ELEX İnceleme

ELEX İnceleme

Gothic serisinin ruhani devamı, 2017’nin son çeyreğine sert bir giriş yapıyor

Hikayemiz Magalan isminde, dünya benzeri bir gezegende başlar. Magalan, bundan 50 sene kadar evvel, devasa medeniyetlere ve ileri teknolojiye sahip insanların yaşadığı bir gezegendir.

Derken göklerden yıkım gelir, devasa bir meteor gezegene bodoslama dalmıştır. İnsan nüfusunun çok büyük bir kısmı ölmüş, kalanı ise mağaralara ve ekstra güvenlikli yeraltı sığınaklarına saklanarak hayatta kalabilmiştir.

Tabi her göktaşı gibi, Magalan’ı parçalarına ayıran göktaşı da beraberinde uzayın derinliklerinde saklı bir takım maden ve kaynakları yanında getirmiştir. Bunlardan en başlıca olanı ise, Magalan’ın kaderini sonsuza dek değiştirecek olan, ELEX’tir.

 

ELEX mi?

Evet, oyuna ismini veren ELEX aslında uzaydan gelen bir çeşit maden. Böyle mavimsi, sürekli parlayan ve kristal formunda bulunan bir tür nesne. Meteorun dünyaya çarpmasıyla birlikte bu maden, tıpkı demir madeninin dünyaya meteorlar aracılığıyla gelmiş olması gibi, Magalan’ın muhtelif  yerlerine dağılıyor.

Kümeler halinde yerin altında yada ufak miktarlarda yerin yüzeyinde bulunan bu tuhaf mavi taşın bir de bazı özel güçleri var. Dünyanın -neredeyse- yıkılışından kurtulan az miktardaki insanlar, her zaman olduğu gibi, hayatta kalmak adına yeni keşfettikleri bu madeni denemeye başlıyorlar. Kimisi bu madeni teknoloji geliştirmek ve onlara güç sağlamak için kullanıyor, kimisi ELEX’i damıtmanın bir yolunu bulup onu büyüye doğal güçlere kanalize ediyor, kimisi direkt vücuduna enjekte edip güçlenmeyi umuyor.

Elex’i teknoloji için kullananlar kendilerine Cleric, Onu büyüye çevirip ELEX’in temelde zehir olduğuna ve ancak damıtıldığı takdirde kullanılabileceğine inananlar kendilerine Berserker, tüm bu karmaşanın arasında teknoloji büyü ne varsa alırım abicim diyen ve suçlu zihinlerden müteşekkil olan topluluk kendilerine Outlaw diyorlar. Bir de ELEX’i vücuduna enjekte edenler var, onların büyük çoğunluğu kristali sindiremedikleri için mutanta dönüşüyorlar.

Peki sindirebilenler mi? Hah işte onlarda üstün güce ve dayanıklılığa sahip Alb’lere dönüşüyorlar. Oyunumuzun temel kötüsü de sayılabilecek ve hikayede bir hayli ilerlemeden tam olarak anlamakta zorlanacağınız bu topluluk, ELEX’e bağımlı ve fazla tüketiminden dolayı duyguları körelmiş süper insanlardan oluşuyor. Sadece ELEX’i vücudu kabul eden insanları saflarına katan ve dağın tepesinde Xarcor isimli bir kalede yaşayan bu arkadaşlar, aynı zamanda Clericler gibi teknoloji ile oldukça haşır neşir bir haldeler.

İncelemenin devamına geçmeden önce şunu belirtmek istiyorum, bu oyunu bu vakte kadar inceleyen pek çok site oyuna 60-70 civarında puanlar vermelerinde genel sebepler olarak  “ana karakter çok boş, oyun aşırı zor, oyunda çeşitlilik yok, dublajlarda ağız senkronizasyonu zayıf” gibi nedenler sıralamışlar. Bu oyunu inceleyip bunları yazan insanların, bu oyunu 4-5 saatten fazla oynamadığına ve daha önce Piranha Bytes tarafından geliştirilmiş hiçbir oyuna bakmadıklarına kani olabilirsiniz.

Zira oyunda her ne kadar önceden belirlenmiş karakteri yönetiyor olsak da, oyunun asıl ana karakteri yukarıda bahsettiğim fraksiyonlar ve içlerinde hayatlarına devam eden insanlar, bu oyun Fallout 4 veya son dönemlerde çıkan bir takım Rpg’lerdeki gibi fraksiyonların sadece yan görev veren NPC’lerden oluştuğu bir yapım değil. Her biri kendi insanlarına, inançlarına, iyi ve kötü karakterlere, kendi içlerinde klanlara, farklı dinlere sahip topluluklar bunlar. Ayrıca birazdan değineceğim üzere ana karakterimizin donuk yapısının altında başka sebepler var.

Zorluk meselesine gelirsek… Bu oyun zor arkadaşlar, harbi zor, Souls serisi gibi zor. Hatta oyunun en zor zorluk seviyesi, ELEX’i souls serisinden bile daha zor bir hale sokabiliyor. Oyunun ilk 2 saati içerisinde envai çeşit yaratıktan tek yiyebilirsiniz haberiniz olsun.

Çeşitliliğe gelince; oyun ağır açılıyor, farklı yerler, silahlar, kişiler ve karakterler görmek için oyunu hatırı sayılır bir müddet oynamanız gerekmekte. Bethesda rpg’lerindeki veya son dönemin meşhur açık dünya rpg’lerinki gibi oyuna başlar başlamaz dağ taş gezemiyoruz. ( aslında gezebilirsiniz de, muhakkak kuytudan bir yaratık veya bir haydut çıkar size tek atar, siz de 10 dakika önceki kayıt noktanıza dönmek zorunda kalırsınız)

Ağız senkronizasyonu konusunda ise, Piranha Bytes Alman Menşeili bir firma. Oyunlarının en büyük takipçi kitleleri ise Almanya ve orta Avrupa ülkelerinde bulunuyor. Ben oyunu çıkışından erken edindiğim için oyun bana orijinal dili olan Almanca ile geldi. Değiştirmeye çalıştım lakin menüde dil seçeneği yoktu, daha çıkmamış bir oyunun sorunlarıyla ilgili yardım bulabileceğim bir forum da olmayacağına göre, vira Bismillah deyip çat pat Almancamla oyuna giriştim.

Peki bunu niye anlatıyorum? Anlatıyorum çünkü oyunu sadece Almanca olarak açıp oynayanların farkedeceği bir şeyi farkettim. Ağız senkronizasyonları ve dublaj kalitesi Almanca olarak oldukça başarılıydı. Günler sonra bir yöntemini bulup İngilizce dil paketini indirdiğimde ise ağız senkronizasyonu ve dublaj kalitesinin daha zayıf olduğuna şahit oldum. Yani durum, Piranha Bytes’ın bir Alman firması olarak  oyunun kendi dillerinde çıkan sürümüne daha çok önem vermesinden kaynaklanıyor.

Ufak birkaç detaya açıklık getirdiğimize göre, oyuna nasıl başlıyoruz, ELEX genel olarak oyuncuya ne vaat ediyor ve kimlerin beğenebileceği bir oyun, yavaş yavaş anlatalım.

Alb’sin, Alb’im, Alb’ler

Alb’iz, doğrudur efenim, hani şu duygusuz ELEX bağımlısı olanından. Oyunun bize ana karakter olarak tanıttığı ve ellerimize bıraktığı Jax bir Alb kumandanı.

Oyunda bu Jax abimiz şahsi gemisiyle bir yerden bir yere giderken başlıyor. Tam kaymak gibi bir sürüşün ve otomatik pilotun tadını çıkarırkene gemimiz vuruluyor, irtifa kaybedip ardından yere çakılıyoruz.

Başrolümüz bu düşüşten zerre kadar etkilenmemiş bir şekilde gemisinin enkazından ayrılıyor, başındaki kaskı havalı bir şekilde çıkartıp yere atıyor. Daha 10 metre gitmeden farkediyoruz ki yalnız değiliz.

Bu hisse kapılır kapılmaz, bir başka Alb kumandanı olan,kardeşimiz, Kallax ve adamları birden arkamızda peydahlanıyorlar.  “Görevini yerine getiremedin Jax, Kanunumuzu biliyorsun” diyen Kallax(siz kısaca kalleş deyin) adamlarına bir baş işaretiyle ana karakterimizi vurmalarını emrediyor. Oracıkta karnımızdan vuruluyor ve yanıbaşımızdaki uçurumdan aşağı yuvarlanıyoruz.

Aradan ne kadar zaman geçtiğinin farkında olmadan uzun bir süre baygın yattıktan sonra esas oğlanımız gözlerini açıyor ve bir yağmacının üstündeki zırhı dahil her şeyi yağmaladığını görüyor. Ayağa kalkacak takati olmadığı için olan biteni sessizce izleyen Jax, ardından bir kez daha bayılıyor ve gözlerini tekrar açtığında sonunda oyun bizim kontrolümüze geçmiş oluyor.

Yığıldığımız yerden kalkıp, yerden metal bir sopayı silah olarak alıyoruz. Bizi bulunduğumuz alana hapseden su yolunun duvarının üzerinden atladıktan sonra uzun bir yol katledip, yol boyunca oyunun basit oynanış mekaniklerini çözüyoruz. Yalnız bu uzun yolun sonuna doğru bir cihaz buluyoruz ki kendisi pek çok oyuncunun, pek çok oyunda göz bebeği: Jetpack.

Evet, oyunda oldukça güzel yedirilmiş bir Jetpack mekaniği mevcut. Hatta o kadar güzel yedirilmiş, o kadar işlevsel bir alet olarak oyuna yerleştirilmiş ki, kendisi(bakınız kendisi diyorum) oyuna resmen yeni bir boyut kazandırmış.

Hani Jetpack oyuna hareket, savaş ve keşif anlamında o kadar çok şey katmış ki, Piranha Bytes’ın bu özelliği oyuna yedirebilmesine şaşırdım. Yanlış anlaşılmasın, Piranha Bytes kötü veya başarısız bir firma demiyorum. PB daha ziyade sektörün köklerinden vazgeçmeyen, klasikçi diyebileceğimiz tarafında duran bir geliştirici. Gothic 1’den beri oyunlarına ne kadar az yeni etmen eklediklerini görseniz şaşarsınız.

Bu huylarına rağmen ELEX’e böyle, PB için, radikal sayılabilecek bir mekanik eklemiş olmaları oldukça güzel bir gelişme.

Neysem, Jetpack iyi güzel on numara, peki daha sonra? Sonrasında oyunun ilk NPC’siyle karşılaşıyoruz. Adı Duras, bu elemanı iyi hatırlayın zira kendisi oyun boyunca denk gelebileceğiniz en “adam” adamlardan biri. Onunla kısa bir yolculuk yapıyor ve kendisinin de bağlı olduğu Berserker fraksiyonunun merkezine ulaşıyoruz. Buraya gelip etrafı biraz keşfedip, Magalan ve diğer fraksiyonlar hakkında bir miktar bilgi aldığımızda, oyun yavaş yavaş kafamızda oturmaya başlıyor. Anlıyorsunuz ki dışarıdan kaba, yontulmamış, yer yer vasat gözüken bu yapımın arkasında aslında emek var.

Sonrası malumunuz, her Rpg’deki gibi görevler alıyor, keşfediyor ve kendi hikayenizi yazıyorsunuz. Bu klasik etmenlerin haricinde, günümüz sulandırılmış Rpg’lerinde çok sık rastlamadığımız:

  • konuştuğunuz her bir karakterin cevaplarınızı daha sonra hatırlaması
  • Verdiğiniz cevapların karşınızdaki karakterin tavırlarındaki etkisini birebir görmeniz
  • Bir görevi tamamlamanın birden fazla, hatta bazen 5-6 tane yolu olması
  • Bazı görevlerin yapıldığı veya yapılmadığı takdirde diğer görevleri etkilemesi, buna bağlı olarak seçimlerinizin oyuna ve oyunda yapacağınız görevlere ciddi manada etki etmesi
  • Tek seferde yüklenen ve en zor yaratıkların olduğu bölgelere dahi oyunun en başından erişiminizi sağlayan devasa açık dünya haritası
  • Seviye atlamanın ve en basit geliştirmelerin dahi karakterin gelişimine tesirini hemen görmeniz (level atlandı işaretini dört gözle bekleyeceksiniz)
  • Oyuna ismini veren ELEX’in envai çeşit kullanım yolunun olması ve bunları keşfetmek hususunda oldukça özgür olmanız
  • Çeşit çeşit dinazorlar! (bu Piranha Byte’ın artık espri haline gelmiş bir huyu, istisnasız her oyunlarına dinazorları düşman olarak ekliyorlar)

 

gibi envai çeşit özellik ELEX’te sizleri bekliyor.

Kodun mu oturtursun abi…

ELEX öyle, kodu mu oturtan bir oyun, zor bir oyun. Elinizden tutulmasını, dövüşlerde aptal yapay zeka hareketlerini beklemeyin. Oyunun en başlarında dahi tek yemeye hazır olun. Başka Rpg’lerde yaptığınız, “koca yaratığın agrosunu kendime çekip şehre gireyim muhafızlar kessin” dalgasını da burada beklemeyin, Magalan’da herkes kendi bacağından asılıyor.

Düşmanlar da sizi baya metrelerce takip edebiliyorlar haberiniz olsun. Dağ taş demeyip yanınıza gelmenin bir yolunu buluyorlar. Jetpack mi açtınız, oyunun bu güzide mekaniği sağolsun kurtulacağınızı düşünmüştünüz değil mi? Maalesef oyundaki neredeyse her türlü düşman birim yakın mesafe saldırısının yanında uzun menzilli saldırılara da sahip. Bu uzun menzilli saldırıların pek çoğu da “status effect” dediğimiz; kanama, zehir vb. efektleri karakterimize uygulayabiliyor.

Bunlar yetmediyse, oyunun dövüş sisteminin Souls serisiyle neredeyse birebir aynı olduğunu belirtmem gerek. Bir adet stamina barınız var ve dövüş sırasında yaptığınız, yuvarlanma, bloklama, zıplama, hızlı saldırı, ağır saldırı, özel saldırı gibi hareketlerin hepsi bu bardan yemekte. Canınız da öyle kendi kendine dolmuyor, yanınızda can iksiri taşımalı ve aynı estus flasklar gibi bu iksiri düşmanınız size saldırmıyorken içmelisiniz. Düşmanlarda az değiller, her birinin kendine özgü saldırı ve savunma şablonu mevcut. Bunu çözmediğiniz sürece oyundaki ufak bir köpek bile sizi indirebiliyor. Aslında köpeğe gerek yok, oyunun en başında karşılaşacağınız ve ilk dövüşünüzü vereceğiniz mutant sıçanlar dahi, en zor zorluk seviyesinde canınızın %70’ini tek vuruşta, orta zorluk seviyesinde ise 3/1’ini tek vuruşta alabilecek güçteler. Oyunun kalanında nelerle karşılaşabileceğinizi ve oyunun dövüş sisteminin zorluğunu bir miktar anlatabilmişimdir umarım.

Gıcır mı Gıcır… değil

Açık açık belirtmem gerek ki, ELEX 2017 senesinde gördüğüm en başarılı görsellere sahip oyun değil. Belki 2013-2014 senelerinde çıksaydı öyle olduğunu söyleyebilirdim lakin şuan, görsel anlamda, çağının bir tık gerisinden takip etmeyi seçtiğini belirtmeliyim.

Bunda elbette başlıca sebep 25-30 kişilik geliştirici ekip gösterilebilir. Yani 25-30 kişiden ne bekliyebiliriz ki değil mi? Şey Divinity Original Sin 1 bundan biraz  daha ufak, 2 ise biraz daha  büyük bir ekiple geliştirildi. Demem o ki, tutkuyla işlerini yapan insanlardan her şeyi bekleyebilirsiniz.

Piranha Byte bünyesindeki bir takım kişiler de elbette işlerini tutkuyla yapıyorlardır lakin görsel anlamda bunu görebildiğimizi söylemek oldukça zor. Kaplamaların vasatlığı, her 4-5 karakterden birinin aynı modele sahip olması, animasyonlardaki hafif odunluk ELEX’in başlıca göze çarpan görsel kusurlarından. Ama bunlar oyun görsel açıdan tamamen rezalet demek de değil. Kaplamalar AAA yapımlarla karşılaştırıldığında vasat seviyedeler lakin yinede oradalar ve tek seferde yüklenen devasa bir açık dünyanın parçasılar. Ayrıyeten oyundaki ışıklandırmanın da oldukça başarılı olduğunu belirtmem gerek.

Bütün bunları toparladığımızda elimize, görsel anlamda, vasatı belki bir tırnak geçen açık dünya bir Rpg geçiyor. Peki ses ve müzikler konusunda ELEX nasıl bir performans çiziyor?

İşin aslı burası da biraz ortaya karışık. İncelemenin evvelki kısımlarında da belirttiğim üzere, oyunun Almanca dublajı oldukça başarılı, lakin aynısını İngilizce için söylemek pek de mümkün değil. İngilizce dublaj rezalet olmasa da, ağız-dudak senkronizasyonundaki zayıflık, bazı yan karakterlerin çok kötü seslendirilmiş olması gibi etmenler Almanca dublajı her haliyle daha başarılı kılıyor. Oyunu pek çoğumuz İngilizce oynayacağı için, ELEX buradan puan kaybediyor.

Seslere gelince; ses efektlerinin oldukça başarılı olduğunu söylemeliyim. Su arıtma tesisi benzeri bir yere girdiğinizde yerden veya karakterinizden çıkan sesin tokluğu ve yankısı olsun, dövüşte envai çeşit yaratıktan ve karakterimizden çıkan sesler olsun, ambiyans sesleri olsun oldukça tok ve yeterli geliyor. Sesler bu kadar iyiyken, yine bir maalesef, aynı şeyi müzikler için söyleyemiyorum. Oyunun fragmanlarını izlediyseniz zaten yapımcı firma Piranha Bytes’ın müzik seçimi konusunda ne kadar kabiliyetsiz olduğunu görmüşsünüzdür. İzlemediyseniz de açın bakın, beni oyunun gereksiz yerlerde giren ve bir yerden sonra tekrara düşen müziklerini tarif etmekten kurtarın.

Sona kalan Elexit’le öder

Toparlayıp sona geldiğimizde, elimizde bolca ufak tefek hatası bulunan Rpg kalıyor. Oyunumuz temel özellikleriyle her ne kadar parlamaya çalışsa da, sahip olduğu kusurlar sebebiyle inceleme siteleri tarafından sağlam gömülmüş durumda. Halbusem ELEX aslında işlenmemiş bir cevherden farksız. Oyunun mekaniklerini tasarlayan ve hikayesini yazan ekibi Obsidian gibi bir stüdyonun eline verseniz neler yaparlar düşünmek bile istemiyorum.

Fakat bizim yapabileceğimiz oyunu olduğunu gibi, eksiğiyle fazlasıyla incelemek ve oyunu almak hususunda kararsız kalan kişilerin aklında ufak da olsa bir fikir oluşmasını sağlamak.  Bu sebepten ötürü ELEX’i sadece harcore Aksiyon-Rpg oyuncularına ve oyuna ciddi manada zaman ayırabilecek kişilere tavsiye ediyorum.

 

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
3
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 79

Gothic serisinin ruhani devamı, 2017’nin son çeyreğine sert bir giriş yapıyor Hikayemiz Magalan isminde, dünya benzeri bir gezegende başlar. Magalan, bundan 50 sene kadar evvel, devasa medeniyetlere ve ileri teknolojiye sahip insanların yaşadığı bir gezegendir. Derken göklerden yıkım gelir, devasa bir meteor gezegene bodoslama dalmıştır. İnsan nüfusunun çok büyük bir kısmı ölmüş, kalanı ise mağaralara ..

Sonuç OFD: 79.0% 79 İyi
49 - - - -
Üzerinde biraz daha çalışılsa atası Gothic gibi klasik bir yapım olabilecekken, maalesef, ucundan zıvmış

Benzer Yazılar

Darwin Project İlk Bakış

Darwin Project İlk Bakış


Darwin Project İlk Bakış

Burası Sörbaybır, burda şaka yookh, her şey gerçek! İnsanlar genelde bıkkınlık veren ve yanlış addettikleri şeyleri nitelerken "milletçe şöyleyiz, milletçe yaptık, milletçe *****" gibisinden tabirler kullanmaya gittikçe alıştılar. Doğrudur veya yanlıştır, beni alakadar etmiyor zira bu girizgahı...

Call of Duty: WWII İnceleme

Call of Duty: WWII İnceleme


OFD: 73.0%

Call of Duty: WWII İnceleme

OFD: 73.0%

Call of Duty: WWII ile modern savaş, hatta uzay savaşları konseptini bir yana bırakıp serinin çıkış noktasına, İkinci Dünya Savaşı'na dönüyoruz. Call of Duty serisi son birkaç oyundur gelecek savaş deneyimini oyunculara sunmayı tercih ediyordu. 2011'de çıkış yapan Modern Warfare 3'ün ardından...

PlayStation 4 İçin Canlı Aksiyon Macera Oyunu Erica Duyuruldu

PlayStation 4 İçin Canlı Aksiyon Macera Oyunu Erica Duyuruldu


PlayStation 4 İçin Canlı Aksiyon Macera Oyunu Erica Duyuruldu

Flavourworks tarafından PlayStation 4 PlayLink'e özel olarak geliştirilen canlı aksiyon macera türündeki Erica, Paris Oyun Haftası sırasında duyuruldu. Sony'nin Paris Oyun Haftası 2017 sırasında PlayStation 4 için duyurduğu oyunlar arasında Erica da bulunuyor. PlayLink'e özel olacağı...

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz