The Crew 2 İnceleme

The Crew 2 İnceleme

The Crew 2 ile havada, karada ve denizde zorlu yarışlara adım atıp kocaman bir haritanın altını üstüne getirmeye hazır olun.

Ubisoft bünyesindeki Ivory Tower stüdyosu tarafından geliştirilen The Crew, çıkış yaptığı 2014 yılının dikkat çeken oyunlarından biri olmuştu. Geniş bir haritada bol miktarda yarış ve aktivite içeren oyun yarış türünü RPG ile harmanlayan bir tarza sahipti. Ancak dönemin gerisinde grafikleri, tekrara düşen oynanış sistemi ve yapay zeka sorunları nedeniyle oyun çokça eleştirilmiş ve orta üstü seviyede inceleme puanları elde etmişti. Şimdi ise hatalarından ders çıkardıklarını belirten yapımcı ekip The Crew 2 ile şansını tekrardan deniyor.

The Crew 2’nin en dikkat çeken yanı oynanışı sadece karadaki yarışlarla sınırlı tutmayışı. Artık hava, kara, deniz hepsi bizim oyun alanımız. Oyun ilk başladığımızda bu üç farklı tecrübeyi de denetmek için ufak bir alıştırma moduyla bizi karşılıyor. Araç kontrollerini öğrenip sistem hakkında biraz bilgi sahibi olduktan sonra ilk yarışlarımıza girişmek için araç satın alma aşamasına geliyoruz. Araç satın almak için iki farklı para birimi mevcut, hatta ilk oyundaki ile aynı olduklarını söyleyelim. İlki oyunun esas para birimi olan “Bucks” yani dolarlarımız. Diğeri ise Crew Credit denilen bir birim. Kazanması daha zor olan ikinci birimimizi gerçek para harcayarak veya topluluk mücadelelerine katılarak elde edebiliyoruz. Seçtiğimiz para birimiyle aracımızı aldıktan sonra aksiyona tam gaz dalış yapıyoruz.

The Crew 2’deki esas amacımız bir çaylak olarak adım attığımız yarış dünyasında (Motornation) yükselmek ve ünümüzü artırmak. Bunu yaparken bize eşlik eden, oldukça yavan bir hikaye anlatımı da mevcut. Yarışlar kazanıp yan aktiviteler gerçekleştirerek veya serbest oynanışta hünerlerimizi göstererek ünümüzü artırmamız ve takipçi kazanmamız mümkün. Kazandığımız takipçi sayısına göre sırasıyla “Çaylak, Popüler, Ünlü, Star, İkon” olarak beşe ayrılmış seviyelere ulaşıyoruz. Ulaştığımız her yeni popülerlik derecesinde yeni aktiviteler ve yarışlar karşımıza çıkıyor. Katılabileceğimiz yarışlar ise dört ana sınıfa veya oyunda tercih edilen ismiyle aileye ayrılıyor: Profesyonel Yarışlar, Sokak Yarışları, Offroad ve Serbest Stil. Bu dört sınıf da alt sınıflara ayrılıyor ve totalde 14 farklı yarış disiplini karşımıza çıkıyor. Popülerlik derecemizde yeni bir seviyeye ulaştığımızda karşımıza çıkan bir diğer aktivite ise Live Extrem Serisi olacak. Bu seri diğer aktivitelerden farklı olarak hava, kara ve deniz üçlüsünü tek bir yarışta topluyor. Yani bir nevi Triatlon branşı desek yanlış olmayacaktır. İlk oyundaki tekrara düşen yapıyı kırmak için çok sayıda deneyim imkanı sunulması güzel bir düşünce olmuş. Bu durum oynanış süresini ciddi anlamda artırıyor.

Yavaş yavaş tüm yarış sınıflarını incelemeye oynanışa mercek tutmaya başlayalım. İlk sınıfımız sokak yarışları bizi halka açık alanlarda kıyasıya bir rekabete davet ediyor. Klasik yarışlar, drift kapışmaları, kalkış yarışları ve hiper araçlar sokak yarışı sınıfında bizi bekliyor. Tabi her bir alt sınıf için farklı türde araca sahip olmak gerektiğini hatırlatalım. Yani yeni bir yarış alt sınıfı açsanız bile uygun araca sahip oluncaya dek beklemeniz gerekiyor. İkinci sınıfımız Offroad, motokros ve ralli yarışlarını karşımıza çıkarıyor. Özellikle motorumuzu kapıp rampalardan taklalar atarak uçmanın harika bir his olduğunu belirtelim. Serbest Stil ise akrobasi uçaklarını, sürat teknelerini ve canavar kamyonları kontrolümüze sunuyor. Profesyonel Yarışlar da adından anlaşılacağı gibi sistematik yarış deneyimlerini içeriyor. Hava, kara ve denizin hepsi çeşitli profesyonel yarışlara sahip. Oyuna ilk başladığınızda bu alt sınıfların çoğu kilitli olsa da gelişme kaydettikçe teker teker hepsi açılacak ve size farklı tatlar sunacaklar.

Araba kontrollerine uyum sağlamak ilk başlarda benim için biraz zor oldu. Aylardır büyük bir keyifle oynadığım Gran Turismo: Sport’un simülasyon odaklı yarış kontrollerinin ardından The Crew 2’nin agresifliği tolere eden tarzı bir alışma sürecini beraberinde getirdi. Yani simülasyon türünden arcade türüne adapte olmam gerekti. Zaten bu süreci aştıktan sonra yarışlardan büyük bir keyif almaya başladım. Kenarlara çarpa çarpa, tabelaları eze eze yarışmayı fazlasıyla özlemişim. Uçak ve tekne kontrolleri ise gayet oturaklı. Zorlu veya hızlı manevralar yapmanız gerektiğinde işler ilk başlarda istediğiniz gibi gitmeyebilir, ancak kontrollerin mantığını oturtunca tüm yarışlar eğlenceli geçmeye başlayacak. Ayrıca yarışta işler istediğiniz gibi gitmezse oyunu duraklatmanıza gerek kalmadan birkaç tuş hareketiyle yeniden başlayabilirsiniz.

Yarışlardaki rakipleriniz genel anlamda zorlayıcı bir profil çizseler de onları mağlup etmek pek zaman almıyor. Ancak size zaman kaybettirecek hatalarınızı değerlendirmekten geri kalmadıklarını da söylememiz lazım. Tabi “Beni gerçekten zorlamıyorlarsa ne anlamı var yarışmanın?” diyenler olabilir. Bu iddialı arkadaşlar da ikinci zorluk seviyesini seçerek kıran kırana bir mücadeleye dalış yapabilirler. İlaveten gazı köklemeyi yeterli bulmuyorsanız nitronuzu açıp ilave hızın tadını çıkarabilirsiniz. Doğal olarak nitronuzun zaman içinde tükenip yenilendiğini hatırlatalım.

14 farklı yarış disiplini içerisinde elbette sevdikleriniz ve sevmedikleriniz olacak. Kimi disiplinin tüm görevlerini tamamlarken bazılarının yüzüne bile bakmayacaksınız belki. Ancak şahsen hemen hemen her disipline bir şans vermenizi öneriyorum. Arabalarla hız denemeleri yapıp drift atmak, teknelerde motorun yaptığı dalga ve köpürtmesi (anlayamazsınız), motokros motosikletleriyle saltolar atmak, uçaklarla agresif manevralar yapmak ve daha fazlası… Hepsinin ayrı birer tadı var ve kesinlikle şans verilmeyi hak ediyorlar. The Crew 2’nin her şeyi bir araya toplayan konsepti oyunun hiç şüphesiz en büyük artılarından biri.

“Yarıştan başka bir şey söylemedin. Yok mu başka bir şey şu oyunda?” diyenleriniz olabilir. Hemen anlatalım. The Crew 2 bu kadar farklı türde aracı sunarken sizi başı sonu belli yollarla veya pistlerle sınırlı tutmuyor. İlk oyunda olduğu gibi gene istediğiniz araca atlayıp ABD topraklarını keşfetmeniz mümkün. Haritanın bir ucundan diğer ucuna gitmek için yola çıkmak ve bunu yaparken arka plandan da sevdiğiniz şarkıların olduğu çalma listesini yürütmek… alın size mis gibi atmosfer. Tabi yok öyle bam güm çarpa çarpa gitmek, temiz bir sürüş en güzeli. Buna da ilaveten oyun içerisinde başka aktiviteler de mevcut. Haritanın belli bölgelerinde hızlanma (radar) mücadeleleri, mini görevler ve ganimet avları gibi ilave faaliyetler de mevcut. Oyun dünyasının yarışlar ve diğer faaliyetler açısından dolu dolu olduğunu rahatça söyleyebiliriz.

The Crew 2’de garajına eklediğiniz araçlarınızı kişiselleştirme imkanınız mevcut. Aracınızın jantlarını ve rengini değiştirebildiğiniz kozmetik geliştirmelere ilaveten performans geliştirmeleri de yapmanız mümkün. Çeşitli yollarla edindiğiniz araç parçalarını istediğiniz aracınıza ekleyerek performans geliştirmeleri sağlayabilirsiniz. Parça mantığı ilk bakışta biraz karmaşık gözükse de aslında son derece basit bir işleyişe sahip. Genellikle puanı daha yüksek olan parçayı seçmeniz yeterli olacaktır. Artı ve eksilerini çok da kurcalamanıza gerek yok. Ancak oyunda bir miktar ilerleme kaydettikten sonra bu geliştirmeler de yetersiz kalacak ve kaçınılmaz olarak paranızı yeni araçlar üzerinde harcamanız gerekecek. Ancak iyi bir aracın maliyetinin hiç de gözardı edilecek bir rakam olmadığını söyleyelim. Aynı anda birkaç araç satın almak istiyorsanız planlarınızı değiştirmeniz ve öncelik belirlemeniz gerekebilir. Bu agresif fiyatlandırmanın esas sebebinin oyuncuyu diğer yarış disiplinlerine de yönlendirmek olduğu düşüncesindeyim.

The Crew 2’de bulunan fotoğraf modu oyunun en güzel yanlarından biri. Oyunun görsel kalitesi eşsiz düzeyde olmasa da fotoğraf modu sayesinde basit anları büyüleyici birer kareye dönüştürmeniz mümkün. Kamera açıları, filtreler, ışık ve zaman ayarları gibi pek çok seçenek o etkileyici pozu oluşturmanız için sizi bekliyor. Ayrıca fotoğraf modunun yanında gelen video editörü ile de kurgulama hünerlerinizi göstermeniz mümkün. Fotoğraf modunun bana beklediğim performansı verdiğini söyleyebilirim. Ancak video editörünün ise çeşitli eksikleri mevcut. Özellikle kamera açılarında daha detaycı bir yapı ve ağır çekim-hızlandırma efektlerini görmek isterdim. Uzun lafın kısası fotoğraf modu son derece etkileyici iken video editörü bazı kilit özelliklerden mahrum kalmış. Oyunun eleştiri getirilebilecek diğer bir özelliği de PvP modundan şu an için mahrum olması. Ubisoft cephesinden yılın sonuna doğru PvP modu ekleneceğine dair haber var. Ancak ilk oyunun çıkışıyla birlikte PvP içeriğine sahip olduğunu hatırlatalım. The Crew 2 yine de co-op görevleri ve arkadaşlarla serbest gezinti gibi çoklu oyuncu özelliklerine sahip ve bu şekilde ağır bir eleştiriden paçayı kıl payı kurtarıyor.

Oyunumuz görsel anlamda inişli çıkışlı bir grafik çiziyor. Dünya ve araba detayları yeterli seviyede iken özellikle karakterlerin yüz animasyonları ve haritanın bazı belli bölgeleri görsel açıdan beklentinin altında kalıyor. Ancak genel olarak dünya tasarımının görsel açıdan hoş olduğunu ve atmosferi sağlamlaştırdığını söyleyebilirim. Harley-Davidson ile gün batımına şahit olmak, yağmurlu bir gecede yavaş yavaş yol almak ve kanyonun üzerinden uçağınızla alçak uçuş gerçekleştirmek… The Crew 2 grafikleri tüm bu özel sahneleri size sunuyor. Ancak dikkatimi çeken şeylerden biri de oyun dünyasına yayalar eklenmiş olmasına rağmen çoğu kez oldukça tenha bir dünya ile karşılaşmamız. Bir diğer şey ise özellikle gökdelen tarzı yapıların biraz dikkatli baktığınız zaman özensiz, adeta kartondan kutu gibi tasarlanmış olmaları. Değineceğim son nokta ise oyundaki araçların yan ve dikiz aynalarının işlevsiz olmaları. Yani size arkanızı gösterdikleri falan yok. Klasik eski nesil yarış oyunlarında olduğu gibi blurlanmış vaziyetteler. Oyuna özellikle bu durumu hiç yakıştırmadığımı söylemem gerek.

The Crew 2’deki işitsel deneyim de grafikleri gibi bir inen bir çıkan performansa sahip. Özellikle ara sahnelerde tanık olduğumuz diyaloglardaki ve yarış öncesi geri sayımdaki seslendirmeler beni oldukça rahatsız etti. Açık bir şekilde kalitesiz olduklarını söyleyebilirim. Araçların çıkardıkları sesler ise genel anlamda kaliteli. Radyoyu kapatıp tamamen aracın sesine odaklandığınız zaman tatmin edici bir deneyim aldığınızı söyleyebiliriz. Bunun dışında müzikler ise bu tarz bir oyundan beklenecek şekilde hızlı, agresif ve atmosfere uygun nitelikte. Tabi siz de benim gibi “Bu müzikler bana hitap etmiyor.” derseniz arka plandan kendi çalma listenizi açıp keyfinize bakabilirsiniz. Özellikle serbest gezinti sırasında bunu öneririm. Yalnız bir sürücünün en büyük dostu dinlediği müziklerdir ne de olsa.

Genel olarak birkaç cümlede toparlamak gerekirse The Crew 2 kocaman bir dünyada yığınla yarış ve aktivite bulunan, eğlenceli kontrollere sahip, inişli çıkışlı görsel-işitsel deneyim sunan ve hava-kara-deniz üçlüsünü başarıyla birleştiren bir oyun. Bol sayıda yarış disiplini ve içerdiği serbest gezinti modu oyundan keyif almanızı sağlıyor ve oynanış süresini önemli ölçüde artırıyor. Görsel ve işitsel tasarımı başta olmak üzere çeşitli eksikleri bulunsa da eğlenceli saatler vaat eden The Crew 2 arcade yarış oyunlarından hoşlanan, açık dünya haritada uzun uzun dolaşmaktan hoşlanan oyuncular için denemeye değer. Ayrıca önümüzdeki kış gelecek olan PvP modu da oyuna farklı bir hava katacaktır. Tabi ufak bir şey de belirtelim: tüm güzel yolculuklar gibi The Crew 2’nin gerçek tadı da arkadaşlarla birlikte iken çıkıyor.

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
711
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 70

The Crew 2 ile havada, karada ve denizde zorlu yarışlara adım atıp kocaman bir haritanın altını üstüne getirmeye hazır olun. Ubisoft bünyesindeki Ivory Tower stüdyosu tarafından geliştirilen The Crew, çıkış yaptığı 2014 yılının dikkat çeken oyunlarından biri olmuştu. Geniş bir haritada bol miktarda yarış ve aktivite içeren oyun yarış türünü RPG ile harmanlayan bir tarza ..

Sonuç OFD: 70.0% 70 İyi
70 80 - 60 70
Genel olarak birkaç cümlede toparlamak gerekirse The Crew 2 kocaman bir dünyada yığınla yarış ve aktivite bulunan, eğlenceli kontrollere sahip, inişli çıkışlı görsel-işitsel deneyim sunan ve hava-kara-deniz üçlüsünü başarıyla birleştiren bir oyun. Bol sayıda yarış disiplini ve içerdiği serbest gezinti modu oyundan keyif almanızı sağlıyor ve oynanış süresini önemli ölçüde artırıyor. Görsel ve işitsel tasarımı başta olmak üzere çeşitli eksikleri bulunsa da eğlenceli saatler vaat eden The Crew 2 arcade yarış oyunlarından hoşlanan, açık dünya haritada uzun uzun dolaşmaktan hoşlanan oyuncular için denemeye değer.

Oyunu temin etmemize yardımcı olduğu için http://www.aralgame.com 'a teşekkür ederiz.

Benzer Yazılar

Hitman 2 İnceleme

Hitman 2 İnceleme


OFD: 80.0%

Hitman 2 İnceleme

OFD: 80.0%

Keli ve barkoduyla gönüllerimize taht kuran Ajan 47 birbirinden zorlu yeni suikastlar için geri dönüyor. Piyasaya ilk olarak 2000 yılında giriş yapan Hitman serisi, geçen zaman içerisinde gizlilik oyunları arasında oldukça önem arz eden bir seri haline dönüştü. Keli, barkodu, kırmızı...

Fallout 76 İncelemesi

Fallout 76 İncelemesi


OFD: 40.0%

Fallout 76 İncelemesi

OFD: 40.0%

Savaş, savaş asl… anlaşılan bazen değişiyormuş Hani bazı zamanlar bir oyun çıkacak olduğu vakit, daha sonra sükut-u hayale uğramamak adına, beklentilerinizi en aşağıda tutarsınız. Hakeza ben de Fallout 76 için aynen böyle yaptım. Beklentilerimi düşük tuttum, gelecek olan oyunun bir ara ürün...

Darksiders III’ün Giriş Videosu Yayımlandı

Darksiders III'ün Giriş Videosu Yayımlandı


Darksiders III'ün Giriş Videosu Yayımlandı

Atlıların hikayesini merak edenler bu videoya Darksiders III'ün çıkışına yaklaştığımız her geçen gün, oyun hakkında daha fazla içerik ortaya çıkmaya devam ediyor. Bugün ortaya çıkan video ise oyundaki atlılarımıza daha geniş bir bakış atmamızı ve Fury'nin neden şuan ki görevine çıktığını...

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir