Nier: Automata İnceleme

Nier: Automata İnceleme

Nier: Automata seni kaç defa daha bitireyim ki bana aşkını itiraf edesin?

Çok uzun zaman önce, eskimiş bir robot bana dedi ki ;

“Aşkı kazanan güzelliğin kendisidir”.

Fakat “Güzellik” nedir?

Eski dünyayı araştırdıktan sonra gerçeği öğrendim.

Güzellik hoş bir tendir.

Güzellik göze hoş gelen takılardır.

Güzellik bireyin aynadaki en güzel haline bakışıdır.

Beauvoir

Nier: Automata incelemesi neden bu kadar uzadı ? Niye oyuna 4. kez başlamadan bu yazıyı yazamadım ? Neden 35 saatlik oyun süresinin sonunu bekledim. Heyhat dostlar ve hala neden biraz daha ve biraz daha oynamam gerektiğini, hala ortaya çıkacak dünya kadar şey olduğunu hissediyorum için için?

Oyun dünyasının Tarantinosu: Yoko Taro

Hani bir laf vardır ya; Bazı insanlar soğan gibidir, onları anlayabilmek için katman katman soymak gerekir. İşte Nier: Automata da tam olarak böyle bir oyun. Bir kez bitirdiğinizde kesinlikle hiçbir şey anlamayacağınız, İki, Üç, Dört ve Beşinci kez bitirdiğinizde size her defasında farklı tatlar veren, yeni bir oyun oynuyormuş hissini verecek bambaşka bir oyun Nier. Kendisine müthiş ön yargılarla yaklaşmış olsam da (hep aynı ön yargılı Alper değil mi) 35 saatin sonunda bir başyapıt olmayı kılpayı kaçırmış olan bu harika oyunu nasıl anlatacağımı, onu yazmak için hangi kelimeleri kullanacağımı düşünüp durmaktan çoktan vazgeçtim.

Yoko Taro’ya Tarantino benzetmesi yapmam kafalarının aynı manyaklıkta çalışıyor olduğunu düşünmemdendir. Eğer Jackie Brown ve Pulp Fiction filmlerini izlediyseniz, Tarantino’nun aynı hikayeyi farklı kurgular ve farklı karakterlerin bakış açılarıyla aktarmasına, her aktarışında hikayenin farklı bir katmanının açılmasına tanık olmuşsunuz. Aynı şekilde karşımızda ilk oynayışta sadece hikayesinin ufak bir kısmını göreceğimiz, oyuna tekrar tekrar başlayınca bu karmaşık hikayenin arka planında yatan olayları ancak bütün sonları gördükten sonra anlayabileceğimiz deneysel ama bir o kadar unutulmaz bir oyun var.

Bu oyunu tabii ki daha önce yine aynı evrende geçen Drakengard oyunları hakkında hiçbir şey bilmeden yazdığımı itiraf etmek durumundayım. Yani oyunda deneyimlediğim her şey ilk elden. Sene 11945 (yazıyla onbirbindokuzyüzkırkbeş), 14. Makine savaşının ortasındayız. İnsanlar dünyayı çoktan terk etmiş, Ay’a kaçmışlardır. Dünya yüzyıllardır uzaylı bir ırkın kontrol altında tuttuğu robotlar tarafından işgal altındadır. Geride kalan çok az insan ve bu insanlarla beraber android adı altındaki sibernetik yaşam formları bu robotlara karşı tükenmek bilmeyen savaş halindedir. YoRHa adı altındaki bir grup süper, über, hiper güçlü androidler ise bu süregelen savaşa desteklerini esirgemezken, dünyadaki robotların birbirlerine bağlı oldukları AĞ’dan koptukları haberi gelir. Bu robotların bir çoğu, insanoğlunun geçmiş yaşamlarında büründükleri rolleri sergilemeye başlar. Hiçbirinin “HİS” terimini bilmemesi fakat aile, düşmanlık, kraliyet, kıskançlık, çiftleşme (yanlış okumadınız) gibi kalıplara kendilerini oturtmaya çalışması ciddi anlamda ortada bir şeylerin döndüğünün habercisidir. Bu garip ortama da kimi atacaklar, 2B (or not to be?) ve 9S adlı iki androidi ki bizim kafalarımız karışsın, aynı oyunu tekrar tekrar ama bambaşka şekilde tekrarlayalım, bir yandan neden bunu yapıyorum diye sorarken, diğer yandan soyduğumuz her katmanda farklı bir şeyler bulmanın tadına varabilelim diye.

Hayat Bulan Her Şey Sonu Görmek İçin Tasarlanmıştır

Nier: Automata’nın sadece karmaşık bir kurgusu yok. Oyun aynı zamanda birçok oyunun denemiş olduğu fakat çok azının bu kadar mükemmel derecede başarabildiği türler karmaşasını da kaostan düzen türetircesine önümüze koyuyor. Bullet Hell türünden bir anda Devil May Cry tarzı bir aksiyon oyununa, oradan iki boyutlu bir platforma dönüşebilen bir oyun bu. Utanmadan Dark Souls vari bir keşif sistemini kendisine başarıyla yediren, yine kendine has bir kombo sistemine sahip, uzuuuuun bir silah listesi, bu silahları geliştirebileceğiniz ve bu geliştirmeyi sadece oyunu bir kez bitirerek yapamayacağınız bu çılgın oyunu anlatabilmek için klişe kelimeleri kullanmak bir yazar olarak açıkçası yanaklarımı kızartıyor.

Nier bir serbestlikler dünyası, ama bir o kadar da kendi belirlediği sınırlar içerisinde bu serbestliği yaşamanızı istiyor. Her şeyi ilk oynayışta öğrenmek istiyorsunuz değil mi, hayır efendim olmaz diyor. Ben ikinci oynanışta göreceğin videoları ilk seferde göstermek istemiyorum. Şurada görünmez duvarlar var Nier efendi? Olsun, bak arkan kocamaaan bir evren, hem bir sürü giz de sakladım ben oralara, onları bul. Ama bu sandıklar kilitli, hem o az önce gördüğüm karakter de nereye gitti? Sen bir üçüncü kez başla bakalım oyuna bak neler göstereceğim ben sana. İyi ama üçüncü kez başlasam da yine aynı ana görevleri yapacağım? Olsun, ben seni farklı karakterler, ara videolar ve hatta ilk oynayışında duyamayacağın müziklerle eğlendireceğim sen merak etme.

Evet dostlar, bu oyunu oynarken tam olarak yukarıdaki gibi resmen şizofreniye bağlayıp konuşmaya başladım oyunla. Oyunun içeriğini bırakıp uzun sayfalar boyunca Varoluşçuluk felsefesine dair ettiği onca kelamı buraya aktarmak istiyorum ama o başka bir yazının konusu olsun (Yan karakterler olarak Simon De Beauvoir ve Jean Paul Sartre’ı robotlaştıran bir oyundan başka hangi felsefeyi işlemesini bekliyordunuz?). Anlattığı katmanlı hikaye ve katmanlarının arasına gömdüğü onlarca gizemi, 26 sonla birleştiren (bunlardan beş tanesi gerçek son, diğerleri eğlencesine konulmuş alternatifler sadece) Nier’i tekrar tekrar bize oynatacak şey sadece sonları mı peki?

Yaşantılar geçicidir. Birey hiçbirinin sahibi olamaz.

Nier’de farklı oynanış biçimleri olduğunu söylemiştik. Ama bunlardan en çok zaman geçireceğiniz tarz kombolarınızı sıralayacağınız müthiş hızlı bir aksiyona sahip aksiyon-RPG kısmı olacak. Gerçi RPG dediğime bakmayın, delicesine seviye atlayıp, android bedenimize onlarca eklenti takabilsek de, yanımızdaki tombiş uçan robotu lazerinden, roketine, yerden biten mızrağından, şok dalgasına kadar türlü özelliklerle donatabilsek de, rol yapma kısmı sadece birkaç soruya vereceğiniz basit cevaplardan ibaret.

Olsun, biz her biri kendi hikayesine sahip, önceki oyunlara delicesine gönderme yapan 33 silahtan dilediğimizi kullanabiliyoruz. Kombo sistemine gelen eleştirilere kulak asmayın. Belli bir şemaya sahip bir kombo listemiz yok belki ama her silahın kendine has bir kombo sistemi var. 33 silahın her birinin hafif ve ağır vuruşlarla olan kombolarını saymaya kalkınca da haliyle kafalar oldukça karışıyor. Nier’in dövüş sistemi ne Dark Souls gibi ağır, ne de DMC kadar seri kombolara dayalı bir sistem. Ama savaş alanı oldukça karışık. Savaş alanındaki çarpışmaları da biraz sizin oynayış sisteminiz belirliyor. Tepenizde dolaşan robotla birlikte menzilli ve yakın dövüş olarak dengeleyebileceğiniz bu sistemde, kaçma tuşunu defalarca kullanmanız çok önemli aksi takdirde hareketsiz kalırsanız öleceğinizi bilerek dövüşmeniz gerekiyor. Benim oldukça hoşuma giden tatlı sert animasyonlarıyla, 2B ve 9S adlı karakterlerimizi bu grinin her tonuna sahip dünyada hareket ederken görmek fazlasıyla tatmin edici.

Her oynayışınızda görev sistemi aynı kalsa da, bir önceki oynayışta bitirmiş olduğunuz bir yan görev bir daha karşınıza çıkmıyor. Hatta bir önceki oyunda açmış olduğunuz kutular bile açık görünüyor ki bu da Nier’in zaman kavramının oldukça farklı olduğunu gösteriyor. Her oynayışta karşılaşacağınız robotların da bulundukları yerler, özellikleri ve saldırı biçimleri de değişecek. Tasarımları biraz fazla birbirlerine benzeseler de oynadığınız karakterin özelliklerini kulllanmaya itecek (9S tamamen robotları hackleme üzerine kurulu bir karakter mesela) düşmanlarla karşılaştırması, sırf farklı son yapmaya kasmadık bu kadar içeriği diye bas bas bağıran bir yapımcının sesi adeta.

Gelecek sana öylece verilmez. Çabalayıp, elde etmen gereken bir şeydir.

Bu söz de Nier’i özetler nitelikte. Bu oyuna dair bir şeyler öğrenmek istiyorsanız, çabalamak durumundasınız. Günümüz oyunlarında her şey gözümüze gözümüze sokuluyor, Nier ise biraz da Dark Souls oyunlarında olduğu gibi bazı cevherleri kurgusunun altına saklamış ve bulmamızı istiyor. Neyse ki müzikler konusunda bu kadar gizli kapaklı davranmamışlar da son yılların en özgün müziklerini engel, kısıtlama ya da gizem olmadan duyabilme imkanına sahibiz. Dün gece yastığa başımı koyduğumda hala ağıtlarının doruklarında olan o kadının sesi, bilmem hangi uyduruk dilden seçilen sözcüklerle olsa da kulaklarımda yankılanıyordu. Girdiğiniz her ortamda hiç bitmeden, dur durak bilmeden çalan bu müzikleri herhangi bir şeye benzetemediğimden oyunda en çok hoşuma gideni hemen buraya ekliyorum.

Görsel anlamda Nier’e biraz kırgınım aslında. Kendi içinde bir tutarlılık, dünyanın artık kullanılmadığı hissini çok güzel veriyor aslında, gri tonları çok iyi kullanıyor. Fakat oyunun üzerinde müthiş bir eskimişlik hissi hakim. Zaten kısıtlı bütçeleri olduğundan indirilebilir içerik dahi çıkarmayan bir firmadan (kostümler hariç) sanırım maksimum beklenti bu ama bu eskimişliğin karşılığında GTX 970’imle sabit 60 FPS alamam daha da üzdü. Bütün olarak grafik tasarımına bakarsak, çöl, şehir ve orman arasında gidip geldiğimiz yoğun atmosfer, oyunun karamsar havasını yansıtmada başarılı. Robot tasarımlarından, animasyonlarına kadar da ziyadesiyle çeşitlilik hakim olduğundan ben açıkçası pek sıkılmadım. Ama tekrar tekrar oynamanızı gerektirecek bir oyun olduğundan, en azından hızlı seyahatin daha çabuk açılmasını ve ana görevlerin biraz daha özgün olmasını beklerdim… Şahsen üçüncü oynanışta dahi ana görevde getir götür işi yapınca insan haliyle bir eli gamepadde diğer eli telefonda can sıkıntısını gidermeye çalışıyor.

Sonuç itibariyle Nier: Automata yapımcısının da söylediği gibi AAA oyunların sabit bakış açısından, o sınırlardan kurtulmaya çalışan bir oyun. Tarzını herkes sevmeyebilir. Ama yenilikçi yaklaşımı ve aldığı riskler, katman katman oyun yapısına bir dünya içerik sığdırmasıyla benim gönlümü çoktan çaldı. Muhtemeşen müzikleri, serbest dövüş yapısı ve Varoluşçu felsefeyi karakterlerine işleyişiyle bu senenin en güzel oyunlarından biri.

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
42
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 85

Nier: Automata seni kaç defa daha bitireyim ki bana aşkını itiraf edesin? Çok uzun zaman önce, eskimiş bir robot bana dedi ki ; “Aşkı kazanan güzelliğin kendisidir”. Fakat “Güzellik” nedir? Eski dünyayı araştırdıktan sonra gerçeği öğrendim. Güzellik hoş bir tendir. Güzellik göze hoş gelen takılardır. Güzellik bireyin aynadaki en güzel haline bakışıdır. Beauvoir Nier: Automata ..

Sonuç OFD: 85.0% 85 Harika
8.9 9 79 7.75
Nier: Automata yapımcısının da söylediği gibi AAA oyunların sabit bakış açısından, o sabit sınırlardan kurtulmaya çalışan, katman katman senaryosu, 26 sonu, 33 farklı silahı ve dilediğiniz gibi kişiselleştirme özellikleriyle birinci sınıf bir oyun. Gözyaşı mı dediniz? Onlar bonus.

Oyunu temin etmemize yardımcı olduğu için http://www.aralgame.com 'a teşekkür ederiz.

Benzer Yazılar

Expeditions: Viking İnceleme

Expeditions: Viking İnceleme


OFD: 80.0%

Expeditions: Viking İnceleme

OFD: 80.0%

Expeditions ailesinin yeni üyesi Expeditions: Viking'e mercek tutuyoruz. Vikingler! Tarihe hiç de hoş olmayan kayıtlarla geçmiş bir kavim. Avrupa tarihinde hep korkuyla bahsedilen, yaptıkları meşhur akınlarla Avrupa şehirlerinde tabiri caizse taş üstünde taş, baş üstünde baş koymayan Vikingler...

Football Manager 2017’ye Özel İndirim

Football Manager 2017'ye Özel İndirim


Football Manager 2017'ye Özel İndirim

Türk Telekom Playstore, efsane menajerlik simülasyonu "Football Manager 2017"ye özel indirimini başlattı. Playstore, FM17'yi 25 - 28 Mayıs 2017 tarihleri arasında 45 TL'lik özel indirimle oyunseverlerle buluşturuyor. Türk Telekom'un oyunseverlere 4 bine yakın seçenek sunan dijital oyun...

Red Dead Redemption 2 Ertelendi – Özür İçin Yeni Ekran Görüntüleri

Red Dead Redemption 2 Ertelendi - Özür İçin Yeni Ekran Görüntüleri


Red Dead Redemption 2 Ertelendi - Özür İçin Yeni Ekran Görüntüleri

Red Dead Redemption 2'yi ne kadar bekletirseniz, tadı o kadar güzel olur.  Rockstar'ın yaptığı açıklamaya göre Red Dead Redemption 2'nin çıkış tarihi kalite standartlarını artırma bakımından 2018 yılının bahar takvimine ertelendi. Uzun zamandır beklenen efsane oyunun devamı PS4 ve Xbox One...

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz