Assassin’s Creed’i Tekrar Zirveye Çıkarmanın Yolları

Assassin’s Creed hala popüler olsa da eski günlerdeki şanını büyük oranda kaybetmiş bir seri. Peki Ubisoft bu seriye tekrardan güzel günler yaşatmak için nasıl adımlar atmalı?

PC Gamer’dan Andy Kelly çok güzel fikirlerle konu hakkında bir şeyler yazmış. Ben de hem Andy’nin hem de kendi düşüncelerimi barındıran bu yazıyı sizlere sunmak istedim. Hazır mısınız, başlıyoruz…

Dünyada ve ülkemizde büyük bir hayran kitlesine sahip olan oyunlardan birisidir Assassin’s Creed. Tarihi içeriği, herkesin sahip olmak istediği Kartal Görüşü, dövüş ve ileri parkur yeteneği gibi özellikleriyle kendini çok sevdiren bu seri maalesef bir süredir düşüş yaşıyor. Assassin’s Creed Revelations ile Ezio Auditore’nin hikayesinin oyun anlamında bitmesi ve ardından gelen karakter Connor Kenway’in Ezio’ya oranla bekleneni verememesi; oyunun gayet güzel dinamikler barındırmasına rağmen Ubisoft’u derin düşüncelere itmişti. Ardından Black Flag ile gelen Edward Kenway kişilik olarak beğenilmiş ve yeni getirilen oynanış özellikleri takdir edilmişti. Peki bir suikastçı gördük mü? Hayır, Assassin’s Creed Black Flag’de tam anlamıyla bir suikastçı göremedik. Ardından zurnanın zırt dediği yer: Unity. Sanırım uzun uzun konuşmamıza gerek yok. Son olarak da Ubisoft’un bu sene piyasaya süreceği ve belki de kaderini belirleyecek olan oyun Syndicate.

Syndicate aslında Ubisoft için değişiklik sinyallerinin verildiği bir oyun. Oyunun resmi olarak duyurusunun yapıldığı 12 Mayıs’ta gelen videolarda Ubisoft Unity’de yaptıkları hatalara gösterilen tepkileri sergilemiş ve kötü gidişatı kabullenmişti. Geçtiğimiz günlerde de oyunları optimize etmek için çalışmalar yürüten Simplygon’un, Ubisoft’un AAA seviyesindeki oyunlarını optimize etmeye yardımcı olacağı açıklanmıştı. Her ne kadar hatalar kabullenilse ve düzeltilmek için adımlar atılsa da oyunların bekleneni verememesinin bazı “ana” sebepleri mevcut. İsterseniz hep beraber bu sebepleri inceleyelim.

ac unity

Daha Küçük Bir Geliştirme Ekibi

Assassin’s Creed Unity’nin baş yapımcı şirketi Ubisoft Montreal olsa da oyunu tam olarak on stüdyo geliştirdi. Syndicate’ı da toplamda dokuz stüdyo geliştiriyor. Çok sayıda beyin iyi fikirler üretebileceği gibi karışıklıklara da yol açabiliyor ve bir ipte birden fazla cambazın oynayamayacağı bir gerçek.

Bu karmaşıklığın bir sonucu olarak ortaya kararsız ve uyumsuz bir oyun çıkıyor. Bir açıdan baktığınızda oyun iyi görünebilir, ancak bakış açınızı değiştirip oyunun başka taraflarını incelediğinizde büyük kusurlar keşfedebilirsiniz. Örneğin Assassin’s Creed III’deki Homestead görevleri ve Revelations’daki tat vermeyen Den Defense olayı büyük ihtimalle alt stüdyolar tarafından geliştirilmiş içerikler arasındalar. Daha iyi bir çalışmayla çekici hale getirebilecek bu içerikler maalesef Ubisoft’un seri için uyguladığı böl ve yönet politikası yolunda yitip gittiler.

Assassin’s Creed serisi daha merkezi bir stüdyo anlayışının çok faydasını görebilir. Daha küçük bir ekipten kastımız kesinlikle bağımsız oyun ekipleri tarzında bir şey değil. Bu çapta yapımlar için gereken çalışan sayısı oldukça fazla ve işlerinde uzman olmaları gerekiyor. Bir oyun üzerinde on stüdyonun çalışması yerine tek ve yeterli bir ekibin çalışması daha mantıklı olacaktır. Ayrıca Ken Levine veya Hideo Kojima gibi geliştirdikleri oyunlara kendi kontrollerini ve bakış açılarını yansıtan bir önder de doğru bir seçim olabilir.

Daha Uzun Bir Geliştirme Aşaması

En önemli sorun mu? Belki de. Yukarıda serinin yeni üyesi üzerinde kaç stüdyonun çalıştığını belirttik. Her ne kadar bu kadar stüdyoya neden ihtiyaç olduğu açıklanmasa da sebebini malum. Her yıl bu kadar geniş çaplı bir oyun çıkarmak tek stüdyonun üstesinden gelebileceği bir iş değil. Ubisoft genel anlamda bir şirket ve şirketlerin amacı para kazanmaktır. Assassin’s Creed serisinin de şirketin altın yumurtlayan tavuğu olduğu düşünülünce daha uzun sürede oyun çıkarmanın getireceği zarar belli oluyor. Kısa sürede çıkarılan yapımın amacı da oyuncular için gereken memnuniyeti sağlamak yerine şirket içi kar etmeye dönüşüyor.

Seriye yeni gelen oyunların çapı Unity ile belli bir oranda artış göstermişti ve bir yıl içerisinde oyunu yetiştirebilmek için çok sayıda stüdyo Unity’de çalışmaya başlamıştı. Ancak bu kadar stüdyo bile oyuna yetişmekte zorlanmış hatta oyunun çıkış tarihi bile biraz ertelenmişti. Oyun çıktığında da bug-glitch sayısı uçup gitmiş, optimizasyon yerlerde ve genel hikaye yarım yamalaktı.

Hal böyle olunca Ubisoft için atılabilecek en iyi adım Rockstar’ın yolundan gitmek gibi görünüyor. Zira GTA IV ve GTA V arasında beş yıllık bir fark var ve iki oyunun başarısı ortada. Ubisoft her Assassin’s Creed oyununu duyururken “şu kadar yıldır oyunu geliştiriyoruz” dese de esas zaman dilimi son bir yılı kapsıyor. Yani şirketin en büyük ihtiyacı geliştirmeye daha fazla zaman tanıyarak daha iyi bir oyun geliştirmek.

ac ezio
Yeni Bir Şablon

Bir serinin diğer oyunlarında önceki yapımların özelliklerini taşımak kadar normal bir şey yoktur. Ancak Assassin’s Creed’de bazen bunun abartıldığı oluyor. Her oyun yeni oynanış özelliklerini getirse de yaptığımız görevleri bir incelemek gerek. Hep aynı türde şeyler. Örneğin seride artık görmekten sıkıldığımız görev türü: adamın peşine takılıp takip et, gerekli bilgiyi al veya ulaşman gereken yere ulaş. Bu ve bunun gibi birkaç görev gerçekten oynarken insanı yıldırıyor. Evet suikastçı isek yeri geldiğinde birinin peşine takılmamız, gizlice dinleme gerçekleştirmemiz gerekecek. Ama bu görevler daha oynanabilir hale gelmediği sürece oyuncular tarafından her zaman büyük bir isteksizlikle gerçekleştirilecek.

Assassin’s Creed III ile seride denizciliği tanımıştık. Bu dev özellik Black Flag’de oldukça kapsamlı bir hal almıştı ve suikastçı yaşamını biraz sekteye uğratsa da gerçekten oldukça zevkliydi. Fransız İhtilali sırasında denizci olamayacağımız için Ubisoft bir yandan da Rogue’u sunarak başka limanlara yelken açmamızı sağlamıştı. Üzerinde oldukça düşünülen ve kapsamlı bir hal alan bu özellik oyuncular tarafından genel olarak sevilmişti. Fakat Ubisoft bir şeyi unutmuştu: Kara. Denizler çok güzel imkanlar sunsa da karada gerçekleştirebildiklerimiz hala aynıydı: Birkaç toplanabilir eşya, senkronizasyon noktaları, kolay dövüşler, para harcama imkanları gibi. Seriyi eski ihtişamına kavuşturacak yeni bir şablon oluşturmanın zamanı da geldi de geçiyor.

Assassin’s Creed Syndicate yeni şeyler barındırıyor. Rope Launcher, geri dönecek olan modern zaman hikayesi, iki karakteri yönetecek olmamız gibi şeyler gerçekten güzel, fakat yukarıda belirttiklerimiz bu oyunda da geçerli olursa maalesef beklenen tadı gene alamayacağız.

Değişmesi Gereken Anlayış

Assassin’s Creed büyük bir seri. Hatta oyun dünyasındaki en sağlam fikirlerden birkaçını da barındırıyor. Tarihi bu şekilde işlemek gerçekten mükemmel bir düşünce. Hep hayalini kurduğumuz geçmişe gidebilme becerisini sunan Animus, Cennetin Parçaları, Glifler, günümüz hikayesi ve İlk Medeniyet gibi unsurlar seri için büyük anlam ifade ediyor. Ancak Ubisoft bunu pek önemser bir halde değil. Oyunlara eklenen gizemli ve merak uyandırıcı şeyler kesinlikle yeterli değil. Unity günümüz hikayesi barındırmadığı, birkaç sinematikten ibaret olduğu için oyunun hayranları tarafından büyük eleştiriler almıştı.

Ubisoft seriye para kazandıran bir ürün gözüyle bakıyor. Abartılı özel sürüm fiyatları, son oyunlarda gerçek para öde bir adım önde ol sisteminin benimsenmesi bunu fazlasıyla belli ediyor. Yazıda daha önce de belirttiğimiz gibi şirketlerin amacı doğal olarak para kazanmaktır, evet. Ama hitap ettiğiniz kitleye de belli bir değer vermeniz gerek. İyi geliştiremediğiniz bir oyun için özür dileyip bir DLC’yi bedava yaparak zedelenen imajınızı kesinlikle düzeltemezsiniz. Serinin büyük bir potansiyeli var. Bu potansiyele ulaşılması her iki taraf için de fazlasıyla tatmin edici olacaktır.

Farklı Bakış Açısı

Suikastçılar ve Tapınakçılar arasındaki sonu gelmez savaş serinin bel kemiğini oluşturuyor. Ancak Suikastçılar’ın iyi, Tapınakçılar’ın da kötü taraf olduğu algısı son zamanlarda zayıflamış durumda. Haytham Kenway ile Tapınakçılar’a karşı oluşan sempati duyma akımı Assassin’s Creed Rogue ile ilerlemeye devam etmişti. Gelen diğer oyunlarda suikastçıların yeterince iyi tanıtılamaması ve suikastçılığa mesafeli yaklaşan ana karakterler bulunması da bir nevi Tapınakçılar’ın ekmeğine yağ sürmüştü. Oluşan bu kötü dengeyi değiştirmek için de yapılması gereken çok basit: hikayeyi her iki taraftan da gözlemlemek.

Assassin’s Creed Syndicate ile suikastçı ikizler Evie Frye ve Jacob Frye’ı yönetme imkanı bulacağız. Ubisoft aslında iki karakter olayını çok daha farklı bir boyuta taşıyarak karakterlerden birisini Tapınakçı yapabilirdi. İki tarafın da doğru ve yanlışlarını gözlemlemek güzel bir özellik olurdu. Nitekim Suikastçı ve Tapınakçı arasındaki savaş seri devam ettiği sürece son bulmayacak. Bu savaşta da safımızı doğru seçebilmek için tarafsız bir şekilde hem Suikastçılar’ı hem de Tapınakçılar’ı görmemiz gerek.

Yazarın Notu: Ubisoft kötü gidişin farkında olsa da bizim yukarıda belirttiğimiz yanlışlarını düzeltmesini beklemek gerçekçiliğin boyutlarını biraz aşabilir. Şirketin seri için yıllardır devam ettirdiği bir felsefe var ve bundan vazgeçecek gibi görünmüyor. Hal böyle olmasına, seri belki de rutin oynanışına devam edecek olmasına rağmen hayranlar hala oyunu satın almaya devam edecek. Umarız Ubisoft en azından sadakati yüksek hayranlarının hatrına attığı adımları bir kez daha gözden geçirir.

Assassin’s Creed oyunları hakkında daha fazla bilgi için www.assassinscreed1092.com adlı siteye bakabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş :

Yayınlayan

Gökhan Uçar

Yazılım Mühendisliği öğrencisi, kendi çapında okur, video oyun ve havacılık sevdalısı bir özgür insan.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir