Metro: Last Light İnceleme

İnsanlığın özgürlüğe dair umutları son defa Artyom’un omuzlarında…

Rus yazar Dimitry Glukhovsky’nin ölümsüz eseri Metro 2033’ten uyarlanan aynı adlı video oyunuyla tanışmamızın ardından tam üç yıl geçti ve en sonunda 4A Games’in merakla beklenen yeni projeleri Metro: Last Light önümüzde duruyor. Bakalım aradan geçen yıllar Metro evrenine ne getirmiş, ne götürmüş.

Bilindiği üzere Glukhovsky’nin 2005 yılında yazdığı aynı adlı romana büyük ölçüde sadık kalan Metro 2033’de, içerisinde bulunduğumuz 2013 yılı bitmeden patlak veren bir nükleer savaşın sonucunda yeryüzünde daha fazla yaşaması mümkün olmayan insanlığın metro istasyonlarında kurmaya çalıştığı yeni dünya düzeni ve sonrasında yaşanan birtakım ürkütücü olaylar konu alınmaktaydı. Savaş boyunca kullanılan nükleer başlıklı patlayıcılar yalnızca yeryüzünde bildiğimiz canlı türlerinin hiçbirinin barınmasına izin vermeyecek kadar zehirli bir atmosferin oluşmasına neden olmamış, aynı zamanda da meydana gelen bu yeni dünyaya uyum sağlayabilen türlü korkunç yaratığın mutasyon vasıtasıyla hayat bulmasına da yol açmıştı.

Metro-Last-Light-1

Ancak uslanmak bilmeyen insanoğlu yeraltında kendisine kurduğu yeni düzende de rahat durmayarak, hayli azalmış olan sayısına aldırış etmeden Neo-Nazi ve Sovyet Rusya idealleri çerçevesinde bir kez daha kutuplaşma ve birbirine karşı üstünlük sağlama savaşına girişmişti. Elbette hayatını haydutluk yaparak sürdürmekte kararlı azımsanmayacak ölçülerde geniş bir kitle de bulunmaktaydı. İşte böylesi umutsuz şartlarda yaşam mücadelesi veren 20 yaşındaki genç Artyom’un hayatı, özel eğitimli bir asker olan ve yaratık avcılığı yaparak geçimini sürdüren Hunter ile tanışmasının ardından bugüne dek hiç olmadığı gibi alt üst olur. Hunter’ın söylediğine göre, yeryüzünde hüküm süren olumsuz koşullarda yaşamayı başaracak biçimde mutasyon geçirmiş insanlardan türediği düşünülen yeni bir ırk olan Dark Ones adlı yaratıklar, Artyom’un da barındığı istasyona büyük bir saldırı yapmak üzerelerdir. Bu acımasız ırkı bir nebze olsun yavaşlatmak adına da olsa Hunter, tek başına onlarla savaşmak için yola çıkmaya kararlıdır. Geri dönmeyi başaramadığı takdirde ona ait künyeyle birlikte Polis adlı merkezi istasyona gitmesi ve savunma amaçlı desteklerini istemesini de salık verir Artyom’a…

Böylesi bir distopyadan beklenebileceği üzere de Hunter geri dönmez ve Artyom olarak biz de Polis adındaki bilmediğimiz başka bir istasyona doğru, hayal bile edemeyeceğimiz tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkmak zorunda kalırız. Güç bela vardığımız Polis’te tanışma fırsatı yakaladığımız Miller adlı bir diğer özel eğitimli asker bize yardım etmeyi kabul eder ve hala daha bir yerlerde yatmakta olan D6 adlı füzelerin Dark Ones denen illetin kökünü kazıyabilecek güçte olduğunu söyler. Tek yapmaları gereken füze sistemini yeniden aktive edip, en yakın radyo kulesine bir lazer kılavuz cihazı yerleştirmekten ibarettir. Ancak dış dünyanın tüm tehlikelerine rağmen yola koyulan kahramanlarımızı şimdiye dek yaşadıklarından çok daha zorlu bir yolculuk beklemektedir.

Metro-Last-Light-2

Kabaca böyle bir hikâyeyle karşımıza çıkan Metro 2033’ün yaşadığı tüm aksaklıklara rağmen başarılı bir satış grafiği yakalamasının ardından ikinci oyunun yapımı için kolları sıvayan 4A Games, bu defa bizleri Metro’yu bir seriye dönüştürme kararı alan Glukhovsky’nin yazdığı 2.kitap olan Metro 2034 ile paralel yeni bir maceraya atmıyor. Bunun yerine bir kez daha Artyom karakterine odaklanan firma, bağlarını koparmadığı Glukhovsky’nin de gözetiminde artık bir kitap serisi halini alan yapıtın atmosferini bozmayacak, bambaşka bir maceranın kapılarını aralıyor.

Öncelikle belirtmeliyiz ki, yapımcı firma 4A Games ilk oyunda bulunan iki farklı sondan kötü olanı olarak tabir edilen ve orijinal kitap için de bizzat Glukhovsky tarafından uygun görülen sonucu kendilerine hedef seçmiş. Dark Ones tehdidini ortadan kaldıran, ancak bir yandan da “acaba onların tek amacı bize yardım etmek miydi?” düşüncesini kafasından atamayan Artyom’un bir kez daha arzusu dışında gelişen olaylar neticesinde kendini başrolde bulduğu oyun, metro sisteminin merkezini teşkil eden Polis istasyonunda başlıyor. Metro 2033’te yaşananların üzerinden geçen bir yıllık süre zarfında kahramanımız Artyom, Polis’te merkez yapılanması bulunan Ranger adındaki özel eğitimli askerlerden oluşan birliğe kabul edilmiştir. Artık anlı şanlı bir yaratık avcısı ilan edilen Artyom göreve çıkmaya hazırdır ve görevi de kendi ayaklarıyla önüne gelecektir.

Metro-Last-Light-3

Bu defa yine ilk maceramızdan tanıdığımız gizemli bir göçebe olan Khan gelip bizi bulur ve soyunu kuruttuğumuzu düşündüğümüz Dark Ones ırkından bir üyenin sağ kalmayı başardığı haberini verir. Haberi alan Ranger grubunun yönetiminden sorumlu Albay Miller, insanlık için bir tehdit olarak gördüğü bu yaratığın da diğerlerinin yanına gönderilmesi gerektiğini düşünmektedir. Ancak Khan aynı fikirde değildir. Dark Ones denilen ırkın aslında insanlığın geleceğini garanti altına almak adına Tanrı tarafından gönderilen kurtarıcılar olduğuna inanan Khan, ne yazık ki bu konuda Miller’ı ikna etmeyi başaramaz ve Miller’ın talimatıyla, hayattaki son Dark One’ın öldürülmesi için daha önce de bu görevi layıkıyla yerine getiren Artyom’un gönderilmesine karar verir. Bir kez daha Dark One avına çıkan Artyom’a Miller’ın en iyi keskin nişancısı ve aynı zamanda da kızı olan Anna da eşlik edecektir.

Fakat yeryüzünde işler beklendiği gibi yürümez ve tam sağ kalan son kara deriliye ulaştığımız esnada çıkagelen Neo-Nazi askerleri hem bizi hem de henüz bir çocuk sayılacak derecede küçük olan Dark One’ı ele geçirir. Neo-Nazi’lerin eline tutsak düşen Artyom ise henüz askerler gelmeden önce minik Dark One ile geçirdiği birkaç dakikalık süre zarfında bu garip ırkın aslında saldırgan bir yapıya sahip olmadığı ve tamamen barışçıl sebeplerden insanlarla iletişim kurmaya çalıştıklarına ikna olur. Bu noktadan sonra tek amacı, Neo-Nazi’lerin esaretinden kurtulmak ve şimdiye dek öldürmek için çaba sarf ettiği Dark One’ı da kurtararak hem onun hem de insanlığın adına neler yapılabileceğini araştırmak olur. Bu amaçla bir kez daha işe koyulan Artyom, tekrar isteği dışında gelişen olaylar neticesinde insanlığı Dark One tehdidinden çok daha büyük bir tehditle karşı karşıya bırakacak ve yine ne yazıktır ki insanlar tarafından kurgulanan bir komplonun hazırlanmakta olduğunun farkına varır ve yaşanabilecek korkunç gelişmelerin önünü tıkamak adına mücadeleye girişir. Bu macerasında da türlü dehşet verici yaratıkla yüzleşmek durumunda kalacak olan Artyom, tüm yaşananların arasında hayatının aşkını da bulacaktır…

Metro-Last-Light-4

İki oyunun da konularına kısa birer bakış attıktan sonra gelelim şimdi dünden bugüne gelinen noktada nelerin değişip, nelerin aynı kaldığına…

Metro: Last Light hakkındaki düşüncelerimizi sabırsızlıkla bekleyen kitleyi daha fazla merakta bırakmadan, ilk etapta oyunun üzerimizde gayet iyi bir izlenim bıraktığını belirtelim. Grafik alt yapısından oynanışa kadar birçok noktada gözle görülür gelişmelerin sezilebildiği yapımda, genel itibariyle aynı kalarak temellerine sadık bir devam oyunu havası veren özellikler de var. Örneğin serinin ilk oyunu 2033’ü oynamış oyuncuların hemen fark edebileceği gibi sunumda kullanılan teknikler hiç dokunulmadan bırakılmış. Rüya sekansları, sürekli bir istasyonda dinlenmeye çekilip uykuya dalan ve birileri tarafından uyandırılan Artyom gibi sahneler bazen “aynı oyunu mu oynuyorum?” sorusunun kafamızda dönmesine neden olsa da yukarıda da belirttiğim gibi temellerine sadık kalmış bir devam oyunu havasının da yakalanmasını sağlıyor. Sunum olarak farklı bir yol izlenseydi çok daha heyecanlı bir devam oyununa imza atılabilirdi belki, ama şu anki durumdan da şikâyet etmeye hakkımız olduğunu düşünmüyorum. Öte yandan aynı kalmasına rağmen rahatsızlık vermeyen başkaca şeyler de var. Örneğin silahlarımız, gaz maskemiz, enerjisi tükenen fenerimiz, çakmağımız ve notlarımız, koştuğumuzda yorulabilen bir yapıya sahip olmamız, askeri tip mermileri para yerine kullanmamız ve görev sistemi hep aynı kalmasına rağmen rahatsızlık vermek şöyle dursun; Metro’nun atmosferini tamamladıkları için “iyi ki de dokunulmamış” dediğimiz özellikler olarak göze çarpıyorlar.

Devam oyunu olarak karşımıza gelen Last Light’ta değişmeyen, fakat gelişen bir diğer özellik ise yapım sürecinde kullanılan ve bizzat 4A Games’in kendine has oyun motoru olan 4A Engine oluyor. Her ne kadar aynı oyun motoru kullanılmış olsa da aradan geçen 3 yıllık dönemde firmanın oyun motorunda oldukça iyi bir noktaya vardıklarını görmek sevindirici. Ne demek istediğimi Metro 2033’e şöyle bir göz gezdirdikten sonra Metro: Last Light’a giriş yaptığınızda çok daha iyi anlayacaksınız. Tamam, belki şu an piyasada bulunan birçok oyunla kıyaslandığında fersah fersah farklar olduğu düşünülebilir, ancak günümüz şartlarında gayet yeterli ve hiçbir aksilik çıkartmayan bir grafik alt yapısı söz konusu. Yalnızca Nvidia Physx Engine özelliğini devreye sokmak oyunun biraz ağırlaşmasına neden olduğundan o özelliğini kapatmak zorunda kaldım. Bir de oyundaki karakter tasarımlarında biraz daha çeşitliliğe gidilebilirdi kanımca. Her ne kadar ana karakterlerde birbirinin aynı yüzlere ve seslere denk gelmesek de atmosferi tamamlayan diğer metro halkında çoğu yüzün tanıdık gelmesi hoş görünmüyor. Yine de ne grafiklerde ne de fiziklerde rahatsızlık verici bir görüntüye denk gelmedim.

Metro-Last-Light-5

Ses demişken, oyunda kullanılan müziklerden tutun da seslendirmelere kadar ses konusunda her şeyin çok başarılı olduğunu belirtmekte fayda var. İlk oyuna nazaran çok daha profesyonelce çalışıldığı her halinden belli olan dublajlarda aynı sesin birden fazla karakterden çıktığına pek rastlamıyorsunuz. Ayrıca oyun boyunca yine hiç duyamadığımız, ancak yükleme ekranlarında tuttuğu günlük notlarında dinleyebildiğimiz Artyom’un sesi de değişmiş durumda.

Gelelim Last Light’ın can damarlarından biri olan oynanabilirlik ve kontroller kısmına… 2033’ü oynamış olanlarınız ilk oyunda karakterimizin hareketlerinin bir hayli ağır olduğunu ve bu yüzden birçok sahnede üzerimize saldıran yaratıklarla boğuşurken zorlandığımızı hatırlayacaklardır. Last Light ile bu konuya da el atan 4A Games, Ranger unvanını hak ederek deneyimli bir asker olan Artyom’un hal ve hareketlerine de bir serilik getirmiş. Elbette aynı serilik canımıza kast eden düşmanlar için de geçerli. Ek olarak yine ilk oyunda görülen, gizlenerek hareket etmek zorunda olduğumuz bölümlere has sıkıntılar da Last Light ile birlikte giderilmiş. Herhangi bir nedenle aydınlık bir yerden geçmek durumunda kaldığımız durumlarda birinin dikkatini çektiğimizi belirten ses efektinin de desteğiyle gizlilik gerektiren bölümleri tereyağından kıl çeker gibi geçebileceksiniz. Ayrıca oyundaki yapay zekâ da günümüz koşulları göz önünde bulundurularak revize edilmiş. Artık ortalarda saçma sapan koşular yapan düşmanlara denk gelmiyorsunuz. Aksine sizi bir köşeye sıkıştırma konusunda epey uğraş veren bir düşman yapay zekâsıyla karşı karşıyayız. Fakat karakterlerin görüş mesafesi biraz kıt. Karanlık bir ortamda diplerinden dahi geçseniz görülme riski yaşamıyorsunuz.

Tüm bu iyileştirmelerin yanı sıra oyun boyunca dikkatimizi çeken irili ufaklı değişiklikler de söz konusu. Mesela ilk oyunda bulunan envanter ekranı tamamen değiştirilmiş. Epey kullanışsız olan envanter ekranı gitmiş ve klavyeden bir tuşa atanan çok daha kolay anlaşılır ve kullanılabilir bir ekran gelmiş. Ayrıca fırlatılabilir silahlarımız olan bıçak, el bombası gibi ekipmanlar için özel bir alan ve bu tip silahları rahatlıkla kullanmamız için atanan ayrı bir tuş da kontrollerimize eklenmiş. Bomba çeşitleri de modernize edilmiş biçimde çeşitlendirilmiş. Eski tip dinamitler tamamen kaldırılarak, daha modern görünüşlü bombalara geçiş yapılmış ve Molotof kokteyli gibi atıldığı yerde ufak çapta bir yangın çıkartan yeni bir model ve tuzak kurmaya yarayan mayınlar da oyuna eklenmiş. Bıçağımızı kullanmayı tercih edeceğimiz anlar için de yine klavyeye bir tuş atanması oynanışı bir hayli rahatlatmış.

Metro-Last-Light-6

Bir modernizasyon da Artyom’un kullandığı saatte yaşanmış. Daha önceleri klasik bir kadranlı saat kullanan kahramanımız dijital saate terfi etmiş durumda! Böylece çok daha rahat biçimde gaz maskemizin kalan kullanım süresini görebilmemiz de mümkün olmuş. Ayrıca yine atanan bir tuşla gaz maskemizin camına yapışarak görüşümüzü etkileyen her nesneyi elimizle silebiliyoruz. Buna karşın oyundan çıkartılan silahların da olduğu fark edilebiliyor. Tek tek hangi silahın yeni eklendiği, hangisinin çıkartıldığı konusunu sizlerin keşfine bırakıyorum. Lakin onları anlatmaya kalksak incelememiz bir rehbere dönüşebilir. O yüzden bu gibi ufak detayları sıralamaktansa silah kullanımlarında dikkat çeken büyük değişikliklerden bahsedelim. Örneğin ilk oyunda iki farklı dükkândan alışveriş yapabiliyorduk. Birinden ihtiyacımız olan mermileri alırken, diğerinde ise silah takası söz konusuydu. Bu sistem aynı haliyle korunurken, aynı zamanda da ufak bir değişikliğe gidilmiş. Last Light ile birlikte yenilenen sistemde silah tüccarlarından hazır silahları almak yerine, üzerinde hiçbir değişiklik yapılmamış halleriyle satın alıyor ve paramız yettiğince kendi arzumuz yönünde geliştiriyoruz. Anlayacağınız artık istediğimiz her silaha susturucu, gece görüş merceği, dürbün gibi işlerimizi kolaylaştırıcı aksesuarlar satın alarak takmak mümkün.

Bir diğer değişim de oyun içerisine serpiştirilen ufak sürprizlerde yaşanmış. İlk oyunda hemen her istasyonda karşımıza çıkan bazı kişilerle “evet, hayır” şeklinde yanıt verebileceğimiz mini diyaloglar söz konusuydu. Fakat Last Light’ta insanlarla etkileşim bir hayli azaltılmış. Sadece dilersek bizden para/kurşun isteyen bazı garibanlara yardımcı olabiliyoruz. Yine de oyun içerisinde gizlenmiş sürprizler de yok değil. Örneğin bir bölümde meşhur “Bolşoy Balesinin” metro hayatına da uyum sağladığına tanıklık edebiliyor, bir başka bölümdeyse bir gece kulübüne uğrayabiliyoruz. Bunu özellikle anlatıyorum, lakin Metro: Last Light bariz biçimde belirli bir yaşın üzerindeki oyuncuların görmesinin uygun düşeceği cinsellik yüklü sahnelere sahip. Bu sahneler için oyunda bir güvenlik kilidi bulunmuyor ve oyun da bizi zorunlu olarak bu sahnelerin yaşandığı noktaya getiriyor. Bu yüzden oyuna yaklaşmayı düşünecek oyun severlerin iki defa düşünmesinde fayda var. Benden söylemesi…

Metro-Last-Light-7

Ama en büyük değişimin yaşandığı yerin yaratık modellemeleri olduğunu söylemek gerek. Dikkatlice incelendiklerinde isimlerinden cisimlerine kadar tüm yaratıkların sil baştan tasarlandığını söyleyebiliriz. İlk maceramızda mücadele verdiğimiz birçok yaratık yeni oyunda liste dışı kalırken, geriye kalanların tasarımları da geliştirilen grafik motoruyla bir kez daha elden geçirilmiş. Elbette eksiltilen mutantların yerine yenileri de getirilmiş ki gidenlerin yokluğu hissedilmesin. Ufak bir kıyas yapmak gerekirse ilk oyunda daha çok hayvan mutasyonlarıyla mücadele ederken, Last Light ile haşere ve bitkiden bozma canlılarla haşır neşir olduğumuz söylenebilir.

İçerik konusunda değinebileceğimiz bir başka konu da, oyuna eklenen günlük kayıtları şeklinde karşımıza çıkıyor. Metro 2033’ü bilenler yalnızca bölüm aralarındaki yükleme ekranlarında Artyom’un kısa notlar tuttuğuna ve kendi sesiyle okuduğuna tanıklık ettiğimizi bilirler. Last Light’ta ise bu notlara ek olarak, oyun boyunca bulabildiğimiz not kâğıtlarına karaladığımız notlar da eklenmiş. Böylelikle hikâyeyi derinleştirmek adına bir adım daha atılmış. Elbette tüm gizli notları bulmamız karşılığında elde edeceğimiz bir başarımımız da mevcut. Başarımlar konusunda da işi bir hayli geliştiren 4A Games, ilk oyunda 48 olan başarım sayısını Last Light ile birlikte 70’e çıkartmış. Oyuncuyu Last Light’ı tekrar tekrar bitirmeye teşvik edebilecek kadar çeşitli amaçları önümüze koyan başarımlar haricinde maalesef oyunun sonunu görmemizle açılan herhangi bir ekstra özellik bulunmuyor. Çok oyunculu seçenekler de bulunmadığından, tek yapabileceğiniz oyunda bulunan diğer sona erişmeye çalışmak ve ardından da bir DLC olarak sunulan Ranger Mode’u satın alarak, daha zorlu şartlar altında ve hiçbir yardımcı bilgi olmaksızın oyunu bir kez daha bitirmeye çalışmak oluyor.

Metro-Last-Light-8

Yavaş yavaş konuyu toparlama vaktimiz geldi…

4A Games’in temellerine sadık kalmak suretiyle geliştirmeyi başardığının çok net görülebildiği Metro Last Light, ister grafik açısından incelenecek olsun, ister oynanışta gidilen değişiklikler açısından incelenecek olsun, isterse de sesler ve müzikler alanında incelenecek olsun, tüm alanlarda ortalamanın üzerinde bir başarıya ulaştığını ispat ediyor. Temel aldığı eserin atmosferi göze alındığında bir nebze daha korkunun hâkim olması gerekebilirdi belki, ama yeterince gerilim sunan bir oyun olarak bu noktada da başarısız olduğunu söyleyemeyiz. Ayrıca yine Metro 2033’te olduğu gibi iki farklı sona sahip olması ve oyun boyunca ulaşmak istediğimiz sona varmak için ne yapmamız gerektiğini ancak etrafımızdaki insanları çok dikkatli dinleyerek anlayabiliyor olmamız da oyunun hem ömrünü uzatan hem de atmosfere büyük katkılar sağlayan bir özelliği olarak ortaya çıkıyor.

[easyreview title=”SONUÇ” cat1title=”Puanı: 85″ cat1detail=”

Platform: PC

Sponsor: PlayStore.com

Sonuç; hafif gerilim yüklü, etkileyici bir distopya görmek istiyorsanız Metro: Last Light tam size göre!” cat1rating=”8.5″]

 

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Sertuğ Bakırcı

Her şeyden önce bir oyuncu olan yazarımız RPG ve korku oyunlarının yanında bilim kurgu türünün de hayranıdır. Bu alanlara olan ilgisini ve bilgisini birkaç kitap denemesiyle halka açmayı deneyen yazarımız, sahip olduğu yazım sanatının bir müddet daha gelişmesi gerektiğini düşündüğünden kendini haber editörlüğüne vermiştir. Konsol Üssü'nde başlayan editörlük macerasına Oyun Fest'te inceleme yazarlığını da ekleyen yazar, 3 aylık aradan sonra bir kez daha Oyun Fest bünyesinde yazılarıyla sevenlerini buluşturmaya başlamıştır.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir