Oyun Dünyasının Karanlık Yüzü

Oyun Dünyasının Karanlık Yüzü

Kapitalizmin çarkları dönüyor, dönüyor ama kime dönüyor

O çok sevdiğimiz oyunlar, milyonların hastası olduğu karakterler ve film kalitesinde işlenmiş senaryolar… Kaçımız onların nasıl ortaya çıktığıyla ilgileniyor, kaçımız işin mutfağını merak ediyor ve eğlence dünyasının en aktif tüketilen ürünlerinden biri olan oyunların iç yüzüyle ilgileniyoruz?

Bugün bu hususta üç beş kelam etmek, biz oyuncuların oynarken zevkten dört köşe olduğu ve genellikle “başyapıt” addedilen oyunların hangi şartlar altında yapıldığına ufaktan değinmek istiyorum. Bu bahsettiğim hususta en güncel örnek olduğu için de, yazının büyük bir kısmını, Red Dead Redemption 2 ve Rockstar’ın çalışma şartları oluşturacak elbette.

Şimdiden belirteyim “Bana ne abi oyunun nasıl geliştirildiğinden, bu adamlar parasını almıyor mu, ben para verip almıyor muyum bu oyunu yea” diyecekseniz, bu sayfanın kalanında sizi ilgilendiren tek bir cümle bile yok, okumayı burada kesip, normalde bu yazıyı okumak yerine neyle iştigal edecekseniz onu yapabilirsiniz. Yahut “arkadaşım onlar çok çalışıyorsa, ben de çok çalışıyorum, ben şikayet ediyor muyum” diyecekseniz, merak etmeyin sizin mesleğinize de saygı duyuyoruz. Fakat bu yazının içeriği bir meslek şartları mukayesesi değil, iş etiği ve kapitalizm üzerine kısa bir hatırlatmadan oluşacaktır. Yazı çok uzamayacak, daha detaylı bilgi edinmek isteyenler için, bu yazıyı yazarken benim de faydalandığım, kaynaklardan bir kaçı link olarak bırakılacaktır.

Oyun sektörü üzerine

Malumunuz video oyunları günümüzde, sektör olarak, eğlence sektörünün ciddi bir parçasını oluşturuyor. Hatta pazar büyüklüğü açısından, dünya müzik sektörünü dahi 5’e katlıyor olduğu bir gerçek (bkz: yıllık IFPI raporları).

Halihazırda bu kadar büyük olan ve film/TV sektöründen dahi daha büyük hızla büyümeye devam eden böyle bir canavarın; çalışma şartları hususunda rekabetçi bir ortam oluşturmuyor olması düşünülemez elbette. Büyük firmalar, büyük işler, büyük sosyal imkanlar. Bunların hepsine ulaşmak için yapmanız gereken ise en iyilerden olmak, bir de az şikayet etmek.

Ekonomik anlamda büyüyen ve genişleyen bütün alanlarda olduğu gibi, video oyunu sektörü de her zaman pastadan daha büyük pay kapmak, piyasayı domine etmek isteyen büyük şirketlerle dolup taşıyor. Bunların en başında Tencent gibi mobil ve online ağırlıklı devler bulunurken, hemen arkasından Activision/Blizzard, Take/Two Incteractive gibi ana ürün gamı konsol ve PC oyunları olan firmalar geliyor.

Bu firmaların piyasayı domine ediyor olmasının birden fazla nedeni var. İlki, sürekli olarak oyunlarında ticari olarak yeni açılımlar yapılabilecek yöntemler keşfetmeleri. Devamlı DLC’ler ile oyunların genişlemesi, şans kutuları, mikro ödemeler. Farkettiyseniz bunlar, bu firmaların dağıtımında bulunan, Destiny’den Overwatch’e, Gta Online’dan Nba 2K19’a pek çok oyunda gözümüze çarpan yöntemler.

İkincisi ise iyi oyunlar yapmaları. Kabul etmek gerek, her ne kadar ticari kaygıları çok yüksek olsa da bu firmalar çok kaliteli oyunlar çıkartabilme konusunda rüşdünü ispat etmiş geliştiriciler yahut o geliştiricilerle çalışmaktalar.

Peki ticari kaygıları bu kadar yüksek olan firmalar nasıl oluyor da, özünde, kaliteli oyunlara imza atabiliyorlar?

Cevap: Emekçi kardeşlerimiz

Adı geçen firmalar idari olarak paragöz despotlardan oluşsa dahi, oyunları geliştiren ekipler hala sanatsal düşünebilen, gerçekten oyun oynayan ve oyun geliştirmeye gönül vermiş geliştiricilerden oluşuyor. Bu adamlar ve kadınlar (veyahut kendini cinsiyetten bağımsız tutan arkadaşlar) bu bahsettiğim vasıfları taşımıyor olsalardı zaten ortaya bu kalitede ürünler çıkamazdı.

İşte bu arkadaşların beyin fırtınaları, saatler süren emekleri ve alın teri karşılığı ayıla bayıla oynadığımız oyunlar karşımıza gelebiliyor. Peki o ayıla bayıla oynadığımız oyunlar geliştirilene kadarki süreç nasıl işliyor.

Öncelikle belirtmek lazım yukarıda adı geçen ,veya adı geçen firmaların altında işveren, oyun stüdyoları sektörün devleri olduğu ve dışarıdan bakıldığında inanılmaz sosyal imkanlar sundukları için (en kalitelisinden sağlık sigortası, işyerinde kaliteli yemekler, ferah çalışma ortamları) zahiren cazibe merkezi olarak görülüyorlar. Haliyle böyle ortamlara girmek için kalifiye eleman olma şartı aranıyor. Yeterince nitelikli olduğuna inanan arkadaşlar yeni geliştirilecek oyunlar için açılan yüzlerce pozisyondan birine başvuruyor ve rüya şirketlerinde çalışmaya başlıyorlar.

Lakin fantastik iş hayatları tam olarak istedikleri gibi gitmiyor.  Yukarılarda bahsi geçen, ana kuruluşun, idari kadrosundan yeni oyun için istekler gelmeye başlıyor. Bu istekler haliyle direkt olarak oyunun tasarımından çok satışlar, PR ve ticari kaygılar üzerine yoğunlaşmış istekler. Ardından oyun firmasının idari kadrosu bu istekler doğrultusunda belli kararlar alıyor. Peki bütün bu kararları gerçekleştirmek sizce kime kalıyor?

Red Dead Redemption 2’de atınızın şişen ****ğını, karakterlerin 50 çeşit etkileşimi ve sayamayacağım pek çok detayı, ağırlıklı olarak pazarlama stratejisi olmalarına rağmen, oyuna kim ekliyor? Atın birden fazla değişkene sahip üreme organını kim modelliyor? Normalde böyle bir oyunda olmasa da olacağı halde, Red Dead Online’ı kimler geliştiriyor? (O Red Dead Online babanızın hayrına ücretsiz olarak sunulmuyor bu arada, GTA Online’da olduğu gibi online tecrübesini rahatlatan mikro ödemeler elbette oyuncuya sunulacak)

İşte bu saydıklarımın hepsi geliştirici ekibin omuzlarına biniyor. Merak etmeyin, bunları yapan adamlar bu işi severek, tutkuyla yapıyorlar ama yaptıkları şartlar, yetişmeleri gereken deadline’lar ve omuzlarına binen baskı bu işi tutku işi olmaktan çıkarabilecek düzeyde.

Bu hususa yakın zamanda dikkat çeken bir takım haberler gözünüze ilişmiştir. Rockstar’ın kurucularından Dan Houser, 2018 senesi içerisinde, Red Dead Redemption 2 ekibinin pek çok defa haftada 100 saati geçen mesai yaptığından iftiharla bahsetmişti. Bu kısa ama acınası bir gerçeği ortaya döken röportaj fazla tepki çekince, Rockstar bir basın açıklaması yaptı ve “100 saate yakın çalışanların sadece senaryo ekibi olduğunun” altını çizdi. (Bkz. sıvamak) Bu noktadan itibaren ise Rockstar herhangi bir medya kuruluşunun kendisine bu hususta yönelttiği hiçbir soruya cevap vermedi.

Bu olay Rockstar’ın ilk iş yerinde ağır şartlar faciası değil. Neredeyse her Rockstar oyununun geliştirme sürecinde şirketteki ödenmeyen ek mesailerden şikayet edip işi bırakan çalışanların röpartajları oyun sitelerini süslüyor. Amma velakin oyunun piyasada getirdiği sesin yanında bu röportajların esamesi dahi okunmuyor maalesef.

Rockstar’a bu hususta farklı sorular yöneltip cevap alamayan kuruluşlardan biri de Eurogamer. Yönelttikleri sorulara bir türlü cevap alamayınca, Eurogamer editörleri pek çok sitenin yapmayacağını yapıyor, oldukça uzun ve detaylı olan “The Human Cost of Red Dead Redemption 2” yi kaleme alıyorlar. Bu yazının içeriğini hazırlamak için ise, çoğunun ismi gizli kalacak şekilde, pek çok eski veya hala çalışmakta olan Rockstar çalışanıyla görüşüyorlar.

Ortaya ise oyun sektöründe şimdiye kadar çok azına rastlanmış uzun ve belli başlı gerçekleri göz önüne seren bir yazı çıkıyor.

Eline sağlık Eurogamer

Eurogamer’dan Tom Phillips’in yazısı şöyle başlıyor:

“Red Dead Redemption 2 dün gece yarısı yayımlandı ve an itibariyle dünya üzerinde milyonlarca insan onu oynuyor. Oyuncular için oldukça uzun bir bekleyişti, hatta bir arkadaşım bana oyunu iki sene önceden ön sipariş ettiğini söylemişti. İncelemelerde, elbette beklendiği gibi, olumlu. Oyunu oynamak için sabırsızlanıyorum.

Lakin, aynı zamanda, bu oyun için alın teri ve göz yaşı dökmüş, Red Dead Redempiton 2’yi bugün olduğu şeye dönüştürmüş insanların anlattığı hikayeleri de kafamdan atamıyorum.”

Sözlerine bu şekilde başlayan Tom, yazısına Rockstar’ın Crunch kültürünü detaylıca anlatan bir Kotaku yazısını da referans göstererek anlatmaya başlıyor.

Tom son haftalarda, Rockstar’da çalışmış yahut hala orada çalışan ve kariyerlerini çöpe atmak istemedikleri için susmakta olan pek çok kişiyle görüşmüş. Bu görüşmeleri kabul edenlerin yegane şartı, isimlerinin açıklanmaması.

Tom’un görüştüğü bu çalışanların, görüşmeyi kabul etme sebebi ise bir değişim istemeleri. Bu değişim isteği çalıştıkları oyunlarla alakalı değil, hepsi Rockstar’da çalışırken ortaya koydukları işlerden, özellikle Red Dead Redemption 2’den oldukça gururlu. Değişim istedikleri nokta; çalışma şartları.

Buraya sayfalar süren yazının tamamını koyarak sizleri sıkmayacağım, zaten başkasının kaleme aldığı bir yazının tamamını yayımlamak hoş karşılanacak bir durum değil. Fakat hem orijinal metni okumanız için sizleri yazıya yönlendireceğim, hem de okumaya üşenenler yahut yabancı dili kesmeyenler için burada yazının kısa bir özetini geçeceğim.

Rockstar’da çalışanların, en çok şikayet ettikleri ve ortak şikayet noktası olarak görülen kısım, çalışma saatleri. Özellikle GTA V, Red Dead Redemption 2 gibi devasa oyunların çıkışı için son düzlüğe girildiğinde (oyunun çıkışına tahmini bir-bir buçuk sene kala) çalışanların ek mesai ücreti almadan her gün ekstradan 3-4 saat çalıştırılması, Rockstar Games içinde, artık oldukça normal karşılanan bir durum olmuş. O kadar ki, bazı çalışanlar artık bu durumu yargılamamaya başlamış.

Anormal karşılanacak olan ise oyunun çıkış süreci iyice sıklaştığında, çalışanların ofiste, kimi zaman kendi çalışma masalarının altında, yatmak zorunda kalacak kadar çok çalışması. Evet, koca koca insanlar, yanlarında uyku tulumu getirip masanın altına girip uyuyorlar. Zannetmeyin ki bunlar yazının ilk satırlarında bahsettiğimiz “oyun geliştirme tutkusundan” kaynaklı. Hayır, ofis hiyerarşisi içerisindeki baskıdan ve işini kaybetme korkusundan doğan eylemler bunlar.

Hele Rockstar’ın patronları Dan Houser ve Sam Houser tarafından, neredeyse bütün çalışanların, cumartesileri de işe gelmeye zorlanması apayrı bir olay. Bu ek mesailerin büyük bir kısmının hiç ödenmediğinden bahsetmiştim değil mi, evet etmiştim sanırsam…

Röportajlar sırasında iş baskısını kaldıramayan, henüz 30 yaşlarında, bir iş arkadaşının kalp krizi geçirip ofisten hastaneye kaldırıldığını ve taburcu olur olmaz tekrardan iş başı yaptığını belirtenler mi ararsınız, işe sürekli erken gelip gece geç saatlerde çıktığı için pazarları hariç çocuğunun yüzünü uyanıkken göremeyen anne-babalar mı…

İşin en acı tarafı, bu çalışma şartlarını kaldıramayanlar için “bak kapının önünde senin yerini dolduracak ne kadar adam var” muhabbetinin, güya gelişmiş ekonomiye sahip ülkelerde olan, bu şirketler tarafından da yapılıyor oluşu.

Rockstar ve Take Two durumdan memnun tabi. Ek iş gücü almadan ve ek departmanlara ihtiyaç duymadan %150-200 iş çıktısı alabilen hangi şirket elindekinden memnun olmaz ki, değil mi?

Kaldı ki bütün bu yazdıklarım sadece Rockstar ve Take Two için geçerli şeyler değil, medyada bir miktar kendine yer bulabildiği için işbu yazı tamamen Rockstar ve Red Dead Redemtion 2 özelinde yazılmış. Öbür türlü o oyuncu dostu bayıldığımız Cd Project Red’den, çalışanlarına güya inanılmaz şartlar sağlayan EA Games’e kadar, rezalet bir Crunch kültürüne sahip pek çok devasa firma mevcut. Bunlar hakkında malumat bulmanız da çok zor değil, internette yapacağınız küçük bir araştırmayla bu firmalar hakkında pek çok köşe yazısına ve glassdoor benzeri sayfalarda çarşaf çarşaf şikayete rastgelebilirsiniz.

Bu ve benzeri yerlerde çalışan oyun geliştiricilerinin ise kimisi işini kaybetme, kimisi kariyerini etkileme, kimisi de sahip olduğu ve ailesine de sağladığı sosyal imkanları (sigorta vs) kaybetme korkusuna maalesef başlarına gelene boyun eğiyor, eğmek zorunda kalıyor maalesef.

Bazen ne diyebiliyoruz ki, devasa kapitalizm çarklarının arasında maaş dediğimiz şey insanın hürriyetini para ile satmasına eş değer aslında…

Ne yapılabilir

Böyle bir durumda işin aksiyon kısmı biz oyunculardan evvel bu firmaların bulunduğu ülkelerin idare ve denetlemeden sorumlu kurum/kuruluşlarına düşüyor. Yapılacak rutin denetlemeler ve ciddi birkaç soruşturma (özellikle Amerika/Japonya ve İngilterede) firmaların oyun geliştiricilerini çatır çatır ezmesinin önüne geçmede önemli bir rol oynayabilir.

Ardından sorumluluk oyun medyasına düşüyor. Eurogamer’ın, Kotaku’nun, Jim Sterling’in yaptığı şu işi düzenli bir şekilde farklı medya kuruluşları da yapsa, oyun sektörü hususunda ciddi bir farkındalığın önü açılabilir misalen.

Son olarak oyuncular olarak biz tepkimizi koyabiliriz. İlla oynayacaksak, oyunu ön sipariş vermeyerek, ikinci el olarak alıp şirketin para sirkülasyonuna engel olarak veya oyunu alsak dahi mikro ödeme vs. gibi oyun içi kaz yolma yöntemlerine paramızı kaptırmayarak şirkete belli bir oranda tepki gösterebiliriz. Bunu sen-ben yapınca olmaz elbette, ama bilinçli bir kitlenin oluşumuna bir yerden başlamak gerekiyor artık, değil mi?

Toparlamak gerekirse

Gördüğünüz üzere, haftanın oyun ve gündemine binaen, konumuz Rockstar ve Take Two olsa dahi, Cd Prokect Red’den EA Games’e pek çok firma oyun dünyasında crunch kültürleri ve kötü çalışma şartlarıyla çalışanlarına resmen eziyet etmeye devam ediyorlar. Bu da bizlere o bayılarak oynadığımız, bazen başyapıt olarak isimlendirdiğimiz yapımların aslında tutku ve sevgiden çok daha fazlasına -oyun geliştiriciler açısından- mal olduğunu gözler önüne seriyor.

Ümit ediyoruz ki en kısa zamanda oyun dünyasında bu hususta yaptırımların gerçekleştiğine şahit oluruz, böylece o çok sevdiğimiz oyunları geliştiren insanlar biraz daha huzurlu bir hayat sürerler.

Unutmadan bu yazının yazılmasında bizi teşvik etmiş olan yazılara şu linklerden ulaşabilirsiniz:

  1. Eurogamer’ın konu hakkındaki makalesi
  2. Kotaku’nun Rockstar’ın Crunch Kültürü Hakkındaki Yazısı
  3. Jim Sterling’in oyun sektöründeki Crunch Kültürünü eleştirdiği videosu
Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
33221
Bu yazıyı paylaş :

Benzer Yazılar

Hitman 2 İnceleme

Hitman 2 İnceleme


OFD: 80.0%

Hitman 2 İnceleme

OFD: 80.0%

Keli ve barkoduyla gönüllerimize taht kuran Ajan 47 birbirinden zorlu yeni suikastlar için geri dönüyor. Piyasaya ilk olarak 2000 yılında giriş yapan Hitman serisi, geçen zaman içerisinde gizlilik oyunları arasında oldukça önem arz eden bir seri haline dönüştü. Keli, barkodu, kırmızı...

Fallout 76 İncelemesi

Fallout 76 İncelemesi


OFD: 40.0%

Fallout 76 İncelemesi

OFD: 40.0%

Savaş, savaş asl… anlaşılan bazen değişiyormuş Hani bazı zamanlar bir oyun çıkacak olduğu vakit, daha sonra sükut-u hayale uğramamak adına, beklentilerinizi en aşağıda tutarsınız. Hakeza ben de Fallout 76 için aynen böyle yaptım. Beklentilerimi düşük tuttum, gelecek olan oyunun bir ara ürün...

Darksiders III’ün Giriş Videosu Yayımlandı

Darksiders III'ün Giriş Videosu Yayımlandı


Darksiders III'ün Giriş Videosu Yayımlandı

Atlıların hikayesini merak edenler bu videoya Darksiders III'ün çıkışına yaklaştığımız her geçen gün, oyun hakkında daha fazla içerik ortaya çıkmaya devam ediyor. Bugün ortaya çıkan video ise oyundaki atlılarımıza daha geniş bir bakış atmamızı ve Fury'nin neden şuan ki görevine çıktığını...

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir