BioShock Infinite İnceleme

BioShock Infinite’i tecrübe ettikten sonra ‘Bu oyun ise diğerleri ne oluyor?’ diye sorgulamaya başladım.

Yine olağan dışı bir yapım, yine bitmesine rağmen hala etkisinde kalınan bir eser… Irrational Game adı gibi bir oyuna daha imza attmış. BioShock serisinin varlığı için şükretmek lazım. Ben, oyunların eğlendirirken bilgi vermesi ve düşündürmesi gerektiğini savunuyorum. İçi boş kuru oyunlar bana göre değil. Alt metinler, arka planlar, göndermeler… Ben sayfalar dolusu romanları okumak yerine içlerine girmek istiyorum… Siz de benim gibi bir oyuncu musunuz? BioShock Infinite ilacınız olmaya geldi.

BioShock ve BioShock 2’de gergin anlar yaşadığımız su altı şehri Rapture’dan sonra göğe yükseliyoruz. BioShock Infinite’te ziyaret edeceğimiz Columbia, teokrasisi ile yönetilen bir ütopya. Columbia halkı kendinden olmayanları da sevmiyor. Columbia halkına göre kutsal görev yabancı akınlarına göre vatanı korumak ve tam bir şekilde inançlarına bağlı kalmak. Adı üzerinde ütopya! Bu zeplinlerle, dev balonlarla ve hava raylarıyla birbirine bağlı şekilde bulutların üzerinde varlığını koruyan şehirde her şey göründüğü kadar güzel değil. İnanç, ırkçılık, öç, isyan, sömürme, suistimal, sevgi, bağlılık, delilik, yanlış zan*, insanlıktan çıkma, suç… Columbia’da nice duygu ve düşüncenin arasında kalacaksınız. Irrational Games’in kurucu ortağı, yapımcı yönetmeni ve BioShock Infinite baş tasarımcısı Ken Levine bir beyanında ‘Oyuncular pisikopat bir alkoliğe dönüşebilir.’ demişti. Her ne kadar mübalağa yapsa da oyunu oynarken kafanızın içerisinde patlamalar yaşayacaksınız.

BioShock-Infinite-Booker-DeWitt

Amerikan Yerlilerinden olan Siyular’ın katledildiği Wounded Knee savaşında ABD safında asker olan ve sonra Pinkerton Ulusal Dedektif Ajansı ajanlığına bürünen Booker DeWitt’i yönettiğimiz BioShock Infinite’te, Columbia’da tutulan Elizabeth’i kurtarmak için bir görev alarak yola koyuluyoruz. Amacımız Elizabeth’i Columbia’dan kaçırarak New York’a getirmek ve ödemeyi almak. Bu süreçle alakalı hiçbir şey söylemeyeceğim. Zira yaşayacağınız şokları hafifletmek istemiyorum…

Columbia’nın bir şehirden öte Amerika’nın direk kendisi olduğunu söyleyebiliriz. Amerika’nın 1890-1920 yılları arasında rol oynadığı olaylar ve soluduğu atmosfer oyunun geçtiği yıla, yani 1912’ye, büyük bir ustalıkla sığdırılmış. Yapılar, karakterlerin kostümleri, dükkanların tarzları, festivaller ve silahlar gibi birçok öğe bunun en büyük kanıtı. Ek olarak oyunda steampunk’ın güzel yorumlandığı da su götürmez bir gerçek. Columbia, bizden bağımsız yaşadığını çok iyi hissettiren bir şehir. Siz sokaklarda gezerken gerek sizle veya o an gelişen ya da başka bir yerde yaşanan hususla alakalı çevrede insanlar birbirleriyle sohbet ediyor. Diyaloglar o kadar hoş ki biraz önce söylediğim gibi duygu patlaması yaşıyorsunuz. Kahkahaya boğuluyor, sinirleniyor ya da kendinizi o an ezik hissediyorsunuz. Posterler de şehrin vazgeçilmez unsurları. Gerek şehrin düzeni gerek fikir çatışmalarına dair oyunda siz ilgilendiren birçok şeyi afişlerden öğrenebilirsiniz.

BioShock-Infinite-Columbia1

Saf bir FPS oyunu olan BioShock Infinite, serisine sadık olduğu kadar yenilikçi de. Önceki BioShock’ları oynayanlar bu oyunda esip gürleyecek. BioShock’tan alışkın olunan tarzda silahlar artış gösterirken, plasmid’ler BioShock Infinite’te vigorlara dönüşmüş. Oyunun daha arcade’e çaldığını söyleyebilirim. Vigorlar çok güçlü ve kullanımı kolay. Tabi bu gücü siz sağlıyorsunuz, yani olay oynayış becerisinde. Ben en çok Undertow ve Murder of Crows’u kullandım. Murder of Crows sayesinde birden fazla düşmen üzerinize gelmeye başladığında üzerlerine yırtıcı kuzgunlar gönderiyor rahatlıyorsunuz. Zira düşman kuzgunlarla boğuşmaktan size vakit ayıramıyor. BioShock’ta 11 plasmid varken Infinite 8 vigor’a sahip. Normalde BioShock’ta en fazla 6 plasmid slotu alıp 11 tanesinden seçim yapmamız gerekiyordu. Fakat Infinite’te böyle bir sıkıntı yok. Ne zaman bir farklı vigor şişesi bulursanız için, direk o gücü elde ediyorsunuz. Ayrıca istediğiniz an vigorlar arasında geçiş yaparak eş zamanlı oyunda kullanabiliyorsunuz. Her vigor’u ve silahı da geliştirebilirsiniz.

Havada uçan bir şehir dedik Columbia için. Havada uçmasına uçuyor da öyle bildiğiniz zeminden sökülüp büyüyle havada uçurulmuyor. Baya baya buhar gücü, zeplinler ve dev balonlar sayesinde bulutlar arasında süzülüyor. Haliyle birçok yerleşim arasında ya köprüler ya da Sky-Line denilen hava rayları (ben böyle diyorum :) bulunuyor. Mıknatıs yapısıyla güçlendirilmiş bir kanca sayesinde bu raylardan kayarak seyahat edebiliyoruz. Sadece Sky-Line değil, bazı bölümlerde sadece tutunabileceğimiz binaların ve uçan gemilerin üzerinde kancalar da mevcut. Bu arada Yusuf Tazim’i de anmadan geçmeyelim. Kancamızın adı da Sky-Hook. Sky-Hook ile sadece hareket etmiyor sıcak temas anlarında düşmanların kafasına indiriyor ve hatta fatality’ler dahi gerçekleştiriyorsunuz.

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Talha Turhal

Tarih ve tarih konulu oyunların aşığı. Bu devrin adamı değil. Teknolojiyi hem seviyor hem nefret ediyor.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir