Assassin’s Creed Origins İnceleme

Assassin’s Creed Origins İnceleme

Assassin’s Creed Origins ne vaat ediyor? Her sene bir oyun sistemi terk edilerek uzun vadede geliştirilen oyun ne kadar başarılı?

“Geç olsun, güç olmasın, biz bağımsız bir oyun sitesiyiz” sloganları eşliğinde çıkışından aylar sonra Assassin’s Creed Origins incelemesi ile karşınızdayız. Belki birçoğunuz oyunu edindi bitirdi bile, belki de hala birilerinin bir şey demesini bekliyorsunuz… Bir de bizden dinleyin.

Assassin’s Creed oyuncuları olarak geri yaslanıp, sakin bir kafayla düşünüp, bir gerçeği kabul etmemiz gerekiyor. Assassin’s Creed oyunlarında hiçbir zaman gerçek bir suikastçı ile oynamadık. Karakterlerimizin hepsi birer savaşçı idi ancak işlerini gizlilikle yapmaya özen gösteriyorlardı. İlk oyunda Altair de böyle idi son oyunda Bayek de böyle. Neden direkt bu gerçekle giriş yapıyorum yazıya? Çünkü ortadaki sanat eseri birçok açıdan eleştiri yağmuruna tutulmuş, yahu “çöp” diyen dahi var. En çok yer kaplayan eleştiri cümleleri bu cepheden gelmiş, ana karakter Bayek’in bir suikastçı olmadığı belirtilerek çok ağır ithamlarda bulunuyor. Şimdi gelin oyun ne sunuyor ona bir bakalım, “çöp” diyenler ne kadar haklı bir görelim.

Assassin’s Creed bildiğiniz üzere geçmiş ve geleceğin harmanlandığı dünyamızda geçen ama fantezi bir şekilde kurgulanmış dünyamızda geçen bir oyun serisi. Assassin’s Creed Origins de bu mirası sürdürüyor. Oyunun büyük bir çoğunluğu tarihin tozlu sayfalarında geçtiği gibi günümüzde de geçen kısımları mevcut. Ben de oyundaki ağırlığı nispetince her iki tarafa da değineceğim. Oyunun adından da anlaşılacağı üzere köke iniyoruz. İkinci oyun sonrasında çıkan geçiş oyunu Brotherhoods’u birçoğunuz oynamışsınızdır, işte burada ciddi anlamda karşımıza çıkan suikastçıların kardeşliğinin köklerine iniyoruz AC Origins’te. Bu topluluğun siyasi bir yapı olarak belirmesi, hani duyarsınız tarih derslerinizde “x lider düzenli ordu kurdu ve yükselişi sağladı” diye, heh işte suikastçıların o çapa erişmesi nasıl gerçekleşti, ilk kıvılcım nasıl ortaya çıktı bunu öğreniyoruz. Peki ama nasıl öğreniyoruz?

Milattan önce 49 yılına gidiyoruz. Antik Mısır’dayız. İskender sonrası bölgede hakim olan Helen kökenli Ptolemy hanedanının hüküm sürdüğü, Yunan kültürünün Mısır kültürüyle karıştığı bir dönemdeyiz. Bölgenin etnik gruplarından olan Nubiler’e mensu bir karakteri, Bayek’i yönetiyoruz. Kendisi Eski Krallık döneminden kalma Medjay sisteminin son üyelerinden. Medjay’lık bir nevi polislik, Mısır’ın, Firavun’un koruyucusu demek kısaca. Bayek, trajik gelişmeler sonucu zorlu ve kendinden sonraki nesilleri de ciddi şekilde etkileyecek bir mücadelenin peşine düşüyor. Bu mücadelede gerek yerli gerek uzak diyarlardan Mısır’a gelen helen ve latin kökenli insanlarla savaşıyor yahud arkadaş oluyor.

Assassin’s Creed serisi Origins ile radikal değişimler yaşamış durumda. Oynanıştan tutun da oyuncu arayüzüne, tenik açıdan büyük sıçrayışlardan sunuma kadar büyük radikal değişimler. Bu zamana kadar çıkmış, serinin en iyi oyunu olduğunu dahi söyleyebilirim. Tabi bu cümleleri okurken bazılarınız bir hayli sinirlenecek. Manevi olarak benim favorim hala birinci oyun, bu açıdan problem yok, kimileri için de Ezio’nun serüvenleri böyle. Ama oyunun, oyun teknolojileri ve sunduğu içerik bakımından yaptığı sıçrayışı gözardı edemeyiz. Yükleme ekranı olmadan devasa Mısır haritasında olaşabiliyor, gördüğünüz yerlere gidebiliyorsunuz. Kendini tekrar ettiğini söyleyemeyeceğimiz görevler, değişen karakter geliştirme özellikleri, kullanılabilir birçok silah çeşidi, zengin içerik… Saymakla bitmeyecek bu yenilik ve geliştirmeler benim nezdimde AC Origins’i başka bir kefeye koymaya yetiyor.

Assassin’s Creed Origins’in beni en çok cezbeden yanı harika tasarımı. O antik dönemin Yunan kültürü ile karışmış olan Mısır coğrafyası öyle güzel oyuna eklenmiş ki bu zamana kadar hiçbir oyunda böyle bir içerik görmediniz. Hatta öyle ki oyunda belgesel kısmı da mevcut. O moda girince oyunluktan çıkıp interaktif bir tarih belgeseline dönüşüyor oyun. Oyunlar zararlı sözlerini boğulurcasına, kusarcasına tekrar eden bilinçsizlerin yüzüne çalacaksın bu eseri. Piramitler, Nil ve Deltası, devasa tarihi yerleşimler, tapınaklar, sizden bağımsız yaşayan bir dünya… Dönem o kadar iyi yansıtılmış ki, oyunu incelemek yerine bir dijital mühendislik başarısı olarak bu oyun hakkında size düzinelerce paragraf metin yazabilirim ama kısa kesmem lazım.

Oynanıştaki yeniliklere ve gelişmelere biraz daha detaylı göz atalım. Haritanın çok geniş ve zengin içeriğe sahip olduğu belirtmiştim. İşte bu bollukta istikametimizi daha çok retro oyunlardan ve son dönemde The Elder Scrolls serilerinden alışık olduğumuz ekranın üzerindeki pusula ile daha kolay çiziyoruz. Mini haritamız yok, önceden de yoktu zaten ama şimdi bir pusulamız var. Bineklerimiz için akıllı sürüş desteği var, o koca haritada etrafı göre göre gideyim derseniz parmağımız yorulmasın diye GTA/Far Cry serisinden aşina olduğumuz özellik AC Origins’te de boy gösteriyor. Nil, Mısır için tanımsız bir öneme sahip, Eski Krallık’a ait kalıntılar yer yüzünde ve altında var olduğu gibi Nil’in içinde de gizli, deniz altında da diğer Assassin’s Creed serilerinde olmadığımız kadar vakit harcıyoruz ve özgürüz. Bayek’in dövüş dinamikleri çok detaylı bir şekilde özelleştirilebiliyor, yan görevleri yaparak, sindirerek ilerlerseniz oyunun sonuna doğru bir kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir savaş makinesine dönüşüyor. Bayek’e, bize, harika bir yoldaş yarenlik ediyor. Adı Senu, o bir tavşancıl, atmaca da diyebilirsiniz, bu adı çok duymamış olabilirsiniz. Onun sayesinde pek de eagle vision’ı aramıyorsunuz. Son olarak yükseltilere çıkıp haritayı gözleyip gizemleri açık etme zorunluluğu kalmış, haritada yeni bölge sınırına girdiğiniz an her şey açık ama çözülmeyi bekleyen bir soru gibi haritada beliriyor. Yükseltilere çıkıp gözlem yapmanız Senu’ya yarıyor, onu tecrübelendiriyor.

Assassin’s Creed Origins’te içeriği çok çok zenginleştiren, eğlenceyi artıran iki detay mevcut. Gladyatör arenaları ve at arabası yarışları! Evet, oyun içinde oyun, son dönemde çok karşılaştığımız içerikler ve AC Origins’te de bu detayların olması çok güzel. Ana görevlere ve yan görevlere başlamadan, yılların verdiği ön görü ile bu yerlerde sabırlı bir şekilde sona ulaşırsam ödüllendirileceğim dedim kendi kendime. İyi ki demişim erkenden karakter seviyeme uygun ödüller kazandım ve oyun daha zevkli bir hal aldı. Ödüller dediğim de yeni binek, kostüm ve silahlar. Oyun bu yönden çok zengin, ama ne yazık ki tasarımları muazzam olan içeriklere erişmek sıkıntı. Zira mikro ödemelerle yahud oyunun özel sürümleri ile geliyorlar.

İçeriğin zenginleştiği bir diğer husus da oyunun günümüzde geçen kısmı, birçok bilgiye ama yine kafalarda soru işaretleri oluşturacak yeni deryalara açılıyoruz. Layla Hassan, kendisiyle ilk defa bu oyunla karşılaşıyoruz. Abstergo’da çalışıyor ve Animus’u modifiye etmiş durumda. Mısır’daki çalışmalarında kendi Animus’unu kullanıyor. Onun da hayatı daha öncekiler gibi buhrana sürükleniyor. Daha fazlasını oyunu oynadığınız zaman kendiniz öğrenirsiniz. Zira zamanında Desmond’la Warren Vidic’in PC’sinden bir şeyler elde etmek için takla atardık, bu sefer özgürsünüz Layla’nın PC’si emrimize amade…

Far Cry 5 gibi Assassin’s Creed Origins de beni şaşırttı. Gerçekten oyun başarılı bir şekilde optimizasyon süzgecinden geçmiş. Belli başlı ayarlamalar ile kaliteden ödün vermeden o güzel Antik Mısır coğrafyasında saatlerce takılabiliyorsunuz. Hele o müzikler, o egzotik müzikler… Teknik açıdan da çok başarılı bir oyun yani. Öyle ki gövde gösterisi yapar gibi oyuna bir özellik eklenmiş. Oyun içi çektiğiniz ekran görüntülerini aynı Middle-earth: Shadow of Mordor serisinde olduğu gibi düzenleyebiliyor artı o çektiğiniz fotolar yer yer haritayı açtığınızda ekranda beliriyor. Sizin gibi başkalarının da çektiği fotolara bakabiliyorsunuz. Hazır “başkaları” dedim şu detayı da vermeden geçmeyim; oyunda multiplayer yok. Yerinde bir karar. Ancak bazı ortak faaliyetler ve yer yer bulduğunuz cansız bedenlerin, ki bunlar diğer oyuncuları temsil ediyor, öcünü alabiliyorsunuz. Yani küçük internet vesilesiyle etkileşimli içeriklerle oyun tatlandırılmış.

Son sözlerimi söylemeden önce karakterimiz Bayek’e de birazcık değinmek istiyorum. Seride Altair, Ezio ve Haytham Kenway sonrası elle tutulur karakter kıtlığı var diyordum Bayek geldi iyi oldu. Bayek de profil olarak dolu, gerek amacı gerek sonra doğru büründüğü hal onu seride hatırlanacak bir konuma yükseltiyor benim nezdimde. Ama yine de beğenmeyenler olmuş. Bilemiyorum, doyumsuzluk had safhaya ulaştı, içerisinde bulunduğumuz zamanın bir yan etkisi olmalı sanırım. Tamahkarlık hiç olmadığı kadar revaçta. Bir başka sıkıntı da önceki serilerden bu yana merak edilen ve boşlukta kalan soruların cevap bulamaması. E haliyle olacak LOST modunda ilerliyor seri, bir anda her şeyi söyleseler bu altın yumurtlayan tavuktan, kazdan olmak demek. Bir soru cevap bulurken yeni gizemler açığa çıkıyor…

Ubisoft’a kim o sihirli değneğini dokundurdu bilmiyorum ama iyi olmuş. Gerek Far Cry 5 gerek Assassin’s Creed Origins ile başarılı bir çizgi yakaladığını söyleyebilirim. Assassin’s Creed Origins, vaat ettiği; kardeşliğin köklerine inme sözünü başarılı bir şekilde yerine getiriyor. Bunu yaparken buram buram tarih kokan o başarılı atmosferi ve sunumuyla dijital oyunların dönemimizin birer sanat eseri olduğunu, haykırıyor adeta. Assassin’s Creed ailesi başarılı bir üyeye daha kavuştu. Oyun sınıfı kesinlikle geçiyor ve dijital kütüphanelerde yer edinmeyi hak ediyor.

Harika!
Harika! Bayıldım Asfdsaf:D Şoktayım! Yapma Bunu! Bu Ne Şimdi!
2
Bu yazıyı paylaş :
Genel Ortalama 85

Assassin’s Creed Origins ne vaat ediyor? Her sene bir oyun sistemi terk edilerek uzun vadede geliştirilen oyun ne kadar başarılı? “Geç olsun, güç olmasın, biz bağımsız bir oyun sitesiyiz” sloganları eşliğinde çıkışından aylar sonra Assassin’s Creed Origins incelemesi ile karşınızdayız. Belki birçoğunuz oyunu edindi bitirdi bile, belki de hala birilerinin bir şey demesini bekliyorsunuz… Bir de ..

Sonuç OFD: 85.0% 85 Harika
90 70 84 85
Assassin's Creed Origins, vaat ettiği; kardeşliğin köklerine inme sözünü başarılı bir şekilde yerine getiriyor. Bunu yaparken buram buram tarih kokan o başarılı atmosferi ve sunumuyla dijital oyunların dönemimizin birer sanat eseri olduğunu, haykırıyor adeta.

Oyunu temin etmemize yardımcı olduğu için http://www.playstore.com 'a teşekkür ederiz.

Benzer Yazılar

No Man’s Sky’ın Next İsimli Yeni Güncellemesi Detaylandırıldı

No Man's Sky'ın Next İsimli Yeni Güncellemesi Detaylandırıldı


No Man's Sky'ın Next İsimli Yeni Güncellemesi Detaylandırıldı

No Man's Sky'ın şimdiye kadarki en büyük güncellemesi olacak 'Next', içerdiği özellikler sayesinde oyunu baştan aşağı yenileyecek. 2016 yılının en merakla beklenen, en çok konuşulan ve belki de en çok hayal kırıklığına sebep olan yapımlarından biriydi No Man's Sky. Sahip olduğu kentilyonlarca...

The Spectrum Retreat İnceleme

The Spectrum Retreat İnceleme


OFD: 75.0%

The Spectrum Retreat İnceleme

OFD: 75.0%

The Penrose Oteli'ne hoşgeldiniz, lütfen tatilinizin tadını çıkarın(!) Bundan iki yıl önce Dan Smith isimli 18 yaşında bir genç, geliştirdiği oyun prototipi sayesinde Genç Oyun Tasarımcıları kategorisinde BAFTA Ödülü kazanmayı başarmıştı. "Spectrum" adını verdiği bulmaca tarzındaki oyun...

Darksiders III’ün Çıkış Tarihi Açıklandı, İnanılmaz Koleksiyoncu Sürümleri Duyuruldu!

Darksiders III'ün Çıkış Tarihi Açıklandı, İnanılmaz Koleksiyoncu Sürümleri Duyuruldu!


Darksiders III'ün Çıkış Tarihi Açıklandı, İnanılmaz Koleksiyoncu Sürümleri Duyuruldu!

Bendeki hype tavanı deliyor, o kadar diyeyim Darksiders, oyuncular olarak hepimizin bildiği, kimimizin bayılıp kimimizin nefret ettiği serilerden. Ben ise bu gruplandırmada seriye bayılan tarafta yer alıyorum. Nedeni ise muhtemelen bu çizgi roman tadındaki dünyanın, Joe Madureira'nın elinden...

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir