeceğiniz anlar gelişiyor, içerisinde bulunduğunuz atmosferi ise hayranlıkla izliyorsunuz.

Görevler yaptıkça, farklı bölgedeki insanlara yardım ettikçe balyozdan orağa, tohumlardan kıyafetlere kadar bir sürü eşya ediniyorsunuz. Biçiyor ekiyor, giyiyor inşa ediyorsunuz. Siz Gemea’nın yeniden yapılanmasına yardımcı oluyorsunuz değerli oyuncular. Hikayedeki karanlık gücün ise sadece üzerinde olduğunuz kara parçasının belli bölgelerini hapsettiğini görüyorsunuz. Bu kara güç size veya çevresine bir zarar vermiyor yer işgal etmek dışında. Özetle savaşacağınız hiç bir şey yok. Elinizdeki çekiç ya da orak ile hiçbir şeyi öldürmüyor, zorlu düşmanlarla mücadele etmiyorsunuz. Adanın belli bölgelerinde saklanmış sevimli spirit’ler (pokenon gibi) yaratıklar var. Onları buluyor, onların sayı bakımından gücünden faydalanarak işte bu kara gücün (murk) geçmeyi/kullanmayı kapadığı alanları ferahlatıyor ve bölge halkına kazandırıyorsunuz. Bazı murk’lu bölgeler sürpriz hediyeli sandıklar, bölümler arası geçişler yahud inşa için kullanacağınız bölgeleri kaplamış oluyor. Oynayış tarzınıza göre, önceliğinize göre bölgeleri kurtarmak size kalmış.

Oyun Unity ile geliştirilmiş. Yapımcı Avustralyalı Prideful Sloth, buradan süper işler çıkıyor. Favori oyunum Total War serisi de ilk burada filizlendi. Sonra yine Unity’de süper işler çıkaran Defiant Development, Hand of Fate de buradan. Avustralya’da bir şeyler var ama ben çözemedim. Kafamda yer edinen “harbi güzel” dediğim birçok yapımın menşei hep burası. Yeniden Yonder’e dönecek olursak grafikleri, efektleri, müzikleri ve bölüm tasarımları açısından çok başarılı olduğunu söyleyebilirim. Zaten ilk intibada dikkati çekip bana “oynarım” dedirten şey de bu yapısıydı. Normalde bağımsız oyunlardaki performans aksaklıkları görmezden gelinir. Yonder’de görmezden geleceğiniz bir teknik problem de yok. Performans harika, FPS düşüşleri falan olmuyor. Gün döngüsü, mevsimsel farklılıklar falan demeden her zaman aynı stabil performansı aldım Yonder’den.

Oyunun tek ama tek eksi yanı co-op ya da çoklu oyuncu içeren bir modunun olmayışı. Bu yüzden ufaklıklara nazaran yetişkinleri kaybediyor. Eğer bu oyunu bir arkadaşım ile birlikte oynuyor olsaydım oynanabilirliğin çok daha yüksek değerlerde olacağını ve yeniden oyuna dönme arzusunun çok daha fazla olabileceğini söyleyebilirim. Artık bu içerikler ve özellikler indirilebilir içerik paketi mi yoksa serinin üyesi olacak yeni bir oyunla mı sunulur bilemiyorum ama eksikliği saatler sonra hissediliyor. Hiç olmadı aynı ekranda klave ya da oyun kolu ile biri yanımıza katılabilse, o da yok. Buradan rahat bir 15 puan kırıyorum.

Yonder: The Cloud Catcher Chronicles öyle bir oyun ki “game over” ya da “you are dead” yazısı yok. Çevreyle etkileşimde yapabildiğiniz en büyük hasar çekiciniz ile tahta sandık ve varil kırmaktan öteye geçmiyor. Bu yönüyle büyük beğenimi kazandı ama kesinlikle yetişkinlere göre değil. Hatta bir yerden sonra sıkılma hissiyatı sizi sarıyor. “Nasıl olsa başına bir şey gelmeyecek, şuradan atlayınca da ölmüyorsun, derin bir su birikintisine girince biraz geride yeniden başlıyorsun, yetmedi mi bu kadar huzur” diye fısıldıyor diğer oyunlar kulağınıza. Haliyle oyunu kapatıp “tekrar o güzel atmosferde iki dolanayım” diyene kadar yüzüne bakmıyorsunuz. Durun hele oyunu kötülemiyorum. Bu oyun henüz Conan Evreni ile tanışmamış ama oyunlarla da vakit geçirip dijital sosyalleşmeye adım atacak ufaklıklar için 10 numara bir yapım. Hele hele okul çağındaki ilk-ortaokul kitlesine hem oyun oynamak hem de İngilizce dil eğitimi için de kesinlikle önerilebilecek bir yapım. “Ben yetişkinim” diyorsanız biraz da çevrenizi de düşünün, o yeğenler o komşu çocuklarına göre de oyunlar olsun bilgisayarınızda :) hatta sürekli zombilerden kaçmak, acı bağımlısı olmak da güzel değil, böyle rahatlık veren oyunlar da lazım. Bakın bana Dark Souls’u da oynuyorum, Yonder’i de :)

Açık dünyada özgürce görevler yapabildiğiniz, harika habitat içerisinde bir şeyler inşa edip zanaatkarlık yaptığınız ve bunları da yaparken çevrenize umut saldığınız sevimli mi sevimli olan Yonder: The Cloud Catcher Chronicles, son dönemin en başarılı bağımsız yapımlarından biri. Fiyatıda gayet cüzzi bu içeriğe karşı. İki dürüm menü mü yoksa saatler süren ve siz dahil çevrenizin de eğlenebileceği bir oyun mu? Bence ikinci seçenek…

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
421
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 85

Son günlerde dikkatleri üzerine çeken Yonder’i sizler için oynadık. Hayatta kalmak için sürekli bir şeyler icat etmek zorunda kaldığımız, her yanız zanaatkarlık kokan oyunlardan uzun süredir kaçıyordum. Bu kaçış Yonder: The Cloud Catcher Chronicles ile durdu. Öyle ki oyun duyurulduğunda dikkatimi çekmiş “len bunu oynayabilirim, Nintendo yok Zelda’da oynayamıyoruz” demiştim öyle de oldu. Ama karşımda hiç ..

Sonuç OFD: 85.0% 85 Harika
-- -- -- -- --
Göz kamaştıran sevimli atmosferi, huzur veren müzikleri ile tedirginlikten uzak şekilde zanaatkarlık yapıp etrafı keşfe çıktığınız başarılı bir yapım Yonder. Kaotik oyunların fink attığı oyun aleminde zaman zaman kaçacak yer arayanlar için Yonder şu aralar çok ideal.

Oyunun Steam sayfası:
http://store.steampowered.com/app/580200

Benzer Yazılar

THQ Nordic, Yeni Black Mirror Oyununu Duyurdu!

THQ Nordic, Yeni Black Mirror Oyununu Duyurdu!


THQ Nordic, Yeni Black Mirror Oyununu Duyurdu!

Gothik tarzdaki point&click türündeki gerilim ve aksiyon oyunu Black Mirror yeniden bizlerle olacak! THQ'nün oyun endüstrisinde çok büyük saygı duyduğum bir ekip olduğunu daha önce de ifade etmiştim. Firma ne yazık ki maddi sıkıntıları ile baş edip kepenk indirince ne kadar üzüldüğümü...

Ubisof Skull & Bones’un Özel Bir Oyun Olmasını İstiyor

Ubisof Skull & Bones'un Özel Bir Oyun Olmasını İstiyor


Ubisof Skull & Bones'un Özel Bir Oyun Olmasını İstiyor

Ubisoft'un merakla beklenen yapımı Skull & Bones için gerçekleştirilen röportaj sayesinde merak edilen pek çok soru yanıt buldu. Ubisoft'un güzel anlar yaşattığı E3 2017 konferansında en dikkat çeken oyunlarından birisi de Skull & Bones olmuştu. Assassin's Creed IV: Black Flag ile...

NBA Live 2018’in Çıkış Tarihi Belli Oldu!

NBA Live 2018'in Çıkış Tarihi Belli Oldu!


NBA Live 2018'in Çıkış Tarihi Belli Oldu!

EA Sports, NBA Live 2018 ile bu yıl NBA 2K serisiyle rekabette başarılı olabilir. EA Sports, ara verdiği NBA Live serisinin yeni oyunun çıkış tarihini ve kapak yıldızını duyurdu. NBA Live 2018, PS4 ve Xbox One platformları için 15 Eylül'de piyasaya çıkacak. Ayrıca çıkışından önce yine her...

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz