The Swords of Ditto İncelemesi

The Swords of Ditto İncelemesi

Ditto pokemon değil miydi yav?

Dipte olması gereken ama olmayan dipnot: Baştan söyleyeyim; bu oyunu sevmedim, oynarken zevk de almadım, incelemeyi yazarken de synthwave dinliyorum. Normalde yazı yazarken muhakkak çay-kahve içerim, oyun ağzımın tadını o kadar bozdu ki bunu bile yapmıyorum. Ona göre okuyun lüfen…

Evet, ilkokul-ortaokul okudukları esnada, sabah okul için çıkmadan evvel erken kalkıp televizyonda pokemon izleyen jenerasyon için; Ditto pokemondur. Hatta şu döneme kadar Nintendo’dan vazgeçmeyip, Pokemon oyunlarını ilk jenerasyondan beri oynayanlar için de, Ditto pokemondur.

Amma velakin “Ditto” sözcüğü pek çok pokemon isminin aksine uydurma değildir, köken olarak gerçek bir Latince kelimeye dayanır. “Dicere”den türeyen ve İtalyanca-Fransızcaya sırasıyla “Ditto-Dito” şeklinde geçen bu kelime; sıfat olarak isim verilmiş/isimlendirilmiş, ad olarak ise “aynı, aynen, aynısı, kopyası” anlamlarına gelmektedir. Zaten pokemon olan Ditto’ya bu ismin verilmiş olmasının sebebi de, kopyalama ve imitasyon yeteneği hasebiyle, budur.

Oyunumuzun isminde geçen Ditto ise, oyunun dünyasına verilen isim. Bunun sebebi ise muhtemelen (oyunun roguelite doğasından kaynaklı) oyunu her bitirdiğinizde veya öldüğünüzde, dünyanın ve haritanın bir öncekine benzer şekilde tekrardan oluşması. Her ne kadar yerleşim yerleri, zindanlar ve bossların yeri veyahut çeşitleri farklı olsa da, en nihayetinde aynı dünyaya tekrar uyanıyorsunuz.

Uyanıyorsunuz demişken…

Evet oyun gecenin bir vakti uykudan uyanmamız ve Puku isimli özel güçlere sahip bir “b*k böceğinin” bize yol göstermesiyle başlıyor. İşte gidiyoruz, Ditto’nun kılıcını alıyoruz ve maceramız başlıyor. Lakin bu noktada sinirlerimi ciddi manada geren bir noktadan, ki sadece benim sinirlerimi germişe benzemiyor, bahsetmeden geçemeyeceğim.

Daha evvel belirttiğim gibi, oyun bir roguelite. Öyle çok hardcore olanlardan değil yalnız, öldüğünüzde/oyunu bitirdiğinizde sadece eşyalarınızı ve o zamana kadarki harita-hikaye ilerlemenizi kaybediyorsunuz.  Oyunun bu roguelite yapısıyla alıp veremediğim hiçbir şey yok.

Lakin, oyunu bitirme/ölme durumlarındaki dünyanın sıfırlanması, aynı zamanda hikaye olarak da neredeyse baştan başlamanız demek oluyor. Örnek vermek gerekirse, Binding of Isacc’de öldüğünüz takdirde jet gibi oyuna tekrar başlamanız mümkün, daha önce incelemesini yaptığım Hellmut’ta keza aynı şekilde. Hatta genelleme yaparsak, roguelike/roguelite oyunların neredeyse hepsinde öldüğünüz takdirde oyuna tekrar jet hızında başlamanız oldukça normal bir şeydir.

Swords of Ditto’da ise oyuna her başladığınızda, tutorial’ın yarısını tekrar dinlemek zorunda kalıyor, kılıcı tekrar bulmak için yol tepiyor ve b*k böceğimizin çenesini çekmek zorunda kalıyorsunuz. Her ölümün yada zaferin ardından yeni oyuna başlarken 2-3 dakika kaybettiğinizi düşünsenize? Hele hele elinizdeki oyunun başlarının bir miktar zor olduğunu ve erken erişimde çıkmamış olmasına rağmen bir çok bug’u bünyesinde bulunduruyor olmasını formüle dahil etmiyorum bile…

Hadi bu angaryaları atlattık

Bu zamanda bizleri oyunun içerisinde bir süre sınırı karşılıyor. Dünyanın yıkılışını durdurmak için elinizde sadece 5 gününüz var. Bu 5 gün de elbette gerçek dünyadaki süreye mütekabil değil. Baya baya oyun sizden kendisini yaklaşık 1 saatte bitirmenizi istemekte.

Haliyle bu süre oyunun sonunu görmek için yeterli değil, bu sebepten oldukça zorlu yollardan bu süreyi uzatabilme imkanlarını da oyuncuya sunuyor Swords of Ditto. Yine de bu yöntemleri keşfetmek ve işleme sokabilmek oyuna yeni başlayan bir oyuncu için zorlu bir durum. Oyunda bu işlemleri doğru bir şekilde yerine getirecek seviyeye geldiğinizde ise… o zaman oyun sizi içerik olarak doyurmakta zorlanmaya başlıyor işte.

Oynanış yapısı

“Ben senin bütün bu söylediklerine katlanırım, zor oyunları da severim, sen bana oynanıştan bahset arkadaşım” mı diyorsunuz?

Yani, şimdi beklentinize göre değişecek bir nokta burası. Binding of Isaac, Hellmut, Risk of Rain, Hero Siege, Dungeon Souls hızında/mekaniklerinde bir oyunla karşılaşmayı ümit ediyorsanız, hiç boşuna heveslenip kendinizi yormayın. Oyun oldukça yavaş. Hatta teknik anlamda, zindanlardaki bulmacaları çözmesi vs, Zelda’yı bolca andırıyor diyebilirim.

Bazen menzilinizdeki saldırıların vurmaması gibi sorunlarla da karşılaşabiliyorsunuz. E zaten oyunun 4/3’ü kılıcınızla oynanıyor, o kılıçla rakibe vurmak içinde gözünün içine kadar girmemiz gerekiyor, bir de bazen vurmaması gibi sorunlar çıkınca “eahh yeter” diyebiliyorsunuz.

Menzilli silahlarınızı ve özel yeteneklerinizi de çok kısıtlı kullanabildiğimizi düşününce, oyunun akıcılık hususunda bir nebze sınıfta kaldığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Görece hızlı sayılabilecek, oyundaki ilk boss savaşı karşılaşmasını aşağıdan izleyebilirsiniz: (Not: Zindan özelliği olarak can yenilenmesine sahip olduğum için hızlı öldürmeye dayalı oldukça agresif oynadım burada, böyle bir durum olmasaydı video muhtemelen iki kat daha uzun olurdu ve boyuna kiting ile geçerdi)

Hiç mi güzel tarafı yok bu oyunun yav!

Var efenim, olmaz olur mu? Bu güzel tarafların en başında Swords of Ditto’nun görsel tarzı geliyor. Pamık gibi, sabah kuşağı çizgi filmi gibi görsellere sahip oyun. Animasyonlar da keza bu görselleri destekler kalitede. Karakter tasarımları da genel olarak başarılı diyebiliriz.

Sonrasında, pek çok roguelite/roguelike oyunda bulunmayan bir özellik olan, Co-op mevcut oyunda. Bütün bu macerayı bir arkadaşınızla oynayabiliyorsunuz, hatta arkadaşınızla oynamak oyunu acayip kolay bir hale getiriyor zira öldüğünüzde arkadaşınız sizi kucaklayarak (evet bildiğiniz kucaklaşabiliyorsunuz)  diriltebiliyor.

Not: Co-op sadece local, yani aynı cihaza iki kol bağlamak suretiyle mümkün. Oyunu hangi platformda edinirseniz edinin, online Co-op oynayamıyorsunuz.

Başka… Ne bileyim, sesleri/müzikleri de güzel mesela. Öyle ahım şahım değiller ama kesinlikle yerlerini dolduruyorlar.

Oyun içerisindeki diyaloglar komik diyebiliriz herhalde bir de

Bu kadar işte.

Ben ümitliydim bu oyundan, ilk tanıtımları oldukça başarılı duruyordu halbusem. Hem dağıtımcısı da Devolver Digital, ışık görmemiş olsalar anlaşmazlardı yapımcı firmayla.

Neden böyle oldu acaba, o zoraki tutorial kimin aklına geldi ilk, savaş sistemi nasıl bu kadar yavan olmayı başardı, bu oyun SSD’de bile takılmayı nasıl başarıyor, o buglar kimin dittosundan çıktı, babam böyle börek yapmayı nerede öğrendi…

Kafamda deli sorular. Siz en iyisi almayın oynamayın bu oyunu, ya da alın ağzınızın tadı bozulsun, sonra oturun kaliteli bir oyun oynayın. İkincisinden daha çok zevk almanızı sağlayacaktır.

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
41
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 57

Ditto pokemon değil miydi yav? Dipte olması gereken ama olmayan dipnot: Baştan söyleyeyim; bu oyunu sevmedim, oynarken zevk de almadım, incelemeyi yazarken de synthwave dinliyorum. Normalde yazı yazarken muhakkak çay-kahve içerim, oyun ağzımın tadını o kadar bozdu ki bunu bile yapmıyorum. Ona göre okuyun lüfen… Evet, ilkokul-ortaokul okudukları esnada, sabah okul için çıkmadan evvel erken kalkıp ..

Sonuç OFD: 57.0% 57 Eh İşte
- 70 - - -
Doğru kararlar alamayan geliştiricinin elinde oyun nasıl harcanırmış iyi bakın, görün. Muazzam bir roguelite/roguelike olabilecekken, basit hatalar yüzünden harcanmış bir yapım The Swords of Ditto:

Oyunun Steam linki: https://store.steampowered.com/app/619780

Benzer Yazılar

Battlefield V İnceleme

Battlefield V İnceleme


OFD: 85.0%

Battlefield V İnceleme

OFD: 85.0%

Battlefield V'i çıkışından önce uzun uzun test ederek sizler için inceledik. EA ve DICE birlikteliği Battlefield 1 ile muazzam bir atılım yapmış, oyuncuların severek ve överek oynayacakları bir eser ortaya koymuştu. Benim bu eserle ne kadar ilgilendiğimi yakın takipçiler bilirler. Bu başarının...

Battlefield V İnceleme (Yolda)

Battlefield V İnceleme (Yolda)


Battlefield V İnceleme (Yolda)

Yılın beklenen son oyunlarından birisi de Battlefield V. İnceleme geliyor, yolda. İkinci Cihan Harbi'nin bu zamana kadar oyunlarda işlenmemiş, başka platformlarda da pek dillendirilmemiş vakalarını senaryo kısmında işleyen Battlefield V bu cephede gerçekten başarılı. Multiplayer cephesinde ise...

Call of Cthulhu İncelemesi

Call of Cthulhu İncelemesi


OFD: 58.0%

Call of Cthulhu İncelemesi

OFD: 58.0%

Kall of Kıthı… kuthu… kıthuul… tamam tamam, telaffuzu şu şekil: k’hloulhluu H.P Lovecraft pek çok kitap kurdunun gönlünde, bilinmeyenin korkusu ile, yer edinmiş bir yazar. Ömrü boyunca kaleme aldıkları, hangi dile çevrilirse çevrilsin, dünyanın dört bir yanından korku ve gerilim eserlerini...

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir