My Time at Portia İlk Bakış

My Time at Portia İlk Bakış

Portia’da Günlerim; kum, deniz, güneş, keçiler, tavuklar ve sıcakkanlı insanlar

Bilmeyenler veya bu oyunu radarına almamışlar için,My Time at Portia, Nintendo’nun meşhur oyun serisi Harvest Moon’un Fantastik dünyayla harmanlanmış hali olarak niteleyebileceğimiz bir yapım. Hatta bu bağlamda Harvest Moon’dan ziyade Rune Factory serisini andırıyor bile diyebiliriz.

Peki olayı ne bu oyunun? Yazının başlığında niye “inceleme” yerine “ilk bakış” yazıyor? Hadi gelin birlikte bakalım.

Baba Yadigarı Marangoz Atölyesi

My Time at Portia, göbekli ve minyon tipli bir denizcinin kullandığı yelkenliyle Portia adasına ulaşmamızla başlıyor. Portia denizin ortasında ilkbahar mevsiminin hüküm sürdüğü, üzerinden güneşin ve yüzeyinden hafif meltemlerin eksik olmadığı, genel konjonktürde çok sevilen çizgi filmlerden fırlama bir adacık. Biz niye tası tarağı toplayıp buraya geliyoruz peki?

Çünkü efenim bildiğiniz üzere ölüm hak, miras helal. Oyunun hikaye girizgahına göre de bize sağken babalık yapmamış babamız, giderayak bir babalık yapıp atölyesini ve içinde bulunduğu arsayı bize bırakmış. Bizde kafamızda; başımıza kalan bu miras malı nedir ne değildir, satsak para eder mi, gideri nedir gibi binbir soru ile Portia adasına geliyoruz işte.

Latifeyi bir kenara bırakırsak, oyun bizim adaya gelmemiz, oranın sıcakkanlı insanlarıyla tanışıp hızlıca kaynaşmamız ve babamızın arazisine yerleşmemiz ile başlıyor. Bu noktada, biraz zayıf bulduğum seslendirmeler haricinde (evet oyunda ciddi manada seslendirme mevcut), oyunun harika bir giriş yaptığını belirtmem gerekiyor.

Oyun bizi, küçük bir alıştırma bölümü tadında, adayla ve onun sakinleriyle yavaş yavaş tanıştırırken bir şeyin daha farkına varıyorsunuz; bu da oyunumuzun sadece girişinin değil, karakterleri ve karakteristiğinin de büyük bir özenle hazırlanmış olması durumu. Portia adasının belediye başkanından çiçekçi kıza, adadaki her bir birey sizlere birer “karakter” tablosu çiziyor. Seslendirmesinden hiç haz etmediğim ana karakterimize dahi bir yerden sonra kanınız ısınmaya başlıyor.

Portia Halkının küçük bir kısmı

İşte sonrası malum odun topluyor, taş kırıyor, maden çıkarıyor, antik kalıntılara iniyor, birtakım canavarla dahi savaşıyor hatta küçük bir çiftlik kurup ticarete girişiyorsunuz. Tamam bunlar muadili pek çok oyunda da rastladığımız özellikler, peki My Time at Portia’yı bu kadar beğenmeme sebep olan asıl etmenler neler?

Portia bir muz cümhüriyeti değildir

Öncelikle, Rune Factory serisinde olduğu gibi oyun bizi tek bir cinsiyete sınırlandırmıyor. Oyunun başında karşımıza çıkan, çok detaylı olmayan, lakin çok sevecen bulduğum karakter oluşturma ekranında hem cinsiyetinizi belirleyebiliyor hem de karakterinizi istediğiniz gibi özelleştirebiliyorsunuz.

My Time at Portia ayrıca, sevimli görünümünüze rağmen, size yetişkin bir birey olarak bu maceraya atıldığınızı hemen hatırlatıyor. Babanızın atölyesini tekrardan açmak için gerekli evrak işlerini yapmanız gerekmesi, bu işlemlerin sadece belediyenin ve diğer kurumların çalışma saatleri içerisinde gerçekleştirilebiliyor oluşu, ticaret komisyonundan aldığınız işler ve fason üretim dahil pek çok işin belli süreler içinde tamamlanmak üzere sizlere sunulması ve daha nicesi. My Time at Portia yaşamak ihtiyaçlarınızı gidermek, bunun için çalışmak, çalışmak için de sorumluluk almanız gerektiğini çok güzel bir şekilde sizlere yansıtıyor.

Oyunda çok sevdiğim bir diğer mevzu ise büyük çaplı eşyalar üretirken babamızın el kitabını kullanmamız – ki içindeki illüstrasyonlar harika – ve üretim aşamasında, ürettiğimiz ufak parçaları elimize alıp üretim alanının üzerinde Lego birleştirir gibi tek tek birleştirerek bu büyük çaplı eşyaları meydana getirmemiz. İnce düşünülmüş ve oldukça hoşuma giden bir detay olduğunu belirtmeliyim, tek tuşa basıp eşyanın envanterime düşmesinden kesinlikle çok daha eğlenceli olduğu bir gerçek. Tabi, My Time at Portia’nın bu eğlenceli kısma olanak sağlayabilmesinin yegane sebebi ise, oyunun tam anlamıyla 3 boyutlu bir yapım olmasından geçiyor.

Oyunun sevimli mi sevimli karakter oluşturma ekranı

3 boyut dedik, orada bir durmamız lazım. Bildiğiniz üzere bu alt türdeki oyunların ekserisi 2 boyutlu piksel piksel görsellerden müteşekkil yapımlar. 3. boyuta kayan “Harvest Moon a New Beginning” gibi yapımlar ise maalesef serinin 2 boyutlu oyunlarının başarısının yanından dahi geçememekte. Artık bu türün raconu 2 boyutta var olmak mıdır bilemeyeceğim, lakin My Time at Portia’nın “size Portia yasalarını bildiriyorum, söyleyeceklerimi kelime kelime beyninizde tekrarlayıp ezberleyeceksiniz” deyip bu işleri kökten değiştirdiğini söyleyebilirim.

Zira, yeni bir yaşam kurma/çiftlik işletme/ticaret vs. gibi bilimum işi barındıran bu oyun türüne 3 boyutu şimdiye kadar bu kadar güzel yakıştıran başka bir oyun çıkmamıştı. Karakter modellemelerinden, binaların dış ve içindeki detaylara, oradan mevsim değişimlerine bu kadar sıcak ve içten görünen bir oyun oynayalı baya uzun zaman olmuştu. Bu yönüyle oyun bana muadillerinden ziyade, sitemizde incelemesi yayımlanmış olan, Yonder isimli oyunu hatırlattı. İkisi de aynı sevimlilikte görsellere sahip oyunlar. Gerçi My Time at Portia’nın bu görsel zenginliğe nasıl kavuştuğu yapımcıların açıklamalarında da yatıyor. “Oyunumuzun dünyası için Studio Ghibli’nin işlerinden ilham aldık diyor adamlar”. Adamların ilham kaynakları oyun türü için oldukça doğru bir nokta zaten. Bir de oyunun içine gördüğünüzde yüzünüzü güldürecek küçük bir detay eklemişler, sürprizini bozmamak için burada yumurtlamıyorum lakin çok içten bir geliştirici ekiple karşı karşıya olduğumuz kesin.

yazarın notu genişlet

 

Portia sankim anadolu

Beni bilen bilir, ben erken erişimi mantık itibarıyla seven bir insanım. Her ne kadar bu türün altında steam hayatta kalma, battle royale, asset flip ürünü oyunlarla kaynamaya başlamış olsa da, My Time at Portia bizlere erken erişimin neden varolduğunu tekrar hatırlatıyor:

Güzel işler yapacağına inandığınız yapımcılara destek vermek ve oyunlarının gelişim süreçlerinde onlara topluluk olarak yol göstermek.

İşte erken erişimin gerçek amacı bu, ve My Time at Portia erken erişimin amacını hakkıyla yerine getiren bir oyun. My Time at Portia’yı; Harvest Moon, Rune Factory, Stardew Valley benzeri oyunlardan hoşlananlar oyunculara gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. My Time at Portia erken erişim sürecinin daha başlangıç aşamasından sunduğu içeriği ve stabilitesiyle, istediği fiyatı sonuna kadar hak eden bir yapım. Alın oynayın, oynattırın efenim.

 

 

 

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
41
Bu yazıyı paylaş :

Benzer Yazılar

Elder Scrolls Online Summerset İlk Bakış

Elder Scrolls Online Summerset İlk Bakış


Elder Scrolls Online Summerset İlk Bakış

Bekleyin Kralıçam geliyorum Aldmeri Dominion oyuncuları muhtemelen Summerset ilk duyurulduğunda böyle haykırmışlardır. Haklı olarak tabi, benim gibi Uruklar ise muhtemelen içten içe homurdanmışlardır. Yani Summerset dediğiniz daha evvel oyunu yapılmamış, Elder Scrolls serisinde ise detaylıca...

Battle Royale Türünü Orta Çağ Savaşlarıyla Birleştiren Oyun: Valhall

Battle Royale Türünü Orta Çağ Savaşlarıyla Birleştiren Oyun: Valhall


Battle Royale Türünü Orta Çağ Savaşlarıyla Birleştiren Oyun: Valhall

Battle Royale türünü biraz da baltalar ve kılıçlar eşliğinde denemek istiyorsanız Valhall aradığınız oyun olabilir. Battle Royale'in gittikçe popülerleşmesi ile daha da çok yapımcı bu türe yönelip yeni oyunlar ortaya koymayı sürdürüyor. Birkaç ay önce duyurulan Valhall ise diğer Battle Royale...

Battlefield V Resmen Tanıtıldı – İlk Bilgiler Elimize Geçti

Battlefield V Resmen Tanıtıldı - İlk Bilgiler Elimize Geçti


Battlefield V Resmen Tanıtıldı - İlk Bilgiler Elimize Geçti

Battlefield V bugün gerçekleştirilen bir yayınla resmi olarak tanıtıldı. İkinci Dünya Savaşı'nı işleyecek oyun için çıkış tarihi de verildi. Bir süredir yeni Battlefield oyunun ne olacağı, neyi konu alacağı gibi sorular etrafta dolanıyor, çeşitli iddialar ortaya atılıyordu. Geliştirici firma...

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir