De Blob 2 Xbox One İnceleme

De Blob 2 Xbox One İnceleme

Blob ile eğlenceli bir platformer macerasına çıkmaya hazır olun

Platform oyunlarıyla aranız nasıldır? 2 boyutlu, 3 boyutlu; hani şu bolca hoplayıp zıpladıklarımızla? Benim oldum olası aram oldukça iyidir. Kontrollerinde sıkıntı olmadığı, görsel ve işitsel tasarımı da estetik duyularıma işkence seviyesinde olmadığı takdirde de, her türlüsünü oturur oynarım.

İşte bu huyumdan ötürü, her ne kadar çok az kişi tarafından bilinip oynanmış olsa da, bir şekilde bir yerlerde ilk De Blob oyununun başına geçtiğimi hatırlıyorum. Aradan geçen 9-10 senelik zamandan ötürü net hatırlayamasam da, Blob’un ilk macerasının tadına bir önceki jenerasyonda bakmışlığım var yani.

Şimdi ise elime, evvelden Ps3-Xbox 360-Wii için de çıkmış olmasına rağmen, o zamanlar satın almadığım De Blob 2’yi şuan ki jenerasyonda deneme imkanı geçti. Bakalım Remaster olduğunu iddia eden yapımımız, günümüz şartlarına nasıl ve ne kadar tutunabilmiş.

THQ’nun iflasının ardından şirketin hisselerinin büyük kısmını satın alan ve isim değiştirerek THQ Nordic olarak ortaya çıkan Nordic Games, De Blob serisi gibi THQ’nun pek çok eski ama kaliteli serisini remastered olarak konsollara ve Pc’ye getiriyor

Topan patlıcan gibi ana karakter

Ana karakterimizin ismi, oyunun adıyla da müsemma, “Blob”. Kendisi böyle plastik oyun hamuru gibin bir canlı. Bu oyun hamuru, Raydia gezegeninde yaşayan ve kökeni bilinmeyen bir türün son örneği bir canlı. Onu ve türünü özel kılan en önemli etmen ise pek çok kaynaktan renkleri emip bunlar ile etraflarına canlılık saçabilmeleri…  Evet, böyle söyleyince çok mantıklı gelmedi, anlıyorum. Lakin elimizdekinin “7+”(yedi yaş üstü) bir 3D platformer olduğunu unutmadan incelemeye devam edelim mümkünse.

Bu adı geçen Raydia gezegeninin bir de yerlileri olan Raydian’lar var. Bunlar da farklı renklere sahip çok canlı ve neşeli bir uzaylı topluluğu. İşte bu arkadaşlar ve bizim Blob mutlu mesut yaşarlarken, birden Mürekkepler gezegeni “INKT”ten istilacı güçler Raydia’yı kuşatma altına alır. INKT ordularının başında ise Stalin ve Hitler’in gerçekte varolmayan aşkından doğmuş gibi duran Comrade Black yer almaktadır.

Comrade Black 40 gün 40 gece Raydia’yı kuşatır. Yiyecek ve mühimmatları gittikçe azalınca Raydia kumandanı III. Raydianus…

Bu böyle değildi.

Neyse işte kötü mürekkep topları renklerin dünyasını işgal edip her tarafı siyaha boyamaya başlarlar, türünün son örneği süper kahramanımız ve arkadaşları “Color Underground” isimli bir yeraltı direniş örgütü kurarak mücadeleye girişirler ve ilk oyunun sonunda Comrade Black’i mağlup ederler.

Gördüğünüz gibi çizgi film tadında bir hikaye örgüsü ve karakter yapısına sahip bir oyun var karşımızda.

De Blob 2 ise tüm bu olayların kısa bir süre sonrasında, Comrade Black’in tekrar işbaşı yapmasıyla başlıyor. Meğersem, ilk oyunun sonunda köşeye şıkıştırdığımız mürekkep kafalı stalinimiz, bindiği uzay gemisinin infilakı etmesinden kurtulup kendini “Paradise Island” isimli bir adaya atmayı başarmış. Burada kaldığı süre boyunca da boş durmamış, mürekkep güçleriyle adanın Raydian halkını kendine itaat etmeye programlı kölelere dönüştürmüş.

Bu adada olan bitenden bihaber Blob ve taifesi, Comrade Black adaya çakıldıktan neredeyse iki sene sonra (ha gayret!) hala yaşadığını ve hain planlarına devam ettiğini farkeder ve Comrade Black’in egemenlik planlarını tekrardan durdurmak üzerine olan maceralı yolculuğumuzda olaylar gelişir.

Kamera, ışık, renkler—Kestik!

Dediğim gibi De Blob 2 her yaştan oyuncunun oynama ihtimali göz önünde bulundurularak geliştirilmiş bir oyun, bu sebepten hikaye olarak ekstra (ve zorlama) esprili bir dil kullanması haricinde televizyonda karşımıza çıkan çizgi filmlerin çoğundan pek bir farkı yok. Hatta oyunun bütün hikayesi şu aşağıdaki dört çizgi film kuralına göre işlemekte.

  • Elimizde çok da kötü gözükmeyen bir kötü adamımız var, yeniliyor ama tabii ki kötülere bir şey olmaz şiarıyla ölmüyor
  • Acayip saçma ve işe yaraması imkansız bir planı yürürlüğe koyuyor,
  • Bu plan, nasıl oluyorsa, bir şekil işliyor ve amacına ulaşmanın kıyısına geliyor,
  • Burada da iyiler hep kazanır düsturuna binaen biz müdahale edip dünyayı kurtarıyoruz

 

Hani zaten kimse bir platform oyunundan Uncharted 4, Divinity OG Sin, Baldur’s Gate gibi hikaye örgüleri beklemez, ama siz yine de Celeste, Candle, Owlboy veya Ori tadında bir şey de beklemeyin, zira o da yok ortada.

O da ne! Bir uçak mı? Bir kuş mu? Yo hayır o zıplayan bir boya topu!

Ama şöyle karşımıza geçip sorsalar: “Bir platform oyununu, platform oyunu yapan nedir? Nelere sahip olmalıdır?” diye, hiç kimsenin ilk sıraya hikayeyi koyacağını sanmıyorum. Yani bakın, yıllardır bu işin zirvesinde olan Mario çok baba bir hikaye ve kurgusu olduğu için mi orada? Hayır.

Bir platform oyunu için, 2 boyutlu 3 boyutlu farketmez, en can alıcı nokta her zaman kontrollerdir ve hareketlerdir. Kontrollerdeki akıcılık, tepki ve rahat kavrama gibi etmenler yerinde olmazsa; oyun baştan kaybetmiş demektir. Bunun ardından bölüm ve çevre tasarımı gelir. Hiç kimse bölümleri ve dünyası zayıf tasarlanmış bir platform oyununun başında zaman öldürmek istemez.

Daha sonrasında ise karakter tasarımları ve oyunun görsel yönü gelir. Platform oyunlarında zaten az önce bahsettiğim üzere hikaye ve kurgu açısından inanılmaz bir derinlik beklemeye alışık olmayan oyuncu, eli yüzü düzgün çizimler ve karakter tasarımıyla gözünün okşanmasını ister. Görseller Retro olsun diye 8-bit olarak önüne sunulmuş dahi olsa, o piksellerin adam gibi dizilmiş olmasını bekler.

Bütün bunlar yerine geldikten sonra, kaliteli ses ve müzikler, göz yormayan menü tasarımları vs. gibi oyunun standartını yukarı taşıyacak pek çok etmen göz önünde bulundurulabilir. Bütün bu noktaları işaretledikten sonra bir de üzerine iyi hikaye kasan yapımlar ise klasik olarak anılmayı hak eden bir noktada kendilerini bulurlar.

De Blob 2 ise yukarıdaki ilk 3 noktayı muazzam diyemesem de, oldukça güzel bir şekilde kotarmış bir yapım.

Kontrollere ve Blob’u elimize aldığımızda neler yapabildiğimize baktığımızda, karşımızda oldukça akıcı oynanabilen bir 3 boyutlu platform oyunu buluyoruz. Özellikle side-scroll kamera açısına geçtiğimiz anlarda kontroller adeta bal kaymak diyebiliriz. Peki neden “muazzam” değil dedim?

Kontroller ve karakterimizin ele alınışı oldukça kaliteli olsa da oyun 3 boyutlu oyun alanında ciddi sayılabilecek bazı kamera kontrolü problemleriyle birlikte karşımıza geliyor. Belli alanlarda bu kamera açısı ve kontrol zorluğu yüzünüzü ekşitmenize sebep olabiliyor ki bu da bizi bir diğer soruna itiyor…

Bölüm tasarımları. Bölüm ve oyun alanının tasarımı oyunun genelinde başarılı bir çizgide ilerliyor olsa da, katmanlı tasarım algısında yapılan bazı basit hatalar ve az önce bahsettiğim kamera açısı problemlerine sebebiyet veren tasarım hataları bazen gözlerinizi devirip “yine mi hocam ya” demenize sebebiyet verebiliyor.

Elimizde ne kaldı? Karakter tasarımı ve görsel dizayn.

Tablo gibi değil, yağlı boya paleti gibi oyun

Evet öyle, tablo gibi değil. Tablo gibi oyun dediğiniz Ori gibi olur, Okami gibi olur. Sizi, kendinin sanat eseri olduğuna inandırır. De blob 2  göze güzel gelen karakter tasarımları, genel olarak çok renkli olması ve hoş görselliğiyle bana daha ziyade Super Mario Galaxy’i hatırlattı. (Gönül isterdi Odyssey ile mukayese edelim, lakin elime hala bir Switch geçirebilmiş değilim)

Yağlı boya paleti gibi her yerinden farklı bir rengin çıktığı,  ortada çok ahenkli bir renk topluluğu olmasa da tasarımı itibariyle bunun göze batmadığı bir oyun olarak addediyorum De Blob 2’yi. Görsel anlamda kesinlikle en iyisi değil ama 3 boyutlu platform oyunları arasında oldukça tepelere oynadığını söyleyebilirim.

“Oyunun remaster olarak görsel anlamda daha iyi kare saniye, kenar yumuşatma ve daha yüksek çözünürlük haricinde bir şey sunmadığını da burada belirmiş olalım”

Görsellerden sonra, dediğim gibi; ses efektleri, müzikler ve seslendirmeler ilk sıradaki başarı etmenlerinden sonra başı çekmekteydi. De Blob 2 ise bu konuda, nasıl denir, kendini aşmış bir oyun. Tam yerlerinde kullanılmış oldukça kaliteli ses efektleri ve arkada çalan upbeat Jazz parçalarıyla, ses departmanı belki de De Blob 2’nin en kuvvetli olduğu alan olabilir. İnanın bana oyunun heyecanlı ve aksiyonlu bir anında arkadan giren 80-90’lar casus filmi müziği tadındaki müzik, oynadığınız takdirde, sizin de yüzünüzde kocaman bir gülümsemeye sebebiyet verecektir.

Hopla, zıpla, Blobla!

 

Bu oyun serisinin ilk durağının Nintendo Wii olması çok manidar. Zira bu tarz oyunların kıymetinin en iyi bilineceği platform Nintendo (evet Nintendo kendi başına bir platform, bir kültür. Switch’miş Wii’ymiş Gameboy’muş, bunlar hep o kültürün yayılma araçları). Blue Tongue Entertainment THQ’nun iflası ile birlikte kapanmasaydı muhtemelen şuan Switch’e özel bir De Blob 3 görme ihtimalimiz vardı.

Yine de, yanlış anlaşılmasın, Thq Nordic’e teşekkür etmek lazım. THQ’nunun elindeki pek çok kaliteli fikri mülkü bu jenerasyona remaster ederek taşıyıp, pek çoğunu oldukça uygun bir fiyatlandırma ile biz oyunculara sunuyorlar.

Sizler de benim gibi; platformer olsun, 3 boyut 2 boyut fark benim için fark etmez, yeter ki belli bir kalite standartının üzerinde olsun diyenlerdenseniz De Blob 2’ye bir şans vermelisiniz. Hatta oyunu önceki jenerasyonda oynamışsanız dahi, 20 dolar gibi uygun bir fiyattan tekrar piyasaya sürülen bu daha temiz grafiklere sahip sürümü edinip, küçük bir nostalji keyfi yaşayabilirsiniz.

 

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
11
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 80

Blob ile eğlenceli bir platformer macerasına çıkmaya hazır olun Platform oyunlarıyla aranız nasıldır? 2 boyutlu, 3 boyutlu; hani şu bolca hoplayıp zıpladıklarımızla? Benim oldum olası aram oldukça iyidir. Kontrollerinde sıkıntı olmadığı, görsel ve işitsel tasarımı da estetik duyularıma işkence seviyesinde olmadığı takdirde de, her türlüsünü oturur oynarım. İşte bu huyumdan ötürü, her ne kadar çok ..

Sonuç OFD: 80.0% 80 Harika
73 - - - -
Eğer içinizdeki "renk değiştirebilen bir oyun hamuru olsam, dağ bayır zıplasam" dürtüsünü yenemeyenlerdenseniz, bu oyun tam size göre

Benzer Yazılar

Witcher Serisinin Crossover’ları Durdurak Bilmeden Devam Ediyor!

Witcher Serisinin Crossover'ları Durdurak Bilmeden Devam Ediyor!


Witcher Serisinin Crossover'ları Durdurak Bilmeden Devam Ediyor!

Geralt'ın bu sefer hangi oyuna misafir olduğuna inanamayacaksınız Tamam tamam, aslında inanması zor değil, sadece şaşırtıcı. Zira Geralt'ın bu seferki durağı, Soulcalibur VI'nın aksine, kendi mesleğine inanılmaz yakın bir oyun serisi. Böyle en bol canavarlısından, bol aksiyonlu bir...

Gerçek Zamanlı Strateji Oyunu Conan Unconquered Duyuruldu!

Gerçek Zamanlı Strateji Oyunu Conan Unconquered Duyuruldu!


Gerçek Zamanlı Strateji Oyunu Conan Unconquered Duyuruldu!

Petroglyph Games tarafından geliştirilen gerçek zamanlı strateji oyunu Conan Unconquered sinematik fragman eşliğinde duyuruldu. Funcom tarafından geliştirilen ve 2018'in ikinci çeyreğinde oyunculara sunulan Conan Exiles'ın ardından Barbar Conan fırtınası hız kesmeden devam ediyor. Adlarını...

Darksiders III İncelemesi

Darksiders III İncelemesi


OFD: 68.0%

Darksiders III İncelemesi

OFD: 68.0%

Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere – Nazım Hikmet Ran THQ’nun iflası ve elinin altındaki markaların muhtelif oyun şirketleri tarafından pay edilmesinden sonra pek çok kişi yeni bir Darksiders oyunu görebileceğimizi düşünmüyordu. Zira...

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir