TurnOn İnceleme

TurnOn ile karanlığa gömülen Electro City’yi yeniden aydınlatıyoruz.

Rus menşeili Brainy Studio tarafından geliştirilen TurnOn, iki buçuk boyutlu bir side-scrolling platform oyunu. Çizgi romanı andıran tasarımlarla harika bir sunum yapan oyunda ana karakterimiz TurnOn’u, mavi renklendirilmiş elektik kabloları üzerinde yönetiyoruz. Ekranın derin tarafta (X) gözüken kablolara da zıplayabilmemiz sayesinde bize iki boyuttan fazlasını sunan oyunda, bir kablodan diğerine zıplayarak ulaşmak istediğimiz nihai amaç, bizzat karakterimiz TurnOn’un da içinden çıktığı uzaylı bir objenin güç santraline çarpmasından sonra karanlığa saplanan Electro City’ye elektriği geri getirmek. Uzaydan gelen bir elektrik kıvılcımı TurnOn ile, evlerden marketlere, lunaparklardan gökdelenlere şehirdeki her yere elektrik götürdüğümüz bu maceranın neler sunduğuna gelin birlikte bakalım.

Elektrik santraline çarptıktan sonra Profesör Brain tarafından keşfedilen ufak ışık hüzmemiz, dokunduğu her elektrik ile çalışan objeye tekrar elektrik verebiliyor. Santralde başlayan maceramızda lambaları, klimaları ve ufak elektrik santrallerini yeniden çalıştırdıktan sonra şehrin farklı yerlerine gidip ev eşyalarını, tabelaları, trafik ışıklarını ve birçok farklı elektrik ile çalışan objeleri tekrar aktif duruma getiriyoruz. Oyunun ekserisini oluşturan bu tarz seviyeler kolay ve rahatlatıcı, bir o kadar da keyifli. Bu bölümlerde amacımız genellikle o bölgeye elektriği geri getirmek, ve bunu elektrik trafolarını kullanarak yapıyoruz.

turnOn-1

Açıkçası doğrudan bu güç noktalarını bulup yeniden çalışmalarını sağlamak gayet kolay. Oyundaki keyifli deneyim de zaten bu bahsedilen temel görevi tamamlamaktan ziyade bölümlerin kıyısını kenarını bir güzel dolaşıp mavi elektrik işaretlerini toplamak. Tabi bunları yaparken de başlangıçta karanlıkta olan mekanlara elektriği, bir anlamda hayatı yeniden getirmenin güzelliği var ve TurnOn’un en iyi hissettiren yönü de bu. Köpekten korkan bir çocuğun yolunu aydınlatarak onu evine ulaştırmak, yarıda kesilmiş bir partiyi yeniden başlatmak veya romantik şekilde aşkını ifade etmeye çalışan bir adama yardım etmek. Hayatın içinden hissettiren bu ufak hikayeler kaliteli müziklerle birleştirildiğinde hoşnut bir oyun deneyimi sunuyor. Fakat her seviye bu şekilde basit ve keyifli bir deneyiminden oluşmuyor. Bazı rakipler veya daha zorlu durumlarla da karşılaşacağınız oyunda bazen tempo artıyor ve bu nadiren olumlu bir geri dönüş sunuyor. Hikayenin akışında bulunan aksiyon ve boss bölümleri genel tempoya iyi bir değişim sunsa da, ileride değineceğim müzikli bölümler benim için büyük bir eksi.

Oyunda bahsetmem gereken olumlu noktalardan diğer ikisi görseller ve müzik. Oyunun görselleri göze hoş geliyor ve bolca renkli. Çizgi roman çizimlerini andıran grafiklerin renk ve ışıkla uyumu çok başarılı. Seviyeden seviyeye değişen görsel sanat oyunun atmosferine harika oturuyor ve gerçekten çok tatlı bir görüntü sergiliyor. Arka plandaki karakterleri veya olayları izlemesi ve siz elektriği getirdikçe onların mutluluklarını görmek de benim için büyük artılardan. Oyunun yavaş temposu sayesinde bu görsel sanata bolca bakabiliyor ve takdir edebiliyorsunuz. Ayrıca müzikler de başarılı. Yavaş tempolu müziklerden aksiyon dolu olanlara kadar müzikler genellikle yerinde ve gayet kaliteli.

turnON-2

Gelgelelim oyunun olumsuz yönlerine… Oyunda bazı bölüm aralarında, bir paragraf öncesinde övgüyle bahsettiğim müziklerin tempolarına uyarlanarak yapılmış müzikli bölümler var. Bu bölümlere üst üste sıralanmış olan elektrik direklerinde başlıyoruz ve amacımız bu düz hatlar üzerinde düşmeden seviyeyi tamamlamak. Fakat çoğu oyun bölümünün huzurlu atmosferinin ve keyifli/basit oynanışının arasında bu bölümler ağzımıza zorla tıkılmış gibi hissettiriyor. Oyunun kontrolleri çok çabuk ve keskin değil ve bu müzikli bölümlerde tempo arttıkça hız da arttığı için elektrik kıvılcımını yeterince iyi kontrol edemiyoruz ve çoğunlukla tellerden düşüp bölümlere yeniden başlıyoruz. Yine bu bölümlerde ileride ne olduğunu görmediğimiz için bolca deneme-yanılma yapmamız gerekiyor ve bu da daha fazla baştan başlama demek. Bu tarz bölümlerde normal bölümlerdeki gibi kayıt noktaları olmadığı için tüm sürece baştan başlamak gerçekten hayal kırıklığı yaşatıyor ve belli bir süre sonra oyuncuyu boğuyor. Tabi bu bölümlerin çoğunun hikayeden kopuk ve sırf tempo değişikliği için oyuna eklenmiş hissettirmesi de büyük bir etken.

Diğer birkaç eleştiriye gelecek olursak… Oyunun süresi ve yeniden oynanabilirliği bir soru işareti. Ortalama 4 saatte tamamlayacağınız oyun, bittikten sonra geri dönmenizi sağlayacak pek bir şey sunmuyor. Eğer casual oyunlara sevginiz fazlaca büyükse bu bir sorun olmayabilir, ama genel oyuncu kitlesi düşünüldüğünde 4-6 saatlik bir oyun süresi kısa ve farklı deneyimler olmaması sıkıntı verici. Bunun yanında bir diğer eksi de oyunun sesleri. Düşük kaliteli ve kulağı hoş gelmiyor. Daha önemli bir nokta da oyun sonlarına doğru uzayan ve anlamını, hikayelerini, kaybeden bölümler. Sonlara doğru bölümler bu ‘casual’ oyun için biraz olumsuz bir hal alıyor.

Basit, rahatlatıcı ve keyifli bir deneyim sunan oyun, tatlı grafikleri ile de göze hoş görünüyor. Fakat bazı kopuk bölümleri, kısa süresi ve genel olarak daha iyi yapılabilir noktaları olması çok özgün veya aşmış bir yapım olmasının önüne geçiyor.

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Emre Yaşamış

dil ve edebiyat öğrencisi, fantastik roman sever, tarihe meraklı. bir oyunda en önem verdiği şeyler atmosfer, hikaye ve karakter gelişimi.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir