Beat The Game İnceleme

Beat The Game İnceleme

Karate Kamil efsanesiyle yakından tanıdığımız Cemre Özkurt bu sefer de müzik ve macerayı bir araya getirip Beat The Game ile karşımıza çıkıyor.

Bir zamanlar Karate Kamil efsanesi vardı. Cemre Özkurt’un tasarımını üstlendiği ve kısa bölümler halinde yayınlanan animasyon serisi özellikle o zamanların genç jenerasyonu tarafından çok sevilmişti. Hatta aradan geçen uzun yıllara rağmen bugün hala efsanenin devam etmesini bekleyen bir kesim bile var. Karate Kamil’i dördüncü bölümünden sonra devamını göremedik, ancak Cemre Özkurt ismini sık sık duymaya devam ettik. Electronic Arts, Telltale Games, Activision ve Blizzard gibi oyun dünyasının ünlü şirketlerinde görev alan Özkurt, daha sonra San Francisco’da kurduğu Worm Animation ile çalışmalarına devam etti. Bu çalışmaların bir ürünü olan Beat The Game ise Worm Animation’ın ilk projesi olarak dikkat çekiyor.

Beat The Game, sürrealist bir dünyada, belirsiz bir gerçeklik algısıyla beraber oldukça ilgi çekici bir macerayı bizlere sunuyor. Oyun içerisindeki karakterimiz Mıstık, uçan motosikletiyle çölde yolculuk ettiği sırada kaza yapar. Kazanın ardından gelişen bir takım olaylar sonucunda Mıstık kendini son derece garip bir yerde bulur. Böylece bizim de rüya ile gerçek arasındaki bu sürreal dünyadaki keşif maceramız başlar.

Beat The Game alışagelmiş bir point and click oyunu gibi görünse de karakterimizi ve kamerayı özgürce hareket ettirebilmemiz de mümkün. Oyunu oynamak için bir kontrolör önerilmesine rağmen fare-klavye ikilisiyle de rahatça oynayabileceğiniz söyleyebiliriz. Oyun gerçek anlamda başladığı zaman karşımıza iki oynanış unsuru çıkıyor. Bunlardan ilki olan ses tarayıcısı ile çevremizde ses çıkaran nesneleri bulup onların örneklerini kaydedebiliyoruz. Diğeri ise topladığımız ses örneklerini bir araya getirerek müzik oluşturmamızı sağlayan bir cihaz. Beat The Game zaten yapımcıların da söylediği gibi “yolunuzu müzik yaparak bulduğunuz bir macera oyunu” bu sebeple de oyundaki ilerleyişinizi sürdürmek için ses örneklerini toplayıp ardından bir araya getirerek müzikler oluşturmanız gerek.

Ses örneklerini büyük ölçüde tarayıcımız ile kaydetsek de çevredeki unsurlar ile etkileşime geçerek de bunu yapmamız mümkün. Örneğin etrafta bulunan nesneleri tıngırdatıp bunlardan çıkan sesi kaydedebiliyoruz. Tabi etkileşim olayı bu kadarla sınırlı değil. Bulduğumuz bazı nesneleri çeşitli ses kayıtlarına ulaşmak için kullanmamız gerekiyor. Bu nesneler envanterimizde depo ediliyor ve görüntüleyebilmemiz mümkün.  Ayrıca nesneleri kullanmak için herhangi bir hamle yapmanız gerekmiyor. Eğer çevrede etkileşime geçeceğiniz şey ilave bir nesne gerektiriyorsa oyun bu durumu size bildiriyor. Ancak o nesneyi daha önce bulmuşsanız sıkıntısız bir şekilde etkileşime geçerek ilerlemeye devam edebiliyorsunuz.

Karakterimiz Mıstık’a ek olarak oyunda bir şeyi daha kontrol etme imkanımız var. Etrafı keşfederken bulabileceğiniz bir çeşit robot ile çevrenizdeki noktaları daha ayrıntılı bir şekilde görüntüleyip işaretleyebiliyorsunuz. Bu işaretleme sayesinde çevredeki nesneleri gözden kaçırmıyor ve daha rahat etkileşime geçiyorsunuz. Oyun dünyası aşırı büyük olmasa da daha önce incelediğiniz bölgeleri ister istemez defalarca tekrardan gezecek ve eliniz boş döneceksiniz. Bu noktada robotumuzla yapacağımız işaretleme hamleleri işimizi oldukça kolaylaştırıyor. Ayrıca oyunda bulunan harita sayesinde, nerede olduğunuzu da görebilirsiniz.

Beat The Game sürreal dünyasının gece-gündüz kavramı dikkatimi çeken bir diğer husus. İlerleyişimizi sürdürmek ve çeşitli yan karakterlerle etkileşime geçebilmek için zaman dilimini değiştirmemiz gerekiyor. Tabi ki bunu yapabilmek için bazı nesneleri kullanmamız gerek. Örneğin bulacağınız mor renkteki sakız ve şeker bir maddeyi yediğiniz zaman Mıstık hayal görmeye başlıyor ve ardından bayılıyor. Böylece zaman dilimimiz değişiyor. Bunu yapmanın bir diğer yolu ise buzdolabı. Zaman dilimini değiştirmeniz buzdolabı kullanmanız oldukça ilginç bir şey, değil mi?

Beat The Game’in benim görüşümce en kuvvetli yanı oyun dünyasının tasarımı. İlk anlarımda tasarımda yapılan tercihleri son derece garip buldum, hatta bir nebze içimi kararttığını bile söyleyebilirim. Zira bilmediğim ıssız bir bölgede ne yapacağımı bilmeden tek başıma kalmak, korkularım arasında birinci sırada bile olabilir. Oyunu oynarken yüzleştiğim şeylerden birisi buydu. Sürrealist bir dünya iddiasında görsellik açısından harika iş çıkarılmış. Ki bu noktada oyunun bazı açılardan Salvador Dali ve The Walt Disney yapımı Destino animasyon filmine benzediğini belirtmeden geçmek istemiyorum. Bu durumu Steam inceleme sayfasındaki bir başka oyuncu da gözden kaçırmamış. Karakterlerin ve çevrenin tasarımı sizleri adeta bir rüyadaymış gibi hissettirmeyi başarıyor. İlaveten oyun sırasınca bizi takip eden Göz sayesinde paranoyakça düşüncelere kapılıp Harold Finch’in “İzleniyorsun.” repliğini aklımdan geçirip durdum. Oyun dünyasındaki bu tarz muamma unsurlar gerçeklik ve rüya arasında ince bir çizgide yer alan atmosferimizin iyice sağlam durmasına yardımcı oluyor. Atmosferi sağlamlaştıran bir diğer unsur da müzikler. Oynanışı müzik çerçevesinde şekillenen oyunun işitsel anlamda sağlam olması gerekir, ki Beat The Game de bunu başarıyor. Ünlü tekno müzik sanatçısı Marc Houle’un önderliğinde hazırlanan müzikler/ses parçaları takdiri hak ediyor.

Oynarken fazlasıyla keyif aldığım bir yapım oldu Beat The Game. Peki oyunun hiç kötü yanı yok mu? Öncelikle fazlasıyla kısa, bunu belirteyim. Böylesine bir kurgu ve tasarıma sahip olan bir oyunun zaten öyle saatlerce sürmesini beklemek yanlış olur, ancak yaklaşık kırk dakikada oyunu bitirmeyi başardım, yani maceranın tadı damağımda kaldı diyebilirim. Ayrıca satın aldığınız yapımlar arasında özel bir yere sahip olacak olsa da tekrar oynanılabilirliği pek yüksek değil. Ancak elbette ki bu iki durum oyundan alacağınız zevkin yanında gayet küçük birer detay.

Artık incelemenin son sözlerini söylemenin vakti geldi. Beat The Game kendine özgü çevre tasarımı, gerçeklik ve hayali karşı karşıya getiren kurgusu ve basit ama etkili oynanışı ile takdiri hak eden bir yapım. Türk oyun piyasasının gelişmesini her zamankinden daha çok istediğimiz dönemde Worm Animation imzası taşıyan yapım için tüm geliştirici ekibi tebrik etmemiz gerekiyor. Umuyoruz ki ileride bu ekibin hazırlayacağı başka güzel yapımlar da oyun sektöründe boy gösterir ve biz Türk oyuncuları bu yapımlarla övünürüz.

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 90

Karate Kamil efsanesiyle yakından tanıdığımız Cemre Özkurt bu sefer de müzik ve macerayı bir araya getirip Beat The Game ile karşımıza çıkıyor. Bir zamanlar Karate Kamil efsanesi vardı. Cemre Özkurt’un tasarımını üstlendiği ve kısa bölümler halinde yayınlanan animasyon serisi özellikle o zamanların genç jenerasyonu tarafından çok sevilmişti. Hatta aradan geçen uzun yıllara rağmen bugün hala ..

Sonuç OFD: 90.0% 90 Harika
- - - - -
Beat The Game kendine özgü çevre tasarımı, gerçeklik ve hayali karşı karşıya getiren kurgusu ve basit ama etkili oynanışı ile takdiri hak eden bir yapım. Türk oyun piyasasının gelişmesini her zamankinden daha çok istediğimiz dönemde Worm Animation imzası taşıyan yapım için tüm geliştirici ekibi tebrik etmemiz gerekiyor. Umuyoruz ki ileride bu ekibin hazırlayacağı başka güzel yapımlar da oyun sektöründe boy gösterir ve biz Türk oyuncuları bu yapımlarla övünürüz.

Oyunun Steam Sayfası:
http://store.steampowered.com/app/543100

Benzer Yazılar

Darwin Project İlk Bakış

Darwin Project İlk Bakış


Darwin Project İlk Bakış

Burası Sörbaybır, burda şaka yookh, her şey gerçek! İnsanlar genelde bıkkınlık veren ve yanlış addettikleri şeyleri nitelerken "milletçe şöyleyiz, milletçe yaptık, milletçe *****" gibisinden tabirler kullanmaya gittikçe alıştılar. Doğrudur veya yanlıştır, beni alakadar etmiyor zira bu girizgahı...

Call of Duty: WWII İnceleme

Call of Duty: WWII İnceleme


OFD: 73.0%

Call of Duty: WWII İnceleme

OFD: 73.0%

Call of Duty: WWII ile modern savaş, hatta uzay savaşları konseptini bir yana bırakıp serinin çıkış noktasına, İkinci Dünya Savaşı'na dönüyoruz. Call of Duty serisi son birkaç oyundur gelecek savaş deneyimini oyunculara sunmayı tercih ediyordu. 2011'de çıkış yapan Modern Warfare 3'ün ardından...

ELEX İnceleme

ELEX İnceleme


OFD: 79.0%

ELEX İnceleme

OFD: 79.0%

Gothic serisinin ruhani devamı, 2017’nin son çeyreğine sert bir giriş yapıyor Hikayemiz Magalan isminde, dünya benzeri bir gezegende başlar. Magalan, bundan 50 sene kadar evvel, devasa medeniyetlere ve ileri teknolojiye sahip insanların yaşadığı bir gezegendir. Derken göklerden yıkım gelir...

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz