Dead Cells İnceleme

Dead Cells İnceleme

Ölü hücreler, her yerde ölü hücreler görüyorum

Kırbaçlar, kılıçlar, yaratıklar,zindanlar ve bosslar. Bunlar ortaçağ temalı küçük ve sevimli metroidvanialar üretmek için gereken malzemeler ancak Sebastien Benard yanlışlıkla bu karışımın içine bir malzeme daha ekledi: kalıcı ölüm. Ve böylelikle Deadcells doğdu! Ultra süper zorluğunu kullanarak Dead Cells kendini, oyuncuların sinir katsayılarını katlamaya ve onları çileden çıkarmaya adadı.

Yukarıdaki girişten sonra, Dead Cells’in çizgi filmi çıkacak olsa Genndy Tartakovsky’nin yönetmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Erken erişim her zaman kötü değildir

Evet, bu yazıyı okuyan pek çok oyuncunun erken erişimden, şöyle yada böyle, ağzının yanmış olabileceğini tahmin ediyorum. Lakin zaman zaman yazılarımda belirttiğim gibi erken erişim demek, her zaman “kötü oyun” demek değildir. Bazen geliştiricinin erken erişimden elde ettiği gelir, halihazırda harikulade olan bir fikri iyicene cilalamak için kullanılabilir.

Dead Cells ise yukarıda bahsettiğim durumun en parmakla gösterilesi örneklerinden biri işte. Peki neredeyse 1 seneden uzun süredir erken erişimde pişen Dead Cells, örnek olarak gösterilebilecek olmasına rağmen, o kadar sürenin hakkını verebiliyor mu?

Her ne kadar oyunun geliştiricisi Motion Twin, oyuna eklemek istediklerini kademe kademe, erken erişim sürecinin tamamına yayarak gerçekleştirmiş olsa da; ben oyunda 15 aylık bir erken erişimin ve evvelinde geliştirme sürecinin içini dolduracak kadar içerik bulamadım maalesef.

Yanlış anlamayın, oyunda hiç içerik yok veyahut oyun kendini oynatmıyor demiyorum. Dead Cells’in roguelite’a en uzak oyuncuların dahi elinde bir 50 saati var. Fakat piyasadaki diğer pek çok roguelite ile mukayese edildiğinde; düşman çeşitliliği, boss sayısı, eşya sayısı ve özellikleri kapsamında Dead Cells vasat bir performans sergiliyor.

Lakin normal şartlar altında roguelite bir oyun için inanılmaz birer eksi sayılabilecek bu saydıklarım, Dead Cells için okuyunca gözünüzün korktuğu kadar ciddi bir sorun oluşturmuyor.Zira Dead Cells kendi tabiriyle bir “Roguevania”, yani onu değerlendirirken tamamen roguelite oyun özellikleri beklememeliyiz.

Dead Cells’i ciddi manada değerlendireceksek; oyunun türlerinden bir diğeri olan Metroidvania’nın etkisini de göz önünde bulundurarak, iki türün birbiriyle ne kadar başarılı bir şekilde harmanlandığı göz önünde bulundurmalıyız.

Welcome to Roguevania

Malumunuz Dead Cells az evvel de zikrettiğimiz iki türün, metroidvania ve roguelite, melezi bir oyun. Bu da demek oluyor ki damarlarında her iki oyundan da özellikler taşımak durumunda. Pek tabi özelliklerini her iki türden de aldığı için ne tamamen roguelite bir yapıya bürünebilir, ne de tamamen bir metroidvania olarak hayatına devam edebilir.

İşte bu noktada oyunun geliştiricisi Motion Twin elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak, iki türün birbiriyle en rahat harmanlanabilecek özelliklerini bir araya getirmeye çalışmış. Metroidvania oyunların tatminkar oynanış yapısı, (bir castlevania güzellemesi olarak) hack and slash dinamikleri ile; roguelite oyunların kalıcı ölüm, her seferinde değişen dünya, envai çeşit eşya ve mutator barındırması gibi özelliklerininin tek kotada eritilmiş hali olmuş Dead Cell.

Bu da ortaya, nadiren de olsa, kabak tadı veren ama genel olarak inanılmaz eğlendiren ve uzun saatler oyuncuyu başında tutabilen bir oyun çıkarmış.

Hopla, kes, savuştur, zıpla

Castlevania’dan esinlendiği bariz bir şekilde belli olan Dead Cells’in, oynanış olarak klasik Castlevania’lardan aşağı kalır bir yanı olmadığını, hatta ve hatta dinamikleri açısından onları geçtiğini söylemek oldukça heyecan verici. Tüm o zıplamalar, savuşturmalar, duvarda yürümeler ve tutunmalar, kombolar; oyundaki herşey sanki bir harmoni içerisindeymiş gibi hissettiriyor.

Elinizde hangi silahlar ve yetenekler olursa olsun, eliniz oyuna alıştıktan sonra, haritalarda adeta yağ gibi kaymaya başladığınız bir yapım Dead Cells.

Bu harmoninin içerisinde elbette bazı ufak tefek aksaklıklar da yok değil. Misal vermek gerekirse, oyundaki pek çok yaratığın saldırı düzeni ve davranış dinamikleri oldukça kolay öğrenilebilir olmasına rağmen; ufak bir takım yaratığın ise saldırı düzeni ve onlara karşı kullanılabilecek i-frame aralığı çok düzensiz. Bu durum, bu yaratıklarla -özellikle de bu yaratıkların elite versiyonlarıyla-, savaşmayı eğlenceden ziyade zulüm haline getiriyor.

Beni yanlış anlamayın, Dead Cells kendini Roguevania olarak tanımlayan bir yapım, elbette zor olacak. Lakin mantık çerçevesindeki bir zorlukla, akla mantığa yatmayan zorluk arasında ince bir çizgi bulunmasından mütevellit, oyun belli anlarda çizginin öbür tarafına geçebiliyor.Ki bu da ekseriyetle karakterimizin ölmesi ve oyuna yeniden başlamamızla sonuçlanıyor.

Bu ufak tefek dengesizliklere takılmazsanız, her bastığınız tuşun karşılığını aldığınız, salladığınız her bir kılıç/kırbaç/ok/çekiç/mızrak/alev topu/balta darbesinden zevk aldığınız bir yapım sizleri bekliyor diyebilirim.

Oyundaki envai çeşit geliştirmeyi açtığımız Collector

Türlü iki ayrı yerde yapılabilir, evin mutfağı ve roguelite oyunlar

Oyun alanı, eşya ve etmen çeşitliliği deyince pek az oyun roguelite’ların eline su dökebilir. Bunun en kanlı canlı örneği olarak Binding of Isaac Afterbirth ve Enter the Gungeon’u gösterebiliriz. Dead Cells de ana tarafından (baba da olabilir bak şimdi) roguelite sayıldığı için, insan ister istemez bu çeşitliliği arıyor… lakin tam olarak aradığımızı bulabildiğimizi söyleyemeyeceğim.

Pek çok roguelite oyunda, oyunu oynadıkça envai çeşit yeni eşya, yetenek ve mutator’ler keşfettiğimiz gibi, bazılarına oyunda belli başarımları açtıktan sonra erişebiliriz. Bu bahsettiklerimin çeşitliliği genelde oldukça çoktur ve her oyun turunuzun nev-i şahsına münhasır olmasını sağlayan en büyük etmen -rastgele oluşan haritalardan da ziyade- yine bunlardır.

Twin Motion bu noktada maalesef “grind” tabanlı bir yapıyı benimsemiş. Bu grind tabanlı yapı sizin öldürdüğünüz yaratıklar ve karşılatığınız konteynırlardan hücreleri toplamanız ve bu hücreleri “Collector” isimli şahısa vererek çeşitli özellikleri, yetenekler ve silahları açmanız döngüsünde işliyor. Oyunda ayrıca karşınıza nadiren çıkan elite düşmanlardan ve Boss’lardan da bu ekstraları açabileceğiniz taslaklar düşebiliyor.

Bütün bunları toparladığınızda,  20-30 saatlik Dead Cells sekansının sonrasında elinizde baştan sona bir kere bitirmiş olduğunuz bir oyun ve karşınıza sürekli aynıları veya benzerleri çıkan 7-8 çeşit silah/yetenek/eşya kalıyor. Dead Cells, Enter the Gungeon kıvamında bir tecrübe yaşamanız için sizden kendisine 70-80 saat ayırmanızı istiyor.

Bölümlerin hepsi birbirinden çok ayrı olsa, oyuna her baştan başladığınızda daha değişik düşman ve elite’lerle karşılaşsanız, bu 70-80 saat belki makul karşılanabilirdi. Lakin oyun karşınıza her seferinde birbirine acayip benzeyen haritalar (aynı isimdeki bölümlerin tasarımı inanılmaz düşük oranlarda değişiklik ihtiva ediyor) ve her bölümde sadece o bölüme has 3-5 tür yaratık çıkartarak hevesimizi biraz kursağımızda bırakıyor.

Gerçi farklı bölümlerden yaratıkların birbiriyle iç içe olduğu ve her köşe başında elite’lerin olduğu oynanış videolarını görmeniz de olası. Lakin bilmeniz gerek ki bu çeşitliliğin sebebi o videoları çeken oyuncuların oyunu defalarca bitirmiş olması ve Boss Cell’ler ile tecrübe ediyor olmaları.

Piksel piksel pikselart

Dead Cells görsel olarak “pikselart” dediğimiz tarzı benimsiyor. Açık açık belirtmek icap ederse, baya da güzel benimsiyor. Oyun arka planları, dinamik oyun alanı ve karakter tasarımlarıyla oldukça göz doldurucu bir performans sergiliyor. Ana karakterimizden, yaratıklara (her ne kadar çeşitlilik kısıtlı olsa dahi) karakter tasarımları ve animasyonları birbirinden ilginç ve kendine özgü. Oyun görsel sunumuyla adeta ekranlarımızda raks ediyor.

Tabi böyle bir görselliğin ses departmanıyla da desteklenmesi mecburi.

Ses efektleri ve ambiyans sesleri noktasında oldukça kaliteli bir iş çıkartan Dead Cells müzikler hususunda ise vasatın bir tırnak üzerinde bir başarıya imza atıyor.

Oyundaki farklı silahların, yeteneklerin, eşyaların ve yaratıkların çıkardıkları sesler oldukça dikkatli tasarlanmış

Velhasılı, hem görsel hem de işitsel olarak, elimizdeki yapım sınıfı rahatlıkla geçiyor.


Uzun lafın kısası, Ölü Hücrelerin faydası

Toparlamak gerekirse, görselliği, sesleri, oynanışı ve dinamikleriyle, “bütün” diyebileceğimiz bir yapım var elimizde. Her ne kadar metroidvania özelliklerini hakkıyla ifa etmeye gayret gösterirken alıştığımız roguelite yapısından ve çeşitliliğinden bir tırnak sapmış olsa da, Dead Cells el emeği göz nuru bir yapım.

Hepsini geçtim oyun %100 türkçe dil seçeneğine sahip ve çevirileri de oldukça düzgün. Sırf bu bile pek çok oyuncu için Dead Cell’e fırsat vermek için yeterli bir sebep sayılabilir.

Platformer, roguelite/roguelike, metroidvania, Castlevania, zor oyun; kavramlarından herhangi ikisi ilginizi azıcık olsun celbediyorsa, Dead Cells kesinlikle göz atmak isteyebileceğiniz bir yapım.

 

 

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
322
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 83

Ölü hücreler, her yerde ölü hücreler görüyorum Kırbaçlar, kılıçlar, yaratıklar,zindanlar ve bosslar. Bunlar ortaçağ temalı küçük ve sevimli metroidvanialar üretmek için gereken malzemeler ancak Sebastien Benard yanlışlıkla bu karışımın içine bir malzeme daha ekledi: kalıcı ölüm. Ve böylelikle Deadcells doğdu! Ultra süper zorluğunu kullanarak Dead Cells kendini, oyuncuların sinir katsayılarını katlamaya ve onları çileden çıkarmaya ..

Sonuç OFD: 83.0% 83 Harika
9,7 9 9 9 -
Dead Cells son zamanlarda çıkmış en başarılı roguelike/roguelite yapımlardan biri. Hatta son dönemde çıkmış en başarılı "Roguevania" diyebiliriz. Bu zorlu ama bir o kadar da tatminkar oyunu tecrübe etmek isterseniz, oyunu Steam üzerinden satın alabilirisiniz: https://store.steampowered.com/app/588650/

Benzer Yazılar

Red Dead Redemption 2’nin Beklenen Oynanış Videosu Geldi!

Red Dead Redemption 2'nin Beklenen Oynanış Videosu Geldi!


Red Dead Redemption 2'nin Beklenen Oynanış Videosu Geldi!

Merakla beklediğimiz oyunlar arasında yer alan Red Dead Redemption 2 için yayınlanan oynanış videosu oyunun kalitesini gözler önüne seriyor. Rockstar Games tarafından geliştirilen ve oyun dünyasının şu aralar en çok beklenen oyunlarından olan Red Dead Redemption 2'nin bugün ilk oynanış...

PUBG Yapımcıları Oyundaki Sorunları Düzeltmek İçin Harekete Geçiyor

PUBG Yapımcıları Oyundaki Sorunları Düzeltmek İçin Harekete Geçiyor


PUBG Yapımcıları Oyundaki Sorunları Düzeltmek İçin Harekete Geçiyor

Popülerliğini yavaş yavaş kaybetmeye başlayan PUBG'deki hataları onarmak yeni bir proje başlatıldı. 2017 yılını adeta kasıp kavuran PlayerUnknown's Battlegrounds, Fortnite: Battle Royale'in piyasaya çıkmasıyla birlikte arka planda kalmaya başladı. Fortnite'ın ücretsiz oluşu, PUBG'de bir türlü...

Call of Duty: Black Ops 4 Multiplayer Ön İnceleme

Call of Duty: Black Ops 4 Multiplayer Ön İnceleme


Call of Duty: Black Ops 4 Multiplayer Ön İnceleme

Call of Duty: Black Ops 4'ün multiplayer betasını PlayStation 4 üzerinde test ettik. Black Ops 4 ilk duyurulduğu andan beri oyun dünyasını fazlasıyla meşgul eden bir yapım oldu. Ezeli rakibi Battlefield gibi Battle Royale türüne çıkarma yapan seri bunun yanında hikaye modunu yabana atmaya...

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir