Dishonored İnceleme

Yılın oyunu olur mu bilinmez ama Arkane Studios’un yeni oyunu Dishonored uzun süre konuşulacak ve unutulmayacak bir tecrübe sunuyor.

Oyun bolluğu açısından çok bereketli bir mevsime girmiş bulunuyoruz. Teker teker hepsini şimdi saymayacak olsam da, “yılın en iyi oyunu” ödülü için son senelerin en çekişmeli dönemlerinden birini yaşayacağımız kesin. Bu rüzgara kapılmış ve kapılacağından emin olduğumuz birçok oyun vardır elbet. Birazdan incelemesini okuyacağınız oyun ise bu rüzgarı bir anda ateşleyen yapımlardan biri. Özetle söylemek gerekirse; sağ gösterirken çok sağlam bir sol yemiş durumdayız.

Öncelikle itiraf etmeliyim ki Dishonored’dan ümitli değildim. Çünkü oyunun tanıtım videolarında ve görüntülerinde hep başka oyunların aroması var gibiydi ve bir Thief ve Bioshock hayranı olan beni biraz olsun kendinden uzaklaştırıyordu. Çünkü bu “piyasadaki en iyi malzemeleri toplayarak kendi tarifini oluşturma” düşüncesini daha önce de görmüştük ve başarılı olma ihtimali düşüktü. Biraz olsun içimdeki umudu yok etmeyen nokta ise yapımcı firma, yani Arkane Studios’du. Bilenler bilir, Arkane Studios FPS kamerasının doğru kullanımı konusunda Arx Fatalis ve Dark Messiah of Might and Magic oyunları ile ustalaşmış bir firma. Özellikle Dark Messiah kişisel favorilerimden biridir. Bir de arkasında Bethesda gibi büyük bir isim olunca, böyle bir oyunun -en azından- vasat olmasının imkanı yok diye düşünüyordum. Ama bu kadar iyi olacağını da beklemiyordum.

Dishonored’dan kısaca bahsetmek gerekirse; endüstriyel bir şehir olan Dunwall’da, farelerden bulaşan bir veba baş göstermiş durumdadır. Çaresiz Dunwall imparatoriçesi, sağ kolu Corvo Antono’yu (ana karakterimiz) diğer şehirlere yardım “dilenmesi” için gönderir ama başarılı olamazlar. Bu durumun artık kontrolden çıkması ve halkına olan sevgi ve acıma bağını bir türlü kıramayan imparatoriçenin, “sözde” yandaşları tarafından sürekli artık halkı önemsememesi konusunda tacize uğraması, beklenmedik bir şekilde ölümünü hazırlar. Bu ölüm, Lord Protector Corvo Antono’nun bile engelleyemeyeceği bir şekilde gerçekleşir. Canı pahasına korumaya yemin ettiği imparatoriçesinin gözleri önünde öldürülmesini çaresiz bir şekilde seyreden Corvo, bu acı yetmezmiş gibi imparatoriçenin kızının kaçırılmasına da mani olamaz. Sonunda ise (bu olaylar yaşanırken etrafta hiç kimse olmadığı için) olay mahaline gelen lord askerleri, bu cinayeti ve kaçırılma olayını Corvo Antono, yani bizim üzerimize yıkmaya karar verir. Dunwall şehrine açık açık “hain” olarak tanıtılan Corvo’nun ise tek çaresi vardır; kaçmak ve intikam için geri dönmek. Tabii ki bu kaçış ve tekrar dönüş yolunda onun gibi düşünen insanlarla karşılaşacak ve onların da yardımıyla hedeflerini tek tek ortadan kaldıracaktır.

Gördüğünüz gibi temelde oyunun da simgesi haline gelen sözü “İntikam herşeyi çözer” üzerinde ilerliyor oyun. Sizin aslında katil olmadığınızı ve bunu yapanları cezalandırıp, imparatoriçenin kızını kurtararak Dunwall’ı eski, huzurlu günlerine geri döndürmeyi amaçlayan yandaşlarınız ile birlikte, kimliğinizi gizleyen ama öfkenizi gizleyemeyen maskeniz yardımıyla asıl düşmanlarınızın peşine düşüyorsunuz. Peki nedir Dishonored’u bu kadar iyi yapan?

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Eray Uygun

"Don't hate the player, hate the game" felsefesini takip eden Eray, Oyunfest editörlüğü dışında profesyonel hayatını da özel bir şirkette Oyun Görevlisi olarak sürdürmektedir. Rol yapma oyunlarından hoşlanır, iyi müzik dinler, Carl Sagan okur, Solid Snake'i gözlerinden öper.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir