Mafia 3 İnceleme

Efsane serinin son üyesi beklentileri karşılayabiliyor mu, Mafia 3 nasıl bir oyun olmuş?

İlki 2002, ikincisi ise 2010 yılında raflarda yerini alarak serileşen Mafia oyunlarının yeni aile üyesi kısa bir süre önce raflarda yerini aldı. İlk olarak oyuncularla buluştuğu dönemde hem hedefini gerçekleştirmesi hem de Çek diyarından dünyaya yayılması bakımından önem arz eden Mafia, bugün büyük bir aile haline geldi. Mafia her yönüyle bir baş yapıttı. Sunumu ve hikayesi bir yana oynanış dinamikleriyle de öne çıkarak her daim parmakla gösterildi. Hala da gösteriliyor. Mafia II ise ne yazık ki Mafia’nın gölgesinde kaldı. Bunun en büyük sebebi Illusion Softworks’ün 2008’de 2K Games’in bir kurumu haline dönerek bağımsızlığını yitirmesine bağlıyorum. Peki ne oldu? Çok basit, yağlayıp pullayacağız diye oynanış dinamiklerinden kıstılar, başka şeylere odaklandılar. Size ne demek istediğimi tek bir örnekle anlatabilirim. Mafia II’de otomobil kullanırken silah kullanamıyoruz. Yahu Mafia nasıl başlıyordu bir hatırlayın? Oyunun ilk anında otomobil kovalamacası yaşanıyordu, mafya üyeleri bu kovalamaca esnasında araçtan uzanarak birbirleriyle çatışıyorlardı. Özetle eksiklerine rağmen Mafia II de iki adım ileri bir adım geri modda yine eğlenceli ve mafya temasını oyunculara yansıtabilmiş bir yapımdı.

Peki ya Mafia III? Mafia III için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Ailenin yeni üyesi kesinlikle yozlaşmış bir çocuk. Abilerine hiç ama hiç benzemiyor. Seçilen tarihin de bu yozlaşmaya büyük katkıda bulunması sonucu önümüzde adı Mafia olan ama mafycılıktan eser kalmayan bir içerikle karşı karşıyayız . Mafia III’te New Bordeaux adlı fantezi bir New Orleans’ta (Amerika) geçen hikayemiz bize, 1968 yılında Lincoln Clay adlı karakterin kaderine etki etme imkanı tanıyor. Siyahi bir yetim olan Lincoln Clay, siyahi çete lideri Sammy Robinson tarafından evlat edinir ve hayatını idame ettirmeye çalışır. Şahsiyeti gelişirken karakterimiz Vietnam savaşına katılır, doğru bir karar vermiştir zira gelecekte kendisine çok büyük faydası olacak iki değer kazanır. 1- Zor şartlarda silahlı mücadele 2- Önemli dostlar… Kurtlar sofrasında her şeyin daha iyi olacağı hayalleri ile savaştan dönen Lincoln, daha ilk günden velisi Sammy’nin başının bir diğer bölge çetesi olan Haitililer ile dertte olduğunu öğrendiği gibi büyük başların Sammy’den haz etmedikleri gibi gerçeklerle bizzati yüzleşir. Bu her ne kadar belanın “ben geliyorum hazır olun” uyarısı olsa da karakterlerimiz hiçbir şey olmamış gibi vuruşmaya devam ederler. Ta ki bela gelene kadar… Sonrası muzzam bir öç mücadelesi! İşte bu öç mücadelesini de ana karakter Lincoln’ü yöneterek biz veriyoruz.

mafia3-3

Oyun önceki iki aile üyesi gibi açık dünyada geçiyor. Haritamızın tasarımını beğendim. Haritamız küçük de olsa neredeyse çoğu yerine adım atıyoruz. Her sokakta, her ne kadar iç tasarımları birbirini andırsa da içerisine girilebilecek dükkanlarla dolu. Sizden bağımsız hayatın döndüğü bir şehir New Bordeaux. Birbiriyle konuşan, seyahat eden ve dükkanlarda vakit geçiren insanlar mevcut. Eğer çok didiklemezseniz uzaktan güzel gözüküyor. Ama detaya indiğinizde bir GTA V ya da Watch_Dogs etmeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Öyle ki oyunun aceleye geldiğini düşünüyorum. Bir örnek yeterli olacaktır. Oyunda tren ve tramvay rayları olsa da ne tren gördüm ne de tramvay. Toplu taşıma araçlarından otobüs yok, taksi yok (kısmen) ve hatta yeri gelmişken belirtelim hızlı seyahat edebileceğiniz bir sistem oyunda mevcut değil. En azından harita küçük, hızlı seyahat olsa dediğim anlar olmadı değil ancak çoğu yere kısa bir süre içerisinde vardığımdan çok aramadım. Özetle içerisinde bulunduğumuz atmosfer vasatın üstü, sınıfı geçiyor.

Oyunun en övülecek yanlarından birine şimdiden değineyim. Müzikler! Mücadele ve çatışma anları bir yana radyoda ve bazen ana senaryo ile alakalı bölümlerde tema olarak arkada kulağınıza bayram ettiren 60’ların (çoğu, 50 ve 70’lerden de var) efsane müzikler sizi havaya sokmaya yetiyor. Freddy Cannon “Palisades Park”, Jimi Hendrix “All Along The Watchtower”,  Sam & Dave “Hold On I’m Comin”, Elvis Presley “A Little Less Conversation” gibi nicesi ve Özellikle The Rolling Stones’tan “Paint It, Black” eminim bu yapıtı Mafia III oynadıktan sonra hiç unutmayacak, biliyorsanız da çok daha önem kazanacak sizler için. Şu an bu cümleleri yazarken tüylerim diken diken oldu… Neden, sadece bir müzikten dolayı mı? Elbette hayır! Olaylar olaylar… Yeni paragrafa geçmeden radyoda oyun içerisinde yaşananların ve tarihi aralıkta geçen gerçek olayların aktarıldığını da belirtmek istiyorum, hoş bir detay olmuş.

mafia3-4

Oyunun diğer övülecek özelliği de hikaye anlatımı. Yer yer cilalı yer yer direkt olarak oyun içi grafiklerle oyuncuya sunulan sarmal şekilde hikayenin anlatıldığı ara sahneler sayesinde başarılı bir film izliyormuş gibi hissediyorsunuz. Farklı zamanlarda, farklı karakterlerden Lincoln’ün mücadelesini dinliyoruz. Sadece ana göreve odaklandığım ve 3 yan görev yaptığım oyun 30 saati biraz aşarak bitti. Bu süre içerisinde çok başarılı ara sahneler izledim. Oynanışa nazaran su gibi akıp geçen hikaye çok güzel bir şekilde oyuncuya aktarılıyor. Müziklerle desteklenen bu ara sahneler ve vuku bulan olaylar da Tommy Angelo’nun akıbeti gibi aklınızda yer edinmeye vesile oluyor. Mafia III’ün övülecek ve parmakla gösterilecek iki yanı var. Müzikler ve hikaye anlatımı!

Biraz da yan karakterlere değinmek istiyorum. Haritamızda belli bölgeler mevcut. Bu bölgeler senaryo gereği düşman çetelerden ve tetikçilerden temizlenerek bizim yönetimimize geçiyor. Bizim gibi düşmanlarımıza düşman olan dost karakterlerle tanışıyoruz saatler ilerledikçe. Yönetimimize geçen bölgeleri bu dost karakterler arasında pay ediyoruz. Lincoln “tek tabanca” veya “yalnız kurt” gibi gözükse de öyle değil. Hayati kurtarışlar ve yardım sağlayan bu yan karakterler olmasa görevler çoook daha zor bir hal alırdı. Yan karakterler sayesinde para yardımı, otomobil desteği, mühimmat desteği, polisleri atlatma ve silahlı çatışmalarda yardım edecek adam desteği gibi işimizi kolaylaştıran bir nevi yetiler ediniyoruz. Dost çete liderlerini yan görevlerle ve bölge paylaşımında pay vererek tatmin edebilir, yeni yardım ve özellikleri aktif edebilirsiniz.

mafia3-1

Oyunda paranın pek değeri yok diyebilirim. Silah satın alma, mühimmat ve özellik geliştirme için para kullanıyorsunuz, birçok özelliği ve silahı kendim satın almadım. Oyunu bitirmeye yetecek birçok özellik ilerledikçe senaryo gereği aktif oluyor. İleride lazım olur diye 100.000 doları kasada tutuyordum ama elimde patladı. GTA V’teki gibi araba satın alma, mekan satın alma gibi detayları unutun. Yok öyle bir şey. Yahu kendinize ait bir garajınız dahi yok. Ev deseniz girip çıktığınız bir mesken. Ben ne yazık ki Lincoln ile bir bağ kuramadım. Hayatımdan gelip geçen bir karakter olarak kaldı. Çünkü karakteri özgünleştirecek oyunda hiçbir seçenek yok. Bir ağır bir hafif silah türü seçip önümüze geleni yıkıyoruz. Evet, öç ateşiyle yanıp tutuşan bir adam Lincoln, ama o da insan. Onun da sosyal ihtiyaçları var, olmalı yani. Çünkü artık açık dünya demek özgürlük demek. Özgürlük sunuyorum deyip aslında sağ gösterip sol yumruğu indiren 2K Czech ve Hangar 13 ikilisi bizi kısıtladığı için gerçekten sillelerimiz hak ediyor.

Senaryo görevleri ve yan görevler ne yazık ki kendini tekrar ediyor. Yan görevlere çok bulaşmadım, üç yan karakterden aldığım ilk görevleri yaptım. Yan görevler farklılık açısından biraz daha ümitvar olsa da senaryo için bunu söylemek güç. Çünkü sona doğru ilerlerken her fazda X’ten bilgi al, aldığın bilgiyle git mekan bas, çete liderini öldür, büyük başları rahatsız et ve öcünü al. Sürekli bu döngüde ilerleyen görevlerde orijinallikten eser yok diyebilirim. 30+ saat içerisinde akılda kalıcı bir elin parmağını geçmeyen bölüm mevcut. Ama size ilk Mafia’dan en az 10 görev sayarım. Tommy ile otomobil yarışlarına katıldık, yeri geldi kamyonumuza yük taşıdık, yeri geldi taksicilik yaptık… Yani sadece düşmanlarımızı infaz etmedik, amacımız doğrultusunda farklı işler de yaptık. İşte bu yüzden oyunu bir çırpıda bitirmenize imkan yok. Sürükleyiciliğini yitiren oyunu faz faz oynuyorsunuz. Bu bir bakımdan oynanabilirlik süresini de uzatıyor. Yani olumsuzluk içerisinde gizli bir olumlu yan var.

mafia3-2

Çatışmalar nasıl? Karakterimiz Vietnam ortamını gören bir asker olduğundan kendini bir hayli eğitmiş. Gizli şekilde düşmanına yaklaşma konusunda başarılı. Özetle seriye Mafia III ile stealth yani gizliliğe dayalı oynanış tarzı gelmiş durumda. Silah kullanmadan düşmanlarınızı haklayarak görevleri tamamlayabiliyorsunuz. Ben nedendir bilinmez çatışmaya girmek yerine ilk başlarda böyle ilerlemeye çalıştım, hele susturuculu tabancayı alınca oyun tarzı çooook daha değişik bir yöne kaydı. Yahu mafyacılık nam sala sala, göstere göstere mekan basmak üzerine kurulu değil mi? Bu oyun kesinlikle bir mafya oyunu değil değerli okurlar. Zaten görevler esnasında 1930 babalarının bunadığını göreceksiniz ve “Demirin tuncuna, karakterlerin laçkalarına kaldık!” diyeceksiniz. Kendimi Mafia gibi bir klasiği zamanında oynadığım için şu an gerçekten şanslı hissediyorum. Neyse, konuya dönelim. Eğer göstere göstere mekanlara giriş yaparsanız bu sefer de mafya hissi yine yok çünkü karakter asker ceketi, kot pantolonu ve postalı ile geziyor. Ya böyle mafya mı olur :S nerede o uzun palto, nerede o fötr şapka?

Oyundaki fizik motoru Mafia II’ye nazaran pek gelişmemiş hatta geriye gitmiş de denebilir. Düşmanları çatışma esnasında vurduğumuzda ya da bıçakla yakından hallettiğimizde verdiği tepkiler gerçekçi de olsa çok kısa bir süre sonra placeholder moda geçiyorlar. Yani sadece görsel olarak varlar, fiziki olarak özelliklerini yitiriyorlar. Çok takılmadım, zira gidip ölü bir karakterin burnuna ağaç dalı sokacak değilim. Benim için mafya oyununda ya da herhangi bir TPS’de düşmanı vurduğum andaki vuruş hissi ve düşmanın girdiği animasyon çok önemli. Bu konuda başarılı Mafia III. Zaten bu yüzden kendini tekrar eden görevlere rağmen ilerleyebildim. Gizliliğe ya da çatışmaya dayalı oynanış da sınıfı geçen ögelerden. Bildiğiniz üzere bu tür oyunlarda ayak üstü çatışmalar gibi araba sürerken de çatışmalara giriliyor, doğasında var. Mafia II’de eksik olan araç sürerken çatışma geri gelmiş ama rezil bir şekilde. Otomobil sürerken tabanca ile ateş edebiliyoruz, sadece bir hedef işareti beliriyor ve ateş ediyoruz. Cam kırılması falan yok. Düşman otomobillerinin lastiklerini patlatabiliyoruz, karakter otomatik lastiklere kitleniyor… Çok arcade! Oysa Mafia nasıldı? Tommy camı kırıp kolunu uzatıyor ve özenerek hedef alıyorduk.

mafia3-5

Oyunun en kötü yanına, teknik kısma biraz değinelim. Oyun kesinlikle yeni nesilin üyesi değil. Yer yer kaplamaların, çoğu zaman da etkileşimde olduğumuz yerlere ait kaplamaların, rezil seviyelerde olduğuna tanıklık ettim. İnsan utanır. “Mafia’dan kalma kaplamaları mı kullanmışlar?” diye kendime soru sorduğum oldu. Gün döngüsü olan oyunda gece New Bordeaux çok hoş gözüküyor. Güneş açtıktan sonra gözleriniz yer yer sulanıyor, ağlamaklı oluyorsunuz. Çünkü ışıklandırmalar ve yansımalarda bir problem var, üzülüyorsunuz bu duruma. Olmamış yarım kalmış, bazı metal içeren modellerde de bir problem var. Yine yansıma temelli hatalar. Buna rağmen son sürüm donanımlar bile 60+ FPS almamakta. Kesinlikle yama şart. Oyun bitmemiş gibi gözüküyor bu haliyle. Zaman zaman GTA IV ve hatta daha aşağısına iniyor görsel kalite. “Keşke bir ayar olsaydı oyunu hep gece oynasaydım” dediğim de oldu. Bug ve glitch’lerle de karşılaşıyorsunuz. Otobana gömülmüş araçlar, bozulan karakter modeli, geç yüklenen kaplama ve geç görünen nesneler, ilginç hareketler yapan otomobiller… Oyunun sonlarına doğru da 1-2 saatte bir nedensiz masa üzerine dönmeler yaşadım.

Son sözleri söylemenin zamanı geldi. Mafia III her şeye rağmen sizi kendine çekiyor. İncelemek zorunda olduğumdan değil, gerçekten oynamak istediğimden 30+ saatimi harcadım. Açıkçası yan görevlerin tamamını ve gelecek DLC’leri de merak etmiyor değilim daha da oynayacağım. Bizi destekleyen, oyunları temin etmemize vesile olan değerli sponsorlarımıza karşı sorumluluklarımız olsa da yer yer “canımız istemiyor” diyerek inceleme sürelerini uzatabiliyoruz. Çünkü biz bağımsız bir siteyiz. Mafia III’ü eğer gerçekten beğenmeseydim şu an bu yazıyı okuyor olmazdınız. Mesela Cossacks 3 yazısı hala yok :) çünkü hala tatmin olmuş değilim ve yama bekliyorum. Ama Mafia III gerçekten eksik özelliklerine, eksik dinamiklerine, performans vasatlığına ve kendini tekrar eden görevlerine rağmen kendini oynatmayı başaran bir oyun. Bu ilginç başarının ana etkeni hikaye anlatımı, yan etkenler ise diyaloglar ve müzikler. Son olarak, oyunda farklı sonlar mevcut. Ben hepsini gördüm diyebilirim. Hiç de yüksünmedim, tek tek uğraştım görmek için. 30+ saatim helal olsun, zira bir oyundan çok 1960’ların Amerika’sında geçen bir film izlemiş gibi hissediyorum kendimi. Pişman değilim.

Bir de benim oynanış videoma göz atabilirsiniz

 

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Talha Turhal

Tarih ve tarih konulu oyunların aşığı. Bu devrin adamı değil. Teknolojiyi hem seviyor hem nefret ediyor.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir