Wolfenstein: The New Order İnceleme

FPS oyunlarının geçmişiyle alakalı bir yazı yazsak Wolfenstein’a değmeden bir yere ulaşamayız. Bu popüler oyun türünün bugünlere ulaşmasında büyük katkıları olan Wolfenstein serisi, son üyesinin çıkışından 6 yıl sonra yeni bir üyeye daha kavuştu.

Wolfenstein: The New Order, 2009’da Raven imzasını taşıyan oyunun devamı lakin bu kadar sene sonra karakter ve genel yapı itibariyle birbirine bağlı kalınarak neredeyse seride yeni bir kol açılmış. 1946’da başlayan oyunun, yani son oyundan birkaç yıl sonra, büyük bir bölümünü 1960’larda geçiriyoruz. Böylesine bir aralık ile birçok şeyin değiştine tanık oluyoruz.

En başından beri ana karakterimiz olan William “B.J.” Blazkowicz, Wolfenstein: The New Order’da yönetimimizde. Blazkowicz’i yıllanmış ve ciddi anlamda tecrübeli bir asker olarak karşımıza çıkıyor. Yıl 1946, General Wilhelm Strasse, nam-ı diğer Deathshead, II. Dünya Savaşı esnasındaki araştırmalarıyla Nazi Almanyası’nı ihya ederek teknoloji cephesinde ileriye taşımıştır. Müttefikler, Mihverler’e darbe vurmak için işi kökten halletmek adına Deathshead’in başında bulunduğu Özel Projeler Bölümü yerleşkesine bir çıkarma operasyonu düzenlerler. Operasyon beklenildiği gibi gitmez ve olaylar gelişir… Yıl 1960 Nazi Almanyası, Anadolu da içerisinde olmak üzere Avrupa’yı domine etmiştir, peki ya biz? …

Wolfenstein The New Order (5)

id Software, Bethesda (ZeniMax) tarafından satın alınınca Doom, Fallout, Oblivion ve incelemekte olduğumuz Wolfenstein serisi Bethesda’nın çatısı altına girdi. Daha önce Gray Matter ve Raven imzası taşıyan oyunlar da haliyle iç geliştiricilere devredildi. MachineGames, Bethesda’nın iştiraki olarak bu göreve layık görüşmüş. İsmi çok tanıdık değil, ama çalışanlar 10 numara yapımlarda yer almışlar. Bunlara örnek olarak Riddick ve Darkness verilebilir. Ama yine de oyun bize ulaşmadan önce dört bir yanda ciddi anlamda kaygı duyulduğu veryansınları yükseliyordu, Raven imzalı yapımdan sonra “Return to Castle Wolfenstein” züperdi lo çıkışları kulağımda çınlarken ekran başına oturdum.

Genelde çok beğendiğim oyunların incelemesinde yazıma yansıyan bir huyum vardır, beğendiğim oyunlar için “Öncelikle şunu söylemeliyim ki…” diyerek oyunu överek başlarım. Wolfenstein: The New Order da bu oyunlardan birisi! Son dönemlerde çıkan en iyi FPS’lerden biri. Peki övgüyü almayı oyunumuz nasıl başarıyor?

Oyuna başlama ekranında zorluk seviyesi seçerken mücadeleci ve buram buram oldschool yani klasik FPS kokan bir yapımla karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz. Sunumda ilk intiba çok önemli, Wolfenstein: The New Order’a imza atanlar da bunun bilincinde olduğunu belli ediyor. Oyunda dikkatimi ilk çeken husus verilen görevin başarıyla yerine getirilmesi için birkaç fazdan geçmemiz gerekiyor. Yani beyin gerektirmeyen FPS oyunlarında genelde bir yerden bir yere git veya şuraya git ve tuşa bas sistemi bulunurken Wolfenstein: The New Order daha oyunun ilk başında bunu çürütüyor.

Wolfenstein The New Order (7)

Oyunda bol bol ara sinematik var. Sinematiklerin görsel kalitesi, diyaloglar ve özellikle animasyonlar son derece başarılı. Ama ne yazık ki ara sinematiklerdeki görsel başarı oyun içerisinde yok. RAGE’teki korkulu rüyamız haline gelen rezalet kaplama kalitesi ve geç yüklenen kaplama problemleri Wolfenstein: The New Order’da da var. Çünkü bu oyunda id Tech 5 motoru ile geliştirilmiş durumda. SSD ve GeForce 7 vesilesiyle geç yüklenme mevzusu çok ama çok az hissediliyor, farklı donanım parçalarına sahip kişilerde durum nasıl olur bilemiyorum. Ama RAGE’teki kadar hissedilir değil. Fakat kaplamalar cidden rezil durumda. Bakmayım, görmezden geleyim diyorum ama etkileşime geçtiğimiz alanlar da rezil, bari bu kısımları iyi yap hiçbir zaman dibine girip bakmayacağımız bir dolap veya duvar kaplamalarını kötü yap, anlarım. Ama açacağım bir kapı, basacağım bir tuş veya döşeyeceğim bir boma… Neyse… Geliştiriciler bu durumu blur ve filmgrain efektleri ile çözmeye çalışmışlar kısmen başarılı ama hiç yakıştıramadım.

Sinematiklerden oyunlara geçişler muazzam derecede bağıntılı. Sinematikte örneğin bir kapıyı açarak oyuna giriş yapıyorsak oyuna girdiğimiz anda da kapıyı ittiğimizi görüyoruz veya bir mekanizmayı çalıştırıyorsak yine oyunda bu eylemin son saniyelerini yaparak oyuna dahil olduğumuzu görüyoruz. Yani oyunda oynanışın baltalandığı alakasız sinematik giriş ve çıkışları yok.

Wolfenstein The New Order (2)

Serinin geleneklerinden kopma yok! Hatta daha da gelişmiş bir Wolfenstein var karşımızda. Bölümlerin çoğunda devasa bir atmosfer içerisindeyiz, yine koridor sistemi mevcut, lakin gideceğimiz hedefe farklı yollardan varabilmemiz için gizli kısa yollar da sağlanmış. Gizli ya da açık alternatif yolların yanı sıra ciddi bir gözlem gerektiren gizemli odalar da bularak oyunun ana menüsündeki ekstralarda yer alan enigma kodlarını öğreniyor, Nazi hazinesinin altın parçalarını buluyoruz ve hikayeye ait mektupları ele geçiriyoruz. Bunlar illa gizli bir yerde olacak diye bir kaide yok. Açık ama dikkat edilmeyince görülemeyecek ama burnumuzun dibinde olan bir yerde de bulunabiliyorlar. Nesne toplama hususu ciddi anlamda tatminkar. Bir diğer beğendiğim husus normalde gittiğimiz her mekan bize yabancı, başta haritalar kapalı oluyor ama eğer o bölümün haritasını bulursanız haritanız aydınlanıyor ve daha rahat hareket ediyorsunuz.

Yukarıda görevlerin birkaç fazdan oluştuğunu söylemiştim. Bunu biraz daha açayım. Örneğin bir test yaptıktan sonra göreve başlayacağımız söyleniyor. Bu test için bir nesne elde etmemiz lazım, lakin bu nesneyi elde etmek için de başka bir araca ihtiyacımız var. Araç ve gereçleri toplamamız lazım, bu işlemler de tam bir mücadele. Diyeceksiniz ki sen bölümün kendisini oynuyorsun, hayır asıl görev bu işlemlerden sonra başlıyor. Kısmen yan görev çeşitliliği diyebiliriz. Her görev böyle değil tabi, hikaye ve olay akışına uygun olarak böyle doyurucu görevlerle karşılaşıyoruz.

Wolfenstein The New Order (4)

NPC etkileşime girebiliyor ve bu etkileşimler vesilesiyle mini yan görevler alabiliyoruz. Oyundaki her karakter orijinal ve gerçek dünyadaki bazı profillere göndermeler var. Savaş karşıtı, savaş yanlısı, savaş anında insanlığını kaybeden veya kazanan, aşık olan, dost canlısı, yoldaş, zeki… Şimdi içinizde “Bir dakika bu Wolfenstein: The New Order diye başka bir oyun mu oynamış.” diyorsunuzdur. Değerli arkadaşlar, Freedom Fighters’ı hatırlayan var mı? Bölümler arası geçişlerde çeşitli ikametgahlarımız oluyordu. Ya da Medal of Honor’ın ana menüsünü hatırlayın, interaktif bir menüydü ve bölümler ilerledikçe ufak değişiklikler oluyordu. Wolfenstein: The New Order’da da kısmen de olsa böyle bir sistem mevcut. Gerek mücadele gerek mücadele öncesi yan karakterler ile bol bol etkileşime giriyoruz. Bu arada aşk demişken birkaç müstehcen sahne de var. Yani abi kardeş, amca yeğen veya kuzen takımlarının dikkatine!

Oyunda RPG öğeleri var ama kendini çok hissettirmiyor. 4 dala ayrılan bir skill ağacımız var, buradaki özellikleri kazanılan bir tecrübe puanı ile değil oynayışımız ile açıyoruz. Sessiz ve gizli gizli düşmanları haklayanlar Stealth özelliklerini bölümler ilerledikçe aktif ederken, affetmem iki elime de pompalıları alır düşman üzerine atlarım diyenler de Assault ağacındaki işe yarar özellikleri açıyor. İster istemez her özellik ağacından birçok dalı açacaksınız. Alarm alarm diye bağıran Nazi askerlerini özlemişim. Evet, bu oyunda da alarmlar çalınca çarşı karışıyor. Bu yüzden yer yer sessiz olmak oldukça önemli. Bu arada iki elime de silah alırım derken sallamıyordum, oyundaki silah çeşitliliğin, aynı silahların modeller değişse de, ciddi anlamda tatminkar ve birçoğu rambo tarzı iki elde tutulabiliyor. Oyun Half-Life’ın Grav. Gun’ı ya da Portal’ın Portal Gun’ı gibi bir silah sunuyor bizlere. LaserKraftwerk belli başlı demir yapıları eritiyor ve çatışma silahı olarak da laser gücünü kullanıyor. Silah geliştirilebiliyor, bunun için gizli eşyaları bulmanız lazım, mermi gücü ise elektrik gücü ile şarj edilerek elde ediliyor.

Wolfenstein The New Order (3)

Oyundaki zırh ve can sistemine de değinelim. Bu oyunu yapanlar harbi oyuncu, bunu hep mırıldandım. Harbi gamer adamlar çalışmış bu projede, klasik oyunlardaki gibi etrafta bir sürü nesne var. Kimi açıkta kimi de kutu vb. gibi yapılar açılarak/kırılarak ortaya çıkıyor. Zırh, can paketi, mermi, silah… Her nesneyi tıklama işlemi sonucu alıyorsunuz, “toplama” duygunuz ciddi anlamda doyuyor. Canımız ve zırhımızın rakam karşılığı 100 ama eğer fazladan can paketi bulursanız o paketi alabiliyor ve canınızı 100+ yapıyorsunuz. Ama hep öyle kalmıyor, örneğin 115 canınız var, 100 üstü rakamlar geri sayıyor. Yani bu anı iyi değerlendirerek zorlu mücadelelerde Recep İvedik misali “Benim canım yanmaz gardaş” diyerek bodoslama dalabiliyorsunuz. Çok beğendim. Ek olarak canımız 2 ve katları sistemiyle kendini iyileştiriyor. Yani 80’den aşağı hasar almadıysanız bir süre hasar almazsanız 100’e tamamlanıyor o can. 4 canınız kaldı ama zor kurtuldunuz, merak etmeyin canınız 20’ye tamamlanıyor. Bu özelliği de anlamsız bir şekilde çok sevdim. Beyin gerektirmeyen FPS’lerde dibinizde bomba patlasın, kandan gözünüz bir şey görmesin, ama bir süre sonra iyileşin… Yahu ben Wolfenstein: The New Order’ın son bölümüne 20 canla girdim… OH BE, YAŞASIN O ÖLÜM KORKUSU, YAŞASIN ZORLU MÜCADELE.

Wolfenstein The New Order (1)

Son dönem FPS’lerine nazaran uzun bir oyun Wolfenstein: The New Order. Ortalama 10-12 bölüm barındıran son yılların FPS’leri 5-6 saatte biterken, Wolfenstein: The New Order 10-14 saat sürüyor. Ve ben inceleme için kastım, siz rahat rahat takılacaksınız. Bölümlerde ciddi anlamda beyin gücü harcayan oyuncular da düşünülmüş. Eğer taktik yaparsanız gerçekten geliştiricilere güzel temennilerinizi ileteceksiniz, çeşitli yapı ve güçte birçok düşmanla tek ya da aynı anda çatışmaya gireceksiniz. Bölümlerdeki tasarımları ve dizaynı iyi kullanırsanız başınız ağrımayacak. Dikkatsiz oyuncular ise ölüp ölüp duracak…

Yazımın sonlarına gelirken ekstralar bölümündeki enigma kodlarının tamamlandığında neler olduğunu da söylemek istiyorum. Oyunu zorlaştıracak 4 farklı modu aktif ediyorsunuz. Ciddi anlamda zorlar, öyle böyle değil. Mesela bir kere ölünce oyun bitiriyor… Oyunun istatistik ekranı da oldukça zengin. Oyuna sahip olan arkadaşlarınız arasında bir listedeki başarınızın yanı sıra dünyadaki diğer oyuncular arasında da bir sıralamanız gösteriliyor. Ben ilk 4000’indeydim. Elbette ölme, öldürme, mermi harcama vb. gibi değerleri de görüyorsunuz burada. Yukarıda bahsettiğim topladığınız gizli nesne, açtığınız sanatsal tasarım ve müzik plaklarını da yine bu bölümde görebilirsiniz.

Wolfenstein The New Order (6)

Wolfenstein: The New Order: FPS’yim ben.
Oyuncu: Güzel.
Wolfenstein: The New Order: Boş bir FPS değilim ben, senaryo kısmım çok dolu.
Oyuncu: Güzel.
Wolfenstein: The New Order: Bitti.
Oyuncu: Ne bitti?
Wolfenstein: The New Order: İçerik bitti gideyim ben…

Bilemiyorum bu yazıda çok mu laubali oldum? Okuduğunuz mesajlaşma doğrudur. Senaryo yani singleplayer kısmı dışında ne yazık ki multiplayer yok. Normalde bu çağda olmaz ama beyin gerektirmeyen bir FPS olacağına son derece dolu bir tek kişilik bölümü sunan Wolfenstein: The New Order’ı eleştiremiyorum. Ama yine de bunu bir eksik olarak görüyorum.

Wolfenstein The New Order (8)

Multiplayer eksikliği, rezalet kaplamaların ciddi anlamda gözümüze sokulması, 40GB aşan boyutu ve akranlarına göre fiyat bakımından biraz daha pahalı oluşu dışında bu oyunda olumsuz bir yan göremiyorum. 14 saat boyunca beni eğlendiren, geren ve yer yer sinir krizine girmeme sebep olan (zorluk) güzel bir yapım Wolfenstein: The New Order. Bir müjde de vereyim, oyunun içerisinde Wolfenstein 3D de var. Gizli bir yerde, bulursanız mazi de yaparsınız. Yeni zorluk modlarını açarak oyun içerisinde yaptığınız bazı seçimlerle oyundaki gidişata da etki edebilirsiniz. Tamam, durdum, kendimi dizginlemem lazım, hala anlatabilecek bir şeyler çıkıyor.

Wolfenstein: The New Order’ı Ön Sipariş Et Yeni Doom Betasını Kap

Wolfenstein: The New Order yeni fragmanı sürpriz haberleri de beraberinde getirdi. Oyunun çıkış tarihi ve ön sipariş hediyelerinden bir tanesi belli oldu.

Okumaya devam et Wolfenstein: The New Order’ı Ön Sipariş Et Yeni Doom Betasını Kap

Yeni Nesil Wolfenstein’den İlk Oynanış Videosu Geldi!

Bethesda Softworks’ün Machine Games ile birlikte bir kez daha oyun camiasıyla buluşturmaya hazırlandığı efsane seri Wolfenstein’ın en yeni bölümü olacak The New Order’den ilk oynanış videosu yayımlandı! Okumaya devam et Yeni Nesil Wolfenstein’den İlk Oynanış Videosu Geldi!

Wolfenstein 3D Xbox 360 ve PS3’e Geliyor!

Bethesda Softworks Wolfenstein 3D’yi PSN ve XBL kullanıcılarıyla buluşturuyor! Okumaya devam et Wolfenstein 3D Xbox 360 ve PS3’e Geliyor!

Bethesda’nın Yeni Oyunu Belli Oldu!

Bethesda Softworks’ün dün itibariyle ilk reklamlarını yapmaya başladığı yeni projeleri duyuruldu! Okumaya devam et Bethesda’nın Yeni Oyunu Belli Oldu!