Forgotton Anne İnceleme

Forgotton Anne İnceleme

Unutulmuşların diyarında, unutulmamak üzerine bir yolculuk

İsmiyle müsemma, unutulmuşluk üzerine bir güzelleme Forgotton Anne. Yalnızlığı, unutulmayı ve bunların getirdikleri irdeleyen, seçimlerinizin sonuçlarını tokat gibi yüzünüze vurmaktan çekinmeyen bir sanat eseri.

Normalde yazdığım incelemelerde alıntı yapmaktan pek hoşnut olan biri değilim lakin burada bir istisnaya, istisnai bir şekilde yer vermem gerektiğini hissediyorum. Bu sebeptendir ki aşağıda okuyacağınız bir iki paragraf “yalnızlık” üzerine, başka bir incelememden satırlar içermekte.

“Yalnız olmak veya yalnız kalmak. İnsanın en büyük ve itiraf etmesi en zor korkularından biri belki de. İş hayatında yalnız olmak, günlük hayatında yalnız olmak, evinin kapısını açan anahtarı deliğe daldırır daldırmaz bomboş olan evin soğuğunu sırtında hissetmek. Kimisi için ise daha korkuncu, ailenin olmaması.

H.G Wells, 1897 senesinde Certain Personal Matters’ta kendine yer bulmuş olan “Ben nasıl öldüm” isimli yazısında şöyle diyor:

“Ölüm fermanımı alalı on yıl oldu. Bütün bu yıllar boyunca ölüme mahkum bir adamdım, şimdi de öyleyim ve umudum o ki, uzun yıllar daha öyle olacağım. Böyle bir zaman uzayında ortak düşmanımızı atlattığımın – ya da atlatmaktan ziyade ıskaladığımın- farkına henüz dün vardım.”

(Çeviri : Elif Ersavcı, Zaman Makinesi H.G Wells, İthaki Yayınları 2016)

Wells burada her ne kadar başından geçen bir olaya istinaden, ölümlü olan bedeninin ve ölüm olgusunun ona aslında aldığı her nefeste ne kadar yakın olduğunun farkındalığını yaşamasını betimliyor olsa da, bana bu satırlar daha ziyade yalnızlığı hatırlatıyor.

Özellikle pek çok yazarın iyi kötü bir yalnızlık denemesinin son satırları olduğunu düşündüğümde, H.G Wells’in aman aman bir istisna olmadığı fikri daha da kuvvetleniyor. Her şeyden evvel yazmak; insanın yalnızlığını, anlaşılmayışını ve belki de yazdıklarıyla bir gün kendini anlayan insanlara ulaşma arzusunu simgeleyen bir iş, belki de bir ritüel benim gözümde. H.G Wells’de belki içtimai hayatında yalnız olmasa dahi, her insan gibi bilmediğimiz ve bilemediğimiz özünde yalnız olabilir. Bu yalnızlık belki de ölüm kadar keskin bir yalnızlıktır bilemeyiz, o H.G Wells’in kendi zaman uzayında yaşadıkları ve hissettiklerinin sonucu veya sebebi veya başlangıç noktasıdır.”

İşte bahsi geçen bu yalnızlığın müsebbibi, belki de, unutulmuş olmak. Günün sonuna geldiğimizde; yazarlar unutulmamak için yazmıyor mu? Aktörler unutulmamak için en iyi rollerini oynamıyorlar mı? Ressamlar, heykeltraşlar, envai çeşit zanaatkarlar unutulmamak için sanatlarını ellerinden gelen en iyi şekilde icraya çalışmıyorlar mı?

Unutulmak, sıradan olmak ve işin aslında sadece bir dinlenme tesisi emsalinde olan dünyaya izini bırakmak için değil mi bütün bu mücadele. Peki neden? Neden bunca emek, hatırlanmanın kıymeti harbiyesi nedir ki?

Yaşamak sevgili okur. Zira insan unutulduğu vakit, nefes alıyor dahi olsa, bir noktada ölmüştür…

Anne Unutulmuşlar Diyarında

Forgotton Anne’de, Anne isimli genç bir hanımefendiyi yönlendiriyoruz. Kendisi, Forgotten Lands’in Enforcer’ı (en büyük, güçlü ve idari yetkiye sahip polis gücü) vazifesinde. Aynı zamanda çok kıymet verdiği, kendisini yetiştiren, Usta Bonku ile beraber bu diyarın yegane iki insanından biri.

Ne demek “yegane iki insanı” mı diyorsunuz? Forgotten Lands’de epi topu sadece iki insan yaşıyor diyorum. Oyun boyunca, Anne ve Bonku haricinde karşılaşacağınız tüm canlılar aslında birer cansız… Böyle olmadı değil mi?

Oyuna adını veren “unutulmak” meselesi, bildiğimiz dünyada unutulan ve terkedilen eşyaların birden ortadan kaybolmasından kaynaklanıyor. Bu eşyalar bir şekilde canlanıyor ve kendilerini “unutulmuşların diyarı” olan Forgotten Lands’te buluyorlar.

Ayakkabılar, buzdolapları, çekiç ve kürekler, çorap tekleri, lambalar ve hatta pelüş hayvanlar unutuldukları an bu diyarın birer vatandaşı oluyorlar. Bu vatandaşlar diyara girdikten kısa bir süre sonra, Usta Bonku tarafından belirlenmiş bir sistem ile, farklı meslek gruplarına dahil ediliyorlar.

E artık üzerine basarak söylememe gerek yok herhalde, Usta Bonku bu diyarın bir nevi hükümdarı nezdinde tutuluyor. Forgetling denen eşyalarımız ona saygı duyuyor ve Ustaları tarafından kendilerine tevdi edilen işlerini büyük bir şevkle yapıyorlar.

Tabi her toplumda olduğu gibi çapanoğulları burada da karşımıza çıkıyor. Üçkağıtçılar, dolandırıcılar ve en beteri de İsyankarlar düzene karşı çıkmak için fırsat kolluyorlar.

İşte burada devreye muhteşem “enforcer” olarak, Anne giriyor.

Oyunun incelemesinin bu noktasına kadar geldiyseniz, oyunun çizgifilm vari bir görsel tarza sahip olduğuna zaten şahit olmuşsunuzdur. Bir de bu anlattığım sabah kuşağı çizgifilmi tadında hikaye ile karşınızdakinin çocuklara yönelik bir oyun olduğuna karar kıldıysanız size tek bir sözüm var…

Yanılıyorsunuz, hem de öyle böyle değil.

Forgotton Anne, bu sene oynadığım bağımsız yapımlar arasında hikayesi beni en çok etkileyen yapımların başında geliyor. Bunda belki de en önemli etken, oyun boyunca verdiğimiz kararların hem oyunun gidişatını hem de sonunu etkiliyor oluşu.

Normal şartlar altında kolay kolay bu “tercihlere dayalı oyun”lardan etkilenen biri değilimdir. Yani Teltale’in yıllardır seri üretim olarak piyasaya sürdüğü interaktif CGI’lar beni etkilemiyor. Ama nedense Forgotton Anne bu oyunların beceremediği şeyi başarıp, beni kendine ve hikayesine bağladı.

Hikaye hakkında başta verdiğimden daha fazla detay vermeyi çok isterim lakin 6-7 saatte biten, tekrardan oynanabilirliğe sahip bir oyunun en can alıcı noktası olan hikayesini daha fazla açık etmek istemiyorum.

Hatta oyunu inceleme için gönderen geliştirici dahi bu hususta bizden “oyunun videosunu çeker veyahut SS alırsanız, lütfen görselde belirttiğimiz yerden fazlasını takipçilerinize göstermeyin. Burası yaklaşık olarak oyunun 2. Saatine tekabül ediyor” minvalinde bir açıklamayla ricada bulunuyor.

Peki hikaye tabanlı bir oyunda, hikayeden bahsetmeyeceksek, neden bahsedebiliriz?

Tabii ki, pek çok oyuncu için, hikayeden sonra en önemli etmen olan oynanış etmenlerinden.

Anima’dan İçeri

Forgotton Anne tür olarak bir çeşit bulmaca-platformer. Bulmaca ve platform sekanslarının arasında ise farklı diyaloglara giriyor, seçimler yapıyor ve yeri geldiğinde oldukça zor kararlar veriyoruz.

Kararları “arada” veriyoruz dediğime bakmayın, bu önemli addedtiğim olayların ekserisi oyunun doğal yapısının içerisine oldukça güzel yedirilmiş durumda. Oyun sizi bu noktalara hazırlamıyor ve genelde ummadığınız bir yerde karşınıza çıkan bir Npc oyunun geneline olan bakış açınızı değiştirebiliyor.

Platformer kısmı ise oldukça basit temellere dayalı olarak işliyor. Hopluyor, zıplıyor, koşarak hoplayıp, zıplıyor (fazla koşarsanız yorulup nefessiz kalabilirsiniz) ve arada hafifçe uçuyorsunuz…

Evet oyunda belli bir noktadan sonra Enforcer’a tahsis edilmiş olan ve anima (yaşam enerjisi) gücüyle çalışan kanatlara sahip oluyoruz. Bu kanatlar bizi uçurmaktan ziyade, zıplayıp havada yavaşça süzülmemize veyahut uzuuun zıplamamıza yarıyor (double jump’ı oyuncular olarak hepimiz biliyoruz, bunu da quadruple jump olarak düşünebiliriz)

Bahsettiğim gibi bu kanatlar anima adı verilen enerjiyle çalışıyor ve bu enerjiniz dolu olmadığı takdirde kanatlarınızı kullanamıyorsunuz. Oyunun bulmaca yanı da tam olarak burada devreye giriyor işte, anima’yı yönlendirerek hareket ettirebildiğimiz nesneler ve güç verebildiğimiz motorlar sayesinde önümüzdeki engelleri aşabiliyor, dostlarımıza yardım edebiliyor veya tehlikelerden kaçabiliyoruz.

Peki bu oynanış etmenlerini harmanlamayı, Forgotton Anne’ın geliştiricisi Through Line Games başarabilmiş mi?

Bu soruya cevabım: Evet. Yani oyunun büyük bir kısmında, evet. Yapımın arada hıçkırdığı, bazı bulmacaların biraz zorlama durduğu, bazılarının ise aşırı kolay olduğu bir gerçek.

Ama inanın, Forgotton Anne’ı oynarken hiçbir zaman durup da oynanışı eleştirmek yada oyundaki bir hatadan dolayı geliştiricilere en iyi dileklerimi iletmek aklımın ucundan geçmedi.

Zira oynamadan göremeyeceğiniz bir şekilde, oyun oynanışından, görsellerine, müziğine ve hikayesine; öyle bir bütün, öyle bir uyum içerisinde ki…

Sanki bir masalın gerçek olması, Disney ile Studio Ghibli’nin ortak film yapması gibi bir şey.

Göz görür, gönül katlanır

Yazının başından itibaren gerek görseller, gerekse oyun hakkında anlattıklarım vesilesiyle halihazırda Forgotton Anne’in görsel tarzını kavramışsınızdır. Oyun tamamıyla el çizimi. Ara sahnelerinden, oynanışa; Forgotton Anne 90’lar ve 2K arasında çıkmış çizgi filmlerin görsel tarzını yansıtıyor.

Dinlerken sizi mest eden, oyunun her bir anı için ayrı ayrı bestelenmiş müzikler ile birlikte, her bir sahneye bakmak size estetik olarak zevk veriyor.

Ana karakterimiz dahil her bir karakterin tasarımı, animasyonları, boş kaldıklarında veyahut belli hareketlerin sonucu verdikleri tepkiler o kadar nev-i şahsına münhasır ki.

Hele hele müzikler ve seslendirmeler. Bu kadar kaliteli görselliğin arkası dolmazsa bir şeylerin eksik kalacağını fark eden yapımcılar, ses departmanına da ayrı bir özen göstermişler.

Lafı daha da uzatmadan söylemek gerekirse, 2D oyun sevenler için, Forgotton Anne görsel ve işitsel olarak dört dörtlük bir yapım.

Forgotton Anne’in 6-7 saat oyun süresine rağmen, oyun için tam 1 saat 50 dakikalık müzik bestelenmiş olduğunu biliyor muydunuz?

Nerede o eski bayra… 2D oyunlar

Forgotton Anne, piyasaya çıkmadan evvel gördüklerim itibariyle, ümit veren bir yapımdı. Lakin bağımsız yapımlar, etrafında hiç arı görünmeyen kovana elini daldırmak gibidir; içi arı kaynıyor da olabilir, avuç avuç taze bal da yiyebilirsiniz.

Forgotton Anne ise bana arı kovanının içine elimi daldırıp içinden ballı Toblerone çıkarmışım gibi hissettirdi. Gerisini siz düşünün artık…

Latifeyi kenara bırakırsak, bu sene görüp görebileceğiniz en özgün, en az iki kere baştan sona oynanabilme imkanı sunan, görsel ve işitsel anlamda harika, hikayesi  ve kurgusu değme animasyon filmlerine taş çıkartan bağımsız bir yapım Forgotton Anne.

Alın oynayın, sevinin, hüzünlenin, sorgulayın. Anne’i yolculuğunda yalnız bırakmayın.

 

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
43
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 86

Unutulmuşların diyarında, unutulmamak üzerine bir yolculuk İsmiyle müsemma, unutulmuşluk üzerine bir güzelleme Forgotton Anne. Yalnızlığı, unutulmayı ve bunların getirdikleri irdeleyen, seçimlerinizin sonuçlarını tokat gibi yüzünüze vurmaktan çekinmeyen bir sanat eseri. Normalde yazdığım incelemelerde alıntı yapmaktan pek hoşnut olan biri değilim lakin burada bir istisnaya, istisnai bir şekilde yer vermem gerektiğini hissediyorum. Bu sebeptendir ki aşağıda ..

Sonuç OFD: 86.0% 86 Harika
- - - - -
Geliştirici kaç para istiyorsa sapına kadar hakeden nadide bir bağımsız yapım.

Benzer Yazılar

Battlefield V İnceleme

Battlefield V İnceleme


OFD: 85.0%

Battlefield V İnceleme

OFD: 85.0%

Battlefield V'i çıkışından önce uzun uzun test ederek sizler için inceledik. EA ve DICE birlikteliği Battlefield 1 ile muazzam bir atılım yapmış, oyuncuların severek ve överek oynayacakları bir eser ortaya koymuştu. Benim bu eserle ne kadar ilgilendiğimi yakın takipçiler bilirler. Bu başarının...

Battlefield V İnceleme (Yolda)

Battlefield V İnceleme (Yolda)


Battlefield V İnceleme (Yolda)

Yılın beklenen son oyunlarından birisi de Battlefield V. İnceleme geliyor, yolda. İkinci Cihan Harbi'nin bu zamana kadar oyunlarda işlenmemiş, başka platformlarda da pek dillendirilmemiş vakalarını senaryo kısmında işleyen Battlefield V bu cephede gerçekten başarılı. Multiplayer cephesinde ise...

Call of Cthulhu İncelemesi

Call of Cthulhu İncelemesi


OFD: 58.0%

Call of Cthulhu İncelemesi

OFD: 58.0%

Kall of Kıthı… kuthu… kıthuul… tamam tamam, telaffuzu şu şekil: k’hloulhluu H.P Lovecraft pek çok kitap kurdunun gönlünde, bilinmeyenin korkusu ile, yer edinmiş bir yazar. Ömrü boyunca kaleme aldıkları, hangi dile çevrilirse çevrilsin, dünyanın dört bir yanından korku ve gerilim eserlerini...

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir