Pathfinder: Kingmaker İncelemesi

Pathfinder: Kingmaker İncelemesi

Krallar taçlarını ve asalarını geride bıraktılar, kahramanlar da silahlarını.
Ama aralarındaki, ihtişamları dışlarına taşan, bunu dışarıdaki şeylerden almayan büyük insanlar, büyüklüklerini yanlarında götürdüler.
– Arthur Schopenhauer

UYARI

İncelemesini okuyacak olduğunuz oyunun DI (Dijital İndirme) formatındaki hakları Owlcat Games’e ait olup, diğer tüm hakları Deep Silver LTD şirketi aracılığıyla Koch Media yayın ve dağıtım ailesine aittir. İşbu oyunun yetki dışı çoğaltılması, değiştirilmesi ve izne tabi olmadan canlı yayını anayasanın 347 num…


Ehem. Başlığa “uyarı”yı yapıştırınca kendimi tutamadım. Lakin asıl uyarı, kademeli olarak, şimdi geliyor.

 

Evvela belirtmem gerekiyor ki, Pathfinder: Kingmaker zor bir oyun. Hani öyle Cuphead, Dark Souls zorluğu değil, baya bildiğiniz ağlamak istiyorum Uğur zorluğuna sahip bir yapım Kingmaker.


Hatta geliştiricinin sözleriyle aktarmam gerekirse, “oyunun Hard ve Insane zorluğunu sadece çok sağlam c-rpg tecrübesine sahip, Pathfinder masaüstü oyununa ciddi manada aşina, Kingmaker modülünü oynamış, Pathfinder: Kingmaker’ı en azından beta sürecinde oynayıp tecrübe etmiş, Makro mikro stratejilerini doğru kurabilen ve ideal buildleri oluşturma konusunda hiçbir sıkıntı yaşamayacak oyunculara tavsiye ediyoruz”


Bakın bu yazdıklarım şaka değil, oyunu Hard’da açtığınızda Tutorial diyebileceğimiz açılış bölümünde tüm partinizi bir grup eşkıyaya karşı 15 saniye içerisinde kaybedebilirsiniz. O sebepten oyunun Hard ve Insane’in altında 4 zorluk seviyesi daha ve oyunun zorluğunu Custom olarak ayarlayabildiğiniz ekstra seçenekleri mevcut (Hatta bu seçenekleri savaşın içinde olmadığınız sürece, oyun içerisinde bile rahatlıkla değiştirebiliyorsunuz).


Eğer ciddi bir C-rpg oyuncusuysanız ama Pathfinder tecrübeniz yoksa sizlere Normal zorluk seviyesini tavsiye ediyorum. Hem ciddi bir C-rpg oyuncusu hem de Pathfinder ile alakalıysanız ve belli başlı sınıfları, büyüleri ve canlıların davranış şekillerini biliyorsanız, Normalin bir üzerinde bulunan Challenger sizlere en lezzetli tecrübeyi sunacaktır (Ben oyunu bu zorlukta oynuyorum). Eğer C-rpg tecrübeniz sadece son dönemde çok popüler olduğu için Divinity Original Sin 2 gibi bir iki oyundan ibaretse, o vakit sizlere easy’i tavsiye ediyorum. Zira bu oyunun easy’si muhtemelen Dos 2’nin normalinden zorlayıcıdır.

 

Eğer hiç C-rpg oynamadıysanız ama bir yerden bu oyunlara başlamak istiyorum diyorsanız da, size gidip başka oyun bulmanızı tavsiye ediyorum. Yani cidden, klasikler dahil, piyasada zibil gibi C-rpg varken gidip bulabileceğiniz en zorundan başlamak pek akıl kârı değil. Yine de “ben illa bunu oynayacağım ya, keyfimin kahyası mısın birader” diyecekseniz, sizlere de Story zorluk modunu tavsiye ediyorum. Bu zorlukta Boss’lar hariç savaşlarda hiçbir şey yapmadan ekrana bakabilir ve aksiyonun tadını çıkarabilirsiniz.

 

Zorluğu haricinde, Pathfinder: Kingmaker’ın sağlam sayılmayacak bir başlangıca imza attığını da söylemeliyim. Oyunu bir süredir takip ediyorsanız biliyorsunuzdur ki, oyunun incelemesinin yayımlandığı pek çok site yazılı incelemesini oyunun çıkışından yaklaşık 2 hafta sonra yayımladı. Hakeza biz de bir miktar geç yayımlıyoruz.

 

Bunun sebebi, oyunun çıkış haftasında, oyunun gidişatını bozan veya kayıt dosyalarınızın çalışmamasına sebep veren buglar’ın mevcut olmasıydı. Geliştirici Owlcat Games inanılmaz bir hızla bu sorunları çözmüş olsa da, bir kere oyununuzu bu şekilde çıkarttığınız vakit, sonuçlarına katlanmanız gerektiğini öğrenmiş oldu. Tüm bu ciddi buglardan dolayı oyunun steam incelemeleri ilk haftadan “mixed (karışık)” kategorisine düştü ve bir daha toparlayamadı.


Benim oynadığım ve şuan sizlere anlattığım sürüm ise oyunun 1.0.9c  güncellemesini içeriyor. Yani teknik olarak oyuna gelen 17. güncelleme ve ben sizlere Pathfinder: Kingmaker’ı şimdi alırsanız neyle karşı karşıya olacağınızı anlatmaya çalışacağım.

Başlamadan önce: Pathfinder

Böyle bir oyunun incelemesine başlamadan evvel, ne olduğunu bilmeyenler için, Pathfinder tam olarak nedir, ne değildir anlatmanın elzem olduğunu düşünüyorum.

Pathfinder, 2009 senesinde “Paizo” isimli ABD menşeili firma tarafından piyasaya sürülmüş bir masaüstü FRP oyunudur. Oyunun gelişim süreci biraz enterasandır. Paizo yıllarca WOTC(Wizards of the Coast) ile Dungeons and Dragons dergilerinin basım işinde çalışmış, 2007 senesinde WOTC’un kontratlarını tek taraflı olarak feshetmesiyle D&D evreni için alternatif bir aylık dergi olarak Pathfinder’ı basmaya başlamıştır.

Evet şirket isminin İtalyan gibi durduğunun farkındayım, lakin Paizo kurucusundan, operasyon alanına kadar tamamen Amerikan bir şirket.

Aynı senenin yaz aylarında Wizards of the Coast, ticari lisanlaması çok daha sıkı olan D&D 4th edition’u duyurunca, Paizo’yu bir endişe kaplamış ve bu endişe de haliyle aksiyona dökülmüştür. Geliştirme çalışmaları başlamış ve yaklaşık 2 sene içerisinde D&D 3.5’u temel alan (D&D 3.5 özgür bir lisansa sahiptir) Pathfinder oyunu ortaya çıkmıştır.

D&D 4’ün pek çok sıkı D&D oyuncusunun hoşuna gitmeyen yapısı da sağolsun, oyunun çıkışının ardından geçen yaklaşık 4 senelik süreçte Pathfinder kendine ciddi bir kitle edinmiş ve bu süreçte en çok satan FRP oyunu olmayı başarmıştır.

Temel olarak bakıldığında Pathfinder; D&D 3.5 sisteminin elden geçmiş halidir.

Krallığa giden uzun ve çetrefilli bir yol

Pathfinder: Kingmaker, benim gözümde, güzel sayılabilecek bir açılış yapıyor. Buradaki “sayılabilecek” sözcüğünün geçmesinin yegane sebebi ise oyunu açtığınız vakit, ana menü yüklenene kadar, beklemeniz gereken süre. Bunun başta tek sefere mahsus olduğunu düşünüp, tamam olabilir ciddi bir problem değil, 2-3 dakika bekleyiveririz demiştim. Lakin sonrasında farkettim ki bu yükleme, ilki gibi 2-3 dakika olmasa da, yaklaşık 45 saniye olacak şekilde oyunu her açışımda gerçekleşiyordu. En büyük sıkıntı ise bu yükleme süresinin sağlam bir SSD’ye kurulmuş olan Pathfinder: Kingmaker’da karşımıza çıkıyor olmasıydı. HDD sahipleri, sizlere şimdiden en içten geçmiş olsun dileklerimi iletmeme izin verin.

Lakin bu nispeten uzun sayılabilecek yükleme ekranının ardında bizleri ufak bir sürpriz bekliyor. Oyun müziklerinin efsane isimlerinden Inon Zur’un bestelemiş olduğu ve buram buram Dragon Age: Origins kokan bir tema müziği. O sert üflemelilerin girişi, üç sıra tempodan sonra müziğinin tonunun insanın kafasında peri masalının ortasına düşmüş hissi uyandıran değişimi. Divinity Original Sin 2’den beri hiçbir oyunun tema müziği beni bu kadar mutlu etmemişti, o kadar diyeyim.

Owlcat Games’i oyunun müziklerinin bir kısmı için Inon Zur ile çalıştıkları için tebrik ediyorum. Çok yerinde bir karar olmuş.

Bu güzel müzikle birlikte bizleri oldukça hoş bir menü tasarımı karşılıyor. Eski kitap sayfasını andıran ve göz okşayan menüden yeni oyun seçeneğine tıklıyoruz ve oyuna başlıyoruz…

Yok yav. Var mı öyle bir dünya? Rol yapma oyunu diyorum yav. Tomb Raider mı, Assasins’s Creed mi, Battlefield mı bu? Yeni oyun dedikten sonra elbette karşımıza bir karakter oluşturma ekranı geliyor. Ama ne karakter oluşturma ekranı! Öyle Fallout 4’te olduğu gibi karakterimizin elmacık kemiklerine kadar ayarlayabildiğimiz ekran düşünmeyin , karakterimizin fiziksel özelliklerini belirlediğimiz ekran 8-10 seçenekten ibaret. Lakin iş karakterimizin; yetenekleri, ahlaki özellikleri, kişisel özellikleri, yetenekleri, beceri puanlarının dağılımı, sınıf seçimi ve sınıf seçiminin detaylandırılmasına geldiğinde…

Bakın burayı çok net bir şekilde söylüyorum, bu oyunun karakter oluşturma safhası Pillars of Eternity’i döver. O kadar detaylı, o kadar geniş ve aynı oranda boğucu. Evet, neden yazının başında daha önceden hiç C-rpg oynamamış insanlara bu oyunu önermediğimi daha oyunun başından anlayabiliyorsunuz. Zira daha önce bunun yarısı kadar bile detaylı bir karakter oluşturma ekranıyla karşılaşmamış oyuncu, bunu gördüğünde muhtemelen dehşete düşer. Ben gördüğümde ise aklımdan sadece şu geçti “adamlar yapmış aga”.

Ben karakter olarak Azata Aasimar açıp, nesep olarak Draconic ve Bronze Ejder seçtim. Karakterimi sonrasında az biraz multi-class (saving throwlar için) gitmeyi planlayarak bir ton sınıfın arasında Sorcerer seçerek açtım.

Oyuna başlar başlamaz şunu hissediyorsunuz, karşınızdaki gerçekten bir C-rpg. D&D 3.5’a uyan, Golarion’da geçecek uzun bir maceraya başlayacağınız gün gibi belli oluyor ilk dakikalardan. Menüsünden tutun, text olarak tüm dice roll’larınızı gösteren kayıt defterine, neredeyse her söylediğinizin ahlaki karakterinizi etkilemesine ve hakeza bunun da ayrı bir kayıt defterinde kişilik değişiminiz olarak not düşmesine; Pathfinder: Kingmaker oyuncuyu detaylarda kaybolmaya davet ediyor.

Tabi detaylarda kaybolalım derken ortadaki kocaman hikayeyi kaçırmamak lazım gelir zira bu hikayenin ve dahi oyundaki pek çok karakterin arkasında video oyunu senaryolarının şahı Chris Avellone bulunuyor. Yazının başlarında Owlcat Games’in Inon Zur’u tutarak ne kadar başarılı bir işe imza attıklarını söylemiştim ya, hah Chris  Avellone’u bu oyuna dahil etmekle çok daha büyük bir işe imza atmışlar. Çünkü şu an başarılı C-rpg çıkartıp da kadrosunun bir yerinde Chris Avellone yazmayan tek bir firma dahi yok.

Hele ki Chris Avellone’un son dönemde sırasıyla; Wasteland 2, Pillars of Eternity, Torment Tides of Numenera, Tyranny ve Divinity Original Sin 2’de çalıştığını göz önünde bulundurursak (arada derede geçen senenin en başarılı oyunlarından Prey’in de yazarlığını üstlendiğini unutmayalım), şirket olarak C-rpg’ye girişeceksiniz Chris Avellone’a arkanızı dayamak – oyun sektöründe- şuan en makbulü diyebiliriz.

Tabii Chris Avellone bu sefer tüm hikaye iskeletini kaleme alan yazar değil. Pathfinder hali hazırda dallanıp budaklanmış bir oyun serisi, Kingmaker’da tüm hikayesi hali hazırda macera modülleri ile anlatışmış bir yapım olduğundan Chris Avellone’un bu seferki görevi daha ziyade aradaki boşlukları doldurmak ve ilgi çekici karakterlerle oyunu canlı tutmak olmuş. Eli değmiş ya, yetiyordur muhtemelen. Bakın Pillars of Eternity 2’ye, Chris Avellone’u kovdular (ulan Obsidian) adamlar oyunun her şeyini başardı, hikayeyi bir araya getiremediler bir türlü. Acayip rafine bir C-rpg olan Pillars of Eternity 2’nin en büyük hatta bazılarına göre tek büyük kusuru hikayesiydi. Avellone reisin önemini buradan da anlayabiliyoruz haliyle.

Dediğim gibi hikaye hali hazırda masaüstü frp sürümünde kurgulanmış olduğu gibi Brevoy beylerinin içinde bizim (oyuncu karakteri) de olduğumuz grupları Stolen Lands denilen topraklara düzen getirmek için yollamasıyla başlıyor. Bu topraklar envai çeşit yaratık, haydut çeteleri ve esrarengiz büyülerle dolup taştığı için, herkesin gözü olmasına rağmen, hiçbir ülke sahiplenmek adına bir şey yapmıyor. Biz de Brevoy devleti tarafından verilen, Stolen Lands’e düzen getirdiği takdirde, o toprakların resmi hükümdarı olarak tanınma sözüyle yollara çıkıyoruz.

Ekibimizi kuruyor, maceralara atılıyor, enterasan karakterlerle, olaylarla karşılaşıyor, rakiplerimizle cebelleşiyor ve tüm bu çabaların sonunda baronluğumuzu ilan edip, asıl oyuna başlıyoruz.

Hükmetmek; adalet ile mi, mantık ile mi, cebr ile mi

Evvet, doğru okudunuz. Oyun yeni başlıyor dedim. Oyunu Easy’nin üzerinde bir zorluk seviyesinde oynuyorsanız bu yukarıda bahsetmiş olduğum aşamaya gelmek muhtemelen bir 20 saatinizi almış olacak demektir. İşte o 20 saatten sonra, asıl oyun başlıyor, hazır olun.

Pathfinder: Kingmaker, temelde, oyun olarak ikiye ayrılıyor. Bu iki kısımdan ilki; bir kutu oyunu tadında haritada dolaştığımız, yolda rastgele karakterler veyahut düşmanlarla karşılaşabildiğimiz ve belli bölgelere grubumuzla keşifler düzenleyebileceğimiz “macera” modu. Oyunun klasik C-rpg lere en yakın olduğu kısım burası.

İkinci kısım ise kraliyet yönetimi. Bahsettiğim gibi, oyunun belli bir aşamasından sonra Baron yahut Barones ilan ediliyoruz. Bu ne demek? İdare etmemizi bekleyen bir Baronluğumuz, elimize bakan tebaa’mız ve uğraşmamız gereken sorunlarımız var demek elbette.

Oyun yapısını parçalara bölüp, tek tek anlatmam sayfalar süreceği için şöyle kısa bir enstantene içerisinde sizlere sunmak istiyorum:

Şatonuzdasınız, danışmanlarınızdan biri (oyun boyunca size katılan özel karakterlerden farklı görevler için danışmanlar atamanız gerekiyor) huzurunuza çıkmak için izninizi istiyor. Belli ki bir derdi var. Halkın dini işlerinden sorumlu olan, şifacı, danışmanımız tahtımızın karşısına geçiyor ve başlıyor anlatmaya.

“Efendim” diyor, “Güneybatı ormanlarında bir huzursuzluğun olduğuna dair kulağıma bazı söylentiler ulaştı”. Danışmanımız biraz toparlanıp boğazını temizliyor ve devam ediyor “Ben de bu durumun tam olarak ne olduğundan emin olmak adına yanıma birkaç adam alıp bölgeye keşfe çıktım. Lütfen özürlerimi kabul edin, size haber vermeden, alel acele yola koyulmuş bulundum”.

Bu noktada elbette karşımıza ahlaki durumumuzu etkileyebilecek seçenekler çıkıyor. Danışmanınıza “Problem değil aslanım, sağ salim döndün ya” diyebilir, ona hem kızıp hem de cesaretinden dolayı takdir edebilir, azarlayabilir yahut tüm hiddetinizle yerinizden fırlayıp “Ne demek izinsiz gittim, bu Baronlukta benden izinsiz kuş dahi uçamaz. Tez falakaya yatırın” da diyebilirsiniz.

Kararınızı verdikten sonra, verdiğiniz cevaba göre içeriği bir miktar değişecek şekilde, danışmanınız bulgularını size aktarmaya başlıyor. “Baron Hazretleri, ormanda yaptığımız keşif sonucu ben ve adamlarım şuna kanaat getirdik. Ormanda görünmeyen bir şer odağı, belki başka bir boyuttan, oranın dengesini bozuyor. Bu durumun başımıza daha büyük bir bela açmasını istemiyorsak müdahele etmeliyiz”

Şimdi geliyoruz işin en mühim kısmına. Bu durum, danışmanımızın da anlattığı üzere, baronluğumuzda problemlere sebep olacak bir olayın başlangıcı olabilir. Zaten bu sebepten bu tür olaylar oyunun kraliyet yönetimi sekmesinde “Problem” olarak adlandırılıyor. Bu türde sorunlar çözülürse baronluğumuza değer katabiliyor, çözülmez ise de ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Problemlerin yanında bir de “Fırsat” olayları cereyan ediyor, ki bunlar da çözümlerseniz belli oranlarda çıkar veya bir miktar çıkar/bir miktar zarar getiren, çözümlemezseniz ise herhangi bir yaptırımı yahut olumsuz sonucu olmayan işler olarak nitelendirebiliriz.

Bize anlatılan bir problem, baronluğumuzun ve hatta belki gelecekteki krallığımızın, sılhati için de çözülmesi elzem bir durum. Bu sebepten evvela kraliyet yönetim ekranına geliyor ve sorunun daha detaylı incelenmesi için, bu tür sorunlarda uzman, danışmanlarımızdan birini bu meselenin araştırılmasına atıyoruz. Bu atama, araştırma kaç gün sürecekse, o kadar süre boyunca o danışmanın başka hiçbir kraliyet meselesine bakamayacağı anlamına geliyor. O sebepten danışman seçerken, dikkatli olmakta fayda var, neredeyse bütün “Problem” ve “Fırsat” lar süreye bağlı olduğu için, sırf bu göreve es kaza en nitelikli danışmanınızı atadığınız için ilerde başka bir problemin çözümünden mahrum kalma ihtimaliniz de mevcut.

Allahtan kraliyet işlerine atadığımız danışmanlarımız komple o işle ilgilenmiyor. Maceralarda yanımıza alabiliyoruz. Aksi takdirde, muhtemelen, oyundaki partimi tamamen paralı maceracılardan kurmak zorunda kalır ve Chris Avellone’un kaleminden çıkan birbirinden orijinal karakterlerin muhabbetlerinden mahrum kalırdım.

Diğer danışmanlarımızı da farklı fırsat yahut problemlere atıyor, binalarımızı geliştirmek için yeterli kaynağımız olup olmadığını kontrol ediyor (evet oyunda oldukça basit de olsa bir şehir kurma olayı mevcut) ardından ise kaftanımızı çıkartıp, zırhımızı kuşanarak tekrar maceralara yelken açıyoruz.

Yalnız dikkatli olun, maceralar ve keşif için harita üzerinde dolaşırken de günler geçiyor. Hatta partimiz, yanımızda taşıdığımız eşya miktarına göre, belli bir yol katettikten sonra yorulup belli negatif statlar kazanıyor. Bunları gidermek için yollarda kamp kurmak, kamp kurmuşken avlanmak, birilerinin yemek yapması ve nöbet tutulması icap ediyor. Bunların hepsi de elbette sizin kontrolünüzün bir tırnak dışında gerçekleşen belli bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşiyor. Takımınızdan kimlerin ava çıkıp, kimin yemek pişirip, kimin nöbete duracağına (statlarını da göz önünde bulundurarak) siz karar veriyorsunuz.

Hatta ve hatta, kullanacağınız büyüler ve yetenekler, iksirler ve bombalar ancak kamp yaptığınızda yenileniyor. Kamp yaptığınız esnada karakterleriniz dinleniyor yahut eşya hazırlıyor. Kamp sürenizi, bu tam dinlenme ve hazırlıkların tamamlanması süresini karşılayacak kadar uzun tutmazsanız, elinizde sadece en basit büyüler ve en temel eşyalarla dımdızlak devam edersiniz yolculuğunuza. Pathfinder: Kingmaker’da başarılı ve mümkünse düşmanlar tarafından basılmamış bir kamp partinizin başına gelebilecek en iyi şey.

Neyse efenim, bir yandan krallığınızda envai çeşit olay danışmanlarınız tarafından çözüme kavuşturulurken, bir yandan da siz belli başlı görevleri yerine getiriyor, sırları açığa çıkartıyor, antik harebeleri turluyor veya henüz krallığınıza katmadığınız toprakları keşfediyorsunuz. Bu maceralar ve keşifler esnasında eğer hala kendi krallığınızın sınırları içerisindeyseniz, krallığınızda cereyan eden yeni etkinliklerden haberiniz oluyor, danışmanlarınıza vazifeler atayabiliyorsunuz. Lakin şehir merkezine geri dönmeden ne danışmanlarınızdan sonuçlanmış olayların raporlarını alabiliyor, ne tebaanızdan sizinle görüşmek isteyenleri dinleyebiliyor, ne de yeni binalar dikebiliyorsunuz. Bütün bunlar taht odasından gerçekleştiği için sizin bizatihi orada bulunmanız gerekiyor. Bu da şehir merkezinden binlerce fersah öteye gideceğiniz ve bir daha arkanıza bakmayacağınız seyahatleri, krallığınızın selameti açısından, oldukça riskli kılıyor. Özellikle kendi topraklarınızın dışında çıktığınızda, işte o vakit krallığınızdan hiçbir haber alamadığınız için zaman kavramınızı kaybediyor ve işlerin tepetaklak olmasına sebebiyet verebiliyorsunuz.

Ama yeni bölgeleri tamamen keşfedip, oralardaki sorunları çözüp, gerekirse hükümdarını indirip topraklarınıza katmanız lazım, böyle sürekli şehrinizle ilgilenmeniz gerekirken bu nasıl gerçekleşecek? Makro ve mikro yönetiminizi maksimumda tutarak efendim. Bakın bu konuda çok ciddiyim, bu oyunun forumları krallığım yıkıldı diye ağlayan oyuncularla dolu. Onlardan biri olmak istemiyorsanız günleri ve ayları sayacak, danışmanlarınıza verdiğiniz vazifelerin bir çetelesini tutacaksınız. Bir de oyunu bol bol kaydedeceksiniz.

Oyunun geliştirici Owlcat Games’in oyunun yükleme ekranlarında tavsiye olarak bolca belirttiği gibi “şüpheye düştüysen, direkt kaydet”

Gezdiniz, gezdiniz ve gezdiniz. Yolculuklarınız sırasında; bir grup fey tarafından büyülenmiş ve devasa taşlardan yapılmış bir kulenin tepesinde dengede kalmaya zorlanan bir boya satıcısına yardım ettiniz, topraklarınızı korumak adına gerçekleştirdiğiniz büyük troll katliamından sağ kurtulan bir grup trolün izini sürüp işlerini bitirdiniz, Antik bir cüce mozolesine girip, envai çeşit bubi tuzağını geçip, büyülü yaratıklarla mücadele edip, bulmacaları çözdünüz ve mezarın sırlarına vakıf oldunuz (Unutmayın en büyük hazine bilgidir, ve evet bilgi o +7 BOMS zırhından da daha değerlidir, anlaşıldı mı).

Bütün bunların geride bırakıp kalenize döndüğünüz vakit, ormandaki şer odaklarını (dış mihraklar, Feyarica filan işte) araştırması için gönderdiğiniz danışmanınız yanınıza geldi ve araştırmayı tamamlandığını, kötülüğün kaynağını tespit ettiğini söyledi. Bu kötülüğü ortadan kaldırmak içinse 15 gün içerisinde işbu ormana, yanınıza yoldaş olarak işi çözen danışmanı da alarak -bu acayip önemli bir nokta- baskın düzenlemeniz gerekiyor.

Bakın bu noktada hala çeşit çeşit kararlar verme imkanınız mevcut. Bütün bu olan bitene rağmen, aman sür *** rahvan gitsin diyerek işgücünüzü başka olaylara kaydırabilir (bu noktaya kadar gelmişken biraz abes kaçar ama), danışmanlarınızın tüm ısrarlarına rağmen kendiniz gitmek yerine bir grup asker gönderebilir veyahut kendiniz takımınızı toparlayıp atlarınızı ormana sürebilirsiniz. Seçim sizin. Akıllıca olan kararı seçip kendiniz gitmeye karar  verirseniz şunu aklınızdan çıkarmamanız lazım, görevin 15 günlük süresine yolculuk süreniz de dahil. Yani adı geçen orman krallığınızdan 2 bütün günlük yol mesafesindeyse, ve takımınızın üstü orta seviyede ağırlıkla doluysa, bu 18 saatte bir kesin kamp ihtiyacınızın hasıl olacağı anlamına geliyor. Çifte avcı tayin etseniz dahi her bir kampın 12 saat süreceğini hesaplayıp, en az iki kere kamp yaparak hedef alana en kısa 3 günde varmanız gerektiğini çıkarabilirsiniz. Yine de unutmayın, ikinci kamptan sonra partiniz hedefe varana kadar yine 12 saatlik yol tepmiş olacak, bu da eğer hedef noktada bir kapışma sizi bekliyorsa, yorgun olarak mücadeleye girecekleri anlamına geliyor. Bu durumu engellemek için ormana varmadan evvel en az 8 saatlik son bir kamp daha yapacağınızı varsayarsak, garanti olsun diye, görevin bitimine en kötü 3,5 gün varken krallığınızdan ayrılmanız en doğru seçim olacaktır.

Ormana vardığınızda ise işler çok daha çetrefilli bir hale bürünebilir. Ormandaki şer odağından peydahlanan yaratıklar sadece göründükleri kadar olmayabilir, aralarında görünmez olanlar olabilir, korku-mide bulantısı-baş dönmesi gibi statü efektleri veren bazı özel düşmanlar orada sizleri bekliyor olabilir veyahut savaşın ilerleyen safhalarında sağdan soldan destek kuvvetler gelebilir. Bütün bunlara karşı önlem almak adına oyunu, şehirden çıkmadan, kaydetmeniz sizin yararınıza olur. Neden mi? Birden fazla yüksek hasara sahip düşman çıkarsa partinize bir tane tank yetmeyeceği için ikincisini de yanınıza almanız gerekebilir, görünmez düşmanlarınız varsa görünmezliği bozma yeteneğine sahip bir karakteri yanınıza almanız icap edebilir, yukarıda saydığım yada daha başka statü efektlerini sıkça partimize uygulayabilecek bir düşmanla karşılaşacaksak; bu statü efektlerini ortadan kaldıran parşömenleri hazır etmeniz ya da sağlam bufflar ile bunları etkisiz kılan birini partiye katmanız gerekebilir. Bakın bunların hepsi ihtimaller, yukarıda saydıklarımdan farklı etmenler de karşınıza çıkabilir, hatta ve hatta bu talihsiz olayların üç dört tanesi birden cereyan edebilir savaş alanında. O sebepten, oyunun her iki yükleme ekranından birinde karşınıza çıkan öğüde kulak kabartın ve oyunu bol bol kaydedin.

Savaşa girdiğiniz vakit de, Pathfinder: Kingmaker sizlere işin aslında bir masaüstü oyunu olduğunu, yine hatırlatıyor. Zaten oyunun her bir karesi “ben masaüstü frp’den uyarlandım” diye haykırırken, savaşların aksini iddia etmesi beklenemezdi değil mi?

Kingmaker’da savaşlar gerçek zamanlı olarak işlemekte. Gerçek zamanlı dediysek, her bir aksiyonun belli bir süresi var ve elbette C-rpg’lerin klasiği oyunu durdurma bu oyunda da mevcut. Fekat aksiyonların süreleri birbirinden farklı olduğu, işin içine statü etmenleri de girdiği için, ortada sıralamaya dayalı bir savaş mevcut değil. Standart bir aksiyon 6 saniye sürüyor, bir iksir içmek 3 saniye, kudretli bir büyü yapma ise genelde 9 saniye civarı tutuyor. Masaüstü oyunların ruhuna uygun olarak yapacağınız her bir aksiyon için bir zar atılıyor, Kingmaker’da koca bir partiyi tek başımıza yönettiğimiz için bu zar atma işlemini bilgisayar hallediyor ve sonuçları niteleyici etmenlerle birlikte kayıt defterine kaydediyor. (Burada daha detaylı bir şekilde savaş sisteminin nasıl işlediğini anlatmak isterdim lakin bilen biliyor, bilmeyenlere ise komple izah etmem muhtemelen sayfalar alacaktır. O yüzden oyunun şans, taktik, mikro makro yönetim, konumlandırma, sınıf sinerjisi ve hazırlıklı olmaya dayalı olduuuukça zor bir savaş sistemi olduğunu belirtip, savaşlarla ilgili muhabbeti bitiriyorum)

Ormandaki mücadeleden galip ayrıldınız mı? Tebrikler, sorun çözüldü. Şimdi başkente dönüp bu işi başınıza saran danışmanınız ile istişare etmeniz gerek. İstişare meselesi sorunun çözümü için her daim şart olmasa da, sorunun devamının gelebilme ihtimali veyahut durumun daha geniş tahlili için gerekli bir husus. Danışmanınızla oturup konuştunuz, ormana bir gözcü karakolu dikmeye karar verdiniz mi. Güzel şimdi bütün bunların karşılığı olarak krallığınızın değişken etmenleri olan sadakat, ekonomi, refah, askeriye, din, espiyonaj, topluluk’tan uygun olan birine  +3-5 puan gelebilir. Tada da dam, evet yukarıda bahsettiğim her şey bunun içindi. Şimdi sırtınıza tahtınıza iyice dayayın zira Pathfinder: Kingmaker’da bu ve benzeri onlarca senaryo rastgele olay sizleri bekliyor olacak.

Birkaç taktiksel öneri:

  • Oyunun başlarında caster (sorcerer, wizard, druid, oracle vs) sınıfları, haliyle, aşırı güçsüzler. Hatta Bard haricinde iki ayağının üzerinde durabilen sınıf yok gibi bir şey. Ne yaptığınızdan emin değilseniz, oyun sonunu hedeflemiyorsanız, caster açmanızı tavsiye etmiyorum.
  • Dex sınıfları, neredeyse her türlü C-rpg’de olduğu gibi, oyunun başlarında oldukça güçlü. Pathfinder: Kingmaker’da sağlam bir build ile oyun sonunda da oldukça sağlam iş çıkarabiliyorlar. O sebepten ana karakter için Ranger açıp menzil ağırlıklı bir build kurmak en acemi oyuncunun dahi oyunun erken aşamalarını çıkartmasını sağlayacaktır.
  • Valerie oyunda bulabileceğiniz en sağlam Tank diyebiliriz. Ona iyi bakın, ölmesine izin vermeyin, sudan sebeplerle küstürmeyin. Adil duruşu ve asil kişiliğiyle evliliğe de en münasip adaylardan biri. Partinizin dayanak sütunu olarak kendisine takımınızda sürekli yer verebilirsiniz. İlk 3-4 seviyede eline Heavy Shield, oyunun başlarını atlattıktan sonra ise Tower Shield verin. Elinize para geçer geçmez kendisine Full plate alın. Daha sonraları daha iyisini almanıza pek gerek kalmayacak zira maceralarınız sırasında çok sağlam ağır zırhlar bulacaksınız. 20 levelin sonuna kadar Fighter sınıfında devam edebilirsiniz, yine de duruma göre 3-4 levellik bir multi-class macerasına da çıkabilirsiniz.
  • Kendiniz okçu yahut suikastçi arketipine uygun bir karakter açmadıysanız, kesinlikle Ekundayo’yu takımınıza katın. Oyunun takımınıza katıldığı aşamalarında, takımınızda en çok DPS çıkartabilecek karakter o çünkü.
  • Octavia end-game’de çok güçlenen bir karakter. Bossları tereyağı gibi eritebiliyor. Yalnız canı çok çok az. Hele hele oyunun başlarında tek kritik hasarında kendini anında yerde buluyor. Octavia’yı şehrinizde bırakıp, son seviyelere yaklaşınca yeteneklerini dağıtıp, eşyalarını dizip yanınıza almanızı öneririm. Octavia multiclass giderek çok kuvvetli olabilen bir karakter. 4 Rogue-6 Wizard veya 2 Rogue-8 Wizard gidip ardından kalan tüm seviyeleri prestij sınıfı olan Arcane Trickster’a basmanızı tavsiye ederim.
  • Oyunda bulup bulabileceğiniz en iyi healer Tristan. Custom olarak maceracı kiralasanız dahi ondan iyisini çıkarma ihtimaliniz düşük. Mevzu healsa, adres Tristan. Ayrıca oyundaki en nitelikli danışmanlardan biri, hele hele ahlaki olarak Lawful veya Neutral Good iseniz acayip bir sinerji yakalayabilirsiniz.
  • Savaş formasyonunu ayarlamak oldukça kritik bir mesele. Unutmayın, her karakter üstünde taşıdığı eşya nisbetince hareket hızına sahip, bu sebepten tankınız her zaman en yavaş karakteriniz olacaktır. Savaşa girdiğinizde yakın menzilli savaşçılarınızın tankınızdan evvel bütün agroyu üstüne çekmesini istemiyorsanız, formasyonunuzu ayarlarken tankınızı en öne alın ve takımın kalanı ile arasında oldukça ciddi bir mesafe koyun. Bırakın savaşa herkesten önce o dalsın, tankın işi o zaten, başkaları yemesin diye dayak yemek.
  • Pathfinder: Kingmaker’da buff’lar ve debuff’lar her şey demek! Savaşa girerken her zaman buff’larınızı kontrol edin. Düşmanınız her türlü saldırınızdan sıyrılıyorsa verin ağzına Dex debuff’ını, hala vuramıyorsanız verin hasar karakterlerinize buff’ı. Bu buff/debuff dengesini güzel kurarsanız, pek çok oyuncu tarafından çok zor addedilen Kingmaker, sizin için bir nebze kolaylaşacaktır.
  • Taktiksel olmasa da, oyunda çok zorlanmıyorsanız Linzi’yi muhakkak takımda tutun. Sırf keratanın çene çalmasını dinlemek için bile değer.

Krallığa bir de sanat fakültesi lazım gelir

O kadar konuştuk, anlattık, muhabbet eder gibi oyunu tanıttık ama bütün bu lak lakın arasında hiç oyunun grafiklerinden, teknik detaylarında bahsetmedik değil mi? Bahsetmedik, doğrudur. Çünkü ne Pathfinder muazzam görsellere sahip bir oyun, ne de öyle olmasını gerektiren bir durum var. O sebeptendir ki, bu muhabbeti sonlara sakladım.

Kingmaker Unity oyun motoruyla geliştirilmiş bir yapım. Geliştirici ekip olan Owlcat Games’in ilk oyunu olduğu ve Divinity Original Sin 2, Pillars of Eternity gibi oyunlara nazaran daha düşük bir bütçeyle geliştirildiği için; oyun görsel anlamda ışıl ışıl parlamıyor haliyle. Atmosfer, çevre dizaynı, harita tasarımı gibi noktalar oldukça başarılı olsa da, karakterler ve nesneler genelde düşük detaylı kaplamalardan ve az detaydan oluşuyor. Bu görsellere rağmen oyunun ufak tefek performans sorunları olduğu da bir gerçek. Yine de atmosferi güzel yansıttıkları için görseller hakkında herhangi bir ciddi şikayette bulunamıyorum. Ayrıca UI, menüler ve oyunun genel tasarımı çok çok başarılı olduğu grafiklerin 5-6 sene öncesine ait olması insanı çok da rahatsız etmiyor.

Oyunun görsel departmanında durum buyken, ses departmanı ise… Resmen parçalıyor. Oyunun müzikleri, sesleri, ses efektleri, seslendirmeleri tek kelimeyle harika. Sesler konusunda sevmedim diyebileceğim belki de tek şey zırhlı karakterlerin yürürken çıkardığı aşırı mekanik ses. Maalesef tam orayı tam olarak tutturamamışlar. Ama bu kadar yani, oyunun sesleri hususundaki tek şikayetim budur.

(Krallığı) Toparlamak Gerekirse

Pathfinder: Kingmaker uzun zamandır tatmadığım bir zevki bana tattırdı. Masaüstü Frp oyununu da geçtim, Kingmaker’ı oynamak bana C-rpg/Board Games karışımı bir oyun oynuyormuşum gibi hissettirdi. O kadar lezzetli ve o kadar eğlenceli bir deneyimdi ki. C-rpg aşığı bir insan bu oyunu kaçırmamalı, öyle söyleyeyim.

Elbette bir de işin sorunlu çıkış kısmı var. Evet oyun aşırı bug’lı çıktı ve hala oyuna neredeyse her gün yeni bir patch geliyor. Belki daha uzun bir kapalı beta ve 1-1,5 ay gecikmeli bir çıkışla Pathfinder: Kingmaker rafine bir şekilde karşımıza çıkmış olsaydı şuan medyadan çok daha fazla övgü alıyor olurdu. Ama olmadı, olamadı. Yine de Owlcat Games pes etmiş değil, oyunlarını en iyi hale getirmek için ellerinden geleni yapıyorlar, geç olsun güç olmasın diyorlar. Sürekli geri bildirim toplayıp oyundaki en ufak bug’a kadar çözmek için gayret gösteriyorlar. Oyunu çıkardıktan sonra bir tane bile patch çıkarmayan firmalardan sonra (öhöm platinium games öhöm) Owlcat Games aranılan kan diyebileceğimiz nitelikte bir firma. Umarım bundan sonraki oyun geliştirme hayatlarında başarılı bir çizgide ilerlerler.

Velhasılı kelam, Pathfinder: Kingmaker; herkese göre olmayan, zorlayıcı, aynı zamanda doyurucu, nev-i şahsına münhasır ve oldukça kaliteli bir yapım. Ben zoru kahvaltıda yerim, C-rpg aşığıyım, üç beş bug bana koymaz diyorsanız kesinlikle ama kesinlikle Kingmaker’a bir şans vermelisiniz.

 

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
741
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 81

Krallar taçlarını ve asalarını geride bıraktılar, kahramanlar da silahlarını. Ama aralarındaki, ihtişamları dışlarına taşan, bunu dışarıdaki şeylerden almayan büyük insanlar, büyüklüklerini yanlarında götürdüler. – Arthur Schopenhauer UYARI İncelemesini okuyacak olduğunuz oyunun DI (Dijital İndirme) formatındaki hakları Owlcat Games’e ait olup, diğer tüm hakları Deep Silver LTD şirketi aracılığıyla Koch Media yayın ve dağıtım ailesine aittir. ..

Sonuç OFD: 81.0% 81 Harika
- - 69 - -
Pathfinder: Kingmaker herkese hitap eden bir oyun değil, lakin hitap ettiği kitleye kelimenin "tam anlamıyla" hitap ettiği kesin. Siz de o mutlu azınlığın içerisindeyseniz, daha ne bekliyorsunuz.

Bu oyunu bizlere temin eden http://www.playstore.com ’a en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Benzer Yazılar

Hitman 2 İnceleme

Hitman 2 İnceleme


OFD: 80.0%

Hitman 2 İnceleme

OFD: 80.0%

Keli ve barkoduyla gönüllerimize taht kuran Ajan 47 birbirinden zorlu yeni suikastlar için geri dönüyor. Piyasaya ilk olarak 2000 yılında giriş yapan Hitman serisi, geçen zaman içerisinde gizlilik oyunları arasında oldukça önem arz eden bir seri haline dönüştü. Keli, barkodu, kırmızı...

Fallout 76 İncelemesi

Fallout 76 İncelemesi


OFD: 40.0%

Fallout 76 İncelemesi

OFD: 40.0%

Savaş, savaş asl… anlaşılan bazen değişiyormuş Hani bazı zamanlar bir oyun çıkacak olduğu vakit, daha sonra sükut-u hayale uğramamak adına, beklentilerinizi en aşağıda tutarsınız. Hakeza ben de Fallout 76 için aynen böyle yaptım. Beklentilerimi düşük tuttum, gelecek olan oyunun bir ara ürün...

Darksiders III’ün Giriş Videosu Yayımlandı

Darksiders III'ün Giriş Videosu Yayımlandı


Darksiders III'ün Giriş Videosu Yayımlandı

Atlıların hikayesini merak edenler bu videoya Darksiders III'ün çıkışına yaklaştığımız her geçen gün, oyun hakkında daha fazla içerik ortaya çıkmaya devam ediyor. Bugün ortaya çıkan video ise oyundaki atlılarımıza daha geniş bir bakış atmamızı ve Fury'nin neden şuan ki görevine çıktığını...

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir