Mass Effect: Andromeda İnceleme

Mass Effect: Andromeda İnceleme

Mass Effect: Andromeda için söylenebilecek tek şey: Büyük beklentiler Büyük Hayal Kırıklıkları

Bazı isimler vardır, duyunca heyecanlanırsınız. Beyninizin kıvrımlarında, kalbinizin odacıklarında o isim için bambaşka duygular oluşur. Ne olursa olsun, o ismi kulislerde savunur, sevdiceğiniz gibi böğrünüze basar korursunuz. Mass Effect, ismi benim için acayip duygulara ev sahipliği yapmama sebep olan bir oyundu. Üçüncü oyunun dillere destan (!) rezalet sonu bile seriden soğumama engel olamamıştı. Sonra dediler ki kardeş, (buyurun benim) Mass Effect Andromeda ister misin? Soru muydu bu, eridim orada eridim. Oyun çıkalı bir ay oldu gerçi ama, ben incelemeye başladığımdan beri ekrana her bakışımda, kim yaptı arkadaş bu oyunu diye sorup, acı kahvemden yudumlar alıyorum. Eee, kırk yıl hatırı var sonuçta. Yalnız Andromeda, senin suratına şu telveyi süreyim mi, çok yakışır bak sana.

Shepherd’ın kemikleri sızlamasın diye ona çay yaptım

Sene 2176. Mass Effect 2’den hemen sonra, Reaper saldırısından önce… Samanyolu Galaksisi’ne gelen tehditler artmaya başladıkça , diyorlar ki Andromeda diye bir galaksi var, oraları bir keşfe çıkalım, kolonileşecek gezegenler de var. Toplamda 4 ırktan oluşan 4 farklı gemiyi 600 yıllık bir seyahate koşuyorlar. 600 yıl boyunca uyuyor bu arkadaşlar, sonra bu galakside konuşlanmış Ark’a ulaşınca bir bakıyorlar ki umutsuzluk çökmüş her yere, kendilerini ve kendileriyle birlikte gelecek diğer ırkların gemilerini dahi bekleyen yok. Yol bulucu olarak bize düşen görev de yeni bir galakside yaşanabilir bir güneş sistemi bulmak. Tabii ki bu olayın görünen kısmı, geri de yepyeni bir düşman ırk (her ne kadar ben samimiyetlerine inansam da), yitip giden eski ama çok tekonolojik bir medeniyetin ardında bıraktıkları ve tabii ki çömezlikten liderliğe doğru adım adım bir yükseliş.

Büyük beklentiler büyük hayal kırıklığı demek… Mass Effect: Andromeda’nın arkasındaki isme bakıyoruz, efsanevi Bioware. Peki Bioware’in son iki yılına bakalım da bize müthiş oyunlar getiren hangi isimler ekipten ayrılmış bir irdeleyelim: Dragon Age’in unutulmaz dünyasını ve karakterlerini yaratan David Gaider, Baldur’s Gate’in geliştiricisi Trent Oster, Bioware şirketinin temel kurucuları Muzyka ve Zeschuk ve daha kimler kimler (gerçi Bioware’i EA’ya satan bu şapşallar da neyse). Kısacası Bioware’i efsane yapan neredeyse bütün isimler ekipten ayrılmış. Haliyle alışık olduğumuz o içi dolu diyaloglar, bir sonraki kelimenin nelere sebep olacağına dair duyduğumuz o heyecan, karakterlerin akılda kalıcılığı, yan görevlerin dahi heyecan verici ve şaşırtıcı yollara sapıyor olması gibi geçmişte iyi olan ne varsa Andromeda’da yarım yamalak.

LAF SÖYLEDİ BAL KABAĞI KOY TABAĞA YE SABAHA

2,5 milyon ışık yılı uzaklıkta, yeni bir galaksiye koloniler kurma fikri kimin aklına gelmiş bilmiyorum ama yeni maceralarımızı Andromeda’nın muhteşem güzellikteki gezegenlerinde yaşıyor olmak bir nebze rahatlatıyor bünyeyi. İlk birkaç saatte karşımıza çıkan cafcaflı görüntüler ve dramatik bir kayıp, acemice yaratılmış, Shepherd’ın o lider vasfını katiyen bulamayacağınız bir ana karakterle baş başa kalınca haliyle sekteye uğruyor. Karakter yaratım ekranında ne kadar çabalarsam çabalayayım dilenci kılıklı, at hırsızı tipinde bir başrol karakteri, bir Pathfinder yapamadığımdan dolayı, bari Bioware’e güveneyim onlar kesin karizmatik bir tip yaratmışlardır diye girdim oyuna ama yaklaşık 3 saat sonra neredeyse her şeye gülümseyerek tepki veren bir karakterle oyunun sonunu getiremeyeceğim korkusu başladı. Berbat animasyonları bir nebze düzelten dev yamadan sonra dahi benim her şeye gülen ana karakterimin iticiliğinde bir değişiklik olmadı. Bu iticilik sadece ana karakterime ait değil tabii ki, yan karakterlerin tasarımlarında aynı vasatlık hakim. Tabii ki edilen kelam görünen suretten çok daha değerlidir ama normalde metin tabanlı rol yapma oyunlarında bile karakterler kendi aralarında konuşurken tek kelime kaçırmak istemeyen benim bile bazı diyalogları hızlı hızlı geçesim geldi. Daha önceki oyunlarda Grunt’la girdiğimiz dalaşmalar, Thane’in efsanevi görevleri, Miranda’nın inanılmaz çekiciliğine kendimizi kaptırışımız gibi epik anlar ve karakterlerin yarısı dahi bu muhteşem Andromeda galaksisinin herhangi bir gezegeninde yer almıyor.

Oyuna biraz fazla sert giriştim ama benim için bir Rol yapma oyununda olmazsa olmazlardan “özgünlük” ve “dişe dokunur karakterlerin” Mass Effect: Andromeda’da vasat seviyede kalmaları haliyle hem üzdü hem öfkelendirdi. Sanılmasın ki Andromeda bize seçim özgürlüğü, karakterlere dilediğimiz gibi davranma seçeneği vermiyor. Bilakis bu konuda bize sunulan seçenekler bir hayli fazla. Dilerseniz itin teki olup tamamen iyi niyetle yaklaşan birini tersleyebilir, ya da yüzünüze tüküren bir zavallıyı dahi alttan alabilirsiniz. Ama insan bunların sonuçları olsun istiyor. Kafam hep Witcher’a gidiyor a dostlar, ne yapayım, verdiğim her kararın oyunuma yansımasına o kadar alışmışım ki Andromeda’da haliyle bu beklentilerle seyahat ettim, dolaştım, etkileşime geçtim. Ama meseleyi seçimlerimizin sonuçları yerine seçim özgürlüğü olarak algılamak ne yazık ki yaratılan bu güzel ortamı baltalamış. Yazık olmuş.

Andromeda’da karakterlerle etkileşime girerken önceki Paragon ve Renegade sistemine benzer bir sistem var. Burda diyalogları seçerken ana karakterimiz Ryder’ın o esnada vereceği tepkiyi sembollerle de görebiliyoruz zaten, ciddi, şakacı, profesyonel ve kafası karışık. Bu seçtiğiniz durumlara göre sözcüklerini en uç noktalardan seçen Ryder, oyunun gidişatına da (en azından karakterlerle aranızda geçen romantik ilişkiler veya onların sizin hakkınızdaki düşünçelerine)

Sen uzaylıysan ben kimim?

Andromeda’ya haliyle başka bir galaksiden geliyoruz. 20.000 kişi var bizimle beraber. Çok büyük bir kısmı hala uyku durumunda. Adamlar 600 yıldır uyuyor, yetmemiş, kaynak sıkıntısından dolayı diyoruz ki uyumaya devam etsin bu arkadaşlar. Peki nasıl uyanacaklar? Ona da biz karar vereceğiz. Sırtımıza yüklenen ağır bir yük var. Kolonileşme sürecinde bu 20.000 kişiye yaşanabilir bir gezegen bulacağız. Sadece 20 bin kişiyle de sınırlı değil elbet. Farklı uzaylı ırklarının henüz bulunmamış, ama bir şekilde peşimizden gelecek farklı gemilerinde hala uyur vaziyette olan nereden baksanız 100 bin kişi daha var. Oyundaki asıl amacımız kolonileştireceğimiz gezegenleri yaşanabilir hale getirmek, ama yine önceki oyunlarda olduğu gibi tarihin sayfalarından silinmiş süper teknolojik ırkların geliştirdiği çok acayip kalıntıları kullanarak yapacağız bu işi.

Geçtiğimiz üç oyuna bakacak olursak eğer, Mass Effect serileri ana hikayenin seyahatin veya karakterlerin gerisine düşmesine pek izin vermedi. Tam olaydan koptuğunuzu fark ettiğiniz anda bir anda bir şeyler olup bitiverirdi. Andromeda’da işler biraz değişmiş, siz yapana kadar senaryo orada duruyor bir şekilde, yan görevlerle takılıyorsunuz, gezegen keşfediyorsunuz. Bioware’in en iyi yaptığı şey olan sinematik anlatım halen devam ediyor belki ama biraz Skyrim veya Witcher gibi açık dünya olayına girelim demişler fakat yan görevlerin sığlığından dolayı bu da ne yazık ki olmamış. Dragon Age: Inquisition’da da benzer sisteme gitmişlerdi ama orada olup biten çok daha karmaşık ve ilgi çekici olaylar vardı. Buradaki yan görevlerden 10 tanesinden sadece biri ilgi çekici (istatistik doğrudur, tarafımca yapılmıştır :p)

Fakat ne olursa olsun, galakside gezinme, yeni gezegenler keşfetme, her yerine hayran kalacağınız (labirent şeklindeki iç tasarımı hariç) muhteşem gemimiz Tempest’ı kullanıp, gezegenlere indiğimizde eski Mako’nun yerine geçen Nomad’ı kullanmak müthiş bir deneyim. Bu gezegenleri yaşanabilir hale getirdiğinizde ise ekstra yan görevler, keşfedilecek alanlar ve babanızın gözü gibi bakıp büyüttüğü, insanlıkla beraber öğrenen, gelişen, evrimleşen yapay zeka SAM’e dair bulacağınız ipuçlarıyla birlikte oyun süresi uzadıkça uzuyor. Normalde 35 saatlik bir süreyi kapsayan senaryo modumuz, o taşı kaldırayım, bu güneş sistemini yüzde yüz tamamlayayım derken 80 saate kadar gidiyor.

Bana kalırsa senaryoyu bitirmek için çok da acele etmeyin. Bu Mass Effect belki rol yapma öğeleriyle çuvallamış olabilir ama (bir Bioware oyunu için rol yapma tarafını bir kenara itelediğim için üzülüyorum) keşif ve savaş bakımından hala 10 numara diyebiliriz. Her keşfettiğimiz gezegende bulduğumuz o değerli kaynaklarla ışıl ışıl silahlar, göze hoş görünen cafcaflı fakat bir o kadar işlevsel zırhlar yapabiliyoruz.

Savaş sisteminde ise sırtımıza eklenen bir jetpack var artık. Önceki oyunlardaki ileri geri sistemin yerini daha dinamik, hafiften Gears of War’a benzeyen bir mekanizma almış. Tabii otomatik siper alma diye bir şey geliştirmişler, siper alma tuşu falan yok. Bir engelin arkasına geçince ana karakterimiz doğrudan kendisi çöküyor. Kolay ve orta zorluk seviyesinde siperlerin arkasından çıkmadığınız sürece çatışmalarda ölmeniz zor, ama zor seviyeye geçtiğiniz anda silahların pek etkisi kalmıyor bana kalırsa. Düşmanlar resmen süngere dönüyorlar, ne sıksanız emiyorlar. O yüzden de bu oyunda biraz daha çeşitlendirilmiş Biotics ve Tech özelliklerini iyi dengelemek gerekiyor haliyle. Yine sadece ana senaryoyla devam edecek olursanız savaşı çeşitlendirecek bu güzel özelliklerin bir çoğunu edinemeden oyunun sonunu getirmiş olacaksınız. Yine döndük yan görevlere , deneyim puanı toplamaya, karakter geliştirmeye...

Aslında azımsanmayacak derecede görev çokluğundan pek de şikayet etmeye hakkım yok. Görev koymasalar da söylenecektim niye doldurmadınız bu evreni diye. Ama Witcher’ı bir hatırlayın bakalım, en dandik Hazine avı görevinde bile adamlar ilginç bir şeyler yazıyorlardı görev için. Aynı özgünlüğü Andromeda’nın yan görevlerinde de bulmak istedim ama ne yazık ki çoğu Bilim adamlarımız kayboldu git bul, şuraya bir üs kur, aman kettler şuraya saldırmış git temizle tadında sıkıcı görevler. Tabii öyle her görevi hemen alabileceğiniz ya da her görevde başarılı olabileceğinizi sanmayın. Andromeda Viability Points diye bir sistem getirmişler; bu sisteme göre siz belli bir güneş sistemi içindeki gezegenleri belli bir yüzdeyle keşfetmezseniz, yine belli başlı görevleri açamıyor, ya da o görevlere başlayamıyorsunuz. Koca galaksiyi keşfetmek için alın size bir neden daha. Tabii bunun yanında AVP’lerle kendinize sadece bu puanlarla açabileceğiniz oldukça işlevsel perkler ve görevlerinizde size ve ekibinize yardımcı olacak değişik avantajlara sahip olabiliyorsunuz. Mikro olarak oldukça farklı özellikler eklenmiş oyuna, bu konuda ekibi tebrik etmek lazım, içerik olarak baya kasmışlar ama ah dediğim gibi bu bir rol yapma oyunu be kuzum, bizim aradığımız Mass Effect bu değil ki…

Göklerden gelen bir Tempest vardır

Mass Effect 2’de özellikle benim en sevdiğim şey olan ekip arkadaşlarımıza has olan görevler çok şükür geri dönmüş. Böylelikle en azından oduna bağlayan diyaloglardan bir nebze olsa uzaklaşıp karakterlerin iç dünyasına dönebiliyoruz. Yine önceden ana senaryoya da bir hayli etkileri olan bu görevler bu kez yine biraz havada kalıyor ama olsun be. Ekibin en azından dikkat çeken üyeleri arıza Peebee, Pathfinder olma hakkı elinden alınmış Cora ve benim yine dikkatimi çeken uslu, zeki çevik Vetra için yapacağınız görevler harcadığınız zamana değecektir.

Görsel anlamda ise Mass Effect resmen tavan yapıyor sevgili okur. Tamam karakter animasyonları rezalet belki ama uzayda geçirdiğiniz her dakika, gezegenler arası yapacağınız her seyahat, birbirinden farklı bitki örtüsüne, yaşam alanlarına, tabiata farklı gezegenlerde Nomad’la yapacağınız her kilometrede gözleriniz kamaşacak, hiçbir anı kaçırmak istemeyeceksiniz. Frostbite’ın her oyuna bu kadar yakışıyor olması takdire şayan. Bir tane de macera oyunu görmek istiyorum şu motorla ölmeden önce kısmetse. Yıllardır aradığımız uzay oyunu Mass Effect Andromeda’nın seyahat sisteminde gizli resmen. Uzayla aranız yok mu ? E ne işiniz var kardeşim burada, gidin Witcher oynayın, hayret bir şey.

Seslendirme konusunda ise hiç kuşkunuz olmasın. Alanında usta isimlerle çalışmış Bioware. Zaten 40 milyon dolarlık bir oyunda kötü seslendirme ve grafik beklemek biraz abes kaçıyor (ya o karakterler peki, of). Seslendirme kadrosunda en ünlü olarak Game of Thrones serilerinden tanıdığımız Kraliçe Margeary’i canlandıran Natalie Dormer başta olmak üzere daha önce Call of Duty, Evolve gibi dünya kadar oyunda seslendirme yapmış Fryda Wolff (evet iki F ile), Mirror’s Edge’de Faith’e sesini vermiş olan Jules De Jongh ve daha sayamayacağım kadar çok yetenekli isim kulaklarınızın pasını silmek için burada.

Ama 40 milyon dolar ve beş yıllık emeğin sonu bu oyun olmamalıydı. Bir efsane doğmalıydı, önceki Mass Effect oyunlarının pabucunu dama atan satırlarla dolup taşmalıydı. Ben bu yazıyı yazarken bile Andromeda’nın karakter isimleri değil de önceki oyunların efsanevi yan karakterlerinin adı geliyorsa aklıma…

Neyse uzun lafın kısası, Mass Effect: Andromeda alışık olduğumuz Bioware oyunlarının kalitesinden çok uzak. Şirketin açık ara en kötü oyunu. Ama genel olarak baktığınızda kötü bir oyun değil Andromeda. Rol yapma öğelerini bir şekilde oyuna yediren, müthiş grafikler ve muazzam dünyalara sahip ortalama bir uzay oyunu. Çoklu oyuncu moduyla da bir süre oyalayacaktır sizi ama PVP değil de arkadaşlarla dalga dalga yapay zeka öldürme dersek daha makbul görür. İndirimde şans verilebilir, Mass Effect hayranları, siz bekleyin, daha çok beklersiniz. Aradığınız Mass Effect ne yazık ki bu değil.

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
2
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 70

Mass Effect: Andromeda için söylenebilecek tek şey: Büyük beklentiler Büyük Hayal Kırıklıkları Bazı isimler vardır, duyunca heyecanlanırsınız. Beyninizin kıvrımlarında, kalbinizin odacıklarında o isim için bambaşka duygular oluşur. Ne olursa olsun, o ismi kulislerde savunur, sevdiceğiniz gibi böğrünüze basar korursunuz. Mass Effect, ismi benim için acayip duygulara ev sahipliği yapmama sebep olan bir oyundu. Üçüncü oyunun ..

Sonuç OFD: 70.0% 70 İyi
7,7 73 8 8
Mass Effect: Andromeda bir efsaneyi takip edecek derinlikte bir oyun olmasa da muhteşem görselleri ve keşif sistemiyle beklentisi yüksek olmayan oyuncuları tatmin edebilir.

Oyunu temin etmemize yardımcı olduğu için http://www.voidu.com 'a teşekkür ederiz.

Benzer Yazılar

Ghost Recon: Wildlands İçin PvP Modu Duyuruldu

Ghost Recon: Wildlands İçin PvP Modu Duyuruldu


Ghost Recon: Wildlands İçin PvP Modu Duyuruldu

Ubisoft'un bu seneki dikkat çeken yapımlarından Ghost Recon: Wildlands için Ghost War adı altında bir PvP modu duyuruldu. Çıkmadan önceki beklentilerin bir kısmını karşılayan, bir kısmını ise hayal kırıklığına uğratan Ghost Recon: Wildlands için yaz aylarının oldukça yoğun geçeceği Ubisoft...

Uncharted: The Lost Legacy’nin Yapım Aşaması Tamamlandı

Uncharted: The Lost Legacy'nin Yapım Aşaması Tamamlandı


Uncharted: The Lost Legacy'nin Yapım Aşaması Tamamlandı

Uncharted: The Lost Legacy'yi geliştiren Naughty Dog, Twitter üzerinden oyunun yapım aşamasının sonuna geldiklerini duyurdu. PlayStation'ın en gözde serilerinden Uncharted, yeni maceramız olan The Lost Legacy ile oyun severlerin bir kez daha karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Serinin sevilen...

Yonder: The Cloud Catcher Chronicles İnceleme

Yonder: The Cloud Catcher Chronicles İnceleme


OFD: 85.0%

Yonder: The Cloud Catcher Chronicles İnceleme

OFD: 85.0%

Son günlerde dikkatleri üzerine çeken Yonder'i sizler için oynadık. Hayatta kalmak için sürekli bir şeyler icat etmek zorunda kaldığımız, her yanız zanaatkarlık kokan oyunlardan uzun süredir kaçıyordum. Bu kaçış Yonder: The Cloud Catcher Chronicles ile durdu. Öyle ki oyun duyurulduğunda...

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz