Ni No Kuni II: Revenant Kingdom İnceleme

Ni No Kuni II: Revenant Kingdom İnceleme

Yıkılmayan kumdan kaleler yapmak

Öyle işte; yılmayan, yıkılmayan, üzerine şarapnel yağmuru gibi inen dev dalgaların altında pes etmeyen kumdan kaleler yapmak, yapabilmek. Ni No Kuni 2: Revenant Kingdom’un bir çocuk oyunu kisvesi altında sizlere, bizlere verdiği onlarca mesajdan ve alt metinden sadece biri bu.

Ni No Kuni 2’de vicdan muhasebesini, sorumluluk duygusunu, yukarıda bahsettiğim gibi ümitvar olmayı ve daha nicesini, küçük prensimiz Evan’ın yolculuğuna tanıklık ederek birinci elden tecrübe edecek ve karmaşık kurgulardan ziyade bir çizgi film sadeliğinde bu maceraya dahil olacağız.

O vakit gelin, bir çocuğun yıkılan hayallerinden ve ağlamaklı gözlerinden, devasa bir krallığın kuruluşuna olan macerasına hep birlikte şahit olalım.

Ağlamıyorum, gözüme toz kaçtı… snıf, snıf

İnsan kaybettikleriyle avunur bazen

Hayatta karşımıza her vakit doğru, iyi ve güzel olan çıkmaz, daha doğrusu çıkamaz. Olur da böyle bir durumla karşılaşırsak ve canımız herhangi bir cihetten yanarsa, hayatın acı tadını damağımızda işte o an hissederiz.

Kimisi böyle bir durumda, kendi başına gelen başkalarının da başına gelmesin, onların da canı yanmasın düsturuyla hareket eder. Kendi başına gelenler hususunda başkalarını uyarmayı, onları tehlikeden haberdar etmeyi kendine görev telakki eder. Bu o kişilerin alicenaplığının bir göstergesidir.

Kimisi ise kendi canının yanmasını veyahut bu süreçte kimsenin yanında olmamış olması gibi meseleleri bahane ederek, kendine yapılan zulmü benimser. Kin ve öfke, zulmü usunda ve kalbinde baki kılar. Döner dolaşır, kendine o eziyeti çektiren gibi zalim olur.

Ni No Kuni 2 Revenant Kingdom’un bize ilk tanıttığı karakter -oyunun iki ana karakterinden biri olmakta kendileri- olan Roland Crane, ilk tanıma uyan erdemli bir adam (İkinci tanıma uyan arkadaşla da tanışacaksınız merak etmeyin. Ve inanın tanıştığınızda temelde bu iki karakterin ne kadar büyük benzerlik taşıdığına inanamayacaksınız) . 48 yaşındaki Roland, güçlü bir ülkenin Başkanı konumunda, pek çok ülkenin katılacağı G8 benzeri bir toplantıya iştirak edecekken, varmak üzere olduğu şehir teröristler tarafından tertiplenen devasa bir hava saldırında yerle bir oluyor.

Roland bu saldırıdan yaralı ve seyahat ettiği aracın altında sıkışmış bir halde kurtuluyor. İşte tam o an mucizevi bir olay cereyan ediyor ve Roland’ın ölümle yüzleşen bedeni başka bir dünyaya ışınlanıyor.

İşte tam burası, hikayemizin diğer ana karakteri Prens Evan ile tanıştığımız ve devasa maceramızın başlangıcını attığımız nokta oluyor.

Yukarıda anlattığım kısımların oyunun içinde nasıl resmedildiğini merak edenler aşağıdaki videoya göz atabilirler

Adam gibi adam Roland Crane

Kendini birden başka bir alemde bulan Roland, burada da tahta yeni geçmek üzere olan küçük Prens Evan’ın bir darbe ile tahttan indirildiğinin ve öldürülmek üzere olduğunun farkına varıyor. Annesini çok küçükken kaybetmiş, Kral olan babasını ise kısa süre evvel yitirmiş bu çocuğa yardımcı olmak isteyen Roland, Prens Evan’ı koruyup kollayarak kaleden çıkarmak için bir mücadeleye girişiyor.

Tam bu esnada Prens’in sadık koruması ve dadısı “Aranella” ile tanışıyor. Prens’in kaybettiği annesi yerine geçen bu cefakar kadın Roland ve küçük prensimiz kaleden kaçıp ülke topraklarının dışına çıkabilsinler diye kendi canından vazgeçiyor ve işte o an Evan ilk silkinmesini yaşıyor. Yazının başlarında bahsettiğim, hayatın acı tadını çok sevdiği dadısı kollarında son nefesini verirken tadıyor.

Dadımız Aranella ise ölümünden saniyeler evvel son bir nefesle küçük prense “Harika bir kral olacağını biliyorum, yaşamalısın ve adil bir kral olarak insanları idare etmelisin” diyor. Sarı saçlı ve kedi kulaklı prensimiz ise adamlığa ilk adımını burada atıp, onun için hayatından vazgeçmiş dadısına güçlü ve adil bir kral olacağına dair söz veriyor.

Kaleden kurtulup rahat bir soluk aldıklarında Roland, Evan’ı yanına çağırıyor. Bu dünyadan çıkış için herhangi bir yolun varlığının bilinmediğinin idrakında olan Roland, Evan’a dönüp “Sözünü tutacaksın, çünkü ben sana yardım edeceğim. Ülke idaresindeki tecrübem ve deneyimimle yanında olacağım, senin güçlü bir kral olduğun günleri beraber göreceğiz” diyerek hayatını bir nevi bu yeni tanıştığı küçük çocuğa adıyor.

Kralsın, kralım, krallar

Elbette kral olmanın elli çeşit düsturu mevcut. Bunlardan ilki bir Kral olarak “Kingmaker” isimli kutsal bir yaratığa sahip olmak. Bizim Evan’ın aile yadigarı Kingmaker’ı, darbeci gener… danışman Mouzinger tarafından çalındığı için kendimize yeni bir tane bulmamız gerekiyor. Biz de bu sebepten soluğu Krallar Vadisi yolunda alıyoruz.

Bu noktadan itibaren yolculuğumuzda bizlere, Kingmaker’ımız da dahil olmak üzere, envai çeşit karakter katılıyor. Kimisi Evan’ın gittikçe artan özgüveni ve kral duruşundan, kimisi ise Roland’ın tecrübeli yapısından etkileniyor ama sonuçta bizlere destek vermek için yanımızda oluyorlar.

İşte bu insanların dertlerini katıp bize katılmalarını sağladıkça krallığımız da büyüyor serpiliyor…

Bir dakika, siz eski krallığımızı geri alacağımızı mı zannediyordunuz? Yeni baştan, adil kurallar çerçevesinde, halkının çabalarıyla gelişen bir krallık kurabilecekken neden kendi krallığımızı geri almak için kanlı bir intikam yolculuğuna çıkalım değil mi?

Tabi krallık kurulması meselesi sadece laftan ibaret değil, oyun bizlere aynı Little King’s Story’de olduğu gibi bir krallık müessesesi kurma görevini de tevdi ediyor. Böylece krallığımızın temellerini attığımız noktada binalar dikiyor, derdine derman olup saflarımıza kattığımız insanları bu tesislerde kendi beceri alanlarına göre görevlendiriyor, kimilerini ise üretim alanında istihdam ediyoruz.

Krallığımıza insanlar katıldıkça ve daha fazla bina diktikçe itibarımız artıyor, itibarımız belli seviyelere geldikçe de kalemizi ve sınırlarımızı güçlendirip genişletebiliyoruz.

Tabi Kral oldunuz, krallığınız oldu, siz her ne kadar başka devletlerle dost olarak kalmaya çalışsanız da sizin karşınıza öbek öbek veyahut ordularla çıkan devletler veya başıbozuk gruplar olacaktır.

Bu tür düşmanlara karşı önlem almak adına, vatandaşlarınızdan komuta vasfı olanları ordunuza katmalı, onları doğru bir şekilde konumlandırmalı, krallığınızın etrafında veyahut oyun dünyasının farklı noktalarında beliren “bayrak” sembollerine gidip ordu muharebelerine girmelisiniz.

Özellikle yabanıl yaratıklardan ve eşkıya sürülerinden oluşan bu minik ordu savaşlarını oyunun her yerinde görebilmeniz mümkün. Ama dikkatli olun, bazıları göründüğünden zor çıkabilir. Isıramayacağınız bir lokmaya diş geçirmek istemezsiniz. Merak etmeyin aynı savaşları birden fazla kez yaparak ordunuza seviye atlatabilir ve oyundaki birbirinden farklı toplam “50” skirmish’in tamamını rahatlıkla yapabilecek hale gelebilirsiniz.


Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı

Oyunda adil ve merhametli bir kral olma yolunda ilerlediğimizden bahsetmiştik, lakin bazı noktalarda, yukarıda belirttiğim ordu muharebeleri gibi, savaştan kaçmanın mümkün olmadığı durumlar da olabiliyor.

Özellikle Ni No Kuni 2: Revenant Kingdom’un bir J-rpg olduğunu düşündüğünüzde içerisinde -insanlardan ziyade- bol bol yaratıklarla ve boss’larla mücadelenin olmaması, imkansızı beklemek gibi bir şey olurdu.

Oyun bu noktada J-rpg oyuncusu kitleyi yüzüstü bırakmıyor ve grindleyebileceğiniz, materyal kasabileceğiniz, sürekli daha zorlarıyla karşılaşabileceğiniz onlarca yaratık ve Boss’u sizlere sunuyor.

Oyun çok güzel, alt metinler, karakter yapıları bizlere bolca şey anlatıyor dedik diye oyundan oyun olarak da zevk almayalım mı canım? Elbette bol bol yaratık, bosslar ve zindanlar oyunda yer tutuyor. Bahsettiğim alt metinler ve duygusal anlar, onları oynarken birinci elden tecrübe etmeniz daha evla.

Bu yaratık ve Boss’lar ile oyunun muntazam tasarlanmış ve ekseriyetle koridor tipi oluşturulmuş “iç haritalarında” ve zindanlarda karşılaşabileceğimiz gibi, oyunun DEVASA (evet yazdığım kadar büyük)açık haritasında gezerken de karşılaşabiliyoruz.

Oyunu ilk defa oynayanlar belli noktalar çıkamadıkları veyahut haritanın yarısı su olduğu için üzülmesinler zira bir yerden sonra bırakın denizi, hava taşıtlarıyla bile ayrı bir harita katmanı açıp maceraya atılabiliyorsunuz. O yüzden gördüğünüz ve üzerine ayak basılabilme ihtimali olan her türlü toprak parçasına, kumsala veyahut devasa deniz çiçeğine gidebileceğinizden emin olun, içiniz rahat olsun.

Peki dövüş sistemi nasıl işliyor, bize diğer oyunlardan farklı neler sunuyor, bu kadar keşif neye yarıyor? Bunları detaylandırdığım kısa bilgilendirme videosuna aşağından göz atabilirsiniz:

Ben benden önceki sultanlara benzemem!

Dediğimiz gibi, Ni No Kuni 2: Revenant Kingdom, sizlere kimi noktada imgesel, kimi noktada ayan bayan ifadelerle bir şeyler anlatma derdinde olan bir oyun.

Misalen oyunun kumar borcuna girdiğimiz kısmında (evet bu oluyor, kumarhanelerin gözü kör olsun) bu borç hasebiyle yanı başınızda siyah çirkin bir kuş peydahlanıyor. Bu kuşun meziyeti size sürekli borcunuz olduğunu hatırlatması. Bu kuş yanınıza yapıştığı vakitten itibaren hem belirli aralıklar sinirinizi bozuyor hem de bulunduğunuz şehirin ahalisi ile olan diyaloğunuz tamamen değişiyor. Çoğu size “zavallı şey, bu şehirde sahip olunulabilecek en kötü şey kumar borcudur” gibisinden yaklaşırken bazıları ise “o yanındakinin basit bir kuş gibi göründüğüne bakma, o bir lanet. Sesi içini kemiren, ve gün geçtikçe seni tüketen bir lanet” minvalinde sözlerle tecrübelerini aktarıyor.

Benim gibi oynadığı oyunlarda neredeyse bütün NPC’lerle diyaloğa girmeye bayılan oyuncular için herkesin birbirinden farklı söyleyeceği bir şeyler olması harika bir detay. Hatta bu NPC’lerden bir kısmının resmen edebi bir dille sizle muhabbete girmesi , bir J-rpg için, apayrı bir güzellik.

Basit bir Hikaye Boss’u karşılaşması

İnanın oyunun şu kısmını oynadıktan sonra bir haftadır sallandırdığım kredi kartı ekstremi ertesi sabah dışarı çıkar çıkmaz yatırdım. Bu kadar basit ve çocuksu yapıda bir oyunun (bilmeyenler için Level-5 genel anlamda çocuklara yönelik oyunlar geliştiren bir firmadır) bu kadar güzel bir şekilde derdini anlatması çok hoşuma gitti.

Ni No Kuni 2 Revenant Kingdom’u şuan piyasadaki diğer J-rpg’lerden ayıran bir detay da bu bana kalırsa. Anlatacak güzel bir hikayenin yanında verecek güzel öğütlerinin de bulunması. FF XV’i oynarken alamadığım lezzeti bana veren belki de bu. (yada 30 santimlik kolsuz tişörtleriyle ve bol jöleli saçlarıyla oradan oraya atlayan boyband kılıklı karakterlere ısınamamış olmam da olabilir, bilemeyeceğim)

Tabii ki, oyunun sanat yönetmenliğinin de beni çektiğini itiraf etmeliyim. Her ne kadar ilk oyunun yanına yaklaşamasa da, ki merak edenler için şuralara bir yerlere Jim Sterling dahil pek çok J-rpg hastasının bu oyunu neden ilki kadar beğenmediğiyle ilgili bir video yerleştiriyorum, sanat yönetimi de Ni No Kuni 2’yi şu sıralar piyasaya çıkan irili ufaklı pek çok J-rpg’den ayıran bir etmen.

Bu ve bunlar gibi nedenlerin muhassılı oyunumuzu sön dönemlerde çıkan en nev’i şahsına özgün oyunlardan biri haline getiriyor.

Renk, tat, doku

Her oyunun olmazsa olmazı, benimse hep en son bahsini açtığım konuya geldi sıra. Oyunun görsel, işitsel ve teknik detaylarına.

İlk Ni No Kuni oyunu olan Wrath of the White Witch’i oynayanlar görsel anlamda az buz neyle karşılaşacaklarının farkındadırlar zaten. Ama şunu söylememe izin verin, aradan geçen 6 sene animasyonlar ve cell shade sayılabilecek görsel yapının gelişimi açısından yapıma oldukça yaramış.

Oyundaki animasyonlar (özellikle gerçek zamanlı savaş etmeninin eklenmesiyle) oldukça doğal ve göz alıcı gözükmekteler. Golden Paw, Hydropolis gibi içinde özgürce dolaşabildiğimiz şehirlerin tasarımları ise benim diyen oyunlara parmak ısırttıracak güzellikte.

Hepsini geçtim karakterlerdeki detay ve animasyonlar ciddi manada, hareketlere kendiniz karar verdiğiniz 3 boyutlu bir animasyon filmi seyrettiğiniz izlenimine kapılmanıza neden oluyor.

Görseller hususunda şikayet edebileceğim belki de tek nokta, oyunun ara sahnelerinin ilk oyundaki gibi 2 boyutlu anime tarzında tasarlanmamış olması. İlk Ni No Kuni oyununa inanılmaz organik bir hava katan bu durum ikinci oyunda yerini oldukça kaliteli renderlanmış 3 boyutlu ara sahnelere bırakmış. Hani bu başlı başına bir eksi değil, ama yukarıdaki video açıklamada da bahsettiğim üzere, bazı oyuncular için ciddiye alınacak bir mesele olarak addedilebilir.

Ses departmanına baktığımızda ise oyunun bize hem İngilizce hem de Japonca dublaj seçeneği sunduğunu görüyoruz. J-rpg’leri benim gibi orijinal dilinde oynamaya bayılan kitle için nimet gibi bir şey bu. Tabi bir yerden sonra sevincimiz kursağımızda kalıyor zira aynı ilk oyunda olduğu gibi Ni No Kuni 2’de de diyalogların %80’i seslendirilmemiş durumda. Yan görev veren veyahut sadece konuşabildiğiniz NPC’lerin hiçbirinde dublaj bulunmuyor, sadece basit ifade kelimeleri ve şaşkınlık, öfke gibi ifadelerini belli edecek sesler çıkarıyorlar. (Seslendirmesi yapılan karakterlerin dublajlarının harika olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim ama)

Her ne kadar J-rpg’lerin çok ciddi bir kısmında Ni No Kuni 2’deki kadar dahi dublaj olmasa da, gönül Level-5’in oyuna daha fazla kaynak ayırıp tam bir seslendirme tecrübesi sunmasını istiyor. Larian’ın bağımsız bir biçimde geliştirdiği Divinity Original Sin 2’de bile 1000’e yakın NPC tamamen seslendirilmişti. Level-5 gibi yılların firması, ki arkasında bilinen bir dağıtımcı da var, bir dublajın altından kalkamayacak mıydı?

Seslendirme hususunda ağzımızın tadı bir miktar bozulsa da, yapım bizlere “dur bakalım orada, daha benim müziklerimin tadına bakmadın” diyor ve bizleri harika bir Soundtrack ile baş başa bırakıyor. Dublaja gösterilmeyen emeğin, oyunun müziklerine gösterilmiş olması işin aslında oyunun geneli için daha akıllıca bir hamle, o sebepten geliştirici Level-5’ı bir nebze affedebiliyoruz.

Seslendirmeler ve müzikler gibi oyundaki ses efektleri de oyunu bir bütün haline getirmek için oldukça büyük bir titizlikle geliştirilmiş. Hani Ni No Kuni 2’yi oynamak için ekranın karşısına geçtiğinizde; görsel olduğu gibi, işitsel zevkinizi de rahatsız edecek herhangi bir etmenle karşılaşmıyorsunuz.

Teknik olarak da oyunun kasma, donma, görsel sorunlar veyahut herhangi bir bugdan muzdarip olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Oyunu oynadığım süre içerisinde görsel ve işitsel olarak sadece 2 veya 3 ufak tefek bug’a rastladığımı ve hiç çökmeyle karşılaşmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Ni No Kuni 2, teknik açıdan, son zamanlardaki en sorunsuz yayımlanan AAA klasmanındaki oyun olarak anılabilir yani, o kadar diyorum.

Velhasılı kelam…

Ni No Kuni 2: Revenant Kingdom, son dönemde oynadığım en başarılı oyunlardan biri olmayı, son iki-üç senede ise oynadığım en başarılı J-rpg olmayı başarıyor (evet Persona 5’i de oynadım, beni Persona 3 kadar serinin hiçbir oyunu sarmadı maalesef). Ortalama bir J-rpg tutkunu için 100 ila 200 saat arası oynanış süresi sunması ise, nasıl diyeyim, işin balı kaymağı.

J-rpg seviyorsanız, veyahut ucundan kıyısından oynamaya başlamayı düşünüyorsanız, çoluğunuza çocuğunuza GTA gibi oyunlardan uzak dursun diye yeni bir oyun almayı düşünüyorsanız; fazla düşünmeden alıp oyun kütüphanenize ekleyebileceğiniz bir yapım elimizdeki. Ufak tefek eksikliklerine rağmen aşağıdaki puanı tamamen içtenlikle veriyorum.  Emin olun, özellikle ilk oyunu oynama imkanına sahip olamadıysanız, bu yapım daha önce benzerini yaşamadığınız bir tecrübeyle sizleri büyüleyecek.

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
741
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 90

Yıkılmayan kumdan kaleler yapmak Öyle işte; yılmayan, yıkılmayan, üzerine şarapnel yağmuru gibi inen dev dalgaların altında pes etmeyen kumdan kaleler yapmak, yapabilmek. Ni No Kuni 2: Revenant Kingdom’un bir çocuk oyunu kisvesi altında sizlere, bizlere verdiği onlarca mesajdan ve alt metinden sadece biri bu. Ni No Kuni 2’de vicdan muhasebesini, sorumluluk duygusunu, yukarıda bahsettiğim gibi ..

Sonuç OFD: 90.0% 90 Harika
7,8 8,0 - 8 -
Ni No Kuni 2 benim için, Divinity Original Sin 2 ile birlikte, alın-oynayın-oynattırın klasmanında bir yapım olarak hafızamda yer ediyor. Bu oyunu bizlere temin eden http://www.playstore.com ’a en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Benzer Yazılar

Pathfinder: Kingmaker İncelemesi

Pathfinder: Kingmaker İncelemesi


OFD: 81.0%

Pathfinder: Kingmaker İncelemesi

OFD: 81.0%

Krallar taçlarını ve asalarını geride bıraktılar, kahramanlar da silahlarını. Ama aralarındaki, ihtişamları dışlarına taşan, bunu dışarıdaki şeylerden almayan büyük insanlar, büyüklüklerini yanlarında götürdüler. – Arthur Schopenhauer UYARI İncelemesini okuyacak olduğunuz oyunun DI...

Battlefield V’teki Nazi Savaş Hikayesi İçin DICE’tan Açıklama

Battlefield V'teki Nazi Savaş Hikayesi İçin DICE'tan Açıklama


Battlefield V'teki Nazi Savaş Hikayesi İçin DICE'tan Açıklama

Battlefield V'in Naziler'e odaklanacak olan "The Last Tiger" isimli Savaş Hikayesi için DICE yetkililerinden açıklama geldi. Battlefield V'in tek oyunculu deneyimini oluşturacak ve 2. Dünya Savaşı'nı farklı hikayelerle gösterecek olan Savaş Hikayeleri modu için birkaç gün önce bir tanıtım...

Hitman 2’deki İlk Zorlu Hedefimiz Ünlü Aktör Sean Bean Olacak!

Hitman 2'deki İlk Zorlu Hedefimiz Ünlü Aktör Sean Bean Olacak!


Hitman 2'deki İlk Zorlu Hedefimiz Ünlü Aktör Sean Bean Olacak!

Ölmelerden kurtulamayan ünlü aktör Sean Bean bu sefer de Hitman 2'deki zorlu hedeflerimizden biri olacak. 2016'nın başlarında ilk kez çıkış yapan ve sene içerisinde altı bölüm olarak sunulan Hitman, ünlü seriye yeni bir soluk getirmiş ve beğenileri kazanmıştı. Bunun ardından yapımcı IO...

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir