Yerli Yapım Monochroma Xbox One’da!

Monochroma, yenilenen ve gelişen içeriğiyle Xbox One için Store’da yerini aldı. Ek olarak PC kullanıcılarına da bir müjde var. Okumaya devam et Yerli Yapım Monochroma Xbox One’da!

Woolfe – The Red Hood Diaries İnceleme

Bu hikayedeki Kırmızı Başlıklı Kız çok farklı, açıkçası tanışmanızı istiyorum. Kaçırmayın bu fırsatı. Okumaya devam et Woolfe – The Red Hood Diaries İnceleme

Monochroma İnceleme

Merakla beklenen Türk yapımı bir oyun olan Monochroma, nihayet çıkışını gerçekleştirdi. Biz de sizler için gurur duyarak ekranın başına geçtik ve büyük bir heyecan ile oyunun sonunu gördük…

Mobil ve tarayıcı tabanlı oyunları saymazsak, Türk yapımı oyunlar listesine adını yazdıran son yapım Monochroma oldu. İstanbul’da ikamet eden NoWhere Studios tarafından Unity 3D oyun motorunu kullanarak geliştirilen Monochroma, dramatik hikayeye sahip bulmaca öğeleriyle harmanlanmış bir platform oyunu.

Bir kere oyunun tüm oyunculara hitap etmediğini bildirmemiz lazım. Monochroma, oynarken öğreten, oynarken düşündüren veya oynarken gerçek hayata dair göndermelerin/anlatımların olduğu yapımları seven yetişkin oyuncu kitlesi için. Eğer beklentileriniz atlarım zıplarım, her türlü bulmacaların üzerinden gelirim, hiçbir engel beni durduramaz akar giderim diyerek bu oyunu oynarsanız oyun her ne kadar amacına hizmet etmek için kassa da siz oyunla bütünleşemeyeceğiniz için memnun kalmayacaksınız.

monochroma-1

1950’lerde fantezi bir evrendeyiz. Bu dünyada şehirleşme had safhada, sanayileşme had safhada, alışveriş çılgınlığı had safhada… İnsanlığın bir bölümü mutlu zira her istediklerini elde edebiliyorlar, belki içlerinde hala vicdan var ama bolluk içerisinde olduklarından dolayı gözleri kararmış, dünyaları kararmış, dünyayı karartmışlar. Kimse sormuyor bu üzümün bağı nerede diye…

İşte tam böyle bir ortamda mutlu olmaya çalışan adlarını bilmediğimiz iki erkek kardeşten büyük olanı yönetimimize veriliyor. Rüzgarlı bir havada, küçük kardeşimizle uçurtma uçurmaya çalışıyoruz. Gün belki birçok kişi için karanlık ama bizim için aydınlık. Zira umut vadeden çocuklarız biz, geleceğin mimarı olanlarız… Lakin planlar bizim istediğimiz gibi gitmiyor, bunu kim inkar edebilir? Şu yaşa geldik, hangi planımız istediğimiz gibi yolunda gitti? Bizim dışımızda bir iradenin olduğu kesin… Uçurtma peşinde koşarken basit bir kaza geçiriyoruz. Bu kazadan kurtulalım derken bir anda kendimizi çok alakasız bir cendere içerisinde buluyoruz. Uçurtma? Yemişim uçurtmayı, kardeşimi kurtarmalıyım…

monochroma-2

Lise yıllarını hatırladım, babam hep derdi “Oğlum bir yolda ilerlerken çamur birikintisi gördüğün zaman etrafından dolaş.” etrafından dolaşıyordum ama çamurun sıçrayan bir yapısı olduğu gerçeğini hatırlattırlar. Siz istemeseniz de kader-i mutlak gerçekleşiyor. Benzetmesi absürt gelebilir, bizim irademiz tasmasının yönetimi sahibinde olan yürüyüşe çıkmış bir köpeğinkine benziyor. İrademizle ilerlediğimiz yolun sağı mı veya solu mu gibi seçimler yapabiliyoruz ama eninde sonunda varacağımız yer belli, geçeceğimiz yerler belli…

Monochroma’da hiçbir karakter konuşmuyor, sadece bazı hareketlerle karakterin haliyet-i ruhiyesini anlayabiliyorsunuz. Ne istediklerini veya ne yapacaklarını basit bir gözlemle kavrıyorsunuz. Oyunda ne yapmamız gerektiği de söylenmiyor. Rüzgar nereye eserse…

NoWhere Studios sessizliğiyle mesajını vermiş ve bu durum 3 şekilde herkes için avantaja dönüşmüş. Belki ben NoWhere Studios ne demek istedi anlamadım veya anladım lakin farklı yorumladım. İşte birinci avantaj, bu tarz ile oyundan her oyuncu kendince bir gerçeği açığa çıkartılıp düşünmeye sevk edilmiş. Oyunda seslendirme ve herhangi bir metin olmadığından da sadece Türkiye’deki oyuncular değil dünyanın tamamı bu oyunu oynayarak bir fikre ulaşacak. Bu da ikinci avantaj, oyun Türkiye sınırlarını da rahatça aşabilecek düzeyde. Son avantaj ise NoWhere Studios ile alakalı, birçok teknik külfetten kurtularak amaçlarına ulaşmakta başarı oranlarını artırmışlar.

monochroma-4

Peki oynanış nasıl? Koşuyoruz, zıplıyoruz, tutunuyoruz, sarkıyoruz, nesneleri hareket ettiriyoruz… Oldukça basit tuş kombinasyonları ile yaptığımız işlemlerde bir sıkıntı yok. Karşımıza bol bol bulmaca çıkıyor ama bu bulamacalar aslında önümüzdeki engeller, yani 2×2=? gibi bir şeyler beklemeyin. Bazıları ciddi anlamda zor, kimisi birçok oyun oynadığım için daha karşıma çıkmadan çözülmüş oluyor ama gerçekten “şurası böyledir” deyip de son derece şaşırdığım yerler yok dersem yalan söylemiş olurum. Yanlış anlaşılmasın, NoWhere’e deyil bu lafım, Türkler yapamaz mantığını alıştırdılar bize, telkinlerle… Bazı engellerde “Yok ya bunlar kesin şöyledir, diğer türlüsünü düşünmemiştir bizimkiler” deyip son kayıt noktasından başladığım çok yer oldu. Yani baştan sağma bir gidişat yok. Bu bölümde değinmek istediğim bir şey daha var. Oyunda yer yer içinizdeki umudu artıracak gizli çiçek saksıları buluyorsunuz. Etrafı kolaçan etmemezlik yapmamak lazım.

Başlarda çok takılmıyorsunuz veya hissedemiyorsunuz ama ilerleyen bölümlerde önünüze çıkan engeller zorlaştıkça ve daha fazla efor istedikçe durum biraz değişiyor. Karakter dinamiklerindeki organiksizlik, komutlarımızın algılamasındaki minik gecikmeler, hangi yükseklikten düşünce ölüneceği veya zıplayıp da tutunma eşiğinin ne kadar olduğu gibi bazı mevzuları tam kestiremiyorsunuz. Sonuç olarak bir sonraki kayıttan başlayınca da sinirleriniz hopluyor. Hızlı hareket etmek istediğim için sarkacağım yerlerden tutunarak inmek yerine atlamak istiyorum ama karakterim sarkıyor sonra atlıyor veya merdivenin olduğu bir yerden merdivenden tutunmadan seri inmek istiyorum ama olmuyor, mecbur merdivenden tutunarak inmeliyim, bari kayma özelliği olsaydı da bunu seri yapabilseydim dediğim çok oldu.

monochroma-3

Kardeşler arasında konuşma yerine hareketlerle gerçekleştiği için bu yönde zenginlik beklerken yavanlıkla karşılaşıyorsunuz. Dramatik bir ortamda yer yer robot mu bunlar diye düşünmeden edemedim. Abi olarak bizim veya kardeş olarak ufaklığın başımıza gelen veya bölümde gerçekleşen olaylara karşı tepki vermelerini çok arzuladım. Ama Maalesef bu durumlar için çok ama çok az animasyon mevcut. Bu da zaten son derece bunaltıcı ve cenderelerle dolu olan atmosferde çıkış kapısı ararken sizi daha da kendine çeken distopya içerisine batmanıza sebep oluyor. Sonuçta hiçbir metin, seslendirme yok, gelişen olaylar üzerine harekete eden kardeşini korumaya çalışan bir abiyiz, başka hiçbir şeyimiz yok. Karakterleri özümsemek istedim, çok istedim ama olmadı. Türk oyunu olarak Monochroma’yı hatırlayacağım ama birkaç aya yaklaşık 6 saatimi verdiğim oyundaki bu abiyi ve kardeşini unutacağım. Yeni diyemeyeceğim “Monochroma’daki kardeş karakter ne sevimliydi ya, kerata o zorluklarda harbi neşe kaynağımız oluyordu”…

Dikkat ederseniz eleştirilerim sadece karakter animasyonları ve yönettiğimiz karakterimizin bazı çevre öğeleriyle etkileşimiyle alakalı. Şimdi başka hususlara da değineceğim ama bunlar eleştiri değil “keşke olsaydı” Spoiler olmasın çok net yazmayayım, bazı bölümlerde karşımıza bir şey çıkıyor, birkaç yerde bu çıkışları anlıyorsunuz ama ilerleyen bölümlerde cidden “random”laşıyor. Bu sürprizlerin oyunun gidişatıyla daha alakadar olmalıydı diye düşünüyorum. Ah bir de AA olsaydı. Ama yok merak etmeyin, grafikler bağımsız ve NoWhere’in ilk yapımı için çok iyi seviyede.

monochroma-5

Bunlar dışında atmosfer var ya, muazzam. Her bölüm detaylıca modellenmiş. Modeller açısından hiçbir abukluk göremedim. Ciddi anlamda bir distopya içerisinde olduğunuzu hissediyorsunuz, NoWhere’in burada %100 amacına ulaştığını söyleyebilirim. Oyun içerisinde yer yer karşınıza çıkan, özellikle tanıtım videolarında daha fazla muhattap olduğunuz sanat yönetimi de atmosfer kadar başarılı, burada da amaca %100 ulaşıldığını rahatlıkla dile getirebilirim. Bu arada oyunda 5 bölüm bulunuyor, her bölüm kendi içerisinde 8 fazdan (ana kayıt noktası da denebilir) oluşuyor. Oyunun uzunluğu da son derece yeterli. Ne fazla ne de az olmuş, tam kıvam tutturulmuş.

Müzikler! Müzikler ve oyun çok uyumlu. Tarzım değil, haliyle kendilerini tanımıyorum kusura bakmasınlar, Gevende adlı bir Türk müzik grubunun imzasını taşıyor. İnceleme sürümü ile oyunun çıkış yaptığı sürüm arasında bazı değişiklikler olmuş. Açıkçası oyunun sonlarında çalan klarnetli tını beni benden alıp başka diyarlara götürmüştü, lakin şimdi o tınıyı duyamıyorum. Ama merak etmeyin oyunun soundtrack’leri de 3 Haziran’da çıkıyor. Dediğim gibi müzikler oyunun gidişatıyla çok uyumlu. Bölümlere özgü veya aksiyon anlarında ya da farklı durumlarda içinize işleyen tınılar atmosfer ile bütünleşmenize vesile olacak.

monochroma-6

Gelelim şu “Limbo kırması” yaftasına. Türk oyunu olduğu için değil gereksiz bir çıkış olduğu için değinmek istiyorum. DOTA kırması kaç oyun var? Ya da Wolfenstein ve Half-Life? Hep işe böyle mi bakacağız? Indie imkanlarla tercih edilen tür, evet, ne yazık ki genelen platform ağırlıklı. Ama imkanlar çok fazla seçenek sunmuyor. NoWhere de platformu tercih etmiş. Artı dramatik ve distopik bir atmosferle mesaj verme kaygısıyla yetişkinlere göre bir oyun yapmışlar. Sunum tarzı da Limbo, Deathlight veya Brothers: A Tale of Two Sons gibi yapımları hatırlatabilir. Neden tamamıyla “kopya” gibi çıkışlarla kırıcı oluyoruz? Bunu sadece bizim coğrafyanın adamı değil ha yabancı oyuncular da dile getiriyor. İşin garibi, aslında şerefsizliği, doğudan çıkacak bir yapımı küçümseme durumları da söz konusu. Neyse, oyun başarıyla çıkıp dağıtıcıların platformlarında yer aldı ya bu saatten sonra kim ne derse desin. Ne ekersen onu biçersin demiş büyükler.

NoWhere Studios yurtdışındaki akranlarına nazaran bu işi son derece zor şartlarda, yaklaşık iki yıllık gibi uzun bir vetireden harcanan emek sonucu yapabildi. Ekibin dışarında çizdiği hava da son derece bir indie gruba göre profesyonel ve yurtdışındaki akranlarından farksız değildi. Kickstarter’da yürütülen operasyonda ve Steam Greenlight’ta da başarı elde edildi. Az laf, çok iş ve ortaya konan öyle veya böyle bir oyun. Olay budur.

PC, Mac ve Linux’ta oynanabilir durumda. Ekibin beyan ettiğine göre Ouya, Wii U, PlayStation ve Xbox planları da var. Umarım her platformda istedikleri gibi boy gösterebilirler. Benim nezdimde Kabus 22, Mount and Blade, Süpercan Serisi gibi üç yapımdan sonra hakikaten bu Türk oyunu diyebileceğim başarılı bir yapım Monochroma. Umarım bizlerin ve siz oyuncuların sağladığı geri bildirimlerle çıkan yamalarla hatalar giderilir veya bir sonraki oyunlarda aynı problemlerle karşılaşmayız.

monochroma-7

Son sözlerimizi söyleyelim artık. Bazı mini bug’lar ve animasyonlarda değindiğim hususlar dışında, bir de fiyat hususunda biraz daha cüzziliğe kayılabilirdi diye düşünüyorum. Oyun Playstore’da 35 TL’den satışa sunulmuş durumda. Playstore Dükkan Sizin‘in ilk meyvesi! Her satışta 5 TL, Umut Çocukları Vakfı’na bağışlanıyor. Monochroma için Playstore faizsiz ödemek seçenekleriyle de son derece makul. Birkaç günlük indirimden sonra ortalama her platformda 20 dolar olacak olan oyunun 10 dolar olması sunulan içerik (akranlara nazaran) karşılığı olur hem de indirim çılgınlıkları her gün devam ettiği için alınabilirlik şansını daha da artırırdı diye düşünüyorum. Zira bu fiyata güncel veya çok da eskimemiş bir AAA ya da daha büyük vaatleri olan ve bunu başarmış indie yapım(lar) satın alabilirsiniz. Ek olarak her oyuncunun duyarlılık çizgisi aynı değil, ben “Bir oyun yapıp sahneden çekilmesinler 40 TL verilir.” diyebilirken bir başkası ki özellikle yurtdışındaki arkadaşlar “Monochroma bekleyebilir ya da salla” diyebilir.

Monochroma, kesinlikle oynanmayı hak ediyor. Türk yapımı olduğu için iki kere hak ediyor. Hele oynarken düşünmeyi seven biriyseniz Monochroma tam size göre. “Bu da lezzetliydi” diyeceksiniz. Hayırlı olsun NoWhere, yeni projelerinizi merakla bekliyor, iyi haberlerinizi almayı temenni ediyorum.

DLC Quest & Live Freemium Or Die İncelemesi

Hazırlanın! Bir kez daha kötü adama haddini bildirecek, prensesi ve dünyayı kurtaracağız! Ama önce satın almamız gereken DLC’ler var!..

Oyun endüstrisinin çığ gibi büyüyüp dünyanın en büyük paralarının döndüğü sektörlerden biri haline gelmesiyle hem görsel boyutta hem de içerik boyutunda bir hayli değişen ve çeşitlenen dijital oyunlar, genel itibariyle irdelendiğinde sizlere de esasen aynı temel prensiplere sahip,  birbirinin aynı oyunlar gibi mi gelmeye başladı? “Peki ya, adım başı karşımıza çıkan DLC’ler, Season Pass’lar ile zaten yüzlerce lira vermek zorunda kaldığımız oyunlara ekstradan bir o kadar daha para yatırmak durumunda kalışımıza ne demeli?” mi diyorsunuz? Masrafınızı bir miktar azaltmak ümidiyle “Freemium” oyunlara ilgi duymaya başladınız, ancak orada da sanal markette bulunan envai çeşit ürün aklınızı mı çeliyor? Günümüzde tüm oyuncuların ortak sorunları arasında yer almaya başlayan bu ve bunlar gibi onlarca sorun artık sahipsiz değil! Artık haklarımızı savunan bir, hatta iki oyunumuz var; DLC Quest ve Live Fremium or Die!

DLC-Quest-&-Live-Freemium-Or-Die-1

Indie yapımlar, dijital oyun sektörünün hep en aykırı, en farklı yapımlarına imza atmış, adeta sektörün can damarlarından biri haline gelmiş bir alan haline gelmiş durumda. Birbirinden özgün yapımların ortaya çıktığı bağımsız geliştirici alanında bu kez inceleyeceğimiz oyunun ise diğer tüm oyunlardan bambaşka bir yanı olabileceğini asla tahmin edemezdik. Hele ki tek kişilik dev bir kadro tarafından hazırlanan bir bağımsız oyunun, oyuncuların gözünde birer dert haline dönüşmüş onlarca soruna sadece birkaç saat içerisinde akıl dolu göndermelerle dikkat çekebileceği hiç aklımıza gelmezdi. Lakin DLC Quest ve Live Fremium or Die adlı bu iki mini oyun öyle güzel bir biçimde sektörün sorunlarına parmak basıyor ki; hem her gün ne dalaverelerle yüz yüze bırakıldığımızın farkına varıyor hem de ister istemez her adımda kahkahalara boğulmadan edemiyoruz.

DLC-Quest-&-Live-Freemium-Or-Die-3

Ben Kane adlı bağımsız bir oyun geliştiricisinin kurmuş olduğu Going Loud Studios’un son ürünleri olan kardeş yapımlar DLC Quest ve Live Fremium or Die birbirinden farklı hikayelere sahip, ikisi bir aradayken bile esas itibariyle klasik “2D sidescrolling” yapısında basitin de basiti bir oyuncuk eden iki mini oyun. “Oyuncuk” tabirini özellikle kullanıyorum, lakin iki farklı senaryo halinde karşımıza çıkan oyunun toplam oynanma süresi 2 saatinizi ya alacak, ya almayacak. Ama üzülmenize gerek olacağını hiç sanmıyorum. Çünkü oyunumuzun amacı tamamen sektörü “ti ”ye almaktan ibaret ki, bunu da layıkıyla yerine getiriyor. Öyle ki, uzun zamandır hiçbir oyunda böylesine güldüğümü hatırlamıyorum.

DLC-Quest-&-Live-Freemium-Or-Die-2

Temel itibariyle DLC çılgınlığı ve Freemium oyun modelinde görülen ve insanı çığırından çıkaran durumlara odaklanan yapımın içeriği hakkında pek bir şey söylemek niyetinde değilim. Bu kadar kısa bir oyunun içeriğinden söz edip onu da zehir etmek istemem açıkçası.  Sürpriz olsun! Sizlere vereceğim tek ipucu, 2 saatlik bir oyun içerisinde tamı tamına 30 DLC satın almak durumunda kalacak ve 20 kadar da başarımı açmaya çalışacaksınız(!) Allah’tan bunları elde etmek için gerçek paramıza dokunmamız gerekmeyecek!..

[easyreview title=”SONUÇ” cat1title=”Puanı: 80″ cat1detail=”

Platform: PC

Sponsor: Going Loud Studios

Şu an Steam’de 2,99$ gibi cüzi bir rakama tek paket halinde satılan oyuncukları tüm oyun severlere şiddetle tavsiye ediyoruz!” cat1rating=”8.0″]