Luxuria Superbia İnceleme

Günümüz bilgisayar oyunu piyasasını inceleyen herhangi birisi belli başlı trendleri çok rahatlıkla belirleyebilecektir. Bu popüler öğelerin en başında vahşet ve cinselliğin geleceğinden de şüphe olmayacaktır. Günümüzden çok değil, otuz yıl kadar gerisine gidecek olursak, benzer öğelerin sıklıkla kullanıldığı ve etkilerinin günümüze kadar ulaştığı başka bir medyanın varlığını gözlemleyebiliriz; evet film endüstrisinden bahsediyorum. Günümüzde film endüstrisi hala vahşet ve cinselliğin öne çıktığı ve tabir yerindeyse; “sattırdığı” bir endüstri ama bu öğeleri içermemesine rağmen ana akım olmayı başarabilmiş, çoğu izleyiciye ulaşarak akıllarda soru işaretleri yaratabilmiş bir çok yapım da mevcut. Aynı şey bilgisayar oyunları için neden mümkün olmasın?

Luxuria-Superbia-1

Luxuria Superbia, Tale of Tales’in son yapımı. Yapım diyorum çünkü Tale of Tales her ne kadar bilgisayar oyunları üreten bir firma olsa da, yapıtları günümüzün bilgisayar oyunu algısından çok daha zıt bir alanda, daha çok interaktif bir hikaye ve içsel bir yolculuk ile ilgili. Luxuria Superbia da bizi oldukça saf ve metalaştırılmamış bir cinsellik yolculuğuna çıkartıyor.(Bayan okurlarına affına sığınarak yazıyorum: “hayır, ekranda sallanan memeler görmüyorsunuz.”)

Luxuria Superbia’nın konusu olan cinsellik, bir çiçeğin döllenmesi ile ilgili. Biyoloji bilgisi olan arkadaşlar, çiçeklerin hem dişi hem de erkek olduklarını ve hem başka çiçekler tarafından döllenip hem de başka çiçekleri dölleyebildiklerini hatırlayacaklardır. Bu işlem gerçekleşirken oyuncu olarak yapmamız gereken ise, çiçeğin başta beyaz başlayan yapraklarına dokunarak yapraklara renk gelmesini sağlamak. Tüm yaprakların renk dolması, çiçeğin döllendiği anlamına geliyor ama ulaşmamız gereken puan limitleri olduğu için oyun bizden ağırdan almamızı bekliyor; çünkü puanlarımız yaprakları doldurduğumuz rengin miktarı ve bu miktarı ne kadar uzun süre koruyabildiğimize göre şekilleniyor. Bir çiçeği bitirdiğimizde ise ortaya çıkan tohumları topluyor ve sıradaki yaprak sayısı daha fazla olan çiçeğe geçiyoruz.

Luxuria-Superbia-2

Grafiklere baktığımızda oldukça sade bir yaklaşım olduğunu görüyoruz. Gelgelelim, kullanılan renkler ve semboller, zihnimizde çağrışımlar yaratacak şekilde özenle seçilmiş. Müzik de aynı şekilde temposunu oyunun aşamalarına göre oldukça güzel ayarlamayı başararak sizi yakalıyor. Bir yandan da ekranda beliren teşvik edici tatlı sözler, tüm bu duyusal girdilerle birleşerek, belki de bilinçaltınızda çok daha temel bir takım dürtülere dokunuyor.

Tale of Tales’in son yapımı bize bazen de ağırdan almamız gerektiğini, herşeyin hızlı olamayacağını ve rahatlamanın da gerektiğini hatırlatan bir oyun. Her ne kadar tamamen bir oyun olarak gözönüne alındığında kendini tekrar eden ve oldukça kısa olan bir oyun olsa da belki de oyun sektörünün böyle yapımlara da ihtiyacı vardır, ne dersiniz?

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Fatih Kahraman

Her konuda fikir sahibi insan. Omnilojist.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir