Rain World İnceleme

Rain World İnceleme

Sabrını ve gözlem yeteneğini geliştirmek isteyenlere bir önerimiz var, Rain World, ilacınız olabilir.

Bazen gücün yetmez, çaresiz hissedersin ama pes de etmez kafana koyduğunu yaparsın, bazen yapamaz tevekkül edersin ya da akışına bırakırsın, bu pes etmek değildir, olmaz işte. Tam olarak “Vermeyince Mabut, neylesin Sultan Mahmut”. Yaşadınız mı böyle vakalar? Çok değil birkaç hafta önce tanıştığım Rain World, işte böyle bir durumun içerisine sürüklüyor sizi. Sabrımı iyi sınadı oyun, az daha silecektim ancak mevzuyu idrak edince kurtardı. Tecrübelerimi aktarayım, siz de edinirseniz faydalanın.

Dark Souls şöyle zor böyle acımasız diyoruz, ancak Steam’de boy gösteren bazı yapımlar Dark Souls’u aratır olmaya başladı. Bunlardan birisi de bağımsız Videocult adlı oyun stüdyosu tarafından geliştirilen Rain World. Oyunu ben ilk defa Facebook’taki özel, oyun geliştiricilerinin toplandığı bir sayfada görmüştüm. Açıkçası inceleyeceğim de hiç aklıma gelmemişti. O zaman yazılmış kaderimiz :) sabrımın sınanması için o an manevi bağ oluşmuş, neyse künyeye devam. Oyun, tür olarak platform ancak hayatta kalma ve kısmen bulmacalar içeren bir yapıya sahip. Bu harmanlama öyle “bu tür tutuyor yedirelim, parayı kırarız” mantığıyla da hazırlanmamış. Ortada gerçekten bir emek var, zaten böyle olmasa idi oyunu sizlere tanıtmak için can atmazdık.

Rain World’ün hüzünlü bir hikayesi var. Kıyamet sonrasını yaşayan fantezi bir dünyadayız. Harabe olmuş bir şehrin dibindeyiz, hayat sanırım yeniden canlanıyor. Sanırım dedim, zira Dark Souls hesabı oyunda bir anlatım yok, sunulan görseller üzere bir tahmin yürütüyor kısmen hikayeyi siz yazıyorsunuz. İşte bu canlanan hayatın habitatı içerisinde bir “Slugcat”iz. Burada tam olarak ne kastedildi açıkçası kestiremedim. Tembel bir kedi miyiz yoksa sümüklüböcekten bozma bir kedi miyiz çıkartamadım. Çünkü dev, hatta evcil hayvan olarak dahi besleyen var, sümüklüböceklere/salyangozlara de slugcat/snailcat dendiğini duymuştum. Neyse, yapı itibariyle ne kedi ne de sümüklüböceğiz, bu iki canlının karışımı bir varlığız işte. Her şey güzel, çekirdek bir ailemiz var, birlikte yaşıyor ve avlanıyoruz. Fakat bir gün, yağmurlu bir gün, bir musibet geliyor başımıza. Üzerinde yaşadığımız ağaçtan düşüyor ve yağmur sularına yakalanıp yıkık bir şehrin dehlizlerine sürükleniyoruz. Oyun da burada başlıyor.

Bir başımıza kaldığımız bu iç sıkan atmosfere sahip, insanlardan arınmış yıkık şehirde hayatta kalma savaşı veriyoruz. Çevrede yenebilecek minik yaratıklar (yarasa vb.) ve bitkiler var. Bazı bitkilerin size çeşitli etkileri de olabiliyor. Belli bir yeme kapasiteniz var. Bu kapasite dolduğu zaman kısmen ilk yapmanız gereken görevi tamamlamış oluyorsunuz. Karnınız doydu. Bu şekilde etrafta rahat bir şekilde gezebilirsiniz. Ancak sizi ailenizden koparıp alan yağmurlar, ki oyuna adını veren asıl bela, yeniden geliyor. Ve bu yağmurlar *slug* kısmından anlayacağınız üzere size zarar veriyor. Normalde yağmur yağdığı zaman sümüklüböcekler ve salyongozlar insanların görebileceği alanlara çıkarlar, fakat “kıyamet sonrası” dedik ya, ben bu yağan yağmurun asitli olduğunu düşünüyorum. Zira yağmura yakalandığınız zaman ölüyor ve en son kayıt noktasından yeniden başlıyorsunuz hem de seviyeniz düşüyor. Şimdi şu kayıt noktası ve seviyeye bir değinelim.

Üste okuduğunuz gibi ilk göreviniz karnınızı doyurmak, bunu yaptınız, şimdi ise bir barınak bulmanız lazım. Öyle bir yer olacak ki dünyanın yer türlü etkisinden de korunacaksınız. Unutmamanız gereken husus uykuya daldığınızda, ki uzun süre uyuyoruz hatta buna bir kış uykusu denebilir, yedikleriniz uykuya daldığınızda sizi canlı tutacak derecede olmalı. Yeterli yiyecek ve saklanacak noktalar bulduğunuz an sizden kralı yok. Oyunu kısmen çözdünüz diyebilirim. Her düzgün uyku sizin seviye atlamanızı sağlıyor. Haritalar arası geçiş için “karma” sisteminde seviye atlamalısınız. Bu da tamam ise bundan sonrası ailenize ulaşmak için başlayacağınız zorlu arayış vetiresinin girmeniz demek. Bu öyle yazıldığı kadar kolay olmayacak zira bu dehlizler birçok tehlike barındırıyor. Sizin gibi canlı kanlı ama daha muazzam yaratıklar ya da zararlı bitkiler, sizin gibi hayatta kalma mücadelesi veriyor. Elbette bu habitat içerisinde aciz olanlar ölüme çok daha yakınlar. Başta da biz varız…

Sadece canlılar değil, yıkık şehir de bir bakıma düşman sayılır. Çünkü labirentlerden ve zorlu platformlardan oluşan, hayatta kalma mücadelesi verdiğimiz bu bölge çok da dost canlısı değil. Hatta düşmana daha çok kıyak geçiyor. Hatırı sayılır büyüklükte haritanın belli başlı bölgelerine, farklı bölümlere boru vari geçitlerin içinden geçerek erişiyoruz. Bizim kullanabileceğimiz geçitler belli iken düşmanımız olan yaratıklar her an her yerden içerisinde bulunduğunuz bölüme giriş yapabiliyor. Tabi siz de panik olup mekan değiştiriyor ya da bu yaratıkların gitmesini bekliyorsunuz. Başıma öyle bir olay geldi ki anlatmadan geçmeyeceğim. Gitmem gereken yolun üzerinde 2 tane kertenkele, ama timsah kırması, öyle zararsız değiller dişlerini geçirdiler mi bırakmıyorlar, birbirine saldırıyordu. Boğuşa boğuşa biraz kenara çekilir gibi oldular hemen üstlerinden zıplayıp bana uygun olan geçide girerek bir başka bölüme kayıp gittim. Eğer ölürseniz son uykuya daldığınız yerde doğuyorsunuz, “E iyi kaybımız yokmuş” diye düşünmeyin, var. Karma sisteminde seviyeniz düşüyor, bu da haritalar arası geçiş yapamayacağınız manasına geliyor, e haliyle hikaye de ilerlemiyor.

Oyun “A noktasından B noktasına git”ten ibaret değil. Yani hikayeyi bitirmek için kestirmeler de bulabiliyorsunuz (bypass). Tabi şartlar uygun ise, yoksa gerçekten karmaşık ve pek de akılda kalıcı olmayan bir bağlantı sistemi mevcut. Ek olarak düşmanlar sizi yol değiştirmeye zorlayabiliyor. Mekanların tasarımı gereği benzerlikler de had safhada olunca ilk defa geçtiğiniz bir yerde “yahu ben biraz önce buradaydım sanki” diyerek ilerliyor ve karşılaştığınız tehlikelerden sonra yanıldığınızı anlıyorsunuz. İşte asıl sabretme ve gözlem yetinizin gelişme aşaması burada başlıyor. Bir haritanız var ama okuması kolay cinsten değil. İlla ki yanlış yollara saptığınız oluyor, geçitleri şaşırdığınız oluyor. Süreyi de uzatırsanız yağmura maruz kalıyorsunuz…

Genel bir özet yaparsak son derece tehlikeli bir dünyada, aciz bir varlıksınız. Çevrede işinize yarayacak nesneler ve yiyecekler bulacaksınız. Ailenizi bulmak için sabırsız davranmadan, acizliğinizi kabul ederek, bölümleri sindire sindire, keşifler yapa yapa ilerleyeceksiniz. Son uykuya daldığınız bölgeye geri dönebilecek bir plan yaparak etrafta gezintiye çıkacaksınız. Nerede olduğunuzu idrak edince daha uzaklara göz dikeceksiniz. Atara atar yok, atara kaçar taktiği güdeceksiniz. Eğer haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiriyorlar. Canlı cansız her şey düşmanınız.

Teknik açıdan da ele alalım Rain World’ü. 16 bit tasarımı ile hem mazi yaptırtıyor hem de bu basit yapısıyla da her platformda rahatça çalışabiliyor. Müzikler, seslendirmeler ve sanatsal çalışmalar bir bağımsız için sınıfı geçecek kalitede. Peformans açısından denecek bir şey yok ancak oynanış dinamikleri ve animasyonlar için biraz daha özenilseydi demden geçemiyorum. Misal geçitlerden kayarken ya da bazı dar alanlara girdiğimizde karakterin fiziği bozuluyor. Ayaklar bacaklar kırılıyor hatta yokmuş gibi sürünüyoruz. E madem böyle bir yaratık idik direkt elsiz kolsuz bir yılan tasarlasaydınız. Ses yok, yazı yok, ortada sevimli bir slugcat var, görsel olarak iletişim kuruyoruz yani. Haliyle göze hoş gelmeyecek abuklukları bertaraf etmeleri lazımdı diye düşünüyorum. Buradan birazcık puan kırdım. Unutmadan aynı durum düşman yaratıklar için de geçerli. Örneğin bir lizard sola bakarken sağa dönmek istediğinde kafasını yere sürtüyor sonra vücudunu yukarı kaldırıp sola kaydırıp anca sağa bakıyor. İşte bu esnada kafasını taşıyamayan ve abuk sabuk hareketler yapan bir düşman görünce dikkatiniz dağılıyor. Çok kötü değil ama yineliyorum, böyle bir oyunu yapan ekip kesinlikle bu duruma bir çeki düzen verebilirdi, keşke biraz daha özenselerdi.

Rain World, senenin başarılı bağımsızlarından, bu su götürmez bir gerçek. Tabi ne beklediğinize ve oyuncu profilinize bağlı olarak size hitap etmediği için es de geçebilirsiniz. Fakat mücadeleyi seviyor, sabrınıza güveniyorsanız denemenizi kesinlikle öneriyorum. Olağan, alışılmış oyunlara nazaran farklı bir tat arayanlar için yeni bir soluk Rain World. Fiyatı da cüzzi. Oynanış süresi de bir hayli fazla. 10 saati net devireceksiniz hatta bazıları 100’e vardırmaya yaklaşmış. En güzeli de ne biliyor musunuz? Karnınız tok mu, tok, kalacak mekan buldunuz mu, buldunuz. Zorlu uğraşlar sonucunda elde ettiğiniz rahatlık bünyenizde bir rahatlama bir tatmin olma duygusu oluşturuyor. Ve bu haz her geçen haritada artıyor. Yarısını sizin yarısını da geliştiricilerin sunduğu “hikayenin sonunda ne olacak” merakı da bir başka kanattan sizi kuşatıyor. Rain World, başarılı bir bağımsız!

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
4
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 80

Sabrını ve gözlem yeteneğini geliştirmek isteyenlere bir önerimiz var, Rain World, ilacınız olabilir. Bazen gücün yetmez, çaresiz hissedersin ama pes de etmez kafana koyduğunu yaparsın, bazen yapamaz tevekkül edersin ya da akışına bırakırsın, bu pes etmek değildir, olmaz işte. Tam olarak “Vermeyince Mabut, neylesin Sultan Mahmut”. Yaşadınız mı böyle vakalar? Çok değil birkaç hafta önce ..

Sonuç OFD: 80.0% 80 Harika
63 50 80
Platform türünün bir üyesi olarak hayatta kalma sisteminin ciddi şekilde yedirildiği Rain World, 2017'nin parmakla gösterilen bağımsızları arasında. Tükenmişlik duygusunu sabırla yarıp çıktığınız, hikayenin giderek ilginçleştiği ve bir o kadar da zorlaştığı oyundaki aciz karakterimiz Slugcat, sizle güç buluyor. Cüzzi fiyatı da bir diğer artısı.

Oyunun Steam linki:
http://store.steampowered.com/app/312520/

Benzer Yazılar

Darwin Project İlk Bakış

Darwin Project İlk Bakış


Darwin Project İlk Bakış

Burası Sörbaybır, burda şaka yookh, her şey gerçek! İnsanlar genelde bıkkınlık veren ve yanlış addettikleri şeyleri nitelerken "milletçe şöyleyiz, milletçe yaptık, milletçe *****" gibisinden tabirler kullanmaya gittikçe alıştılar. Doğrudur veya yanlıştır, beni alakadar etmiyor zira bu girizgahı...

Call of Duty: WWII İnceleme

Call of Duty: WWII İnceleme


OFD: 73.0%

Call of Duty: WWII İnceleme

OFD: 73.0%

Call of Duty: WWII ile modern savaş, hatta uzay savaşları konseptini bir yana bırakıp serinin çıkış noktasına, İkinci Dünya Savaşı'na dönüyoruz. Call of Duty serisi son birkaç oyundur gelecek savaş deneyimini oyunculara sunmayı tercih ediyordu. 2011'de çıkış yapan Modern Warfare 3'ün ardından...

ELEX İnceleme

ELEX İnceleme


OFD: 79.0%

ELEX İnceleme

OFD: 79.0%

Gothic serisinin ruhani devamı, 2017’nin son çeyreğine sert bir giriş yapıyor Hikayemiz Magalan isminde, dünya benzeri bir gezegende başlar. Magalan, bundan 50 sene kadar evvel, devasa medeniyetlere ve ileri teknolojiye sahip insanların yaşadığı bir gezegendir. Derken göklerden yıkım gelir...

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz