God of War İnceleme

God of War İnceleme

Yıllarca Yunan tanrılarını kılıçtan geçiren, Olimpos’un en büyük korkusu olan Kratos bu sefer oğlu Atreus ile İskandinav mitolojisinde destansı bir yolculuğa çıkıyor.

Bir takım aksaklıklar yüzünden daha önceden yayımlamayı planladığımız God of War incelemesini huzurlarınızda. Oyunu henüz denemeye fırsat bulamayanlar, “Millet ne demiş bir iki okuyalım.” diyenleriniz varsa buyurun, God of War’u bir de bizim bakış açımızdan dinleyin.

Söze nereden başlasam gerçekten bilemiyorum. Ne yazsam içimden geçeni en iyi şekilde ifade eder, ne yazsam oyuna karşı haksızlık etmemiş olurum diye düşünüp duruyorum. Evet, haksızlık etmemek diyorum, çünkü God of War kesinlikle daha azını hak etmeyen, övgülere layık bir oyun. Bir oyunu birkaç paragrafa sığdırmak bazen zor olabiliyor. Hele ki bu oyun size saatler süren, günlerce ekran başına kitleyen, geceleri uykusuz geçirmenize sebep olacak kadar sürükleyici olan bir macera sunuyorsa; bu zorluk katlanarak artıyor. Fakat bu içsel karmaşayı bir yana bırakıp “Kratos’un hakkını Kratos’a” vermem lazım.

Yeni God of War oyunumuz seri için her anlamda önemli bir dönüm noktası. Konsept ve oynanıştaki değişimler adeta size bambaşka bir oyun izlenimi veriyor. Zaten adının God of War 4 gibi serinin yeni bir halkası niteliğinde olmaması de bu köklü değişimlerden kaynaklanıyor. Yunan Mitolojisi’nin ihtişamlı günlerini sona erdirdiğimiz Kratos ile bu sefer İskandinav mitolojisi dünyasında yeni bir destan yazıyor, bir diğer yandan da oğlumuz Atreus’u bu acımasız dünyada hayatta kalması için eğitiyoruz. Tüm bunları yaparken de önceki oyunlardan çok daha farklı bir hikaye anlatımı ve oynanış tarzıyla karşılaşıyoruz.

Kratos gerçekten trajik geçmişi olan bir karakter. Önceki oyunlar hakkında da spoiler vermekten kaçındığım için çok detaya girmek istemiyorum ancak ailesiyle ilişkileri hep kötü noktalara varıyor Kratos’un. Bu sefer engin Olimpos’un eteklerinden uzakta yeni bir aile ile yeni bir başlangıç arayan karakterimiz savaştan uzak bir yaşam düşlemektedir. Ancak savaşın peşinden giden Kratos değil, Kratos’un peşinden gelen savaş olduğu için kaçmak istediği o kader gene onu bir şekilde bulur. Ancak bu sefer iş çok daha zordur Sparta’nın Hayaleti için. Çünkü artık hayatta tutması, hayatta kalmayı öğretmesi gereken Atreus da bu savaşın tam ortasındadır.

Oyunun en sağlam temellerinden birini Atreus-Kratos ilişkisi oluşturuyor. Yıllarca zor yollardan, hatalar yaparak öğrendiklerini oğluna aktarmaya çalışıyor Kratos. Ancak bu tahmin edileceği üzere kolay olmuyor. Atreus daha bir çocuk. Etrafında onu nelerin beklediğinin farkında olsa da bir çocuk gibi biraz başına buyruk hareket etmek, işin eğlencesine bakmak istiyor. Buna rağmen Kratos’un oğluna her zaman aşıladığı bir kavram var: Disiplin! “Hayatta kalmak istiyorsan zayıf olamazsın, öfkenin zihnini kaplamasına izin veremezsin, dikkatini yitiremezsin, disiplinden ayrılamazsın.” diyor Kratos. Atreus bu yolda yaşına göre büyük bir olgunlukla ilerlemeye gayret ediyor. Tabi kaçınılmaz olarak yanlış şeyler yapıyor, büyük resmi kaçırıyor ve karşılığında Kratos’dan bir güzel azar da işitiyor. Ancak bu öğrenim ilişkisi sadece babadan oğula şeklinde işlemiyor. Atreus da Kratos’a o kendisinden bile gizlediği insani yanı tekrardan hatırlatıyor.

Hikaye ilerledikçe baba-oğul ilişkisi ve karakterlerin kendileri başkalaşım geçiriyor desek yeridir. Annesinden koparılmış, bir türlü babasına ulaşamayan o Atreus disipline sıkı sıkı bağlanma yolunda kararlı adımlar atan bir öğrenciye dönüşüyor. Kratos ise oğluyla arasındaki o kıldan ince ama demirden sert duvarı kırabilmek için elinden geleni yapıyor ve bir insan olduğunu anımsıyor. Ayrıca Kratos gerçek kimliğini oğlundan büyük bir dikkatle gizlemeye çalışıyor. Fakat Atreus’un haliyle soruları oluyor ve artık “Evlat, göreve odaklan.” emirleri yetersiz geliyor. İşte bu noktada Kratos da oğluyla arasındaki o duvarı yumruklamaya başlıyor, ve anlatıyor. Oyunun en kuvvetli yanlarından biri de klasik bir baba-oğul, usta-çırak etkileşiminin çok ötesinde senaryoya ve alt hikayelere dayandırılan bu ilişki. Hikaye ve karakter etkileşimi açısından Santa Monica Studio şapka çıkarılacak bir işçiliğe imza atmış.

Baba ve oğlumuz birbirlerinden farklı göründükleri kadar da benzer. Atreus küçük yaşına rağmen gerçekten zeki bir çocuk. Oyun boyunca karşılaştıkları durumları değerlendirip çıkarımlara varması, babası ile mevcut vaziyeti münakaşa etmesi, bulmaca çözümlemeleri gibi zekasına hayran bırakan davranışlar sergiliyor Atreus. Hatta bazen babasından bu zekası karşılığında övgü de alıyor. Savaş konusunda da babasına layık olmaya çalışan Atreus hızlı gelişme kateden bir öğrenci. Kendisi de bu gelişmenin farkında olarak babasına “Hiçbir şey bizi mağlup edemez gibi hissediyorum.” diyor. Ancak bu noktada Kutsal Kratos öğretileri tekrardan devreye giriyor: “Kendine güven ve hazırlıklı ol, ama böbürlenme.

Karakter ilişkilerimiz elbette ki sadece baba ve oğuldan ibaret değil. Oyun boyunca karşımıza pek çok yan karakter çıkıyor. Cücelerden canavarlara ve İskandinav mitolojisi figürlerine kadar pek çok farklı karakter bir şekilde oyunumuza dahil oluyor. Bunların geneli cana yakın ve sempatik Atreus ile güzelce geçinirken soğuk ve temkinli Kratos’tan doğal olarak biraz çekiniyorlar. Ancak Kratos’un bu tavrının hiç olmadığı kadar mutlak olduğunu söyleyebilirim. Zira artık karşısına çıkan her şey sadece kendisi için değil, Atreus için de bir tehlike olasılığı. Bu yüzden karşısına çıkan her olayda ve her kişide daha sorgulayıcı bir tavır takınıyor Kratos.

Yan karakterlerimizin en büyük artılardan biri oyun boyunca statik olmamaları. Örneğin sizden yardımını esirgemeyen bir karakter birden baba ve oğula karşı bağırıp çağırmaya başlayabiliyor. Mutlak siyah ve beyaz karakterlere ilaveten bu tarz iki kutup arasında gezinen karakterlerin var olması da sizi oyununun sürükleyici yapısına dahil ediyor. Ayrıca bu tarz oyunlardaki “görevi yapıp para veya eşya kazan” tabanlı basit çıkar ilişkilerinin ötesine geçebiliyoruz. Yani bu karakterlerin oyun ilerleyişine bariz etkileri olabiliyor.

Mükemmel ötesi hikaye ve karakter etkileşimlerini bir yana bırakıp oynanışa biraz değinelim. Yazımıza ilk başladığımız zaman oynanışta köklü değişikliklere gidildiğini belirtmiştim. Oynanış sırasında bu rahatlıkla fark edilebiliyor. Kesinlikle en büyük değişiklik kamera açısı. Önceki oyunlardaki uzak ve geniş bakış açılı kamera yerini ana karakter odaklı daha şahsi bir tarza bırakıyor. Önceki oyunlardaki kamera açısını “sen ve karşındaki düşmanlar” şeklinde belirtirsek bu oyundaki tarzı “sen ve daha çok sen” şeklinde özetleyebiliriz. Karakterinize her anlamda hakim olup aynı zamanda çevredeki tehditlere karşı üst düzeyde duyarlı olabiliyorsunuz. Bu yakın çekim stili sayesinde dövüşler hiç olmadığı kadar vahşi bir hal alıyor.

God of War’un dövüş anları tek kelimeyle destansı. Bumerang özelliği sayesinde Mjölnir’i andıran çekicimizle vahşi öldürmeler yapabiliyoruz. Ancak tek seçeneğimiz baltamız değil. Kalkanımızı aynı zamanda saldırı için de kullanabilir, eski usul çıplak ellerle savaşabilir veya Atreus’u devreye sokabiliriz. Atreus annesinden öğrendiği okçuluğu babasıyla birlikte geliştiriyor ve savaşlar sırasında menzilli yardımını bizden esirgemiyor. Tabi yardımı sadece ok atışlarından ibaret kalmıyor ve yeri geldiğinde doğrudan düşmanlarımıza kafa göz girişebiliyor. Baba oğul arasındaki bu iş birliğini görmek ve savaşın ardından Kratos’un oğluna “İlerleme görüyorum evlat,” “Bu sefer daha iyi odaklanmıştın evlat.” demesi de yüzlerimizde gülümseme yaratıyor.

Uzamış sakalları, kırışıklıklar eklenmiş yüzü, yanında eşlik eden oğlu ve üst düzeydeki bıkkınlığı sebebiyle Kratos tam bir paslanmış imajı çiziyor, ancak işin aslı bu değil. Dövüşlerdeki vahşeti her zamankinden daha kabarık, hareketleri daha kararlı ve agresifliği Olimpos Dağı’ndan bile daha engin. Temel düzeydeki hızlı-ağır saldırılarımız ve diğer hareketler ile kombolar oluşturduğumuz takdirde ortaya harika animasyonlar ve kan gölü çıkıyor. Sersemlemiş düşmanlara uyguladığımız bitirici hareketler Kratos’un vahşi çığlıkları ile birleşince savaş atmosferine iyice kendinizi kaptırıyorsunuz. Atreus’un saldırıları da işin tuzu biberi oluyor.

Oyuna ilk başladığımızda çok temel ve basit saldırılar yapabiliyorken topladığımız XP sayesinde yeni dövüş yetenekleri açabiliyoruz. Uçan saldırılar, kalkanlı saldırılar, Atreus’un saldırıları ve daha bir çok çeşit yetenek ağacı sayesinde açılabiliyor. Ayrıca Kratos’un düşmanlarını gerçek anlamda hezimete uğratmasını sağlayan “Spartalı Öfkesi” isimli savaş modu da yetenekler aracılığıyla daha ölümcül hale getirilebilir. Açılan yeni yetenekler sayesinde savaşmak çok daha eğlenceli oluyor ve vuruş hissinin mükemmelliği ile birleşince de destansı bir hal alıyor.

Oyunda dikkat etmemiz gereken diğer iki geliştirme ise zırh ve silahlar. Kratos klasiği vücudun ön planda olduğu zırhlardan tam takım bir savaşçıya kadar çeşitli zırh seçenekleri oyunda mevcut. Zırh parçaları arasında seçimlerinizi yaparken özelliklerine dikkat etmeniz önemli. Bazıları can ve savunma ağırlıklı olabilirken bazıları da kuvvet ile ön plana çıkabiliyor. Zırhlarınızın boş haznelerine ekleyeceğiniz çeşitli efsunlar sayesinde de çeşitli özellik bonuslarına kavuşabiliyorsunuz. Ayrıca sadece Kratos için zırh almıyorsunuz. Dilerseniz Atreus için de çeşitli uzmanlıklar sağlayan zırhlar satın alabilirsiniz. Silahlarımıza ise ekleyeceğimiz rünler sayesinde çok daha özel ve ölümcül  saldırılar yapabiliriz. Biraz daha açmak gerekirse oyun sırasında Kratos’un yapabileceği çeşitli özel saldırılar var ve bu saldırılar rünler ile açılıyor. Ancak seçebileceğimiz rünler sınırlı olduğundan inceleyerek size uygun olan rünü bulmanız önem arz ediyor.

Yetenek geliştirmeleri ve eşya satın alımlarında gereken XP ve para -oyundaki para birimimizin adı Kertikgümüş- oyun içerisinde pek sıkıntı teşkil etmiyor. Zira ikisine de ulaşmak için büyük bir özveri sergilemenize gerek yok. Sadece ana hikayeyi takip ederek bile karakter ve donanım gelişimini iyi temeller üzerine oturtabilirsiniz. Oyun içerisinde bulacağınız yağma imkanları (özellikle eserler) sayesinde para sıkıntısına düşmüyorsunuz. Sürüsüne bereket düşmanlar da XP ihtiyacınızı karşılamaya yeter de artar bile.

God of War’un yan görevleri hakkında belirtmek istediğim birkaç husus var. XP, para veya eşyalar elde edebileceğiniz yan görevlere ilaveten Kratos’u ve geçmişini biraz daha keşfedebileceğiniz, İskandinav Mitolojisi’ne yakın çekim yapabileceğiniz görevler de mevcut. Şahsen oyunun başlarında yan görevleri karşıma çıktıkça tamamlarken hikayenin bir noktadan sonra sürükleyicilikte çığır açması sebebiyle yan faaliyetler benim için ikinci planda kaldı. Yani yolculuk sırasında Atreus’un “Önümüzde bir görev var. Ama istersen çevreyi de keşfedebiliriz.” sözlerinde benim tercihim hep ilk cümle oldu. Tabanları iyi inşa edilmiş alt görevler bazı noktalarda ana hikayenin biraz gerisinde kalmaya mahkum olsa da kesinlikle göz ardı edilmemeli.

Önceki oyunlarda gördüğümüz Yunan Mitolojisi ile İskandinav Mitolojisini kıyaslamak gerekirse bu oyunda gördüklerimizin çok daha mistik olduğunu söyleyebilirim. Yunan mitlerinde anlatım biraz daha gösterişe düşkünken kayıtlara geçebilen az sayıdaki İskandinav mitleri daha realist -bir mit ne kadar realist olabilirse- tarzdadır. Oyunda bu önemli fark iyi şekilde sunulmuş. Ayrıca Dokuz Diyar’a uygun olarak gidebileceğimiz farklı bölgeler bulunması da hoş olmuş. Tabi oyunun büyük kısmını Midgard’da, yani ölümlüler diyarında geçirsek de diğer diyarlar hem haritamızın kapsamını genişletiyor hem de farklı düşman çeşitleri ve oynanış imkanları sağlıyor.

God of War grafiksel anlamda kelimenin tam anlamıyla bir şölen sunuyor oynayanlara. Kratos’un koşarken salınan kıyafet parçaları, kestiğimiz düşmanlardan üzerimize bulaşan lekeler, harika gölgelendirme ve ışıklandırmalar oyunun her karesini bir tabloya dönüştürüyor adeta. Diğer karakterlerin tasarımlarının da Kratos’un gerisinde kalmayıp son derece detaylı olmaları takdire şayan. Grafiklerdeki geniş renk paleti sayesinde ortam daha da canlı bir görünüme kavuşuyor. Özellikle oyunda karşılaştığımız bir cadının evine giden yoldaki renkler beni benden almayı başarmıştı. God of War tüm bu görsel şöleni standart PlayStation 4’te 1080P ve 30 FPS formatında sunuyor. Hiçbir performans sıkıntısı olmaması sayesinde size hem keşif sırasında hem de kıyasıya dövüşlerde bu görselliğin tadını çıkarmak kalıyor.

Oyunun müzikleri God of War serisine yakışır şekilde görkemli parçalar içeriyor. Ancak hem serinin hem de Kratos’un geçirdiği değişime paralel olarak farklılıklar içeren parçalar da mevcut. Oyunla aynı adı taşıyan parça size “Ölüm makinesi, Tanrı katili, Sparta’nın Hayaleti Kratos” dedirtebilirken bazı parçalar size “Pişmanlıklarla ve hatalarla dolu bir yaşamın yorgunu Kratos” da dedirtebilir. İskandinav kültürüne uygun hazırlanan parçalar da size buram buram mistisizm ve epiklik aşılayabilir. Tabi burada tüm bu duyguları bize yaşatan besteci Bear McCreary’ye teşekkür borçluyuz. Müziklerin dışında seslendirmeler de son derece başarılı. Kratos’un katı sesi ve vahşi bağırmaları, Atreus’un çocukluk ve olgun olma çabası arasında gidip gelen sesi, düşmanların tehditkar naraları ve kendilerine özgü dillerinde homurdanmaları gibi pek çok güzel detay mevcut.

God of War’la ilgili bir hayal kırıklığım, memnun olmadığım bir nokta var mı diye düşünecek olursam aklıma gerçekten de pek fazla bir şey gelmiyor. Ama ufak bir iki şeyi de belirtmem lazım. Oyun çıkmadan kısa bir süre önce yayınlanan bir videoda troll dövüşlerinden bahsediliyordu. Her trollün farklı bir tarzının olduğu ve oyunda bunun rahatlıkla hissedileceği söyleniyordu. Hatta ben de bu videonun haberini yapmış ve “…bakın böyle olacakmış.” diye belirtmiştim. Ancak troll dövüşlerinin birbirlerinden pek de farklı olmadığını söyleyebilirim. Kimi ateş kimi buz üzerinden hasarlara yol açabilirken temel sistemleri hep aynı kalıyor. “Yakınında çok kalırsam ayağını yere vurur, elini savurur bana da yazık olur.” veya “Bazen deli dana gibi koşturmaya başlıyor, hafif mesafeli durayım şuna.” gibi aynı taktikler hepsi üzerinde olumlu sonuç veriyor. Bir diğer değineceğim şey tam anlamıyla bir eksi sayılmayabilir. Ancak oynanışta gidilen köklü değişim -beni rahatsız etmese de- bazı seri hayranları tarafından yadırganabilir.

Kısaca özetlemek gerekirse God of War her anlamda harika ve sağlam temelli bir yapım olmuş. Oyunu denemeden önce iyi bir tecrübe olacağını biliyordum ancak dürüst olmak gerekirse bu kadar doruklarda bir deneyim beklemiyordum. Hikaye sunumu, destansı savaşları ve oynanışı, İskandinav Mitolojisi, görsel-işitsel şöleni, Kratos-Atreus etkileşimi, düşman çeşitliliği, Türkçe metin desteği ve daha birçok şey. Yılın daha henüz ilk dört ayını tamamlamış, önümüzde pek çok gelecek yapım bulunsa da God of War benim görüşümce yılın en iyi oyunlarından biri. Hatta yılın en iyisi, son yılların en iyisi bile olabilir. Bu oyunu alın, oynayın ve oynatın. Kratos ve Atreus’un destansı yolculuğu hiç şüphesiz sizi büyüleyecek.

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
112111
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 98

Yıllarca Yunan tanrılarını kılıçtan geçiren, Olimpos’un en büyük korkusu olan Kratos bu sefer oğlu Atreus ile İskandinav mitolojisinde destansı bir yolculuğa çıkıyor. Bir takım aksaklıklar yüzünden daha önceden yayımlamayı planladığımız God of War incelemesini huzurlarınızda. Oyunu henüz denemeye fırsat bulamayanlar, “Millet ne demiş bir iki okuyalım.” diyenleriniz varsa buyurun, God of War’u bir de bizim ..

Sonuç OFD: 98.0% 98 Harika
100 90 - 98 100
Kısaca özetlemek gerekirse God of War her anlamda harika ve sağlam temelli bir yapım olmuş. Oyunu denemeden önce iyi bir tecrübe olacağını biliyordum ancak dürüst olmak gerekirse bu kadar doruklarda bir deneyim beklemiyordum. Hikaye sunumu, destansı savaşları ve oynanışı, İskandinav Mitolojisi, görsel-işitsel şöleni, Kratos-Atreus etkileşimi, düşman çeşitliliği, Türkçe metin desteği ve daha birçok şey. Yılın daha henüz ilk dört ayını tamamlamış, önümüzde pek çok gelecek yapım bulunsa da God of War benim görüşümce yılın en iyi oyunlarından biri. Hatta yılın en iyisi, son yılların en iyisi bile olabilir. Bu oyunu alın, oynayın ve oynatın. Kratos ve Atreus'un destansı yolculuğu hiç şüphesiz sizi büyüleyecek.

Benzer Yazılar

Elder Scrolls Online Summerset İlk Bakış

Elder Scrolls Online Summerset İlk Bakış


Elder Scrolls Online Summerset İlk Bakış

Bekleyin Kralıçam geliyorum Aldmeri Dominion oyuncuları muhtemelen Summerset ilk duyurulduğunda böyle haykırmışlardır. Haklı olarak tabi, benim gibi Uruklar ise muhtemelen içten içe homurdanmışlardır. Yani Summerset dediğiniz daha evvel oyunu yapılmamış, Elder Scrolls serisinde ise detaylıca...

Detroit: Become Human İnceleme

Detroit: Become Human İnceleme


OFD: 90.0%

Detroit: Become Human İnceleme

OFD: 90.0%

Detroit: Become Human ile androidlerin dünyasını keşfetmeye, insan doğasını sorgulamaya ve sayısız seçenek arasında kaybolmaya hazır olun. "Robot ve bilgisayarların çok gelişmesi bir noktadan sonra insanlığı tehdit eden bir noktaya gelecek. Yapay zekalar insanlığın başına gelen ya en iyi şey ya...

Battlefield V Resmen Tanıtıldı – İlk Bilgiler Elimize Geçti

Battlefield V Resmen Tanıtıldı - İlk Bilgiler Elimize Geçti


Battlefield V Resmen Tanıtıldı - İlk Bilgiler Elimize Geçti

Battlefield V bugün gerçekleştirilen bir yayınla resmi olarak tanıtıldı. İkinci Dünya Savaşı'nı işleyecek oyun için çıkış tarihi de verildi. Bir süredir yeni Battlefield oyunun ne olacağı, neyi konu alacağı gibi sorular etrafta dolanıyor, çeşitli iddialar ortaya atılıyordu. Geliştirici firma...

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir