Deus Ex: Mankind Divided İnceleme

Deus Ex: Mankind Divided günümüz portresini uzak gelecekte maharetli bir şekilde çiziyor.

“Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiçkimse bir şey düşünmüyor demektir.”

Geçmişten günümüze dek insanoğlunun değişemeyecek çok fazla sabit fikri var. Bunlardan en çirkin olanı da farklı olana tahammülsüzlüğü. Onu çekemeyişi, kendinden farklı olmasını kendine yediremeyişi. Bu bazen fikirler olabilir, bazen fiziksel bir ayrıntı. Kimi zaman yaşam biçimi, çoğu zaman etnik köken ya da siyasi görüş. Sene 2029, bedensel engel diye bir olgunun kalmadığı bir gelecekte insanlar fikirler bakımından hala engelliler. Sistemde değişen bir şey ne yazık ki yok.

Son oyunun iki yıl sonrası. İlk oyunu benim gibi yarıda bıraktıysanız (sebeplerim vardı, lütfen) neler olup bittiğini anlatan 12 dakikalık videodan sonra yine benim gibi aydınlanacak ve ilk oyunu yarıda bıraktığınıza pişman olacaksınız. Öncelikle bedenlerindeki uzuvları eksik olup da sibernetik parçalarla engellerini kaldıranlara Augmented diyorlar ya, onu Türkçeleştirmeye çalışalım. Sözlüklere göre genişletilmiş, ilave edilmiş anlamı var. Biz bu arkadaşlara gelin Engelsiz diyelim (kamu mesajı veriyorum). Neyse efendim ilk oyunun sonunda İlluminati adındaki bir örgüt bazı talihsiz Engelsiz vatandaşlara uzaktan bir komut vererek hepsinin çılgın ve kontrolsüz bir organizmaya dönüşmesini sağlamıştı. Hiçbiri uzuvlarını kontrol edememiş, camlardan aşağıya kendini atanlar, kendi kendini bıçaklayanlar, etrafındaki insanları öldürmeye çalışanlar gibi korkunç manzaralarla karşılaşılmıştı. Hal böyle olunca Engelsizlere karşı olan ön yargı ve ayrımcılık tavan yapmış, yine mazlumların eksikliğinden istifade etmeye çalışan örgütler türemiş ve yine bu örgütler aracılığıyla kar ve çıkar elde etmeye çalışan küresel güçler boş durmamış. Kısacası Eidos Montreal günümüz dünyasını ana kahramanımız, tip olarak oldukça kasıntı ve mat duran ama içinde gerçek bir insan yatan adam gibi adam (kötü espri) Adam Jensen’ın dünyasına uyarlamayı bilmiş. Anlattığım kısım konu olarak buz dağının ucunda duran kocaman kutup ayısının pespembe burnu bile değil. Varın siz düşünün.

oyun-fest-deus-ex-mankind-divided-1

Hikaye dallanıp budaklanacak, hem de oldukça karışık bir biçimde. İlk oyunda da bu sıkıntıyı yaşamıştım, o kadar çok isim geçiyor ki arada durup, Wikipedia’yı açtım bu kimin fesiydi diye. Hikaye boyunca kilit karakterlerle konuşurken bazı seçimlerimiz olacak, bu seçimlerimizin sonuçlarını oyun bize hikaye boyunca yansıtıyor. Tabii ben Witcher 3 tarzından oyunun başında yaptığımız en ufak bir seçimin bile hikayeye dallanıp budaklanıp etki edeceğini düşündüm ama her kararınızın bir sonucu olacak diye beklemeyin. Yapımcı firmanın belirlediği ölçüde bir etkileşim söz konusu. Ama zaten oyun süremiz de Witcher kadar uzun olmadığı için (maksimum 35 saat) endişelenmeye gerek yok. Hikaye konusunda tırt yorumlar duysam da komplo teorileri ve kurgu bakımından benim oldukça hoşuma gitti.

Oyunun arka planda olup bitenlerle ilgili neredeyse ansiklopedik seviyede yazılı, görsel ve işitsel döküman var. Ekitaplar, gazeteler,televizyon ve radyo hepsi sürekli olarak bir şeyler aktarıyor. Özellikle TV ve gazete günlük olanlarla ilgili olup bitenleri sıkmadan gösteriyor. Bana kalırsa oyunun atmosferine girmek için değerlendirilebilir.Tabii Jensen efendi elinde sıcak çikolatasıyla Televizyon izlerken insan haberler haricinde farklı kanallara da baksın istiyor ama Jensen’ın başka bir ilgi alanı yok şu anda. Paso TRT 1 açık, dedemgil stayla. Zaten gazeteleri kurcaladıkça hakikaten pis bir şeyler döndüğünü rahatlıkla fark edeceksiniz.

Oyun sistemini, gözünüzle herhangi bir videoda görebileceğiniz teknik detayları meraklısına sonlara doğru anlatacağım. Verilebilecek en büyük tavsiye, araştırın, oyunun size göstermediği, ama bulunabilecek dünya kadar şey var. Çatılara çıkın, alternatif yollar bulmaya çalışın. Zaten oyunun ana senaryosu 8 saatte bitiveriyor. Ana görevler ne yazık ki çok orijinal değil, bir komployu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz genel olarak, tamam, ama böylesine orijinal bir temanın içinde, bu kadar güzel tasarlanmış şehirlerde git, şu ses kaydını al getir, şununla konuş, şuraya sız konulu ana görevlerin olması yapımcıların biraz tembelliğe kaçtığını gösteriyor. Ana görevlerin sığlığını biraz olsun hafifletmek istiyorsanız oyunu yan görevleri ve alternatif alanlarıyla tamamlamak en iyisi. Muhtemelen bu oyunu sadece ana senaryosu için oynarsanız yolunmuş tavuk gibi hissedersiniz (hayır, doğrudan bir tavukla muhattap olamadım tabii ki, ama siz yan görevleri yapmayacaksanız, sizinle muhattap olabilirim). Yan görevleri kesinlikle es geçmemek lazım, hele bu Panchea felaketinden sonra Jensen’ın başına neler gelmiş, vücudundaki bu esrarengiz gizli ve süper güçlü Auglar’ı kim, neden eklemiş gibi dünya kadar sorunun cevabını bulacaksınız. Yan görev dediğime bakmayın bir nevi ana görev yahu bunlar.

oyun-fest-deus-ex-mankind-divided-2
 ZORUNLU EDIT: Son çıkan yamayla bu cümleden sonra okuyacağınız sorunlar elbette düzeltildi —– Ama bir saniye DURUN! Orada DURUN! Yapmayın yan görev, ana görevle devam edin (çıldıran yazar) niye biliyor musunuz? Çünkü 14. ana göreve giderken aktif olan çok hayati bir yan görev oyunu çökertiyor. Oyunda katiyen ilerleyemiyorsunuz. Forumlara yazdım, söylenilen her şeyi yaptım, yok, o görev aktif olduğu anda oyun çökmeye hazır. Bu sebeple ne yazık ki oyunu bitiremedim ve bu rezalet bir durum. Bre gafiller o kadar süre oyun geliştirmeye vakit ayırıyorsunuz, şunu bir test edin ama değil mi ? Bekliyoruz ki yama çıksın. Ayıp.

Neyse ne diyorduk, keşfetme. Prague büyük şehir. Gündüzü ayrı, gecesi apayrı. Tabii bu dediğimden dinamik hava değişimi olduğu anlaşılmasın. Görevlere göre değişiyor gece gündüz durumu. Gece hayatı aktif, neon ışıklar parlıyor her yerde, az giyinimli hayat kadınları, kafa karıştırıcı hologramlar, uyuşturucu satıcıları geceleri peydahlanıyor. Ama etkileşiminiz minimum safhada. Sokak aydınlatmaları her sokak için farklı farklı düşünülmüş. Polislerin kontrol noktalarında durdurup, her defasında kimlik sorduğu ıslak sokakları, füturistik ve klasik yapıların içiçe geçtiği, hoş tasarlanmış bir şehir. Nüfus olarak biraz boş ne yazık ki… Ama Prag’ın bir özelliği de keşfedilecek çok fazla kilitli kapısının olması. Hack’leyebileceğiniz tüm bilgisayarlarda arka plana dair yığınla bilgi var, hepsini toplasanız iki bilim-kurgu kitabı çıkar zaten.

O yüzden ne yapıyoruz, her yeri gezinmeye çalışıyoruz. Kapıdan giremiyorsanız havalandırmayı deneyin, o da olmadıysa pencereden. Zıplayamıyor musunuz, kafanızı kullanın hack sisteminizi geliştirin, onu da mı beceremediniz, hassas duvarlar var onları kırın. Gücünüz yetmedi mi? İlla ki bir yerlerde bulacağınız cep sekreterleri ya da şifreli bir bilgisayar o kapının şifresini içerecek zaten. Mesela çatılarda gezinirken pencerelerden birinden gizlice girdiğim bir evde, kalorifer sistemine bağlı 45 saniye sonra patlayacak bir bombayla kapana kısıldım. Oyun beni oraya yönlendirmedi, ama yine içeride hikayeye dair bilgiler vardı. Yani demem o ki oyunun her yeri keşfetmek isteyenler için detaylarla dolu. Tabii bu detayları da Aug’larınızı geliştirmeden bulamazsınız. Bence savaşta yardımcı olacak Aug’lar yerine, duvar kırma, ağır eşyaları çekme, daha yükseğe zıplama ve daha karmaşık sistemleri hack’leyebilme gibi özelliklere ulaşmak araştırmayı ve keşfetmeyi seven bünyeler için çok önemli.

oyun-fest-deus-ex-mankind-divided-3

Ben rastgele bir apartman dairesini hack’leyeyim dedim, girdim orasını kurcaladım, bu kasayı zorladım, şu gizli odayı buldum. Tamamen alakasız bir şekilde. Sonra ana görevde beni oraya yönlendirdi oyun , meğer çok kilit bir karakterin odasıymış. Oyunda bu şekilde gerçekleşebilecek birçok farklılık mevcut. Bu arada ortalık her yerde hack yapmaya çalışırsanız zopayı yersiniz. Yapay zeka affetmiyor.

Augları (geliştirmeleri) tek tek yazmak istemiyorum, fazlasıyla sıkıcı olacaktır. Onun yerine hem övelim hem de eleştirelim kısmımıza alalım sizi. Aug’lar hayli fazla, kabul ve gerçekten işlevseller. Yalnız yan görevleri yapmadığınızı düşünerek oyunu 8 saatte bitirmek isteyeceğinizi farz ediyoruz. Sonuçta bu Aug’ları açmak için Praxis puanlarına ihtiyacınız var ve puanları da ancak deneyim puanı toplayarak edinebiliyorsunuz. Sekiz saatlik sürede bütün augları açacak kadar deneyim puanı kazanmanızın imkanı yok. Yan görevleri yapa yapa gider ve gizliliğe önem verirseniz ancak o zaman yeteri kadar Praxis toplayabiliyorsunuz. Eidos Montreal oyun süresini kısa tutarak ve oyun içinde vereceğiniz kararların aksini ikinci oynayışınızda verirsiniz diyerek böyle bir uygulamaya gitmiş bana kalırsa. Ama bir de ne yapmış biliyor musunuz? Oyun içi dükkana gerçek parayla ya da season pass’le edinebileceğiniz Praxis puanları eklemiş… 10 Praxis puanı 17 tl… Tamam, herkesin kendi parası ama böyle çakallıklara gerçekten gerek yok. Zaten ana görev sisteminiz tökezliyor, ne kadar güzel oyun mekanikleri yapmışsınız. Uzatın biraz oyunu, yedirin iyice oynanışın içine. Of Eidos Montreal of. Bakın oyun kesinlikle kötü değil, gayet leziz, eğlenceli bir oynanış vaat ediyor. Ama eksikleri görünce insan üzülmeden edemiyor.

Gelelim savaşlara. Tamamen serbestsiniz, ilk oyunda olduğu gibi. Kimseyi öldürmeden hareket etme seçeneğiniz var. Daha yüksek deneyim puanları kazanmak istiyorsanız bayıltmaya başvurmanız gerekiyor. Deus Ex’i videolardan bir aksiyon oyunu olarak görebilirsiniz. Hakikaten her videosunda bir patlama, bir çatışma, bir hengame var. Ama kazın ayağı tam olarak öyle değil. Delicesine ve durmak bilmeyen bir aksiyon bekliyorsanız sizi şimdiden bir kenara alalım. Hiçbir şekilde gizlilik yapmayacağım deseniz bile çatışmalar genelde kısa süreli olacak. Her duruma zorbalıkla müdahale etmek isteseniz bile mermi sıkıntısı yaşayacaksınız. O kadar çok üzerimize ekleyeceğimiz AUG (geliştirme) var ki insan bu geliştirmeleri ardı ardına kullanabileceği uzun soluklu savaşlar istiyor. Ama bu daha çok mevcut özelliklerinizi duruma uygun kullanıp ilerlemeniz gereken bir oyun. İlk oyundakinden çok daha akıcı bir sistem var belki ama yine de şöyle bir durup, savaş alanını tartmanız gerekiyor. Arkham oyunlarındaki gibi bir kombo sistemine aslında oldukça müsait bir oyun. Zaten ilk oyundakinden farklı olarak enerji barımız artık kendini belli ölçülerde yeniliyor. Enerjiniz bitti diye üzülmeyin

oyun-fest-deus-ex-mankind-divided-4

Savaş sisteminin bu halinin de kesinlikle zevkli olduğunu söyleyebilirim. Bir kere şu siper sistemi harika olmuş. Tamam oyun FPS ama siper aldığınız zaman TPS’ye dönüyor ve çoğu TPS oyununun Deus Ex: Mankind Divided’dan siper sistemini ödünç alması gerekiyor artık. Bir noktadan diğerine geçmek hiç bu kadar işlevsel ve kolay olmamıştı. Normal şartlarda geçerken fark edileceğiniz bir yeri, eğer siper sistemiyle geçerseniz yapay zeka sizi fark etmiyor (tabii adamın gözlerinin önünde çok uzun süre geçirirseniz her türlü fark edecektir, armut mu sandınız). Gizli öldürme animasyonları göze ilk seferde hoş görünse de olmamış. Adamın üzerine koşturarak gidiyorum, sesi duyup dönüyor, tam vuracağım yumruğu, video giriyor. Jensen efendi adamın omzuna dokunuyor, o da haberi yokmuş gibi dönüyor falan. Nereden baksanız tutarsız, nereden baksanız tempo düşürücü.

Silahlarımızı aynı Crysis’de olduğu gibi (animasyonu dahi aynı) modifiye edebiliyoruz, sağdan solda topladığınız parçalarla da geliştirebilmeniz mümkün. Düşman olarak sadece insanlar olmadığı için normal mermiler yerine zırh delici ve EMP mermileri kullanmak çeşitliliği artırıyor. Vendor’lara girip bulduğunuz ekstra silahları da satıp para kazanmanı mümkün ama para kimin umurunda ki milletin evine girip, paralarını cukkalamak varken (hırsız Jensen, ben de seni Adam sanmıştım, kehkehkeh).

Artık bitirelim, görsel anlamda tam bir bilim-kurgu oyunu . Uçan drone’lar, zırhlı savaşçılar, sibernetik insanlar. Buna görsellerin muazzam derecede detaylı olmasını ve leziz bölüm tasarımlarını da ekleyince ortaya izlenilesi bir sanat eseri çıkıyor. Ama bu eserin bedeli biraz yüksek (optimizasyon sıkıntısı gerçekten var). Yapımcı diyor ki MSAA’yı kapat oyunun çökmesin? Bu nasıl bir demeç yahu. Ben oyunun çökme nedeninin MSAA’dan olduğunu anlamak zorunda mıyım. Bakın şu sistemle ortalama 50 fps aldım oyunun bana sunduğu yüksek değerlerde. Muazzam ayar seçeneği var bu arada, PC’nin hakkını vermişler. İ5 6600k ,8 GB Ram, Gtx 970. Bir çok insanın görselleri yeni nesile yakıştıramadığına dair yorumlar okuyorum ama insanların görsel anlamda beklentileri nasıl bu kadar yüksek hayretle karşılıyorum. Hele Golem Market’i görünce çıkasım gelmedi yahu.

Ses efektlerimiz yerinde, silah sesleri oturaklı, seslendirmeler vasat, gerçekten ruhsuz. Sadece iki karakterin seslendirmesini başarılı buldum, onlar da oyunda 15 dakika ancak konuşabildiğiniz kilit karakterler. Keşke az daha özen gösterselermiş. Witcher’da her karakteri hayran hayran dinlerken bu oyunda zaman zaman space tuşuna basmamak için zor tuttum kendimi. Jensen fazla kasıntı, fazla artist ve fazla durağan konuşuyor gerçi ama karakterine hafiften de yakışıyor diyebilirm. Müzikler konusunda ise kararsız kaldım. Michael McCann’in üstlendiği müziklerde sanki Human Revolution’ın biraz gerisine gidilmiş gibi. Elektronik müziği orkestral müzikle birleştiren, davulu darbeli, yer yer piyano sesleriyle dramatik sopranoları harmanlayan bir eser ortaya koymuşlar. Ambiyans müziği olarak oldukça kaliteli ama ayrı dinlemek için çıtayı çok da aşamayan eserler var. Dediğim gibi zevk meselesi, elektronik müziği çok sevmediğimden de kaynaklanıyor bu ama oyuna cuk oturdukları kesin.

oyun-fest-deus-ex-mankind-divided-5

Son olarak Breach’ten bahsetmek istiyorum. Oyunun kısmi de olsa Multiplayer kısmı bu. Burada bambaşka bir hacker olarak, tamamı dijital ortamlarda geçen ve her bölümde belli miktarda veri indirip, modülleri hacklememizi isteyen bir örgüte yardım ediyoruz. Her bölümde sizinle birlikte o bölümü oynamış kişilerin skorlarıyla yarışıyorsunuz. Bu kısım daha çok bulmaca gibi. Giderek zorlaşan odalarda, yeteneklerinizi kullanarak ilerlemeye çalışıyorsunuz. Deus Ex’in aksiyon ve gizlilik bölümleri yetmediyse buradan devam edebilirsiniz. Yalnız renk seçimleri bazı gözlerde geçici görme bozukluğuna sebep olabilir (ciddiye almalısınız).

Daha yazmadığım çok şey var ama o da Deus Ex’in içeriğinin aslında göründüğünden daha yoğun olduğunu göstersin size. Sonuç itibariyle Deus Ex: Mankind Divided önceki oyunun bence fersah fersah ötesine geçmiş bir oyun. Özellikle sıkıcı boss savaşlarından kurtulmaları iyi olmuş. Lakin yukarıda tamamını siyah paragrafla belirttiğim bir bölüm var ki oyunun özeti bana kalırsa. Hikayesi ilginç, gizemlerini iyi işlese de yapım ekibinin görev yazamamasından dolayı kimilerine ilginç gelmeyebilir. PC’ye sorunlu çıkışı, kısa oyun süresi ve normal şartlarda oyunun içinde olması gereken ekstra Praxis setlerini parayla satmaya kalkışması oyunun muazzam atmosferini baltalıyor. Şu an için oyunun hala adamakıllı çalışmıyor olması da ayrı bir eksi zaten. Yamalar geldikten sonra bir kez daha gözden geçirilebilir.

Deus Ex: Mankind Divided cyber punk severler ve bulunduğu ortamın her noktasını keşfetmek isteyenler için harika bir oyun (evet sorunları olsa da) ama herkesin zevkine hitap edebilen bir oyun değil. Atmosferi soğuk, sizi içine çekmiyor. Aksiyon arayışındaysanız sakın yaklaşmayın. Uzun süreli konuşmalar ve aynı sokakları oradan oraya tepmeniz yorucu olacaktır. Ama herşeyden biraz olsun, keşfedeyim, hikayeyi ben ortaya çıkarayım diyorsanız da durmayın, kapın oyunu(durun da yamalar bir tamamlansın, sonra alırsınız, vazgeçtim).

Düzenleme: 02.09.2016 tarihi itibariyle yayınlanan yamada çökme sorunları giderilmiş olduğundan oyunu gönül rahatlığıyla edinebilirsiniz.

İyi oyunlar.

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Alper Kurt

30'u hafiften geçmiş, üslup her şey susuzluk hiçbir şey yazın felsefesini benimsemiş, bir ecnebi dili öğretmeye çalışan, oyun ve bisiklet sevdalısı yazar.

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
1 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
Alper KurtEnsar Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Ensar
Ziyaretçi
Ensar

3-4 kez “ilk oyun” dediğiniz oyun aslında serinin 3. oyunu, değil mi? :)
“Adam” Jensen esprileri de stun etkiliydi :D