Dark Souls: Prepare to Die Edition İnceleme

Dark Souls: Prepare to Die Edition’ın sloganı: Ölmek öğrenmenin tek anahtarı!

Demon’s Souls’un ruhani takipçisi en sonunda konsol diyarlarından PC topraklarına da konuk oldu. Bir hayli sancılı geçen port sürecinden sonra gelen Dark Souls, yeni adıyla Dark Souls: Prepare to Die Edition, oyunculara (adından da anlaşılacağı gibi) ölmenin, öğrenmek için tek anahtar olduğunu aşılamaya çalışan, her oyuncunun (hardcore RPG’ciler dahil) kaldıramayacağı türden bir yapım. Bu söylediklerimin neden eksi olarak algılanmaması gerektiğini birazdan anlayacaksınız.

From Software’in Dark Souls ile oluşturduğu dünya rengarenk, yeşilliklerle dolu kasabalarda dolaşıp, birbirinden farklı NPC’lerle geyik muhabbeti yapmayı sevenler için garip gelecektir. Karanlık, içine kapanık, çoğu zaman minimalist, keşfedilmeye açık ama bunun için çaba ve bolca sabır gerektiren, sırları insanların gözüne sokmak yerine NPC’lerin ağzından dökülen birkaç cümle ile anlatmaya çalışan bir evrende geçiyor Dark Souls. Hikaye anlatımı da aynı dünyası gibi kendine özgü bir çizgide seyrediyor. Dakikalarca süren ara videolar, sayfalarca döküman ya da görev ekranı yerine barındırdığı atmosferi, şiir tadındaki az ve öz sözel anlatımı ile oyuncuyu bir anlamda karakterine demir zincirlerle bağlıyor.

Dark Souls temelde bir aksiyon rol yapma oyunu. Bu türün temel ihtiyaçları gereği birbirinden farklı 10 sınıftan birini seçerek (burada cinsiyet, saç, ten rengi ve hediye gibi ayrıntılar da var) sizi tabiri doğruysa bir anlamda iplerinden kesilmiş el kuklası gibi bırakıyor. Ne bir harita, ne bir görev ekranı, ne de nereye gideceğinizi gösteren bir işaret yardımcınız oluyor. Oyunun ilk saniyesinden sonuna kadar (eğer benim gibi internetten çözümleri çok araştıran biri değilseniz) sezgilerinize göre hareket ediyorsunuz. Bu durum da oyuncunun keşfetme güdüsünü her dakika kırbaçlamaya devam ediyor.

Her ne kadar 10 sınıf demiş olsam da, Dark Souls’un karakter gelişim yapısı sizi hiçbir şekilde sınırlamayan türden. Başlangıç sınıf yetenekleri (güç, zeka, dayanıklılık, yaşam puanı, el çabukluğu gibi…) size belli seviyelerde verilse de, onları istediğiniz gibi şekillendirmek elinizde. Plate zırh giyen bir büyücü ya da boylu boyunca kalkan taşıyan bir avcı olabilmek mümkün. Bu durum günümüzün basitleştirilmiş ve daha geniş bir kitleye ulaşma amacıyla yapılan oyunlarında çok görmediğimiz bir şey. O yüzden, oyunun geneline yayılmış cesaret havası, From Software tarafından (oyuncu kaybedeceklerini bilseler de) burada da kendini gösteriyor.

Oluşturmuş olduğunuz karakterin Dark Souls’un bir hayli tehlikeli dünyasında hayatta kalabilmesi bazı elementlere bağlı işliyor. Öncelikle onu tabii ki de geliştirmelisiniz. Bunu yapabilmenizin tek yolu öldürmüş olduğunuz yaratıklardan topladığınız ‘Ruh’lardan geçiyor. Demon’s Souls ile aynı yolu izleyen Dark Souls, oyunun tüm dinamiklerini ruhlar üzerine kurmuş durumda. Karakter seviyenizi arttırmak, eşya satın almak ya da ekipman geliştirmek için bu ruhlara ihtiyacınız var. Ama onları çok iyi korumanız gerekiyor çünkü ölümünüz, harcamadığınız tüm ruhları kaybetmeniz anlamına geliyor. Aynı Demon’s Souls’da olduğu gibi, kaybetmiş olduğunuz ruhları geri elde etmenin tek yolu en son kayıt noktasından ölüm noktasına gitmek. Ama dikkat edilmesi gereken bir şey var; eğer bu yolda bir kez daha ölürseniz, o ruhlara hoşçakal diyebilirsiniz.

Oyunun kayıt sistemi de değişikliğe uğramış durumda. Dark Souls, Bonfire olarak adlandırılan dinlenme yerleri sayesinde oyuncuya kalıcı kayıt noktası hizmeti veriyor. Bu yerlerin diğer bir amacı da, toplamış olduğunuz ruhları, karakter gelişimi için sadece burada harcayabilmeniz. Bu nedenle kendinizi oyun boyunca “Bonfire nerde lan!” diye söylenirken bulabilirsiniz. Bonfire’larda dinlenmeniz, öldürmüş olduğunuz yaratıkların da (ana ve yan Boss’lar hariç) yeniden doğmasına sebep oluyor. Buradaki temel amaç oyunu zorlaştırmak gibi gözükse de, oyunculara tekrar tekrar ruh toplayarak kendilerini geliştirme imkanı da sunuyor. Eğer oyundan çıkmak zorunda kalırsanız ve Bonfire çok uzağınızdaysa, bazı özel eşyalar sayesinde en son dinlendiğinize ışınlanma hakkınız da var. Hatta oyunun otomatik kayıt sistemi sayesinde, karakterinizi Bonfire’da bırakmamış olsanız bile kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz. Ayrıca büyü seçimlerinizi, -eğer gereken eşyanız var ise- ekipman onarım ve geliştirme işlemlerini de sadece Bonfire’larda yapabiliyorsunuz.

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Eray Uygun

"Don't hate the player, hate the game" felsefesini takip eden Eray, Oyunfest editörlüğü dışında profesyonel hayatını da özel bir şirkette Oyun Görevlisi olarak sürdürmektedir. Rol yapma oyunlarından hoşlanır, iyi müzik dinler, Carl Sagan okur, Solid Snake'i gözlerinden öper.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir