Hellmut: The Badass From Hell İnceleme

Hellmut: The Badass From Hell İnceleme

Kurtlar sofrasından, cehennem çukuruna

“…Burun deliklerimden ağır ağır genzime doğru tırmanmaya çalışan bir varlık gibi; kesif, acı dolu ve gerçek. Sahibinin o an hissettiği her bir duyguyu koku almaçlarıma kazımaya yemin etmişçesine hücum ediyor, tüm boğuşmam ve dahi karşı koymalarım beyhude çabalardan bir taş atımı öteye gitmiyordu. Olanca kuvvetimi toplayıp, sür’atle kolumu yüzüme siper etmekten başka çarem yoktu. Aksi takdirde bu semli koku hislerimi uyuşturacak, fikrimi bulandıracak ve benimde akıbetim az önce kellesini uçurduğum bu mahluk gibi olacaktı. O an durup düşündüm, acep kafasından beri bir yerinden vursa idim yine dağı taşı böyle zehirli sümüğe boyar mıydı? Duvarın kenarından doğru usulca kafamı uzattım, yaratık olanca çirkinliği ve yarısı patates püresi ile fazla haşlanmış kereviz göbeğine benzeyen, diğer yarısı ise yok olmuş kafasıyla orada öylece duruyordu. Başlarım lan böyle işe dedim, son boss ile aramda bir odacık mesafe var, 11 can puanım kalmış, ben buradan nasıl ayrılacağım…”

Hellmut Günlükleri, 18. Deneme sf.29

Roguelikelardı – Roguelitelardı derken derken, binding of isacc’in popüleritesi de sağolsun, son dönemlerde oyun pazarı piksel piksel ölümcül oyunlarla doldu taştı. Saç baş yolduran, öldükçe sizi kendini defalarca baştan oynamaya ikna eden bu alt türün bağımlılık yapıcı bir şekilde hayatlarımıza nüfuz ettiği bir gerçek. Bu gün ise elimizde, bu özelliklere sahip twin-stick shooterlar olan Nuclear Throne ve Enter the Gungeon’un aşkının meyvesi gibi duran, bir Roguelike var.

Hellmut’a merhaba deyin

Ya da ondan geriye kalanlara. Oyunumuz sonsuz hayat isteyen ihtiyar profesörümüzün, şeytan ile anlaşma yapmak için laboratuarında bir geçit açmasıyla başlıyor. Cehennemden gelen mahluk kafasını geçitten şöyle bir uzatıp haykırıyor “beni uykumdan kim, neden uyandırdı!”. Profesörümüz pişkin pişkin “ben, ben uyandırdım. Sonsuz yaşama ulaşmak istiyorum” diye karşılık veriyor. Mahluk şöyle bir dikeliyor “ayarlarız yav” diyor. Hemen ardındansa minyonlarını profesörümüzün labaratuarına salıyor. Profesöre ne mi oluyor? Onu da bir ateş topuyla kızartıyor şeytan abimiz. (şeytan dediğime de bakmayın, kendisi aslında “şeytani” bir necromancer, oyunun sonuna kadar ismini öğrenme imkanınız olmuyor)

Profesörden geriye sadece içi dolu bir kafatası ve bir parça omurga elimizde kalıyor. Tam o sırada tek gözlü “Eye of Ka’ra” isimli bol dokungaçlı bir yaratık gelip bizi tekrar hayata döndürüyor (hala sadece kelle ve omurgadan ibaretiz) ve bize intikamımızı alma fırsatı sunuyor.

İşte buradan itibaren oyun bildiğiniz alıştığınız, aynı Nuclear Throne ve Enter the Gungeon’a aşırı derecede benzeyen, roguelike bir twin-stick shooter olarak karşımıza çıkıyor. Yuvarlanma veyahut basit kaçınma hareketi hariç bu türden bir oyundan bekleyeceğiniz her şey Hellmut’ta mevcut.

Eğlenceli mi? evet. Temel mekanikler yerinde mi? Evet. Olmak istediği şey konusunda tüm boşlukları dolduruyor mu? Maalesef.

 

Yani böyle oyunların asıl amacı tekrar tekrar oynanabilirlik ve rastgele oluşturulan dünyalarla sınırsız zorluk, her seferinde farklı bir macera vaat etmesidir. Hellmut ise 3-4 bölüm içinde bile kendini tekrar etmeye başlıyor ve sunabileceği çeşitliliğin gördüğümüzden ibaret olduğuna oyuncuyu inandırıyor. Roguelike olmasına rağmen genel olarak kolay yapısı ile zaten kısa olabilecek oyun süresini iyice kısaltması da bu saydıklarımın üzerine tuz biber ekiyor.

Hani bu incelemeyi yazdığım şu anlarda oyun çıkalı sadece 5 gün oldu ve şimdiden oyunu baştan sona 6,5 dakikada bitiren speedrunnerlar mevcut. Ha benim açımdan çok sorun değil, ben Enter the Gungeon ilk çıktığından beri twin-stick shooterlara hiç dokunmadığım ve paslandığım için biraz tökezledim ve başlarda birkaç kere yattım. Lakin bu oyunun hedef kitlesi olan bir avuç twin-stick shooter sevdalısını tatmin etmesi, şu haliyle, bu kadar az içerikle, biraz  zor gibi gözüküyor

Oyunda, Enter the Gungeon’daki gibi hile yapan bossların olmaması insanın içini rahatlatıyor

 

Adanada bir piksel 1,5 lira anlıyor musun?

İçerik eksik, oyun kolay vesaire bir ton gömdük ama, yiğidi öldürüp hakkını yememek lazım gelir değil mi? Hellmut’un da başarılı olduğu birtakım yanları elbette var. Bunların başında ise görsel ve işitsel olarak oldukça tatmin edici bir performans ortaya koyuyor olması var.

Oyundaki karakter spriteları oldukça başarılı, kullanılan renk paleti ve kontrast göze oldukça hoş gelen bir tarzda. Oynarken yorulduğunuzu hissetmiyorsunuz. Menü tasarımları da, birkaç ufak tefek hata hariç, böyle bir oyundan beklediğiniz kıvamda. Uzun lafın kısası, görsel anlamda oyuna bir bütünlük hakim.

Sesler ve ses efektleri de düşük bütçeli bağımsız bir yapım için oldukça yeterli. Silahlar ve yaratıkların çıkardıkları sesler, ambiyans sesleri ve müzikler üzerinde uğraşıldığını ve bu tarzda bir oyuna oldukça güzel gittiklerini oyuna başlar başlamaz anlıyorsunuz. Günün sonunda oyunun geliştirici Volcanicc Games’in ortaya belli bir emek koyduğuna inanıyorsunuz.

Orta şekerli Shooter

Genel olarak baktığımızda, karşımızda Nuclear Throne’dan daha seri ama daha kolay oynanan; Enter the Gungeon’dan pek çok noktada daha kolay, belli noktalarda bir miktar daha zorlayıcı bir oyun var. Lakin kısa oyun süresi, yeniden oynanabilirliğin zayıf olması, tekrar eden bölüm tasarımları ile Hellmut kendini adı geçen bu iki oyundan daha aşağı bir kulvara çekiyor.

Bu türdeki oyunlara olan ilginizin miktarına göre 2-3 saat ile 10 saat arasında zamanınızı sizden çalması muhtemel olan Hellmut’u, twin-stick shooter açlığı olanlara ve kolaylığı hasebiyle türe yeni bulaşacaklara tavsiye ediyorum.

 

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
9
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 68

Kurtlar sofrasından, cehennem çukuruna “…Burun deliklerimden ağır ağır genzime doğru tırmanmaya çalışan bir varlık gibi; kesif, acı dolu ve gerçek. Sahibinin o an hissettiği her bir duyguyu koku almaçlarıma kazımaya yemin etmişçesine hücum ediyor, tüm boğuşmam ve dahi karşı koymalarım beyhude çabalardan bir taş atımı öteye gitmiyordu. Olanca kuvvetimi toplayıp, sür’atle kolumu yüzüme siper etmekten ..

Sonuç OFD: 68.0% 68 İyi
- - - - -
Şu aralar Twin-Stick Shooter'a açsanız, akşam yemeğinden sonra tatlı niyetine tavsiye ediyoruz

Benzer Yazılar

Witcher Serisinin Crossover’ları Durdurak Bilmeden Devam Ediyor!

Witcher Serisinin Crossover'ları Durdurak Bilmeden Devam Ediyor!


Witcher Serisinin Crossover'ları Durdurak Bilmeden Devam Ediyor!

Geralt'ın bu sefer hangi oyuna misafir olduğuna inanamayacaksınız Tamam tamam, aslında inanması zor değil, sadece şaşırtıcı. Zira Geralt'ın bu seferki durağı, Soulcalibur VI'nın aksine, kendi mesleğine inanılmaz yakın bir oyun serisi. Böyle en bol canavarlısından, bol aksiyonlu bir...

Gerçek Zamanlı Strateji Oyunu Conan Unconquered Duyuruldu!

Gerçek Zamanlı Strateji Oyunu Conan Unconquered Duyuruldu!


Gerçek Zamanlı Strateji Oyunu Conan Unconquered Duyuruldu!

Petroglyph Games tarafından geliştirilen gerçek zamanlı strateji oyunu Conan Unconquered sinematik fragman eşliğinde duyuruldu. Funcom tarafından geliştirilen ve 2018'in ikinci çeyreğinde oyunculara sunulan Conan Exiles'ın ardından Barbar Conan fırtınası hız kesmeden devam ediyor. Adlarını...

Darksiders III İncelemesi

Darksiders III İncelemesi


OFD: 68.0%

Darksiders III İncelemesi

OFD: 68.0%

Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere – Nazım Hikmet Ran THQ’nun iflası ve elinin altındaki markaların muhtelif oyun şirketleri tarafından pay edilmesinden sonra pek çok kişi yeni bir Darksiders oyunu görebileceğimizi düşünmüyordu. Zira...

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir